24 Aralık 2007 Pazartesi

Gaziantep

1994 yılında üniversite sınav sonuçları açıklandığında Gaziantep Makine Mühendisliğini kazandığımı öğrenince ilkönce Güneydoğu' ya gideceğim için biraz ürktüm. Fakat bu belki de benim için güneydoğu mutfağını keşfetmek için bulunmaz bir nimetti. Kayıt için üniversiteye gittiğimde 1986 yılına kadar ODTÜ’nün bir kampusu olan üniversitenin daha sonra ayrıldığını öğrendim. Kayıt esnasında 17 yaşında, 70 kilo ve 1,85 boyundaydım. 1999’da mezun olduğumda kilo 85’e çıkmış, 2003 yılında Antep' ten kesin olarak ayrıldığımda ise 100 kiloya ulaşmıştım, boy ise 1,88’de kalmıştı.

Antep belki de Türkiye' nin en güzel mutfağına sahip şehir. Şehirde kasap, manav ve fırın genelde hep yan yana oluyor. Üniversite yıllarımızda benim gibi damağına düşkün Edirneli Alper kardeşim (Mağara adamı) ile birlikte Binevler' deki fırını mesken tutardık. Önce manavdan domates, biber, sarımsak ve maydanozumuzu alır, kasaba gider 10 lahmacunluk iç hazırlamasını söylerdik. Önce sebzeler zırhta çekilir, daha sonra buna tuz ve biber salçası eklenir, en son olarak ta yağlı koyun eti konulur. Hazırlanan içi alıp bu seferde son durağımız olan fırına götürdük. Gide gele artık ahbap olduğumuz fırının üst katındaki odunluğunda bizim için ufak bir masa hazırlanır, fırından çıkan lahmacunlar sıcak sıcak masamıza getirilirdi.

Fırın dediysem burayı kesinlikle lokanta filan sanmayın. 3-5 kişinin çalıştığı, tırnaklı pide ve açık ekmek yapan, dışarıdan gelen iç ile lahmacun yapan veya yine dışarıdan getirilen tepsiyi pişirerek yanında açık ekmek satan basit bir ekmek fırını burası. “Ustaaa annem selam söyledi, patlıcan kebabı iyi pişecekmiş” diyerek evin çocuğu annesinin hazırladığı tepsisini fırına bırakır, 45 dakika sonra sıcak sıcak evine götürürdü. Yanında da lavaş ekmeği veya tırnaklı ekmek denilen pideden alınır.



Biz burada seneler boyu lahmacun, tepside hazırlanan patlıcan kebabı, soğan kebabı yemişizdir. Odun fırınının içinde yavaş yavaş pişen patlıcan kebabı lokantalarda mangalda yapılanlara çok daha lezzetlidir. Burada bende patlıcan kebabı yapmasını öğrendim ve eşimin ailesi ile ilk tanışmaya yazlıklarına gittiğimde bizler gibi löplöpçü olan ailesine kendi ellerimle hazırladığım patlıcan kebabından yaptım, yedirdim. Patlıcan kebabının eti yağlı koyun etine sadece bolca tuz ve su eklenerek hazırlanır. Daha sonra 7-8 cm uzunluğunda patlıcanlar kesilir. Tepsinin içerisine bir kıyma – bir patlıcan dizilerek, üzerine patlıcanların pişmesi için yarım bardak su dökülür ve tepsinin ortası boş kalacak şekilde üstü kapatılarak fırına verilir. Yarim saat sonra tepsinin orta kısmına yıkanmış ve dörde bölünmüş domatesler ve yeşil biberler konulur ve bu sefer üstü kızarması için kapatılmadan tekrar fırına verilir. 15 dakika sonra da, kişi sayısına göre 5-6 adet lavaş alınıp eve getirilir. Bu lezzetli yemekten sonra Özenç' in ailesinin gönlünü içten fethettim. Gaziantep’ten getirdiğim İmam Çağdaş' ın özel kare baklavası da bu damak çatlatan lezzet patlamalarının üzerine tabiri caiz ise cila oldu.

