24 Aralık 2007 Pazartesi

Halep

08.01.2005

Gaziantep’ten 9 sene yaşamış ama bir turlu 120 km uzağımızdaki Halep’e gitme fırsatım olmamıştı. Anca buradan ayrılıp, İstanbul'da çalışırken bir hafta sonluğuna Birecik’e gittiğimde Birecik Barajı’ndaki arkadaşlarımın Flamingo Turizm ile düzenlediği iki günlük Halep turuna katıldım. Sadece 12 kişi olmamıza rağmen şirket bize koskoca Mercedes 403 ayarlamıştı. Kilis üzerinden Öncüpınar sınırına geldiğimizde tur rehberimiz hepimizin pasaportlarını toplayıp gümrük polisi ile görüşmeye gitti. Yaklaşık 45 dakika ne olduğunu anlamadan öylece bekledikten sonra rehberimiz pasaportlarımızı alıp geri geldi. Sınırdan sonra yol üzerinde bir benzincide şoför durup mazot aldı. O zamanlar Türkiye' de 1.500.000 TL olan mazot, 100 km uzağımızda sadece 275.000 TL idi. Meğerse bunu bilen usta şoförler normalde 200 litre civarında olan yakıt deposunu, eklemeler ile 600 litreye çıkartmıştı. Sonradan anladık turun bizi neden otobüs ile götürdüğünü.

Şehir merkezine varınca otelimize yerleştik, eşyalarımızı bıraktık ve sonradan restorana çevrilen tarihi bir evde yemek yedik. Yemeklerin lezzeti Antep' tekilere çok benziyordu, fakat fiziksel olarak bizim alıştığımız yemeklerden farklıydı. Köfte 25 cm çapında kocaman yapılmıştı, yaprak sarmalar üçgen şeklinde sarılmıştı. Köftenin lezzeti çok güzeldi, bol sarımsaklı ve sulu sulu kalmıştı. Göğüs eti ile yapılmış tavuklu pilav çokta ilginç değildi. Üzerine nar ekşisi konan patlıcan salatası ve Arap mutfağının en başarılı mezesi humus şahaneydi. Aslında bu yemeğin yanına rakı tarzı bir içki çok daha iyi giderdi ama biz nedense kola ve bira içmeyi tercih etmiştik.


Yemekten sonra Halep sokaklarını dolaşmaya başladık. Şehir Antep’e çok benziyordu. Süryani kilisesi ve Zekeriya Camisini gezdikten sonra kapalı çarşıya gittik. Kapalı çarşı oldukça büyüktü ve fiyatlar inanılmaz derecede ucuzdu. Buradan nargile, kahve ve bir kaç cam dekorasyon süsü aldım. Akşam yemeğini yine tarihi bir evin restorana çevrildiği şehrin en kaliteli restoranı olan Sissi House’da yiyecektik. Yol üzerinde bir baklavacının vitrininde yıllardır Antep ve İstanbul' da methini duyduğumuz Halep işi burma kadayıfı gördüm. Dönüşte ne olursa olsun buraya gelmeliydim. Son derece başarılı bu otantik restoranın bir benzeri Antep'te olmadığı için üzüldüm. Önce şark köşesinde bir şampanya patlattık ve Irene’nin doğum gününü kutladık. Avludaki masalarımıza geçip Suriye mutfağının leziz yemeklerinden tatmak için menüye baktığımızda gözlerimize inanamadık. Menü Arapça, İngilizce ve Fransızca olarak hazırlanmış, çok kaliteli şarapların bile olduğu şarap menusu dahi vardı. Ortaya karışık söylediğimiz yemeklerin hepsi çok lezzetli idi. Sunum itibari ile garsonların iyi bir eğitim aldığı belli oluyordu. Mezeler çok başarılı idi.

Muhammara, Babagannuş, yoğurtlu patlıcan ezme belki de hayatımda yediğim en lezzetli mezelerdi. Sırf ismi beni çektiği için menüde gördüğüm İzmir Kebabı bizim yoğurtlu soslu tire köfteye benziyordu. Patlıcan Kebabı Birecik’teki bizim Gülbaba'nın yanından bile geçemiyordu. Halep kebabı ise karışık kebaptı ve neredeyse tabakta değil bir tepside devasa boyutlarda servis ediliyordu. Yemekten sonra tatlı olayına hiç girmeden kahve ve nargile içtik. Benim yol üzerinde gördüğüm baklavacının kapalı olmamasını umaraktan Halep sarma hayalleri ile baklavacıya gittik. Şansımız var ki burada baklavacılar bile gece saatlerine kadar açıklar. Hiç kimsenin yiyecek yeri kalmadığı için bir iki kişi hariç “Sen gir ye, biz istemiyoruz” dese de bütün millet kedi gibi vitrine dizilmiş beni izliyordu.