Neyse biz Antep’e geri dönelim. Kebapları kadar yöresel yemekleri de çok meşhurdur Gaziantep’in. Fakat her nedense yöresel yemekleri o zamanlar her yerde bulmak mümkün değildi. Yuvalama, Abagannuş, Beyran, Siveydiz, Analıkızlı, yoğurtlu orman kebabı gibi yöresel yemekleri genelde sınıf arkadaşlarımızın evinde annelerinin hatta ananelerinin yaptığı zamanlarda yiyebilirdik. Bunların içinde en güzeli yuvalamadır. Pirinç iyice dövüldükten sonra kıyma ile karıştırılıp nokut büyüklüğünde köftecikler yapılır. Nohut ve siyah löp et ile birlikte bu köftecikler sıcak yoğurtlu bir yemek şeklinde sunulur. Yapılması çok zahmetli olduğundan restaurantlarda kolay kolay bulamazsınız. Sadece yöresel yemek yapan bazı lokantalarda vardır. Aşina Restaurant şehirdeki en iyi yöresel yemek yapan yerdir.

Patlıcan kebabı, soğan kebabı, altı ezmeli kuşbaşı, sebzeli lahmacun gibi kebapları yemekleri ise değil Antep' in belki de Türkiye' nin en eski, en kaliteli, en güzel kebaplarını ve baklavasını yapan İmam Çağdaş'ta yerdik.

1898 yılından beri kalenin arkasında uzun çarşı üzerinde hizmet veren bu kebapçıda masalarında örtü yoktur, ayran tas içerisinde servis edilir, kebaplar metal tabakta getirilir ama kuşbaşı etin ve özel kare baklavanın lezzetini hiç bir şeye değişemezsiniz. Sırf bu restoranda yemek yemek için Antep' ten ayrıldıktan sonra İstanbul' dan ucuz havayolu şirketleri ile hafta sonluğuna gittiğimi bilirim. Burada ödediğiniz hesapta yanılma olmaz, bir gün beklemiş baklava önünüze konmaz, müşteriye olan ilgi alaka kesinlikle eksik olmaz. Buradaki farklı lezzetin sırrı ise çalışanların ayrıntılara verdikleri önem ve işlerini çok severek yapmalarıymış.

Masaya oturur oturmaz daha size sorulmadan ücretsiz olarak maydanoz, limon ve doğranmış turp getirilir. Her gittiğimde önden bir lahmacun alırım. Lahmacun Antep' te yukarıda bahsettiğim gibi soğanlı değil sarımsaklı yapılır. Lahmacunun yanında mutlaka maydanoz ve limon gelir. Siz kendi isteğinize göre, maydanoz, kırmızı pul biber ve limon ile lezzetlendirip mideye indirebilirsiniz. İsterseniz garson size közlenmiş ve kabukları soyulmuş patlıcan da getirebilir. Közlenmiş patlıcanı lahmacunun içine koyarsanız bu Söğürmeli Lahmacun olur. Bundan tadına bakmanızı şiddetle tavsiye ederim. İki domates, iki yeşil biber, 1 demet maydanoz, bir yemek kaşığı biber salçası, 200 gr koyun eti ve tuz-karabiber ile sizde evinizde şahane bir Antep usulü lahmacun ziyafeti çekebilirsiniz. Bu oranları eşit miktarlarda artırıp arkadaşlarınıza da lahmacun partisi verebilirsiniz. Ben geçtiğimiz aylarda Kazakistan’da 20 kişilik bir arkadaş grubuma kendi ellerimle lahmacun içi hazırlayıp, bir Türk restoranında pişirtip yedik.


Lahmacundan sonra alinazik veya altı ezmeli kuşbaşıyı tavsiye ederim. Alinazik, közlenmiş patlıcanların sarımsaklı yoğurt ile karıştırılıp üzerine kıyma veya kuşbaşı şiş çekilmesi ile yapılıyor.

Altı ezmeli ise közlenmiş domatesin püre haline getirilip üzerine ince ince kesilmiş yeşil biber konulması ve üzerine de kuşbaşı şiş çekilmesi ile yapılıyor. Sıcak sıcak gelen lavaşınızın içine dürümünüzü yapıp ayranınızı kaşıklayabilirsiniz. Genelde Antep ve Urfa' da ayran bir tasın içinde gelir, küçük bir kepçe yardımıyla yudum yudum içersiniz. Bunun sebebi, yediğiniz etin içinden çıkan sıcak yağın, lıkır lıkır ayran içerek soğuktan donup damağınıza yapışmasını engellemekmiş. O yüzden yavaş yavaş içilmesi bu yöntem bulunmuş ve yaygınlaşmış.

Kebabı da bitirdikten sonra sıra baklavaya geldi. Normal baklava, havuç dilimi, özel kara, fıstıklı dolama gibi çeşitleri var. Hepsi güzel ama en makbulü özel kare! Normal baklavaya göre şerbeti daha az ve fıstığı daha boldur. Ayrıca fıstığı da normal baklavadaki gibi çekilmez, sadece birazcık dövülerek iri iri bırakılır. Karaköy Güllüoğlu' nun sahibi Nadir Bey'in dediği gibi baklava 5 duyu organına hitap etmelidir. Görüntüsü parlak olmalıdır. Çatalınız ile ortadan ikiye kestiğinizde hışşş sesi duyulması gerekli. Eğer bu ses çıkmazsa çok şerbet çekmiş demektir. Mis gibi sade yağ kokusu olması gerekir, içinde koyu yeşil 'kuşboku' cins antepfıstığı olması gerekir.


Buraya her gelişimde mide fesatı geçirip kalkıyoruz. İşine saygı ve sevgi gösteren Çağdaş ailesine teşekkür ediyoruz. Aslında İmam Ustanın torunu Burhan Usta lokantayı işletsede uzun yıllar burayı işleten baba Talat Usta'da devamlı dükkanda duruyor.

Talat Usta dükkanı İstanbul' da şubeleri yok, fakat arnavutköyde Nels Pastanesi günlük olarak İmam Çağdaş'tan baklava getirtiyormuş. Yok illa ben İmam Çağdaş'tan isterim derseniz siparişlerinizi otobüs ile Antep' ten gönderiyorlar, Harem’den alabiliyorsunuz.

Antep teki en sevdiğim kebaplardan biri de cartlak kebabıdır. Özellikle stadın etrafında konuşlanan ciğercilerden en sevdiğimde Köşk Ciğer Salonudur (Tel: 0-342-2303856). Burada koca bir tencerenin içinde yapılan ciğer kavurma ve ciğer, dalak, böbrek, yürek, boğazaltı, koç yumurtası ve kuşbaşı et ile yapılan şişlerden yiyebilirsiniz. Çok fazla hijyen aramazsanız sorun yok. Emin olun kendi alanında en az İmam Çağdaş kadar başarılı bir yer. Zaten biliyorsunuz, hijyen ve lezzet ters orantılıdır! Kavurma tenceresinden iki koca kaşık ciğeri tırnaklı ekmeğinizin üzerine koyar verir usta. Soğan, maydanoz ve baharatlar masadadır, siz kendi istediğiniz gibi süslersiniz. Kavurma zaten hazır olduğu için ilk dürümü bitirmenize yakın siparişleriniz gelmeye başlar.

Normalde her dürüme iki şiş çekilir, ben ise iki şiş böbrek bir şiş dalak çektiririm. Sakatatlara yakışan en güzel baharatlardan sumak ve kimyonu bolca koyup, üzerine soğan, maydanoz ve közlenmiş biber koyup, birazda limon sıkarım.

Aman Allah’ım şu cümleleri yazarken bile ağzım sulanıyor. En kısa zamanda Antep yapmam lazım. Üniversiteden mezun olduktan sonra da 4 sene Birecik - Urfa’da yaşadım. Urfa' nın ciğeri Antep' e göre çok farklıdır. Bunu da Urfa yazısında anlatacağım.

Ciğercilerde genelde tatlı satılmaz. Ya İmam Çağdaş’a özel kare yemeye gitmek gerekir, yada Şehreküstü mahallesindeki Altıntel’e. Eğer arabam varsa, hiç üşenmem Şehreküstü’ ye gider Altıntelde burma kadayıfımı yerim. Yada son Antep gezimde yaptığım gibi Altıntel'e gider tatlımı alırım, sonra Ciğer'ciye gelip ciğerimi yerim. Çayımı içtikten sonra zuladan paketimi açar burma kadayıfımı veya baklavamı yerim.


İçerik malzemeleri olarak baklava ile çok benzeyen Burma Kadayıf, tel kadayıfın içine dövülmüş fıstık koyulmasının ardından burularak kol böreği şeklinde önceden yağlanmış tepsiye dizilmesi şeklinde yapılır. Alt tarafı iyice kızaran kadayıf, yine yağlanmış olan başka bir tepsiye ters düz edilerek aktarılır. Diğer tarafı da çok az pişirildikten sonra, üzerine sıcak şerbet dökülür. O sırada tüm dükkanın içine şahane bir koku yayılır.