Ürünler bizim baklavacılardakilere benziyordu ama normal baklava yoktu. Halep isi burma kadayıf, gelin bohçası, dolama, ve üzeri az pişmiş yufkanın beyaz rengini hala koruyan bir çeşit baklava vardı. Usta birkaç parça Halep sarma dilimleyip tabağa koydu ve bir dilim ağzıma attım. Tarif edilemeyecek bir lezzet.

Genel konsept olarak Antep' teki burma kadayıfa benziyor. Tel kadayıflar uzunlamasına masaya yatırıldıktan sonra, bir kişi üzerine bütün antep fıstıkları ve karamel ile hazırlanmış harcı döker, diğeri ise tel kadayıfları burarak katlar. Yaklaşık 7 cm çapında, içi full karamel ve fıstık dolu bu sarma tepside ayni kadayıf gibi pişirilip üzerine şerbet dökülür. Türkiye' de hem Antep'te hem de İstanbul' da Halep sarma yemiştim ama buradaki tabii ki çok farklıydı. Bir rivayete göre zaten baklava bize Halep’ten gelmiş, zaten o zamanlar Gaziantep Halep’e bağlıymış.


09.01.2005

Sabah kahvaltıyı otelde yaptıktan sonra şehir gezsine çıktık. İlk önce tüm şehri yukarıdan görebilen Halep Kalesine çıkıp aynı Ufra ve Mardin' deki gibi beton renkli şehri seyrettik. Öğlen kalenin girişinin tam karşısındaki kahvelerden birine oturduk ve nargile içtik. Daha önce bir kaç kez nargile içmiştim ama Arap ülkelerinde bu nargile işi çok daha yaygın, dolayısıyla çok daha ilginç bir deneyim oldu. Garson ince ince kıyılmış kırmızı renkli aromalı bir tütünü lülenin içine doldurdu, daha sonra lülenin üzerini alüminyum folyo ile kapatıp, bir kürdan vasıtasıyla üzerine delikler açtı.

Üzerine de iki parça kömür koyup masama getirdi. Yanında içmek için herkesin içtiği kahveden istedim. Gele gele bizim Türk kahvesine benzer bir kahve geldi. Yarim saat nargilemi tüttürüp sokaktan gelen geçen turistleri seyrettim.

Öğleden sonra kapalı çarşıda son bir kez daha turlayıp son alışverişimizi yaptık Kapalı çarşının içindeki taze meyve suyu satan büfeler ilgilimi çekti. Türkiye' de pekte fazla karşılaşmadığımız bir görüntüydü bu. En az 15 çeşit meyvenin suyunu sıkıp hemen oracıkta satılması ve hem de çok çok ucuz bir fiyata satılması hepimizin ilgisini çekmişti. Bu yazıyı yazdığım şu günlerde eşimle Kazakistan' da yaşıyoruz ve portakala 5 YTL, elmaya 4 YTL verirken Türkiye' de yetişen meyvelerin değerini bilip, ülkemizde de Halep’teki gibi meyve suyu büfeleri açılmasını düşünüyoruz. Akşamüstü hep birlikte şehrin en iyi baklavacılarından biri olan Pistache d’Alep’ten baklavamızı alıp dönüş yoluna koyulacaktır. Normalde 5 bilemedin 10 dakika sürmesi gereken baklava alışverişi, 12 kişinin kilolarca baklava almasından dolayı 45 dakika surdu. Halep’te yapılan baklava Antep' teki baklavaya pek benzemiyordu. Şerbeti yoktu, daha kuruydu, fıstığı çok daha fazlaydı ve 2x2 cm boyutlarında kare olarak küçük küçük kesilmişti. Ondan da alalım bundan da alalım derken sınırda da fazla zaman harcayacağımızı belirterek rehberin bizi otobüse toplaması ile dönüş yoluna koyulduk.

3 yorum:

erdemcenab dedi ki...

iyi günler çok güzel yazmışsınız gerçekten,bu aralar halebe gitmeyi düşünüyordum ben de...bir kaç sorum olacaktı

erdemcenab@hotmail.com

adresinden görüşebilir miyiz?

Görkem Türkay - 戈霽凱 dedi ki...

Löp löp tükettiğiniz yemekleri pişirenler kadar sizin de ellerinize sağlık böyle güzel ve zengin bir blog hediye ettiğiniz için bizlere. Kendi gezi blogumda izlediğim siteler kısmına ekledim sizi ve kısa zamanda sizinle ilgili bir postda girmek istiyorum, herkes görmeli burayı ama rejimde olanlar hariç:) ben de gezerken yemeğe çok dikkat eden biri olaraktan bu tarz yazılar yazıyorum zaten, bir "foodie" olarak asya yemekleriyle ilgi paylaşılmayı bekleyen çok resmim çok yazım var. tekrardan teşekkürler

Sammy Antepian dedi ki...

Bizim burada "memey helvası" diye bilinen, bizim irmik helvasının biraz sulu ve bol fıstıklısı olan kahvaltılığı es geçmişsiniz. Sağlık olsun :)

Gittiğimiz ülkeler


Henüz 57 ülke (24.8%) oldu, daha gidilecek çok yer var
Create your own visited map of The World