Burma kadayıfın dışında bir de Halep işi (Halep Sarma) dedikleri burma kadayıftan biraz daha büyük çaplı olan tatlıyı sadece sipariş üzerine yapıyorlar. Burma kadayıf yaklaşık 3 cm çapındayken, Halep isi 7-8 cm çapında oluyor, çeperindeki tel kadayıf, burma kadayıftaki gibi 5 mm civarında ve içi dövülmemiş fıstık ile dolu. Zaten bu enerji deposu tatlıyı porsiyon olarak değil, dilim dilim yiyorsunuz. Halep yazımda Halep işi hakkında daha detaylı bilgi vereceğim. Hal Burma kadayıfta ayni baklavada olduğu gibi kullanılan fıstık ve yağın kalitesi çok önemlidir. Eğer bu lezzeti denemek istiyorum ama Gaziantep’e gelecek durumum yok diyorsanız, Karaköy Güllüoğlu' nun tam arkasındaki Köşkeroğlu Kebapçısında Altıntel’deki burma kadayıfın aynısını bulabilirsiniz. Patronu Altıntel'in sahibinin kardeşi olduğu için babalarından öğrendiği lezzetin aynısını biri Antep' te diğeri İstanbul' da yapıyorlar.

Antep'teki en önemli lezzet duraklarından bir taneside Orkide Pastanesi'dir. Burada heryerde bulabileceğiniz baklava ve kadayıfın dışında kalan sütlü tatlılar, pastalar ve katmeride bulabilirsiniz. Pastalarıda bence Antep'in en güzel pastalarıdır. Antep'e son gittiğimizde ablamın tavsiyesi ile kahvaltıyı burada yaptık. Su böreği ile Katmer sipariş ettik. Çnce su böreği ile doyduk, katmerle de midemizi şenlendirdik. Katmer tam bir lezzet küpü. Baklava hamuru kadar ince çekilde açılan hamurun üzerine fıstık ve kaymak konularak gözleme gibi katlanıyor ve fırında pişiriliyor. Bir-iki parçası bile tüm vücudunda lezzet patlamaları yaşamanıza sebep olabiliyor.


Antep'teki son bahsedeceğim son lezzet durağı Karşıyaka' daki ara sokaklar içinde tabelası bile olmayan Halil Usta. Urfa-Gaziantep istikametinde giderken, Tekel İçki fabrikasından sonraki dar sokaktan içeri girerseniz, 200 metre sonra sağınızda kalacaktır. Zaten oraya yaklaştığınızda etrafınızda lüks otomobiller görmeye başlayacaksınız. Antep’in en sevdiğim özelliklerinden biri de budur. Aynı kebapçıda bir inşatta çalışan işçiyi de görürsünüz, o inşaat firmasının sahibini de. Buraya rezervasyon yapma şansınız yok. Eğer tüm masalar dolu ise ki öğlen 12:00 civarında giderseniz kesin dolu olur, birileri kalkana kadar beklemek zorundasınız. Yemeğinizi yanınızda oturanı tanımadığınız 12 kişilik masalarda yiyorsunuz. Aynı İmam Çağdaş' taki gibi masalarda örtü yok, kebaplar metal tabaklarda geliyor, ama lezzet inanılmaz. Yemek için çok fazla seçenek yok. Kıyma ile yapılan simit kebabına bulgur, sebzeli kebaba maydanoz ve sarımsak konuluyor. Parça et ile de acı bir sosta bekletilen kuşbaşı ve hiç bir baharat ve sos eklenmeden yapılan küşneme yapılıyor. Belirtmek lazım kuşbaşı inanılmaz acı ama yumuşacık. Küşneme ise kuşbaşı değil maşallah kartal başı. Bildiğimiz kuşbaının 2-3 misli büyüklükte bu yumuşacık et hayvanin en makbul yerinden böbrek yatağının altından alınan et ile yapılıyor. Eğer küşneme siparişi vermediyseniz bile, yemekten sonra şansınız varsa Halil Usta üzerine kürdan batırıp masanıza gönderiyor bazen. Nar ekşili gavurdağı salatasından mutlaka yemeniz gereken bir lezzet. Kebapların siparişini verip beklerken nar ekşisi, sumak pekmezi, isot ve taze nane katılan salatanız masanıza geliyor. Kaşık kaşık salatanızı yerken içinizden sıcak pidenizi bandırmak geliyor. Maalesef burada da tatlı hizmeti yok. Bir de uyarayım saat 15:00' ten sonra hiç boşuna gitmeyin, dükkan kapanıyor.

Antep'ten dostlarınıza hediyelik birşeyler götürmek istiyorsanız Çapa Fıstık'a gitmeninizi öneririm. Stadyumdan meydana çıkan yokuşta sağ tarafta uzun yıllardır fıstık, fıstık ezmesi, acı-tatlı biber salçası ve kuru meyve satan bu dükkandan uygun fiyata kaliteli malzeme alabilirsiniz.

Antep ile ilgili 5 şey
  1. İmam Çağdaş'ta kendinize bir ziyafet çekin, lezzet komasına girin.
  2. Konu komşuya buradan Özel Kare Baklava getirmeyi ihmal etmeyin
  3. Antepte lahmacun sarımsaklı yapılır, deneyin...
  4. Herşeyden yiyin tadına bakın ama abartmayın. En yakın arkadaşım Aşkın Baba'nın tabiriyle "Bi çatal atın"
  5. Yöresel ev yemeklerinin tadına bakın.


19 yorum:

sweetsultan dedi ki...

offf offff. grip olmusum hastayim gurbetteyim yalnizim bana bir bakan yok ve ustelik antepliyim... nereden rastladimsa bu sayfaya, okudukca agzimdaki sular akarsu oldu...offf offff. canim pirpirim eksilisi istiyor anneeeeeeee

Adsız dedi ki...

Semih bey siz neler yazmissiniz boyle yaa. Anlattiklarinizin hepsini eksiksiz yaptim. Valla okudukca istahlandim. Baska yoruma gerek yok hersey acik ve net

Löplöpcü dedi ki...

Aman spor yapmayı ihmal etme :)

faruk dedi ki...

Vay be ne blog olmuş :) Harika Dünyaya tekrar gelsem yine antepli olmak isterdim :D

ama beyran 'a değinmediğinizi gördüm ve üzüldüm

Adsız dedi ki...

Dogan dediki

Simdi memleketten binlerce kilometre uzakta iken bunları yazıp bize göstermenin bir anlamı varmı? Resmen işkence çekiyorum.Nerden bulacağım ben şimdi Ali Nazik kebabını? En son buralarda kebaba benzer bir şeyler yedikten sonra kendimi tuvalete zor atmıştım. Ah Antep ah!

yapraksarma dedi ki...

merhaba inanamıyorum.Antepli olarak ben bu kadar ballandıra ballandıra anlatmadım ama siz maşallah döktürmüşsünüz.Sanırım Antebin reklamını sizden daha iyi yapan birini daha bulamayız.Peki bu lezzetleri Antepten uzakta özlemiyormusunzu?SEVGİLER

Esra ÖNAL dedi ki...

İlk defa bir bloğu sık kullanılanlar listeme ekledim...ve hiç üşenmeden her cümleyi sindire sindire okudum...elinize, dilinize sağlık.

Löplöpcü dedi ki...

Özlemez olur muyum yaw :)
Ayda bir allahtan işim düşüyorda geliyorum antepe.

onur dedi ki...

Klavyeyi ısıracaktım okurken...

Elmas dedi ki...

Merhabalar,
Yazıyı yazalı bayağı uzun bir süre olmuş ama ben yeni rastladım. Ben de sonradan Antep'li olanlardanım. Eşim dolayısıyla:) İstanbul'a her gün Antep'ten baklava getirip satıyoruz. Bununla ilgili yeni yeni de bir blog sitesi hazırlıyorum. Her gün bir Antep yemeği de yaparak Antep mutfağını iyice öğrenip tanıtmakta istiyorum. Ziyaret etmek isterseniz antepgelini.blogspot.com dayız bekleriz:)

Can Baran dedi ki...

Üstad_ı Azam, yiyicilerin efendisi Löplöpçü...öncelikle bloğu oluşturarak gösterdiğin paylaşımcılık için teşekkür ederim. Önemli miktarda zaman ve emek harcıyorsun. Ben son 4 senedir Nisan-Mayıs aylarında (kuzu mevsiminde) Antep'e gastronomik seferler düzenliyorum. İlk seyahatlerimde bloğundan çok faydalandım. Artık tecrübelendim bende bir kaç şey paylaşmak istedim: Antep klasikleri olan İmam Çağdaş ve Halil Usta kalitesini asla bozmuyor ama...her sene daha da kalabalıklaşıyor. Halil Ustanın kardeşi, Mehmet Ustanın Kızılay Kan Merkezi karşısında artık kendi mekanı var, 4 senedir. Tavsiye ederim, bence boynuz kulağı geçmiş. Koçak Baklava gerçekten başarılı, yani TV'ye çıktı diye söylemiyorum :), hakkını vermişler. Özenli ve kaliteli. Damak tadı çok kişsel bir şey ama kimi zaman Hobbit gibi günde 7-8 öğün yediğim Antepte benim için en lezzetli kebabı yapan kiş ise : sadece pazar günleri Kalenin dibinde Kır Kahvesinin karşısında kaldırımda ufak bir ocak kuran İbrahim Usta ! Yerini kedi gibi başına toplanan insanların arasından yükselen dumandan kolaylıkla bulabilirsin. Kıyma kebabını tek geçerim !

Löplöpcü dedi ki...

Uyarılar ve tavsiyeler için teşekkürler. Halil usta gerçekten çok pahalı. Oraya gittiğimde sadece 1 porsyon küşleme yiyip kalkıyorum. Koçak baklavayı iyi bilirim. Çetinkayanın yanındaki arasokaktaki büyük yerin iç mimarisini ablam yaprı hatta :) Oradaki özel şöbiyeti tek geçerim. TR sınırları içerisindeki en iyi şöbiyet. Ayrıca parmak şeklindeki fıstıklı kurabiyeleri de çok ama çok güzeldir. İbrahim Ustayı bilmiyordum, kesinlikle ilk gittiğimde deneyeceğim. Tekrar teşekkürler

KADİR dedi ki...

Şuan Bu bloga girdigimde göysüm kabardı en güzel sekilde ifade etmissin kardesim antebin nezih yemeklerini bu saydıkların bir kaç çeşit yemekten olusan listeler ama içerigine girince anlıcaksınızki her şekilde lezzet tad daha kanınıza işlicek ve bir bakmıssınız ki antepliyim diyosunuz resmen :) iyi günler...

Adsız dedi ki...

2012 yazı gittim imam çağdaşa baklavada lahmacunda çok kötüydü zor yedim inanın

SERPİL'İN DÜNYASI dedi ki...

ne kadar güzel anlatmışsınız. biz bir ucu antepe dayanan ama istanbulda doğum büyüyen bir aile olarak antep yemeklerine hastayız. hep antep tarzı pişiririz. yazınıza hayran olduk ailece.

Evlen Gez Ye Oku dedi ki...

yıllar önce gitmiştik Gaziantep'e küçüktüm pek de hatırlamıyorum ama kıyıda köşede küçük bir yere oturmuştuk. Bi kaç kişinin yiyeceği kadar ortaya tepside soğan kebabı söylemiştik. Annem eliyle yemek yemediği halde (hayatta yağlı şeylere dokunamaz) nasıl yemişti anlatamam tadı hala da damağımda ama ah bir hatırlasam adını yerini

Adsız dedi ki...

Iyi guzel anlatmissiniz da imam cagdas da bir yatili okul yemekhanesi atmosferi oldugundan bahsetmemissiniz.yemeginizi yerken catal kasik sesinden baska bir sey duyulmuyor.ben yemegi huzurlu sakin tadini cikara cikara yemek isterim oysa orada ye de git yerine baskasi gelsin hissediyor insan.gaziantep cafe restoran konusunda kendini coktan asti.bence baska yerlere de sans vermelisiniz...

Özge Ulutasci dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Özge Ulutasci dedi ki...

Bir kaç yıl önce bende fuar için antepe gitmiştim. Kültürel açıdan çok güzel bir şehir ve yemekleri muhteşem. imam çağdaşta kebap ve baklava zaten bir efsane. Bu lezzeti bir daha nerede bulurum diyordum ki gurme market te gördüm..Yok böyle bir lezzet diyorum

Gittiğimiz ülkeler


Henüz 57 ülke (24.8%) oldu, daha gidilecek çok yer var
Create your own visited map of The World