18 Şubat 2008 Pazartesi

Tayland 2

2001 yılında yaptığımız Tayland gezisinin tadı damağımızda kalmıştı. Zaten o gün dönüşte "Kesinlikle bu ülkeye bir daha geliriz" diye ayrılmıştık. 2005 yılının sonlarına doğru internette Türkmenistan Havayolları ile 550 Euro’ ya 10 günlük Bangkok-Pattaya turunu görünce Tayland zamanımız geldi dedik. Düşünsenize 550 Euro’ ya İstanbul-Bangkok-İstanbul uçak bileti ve 5 gün Bangkok, 4 gün Pattaya’ da konaklama hemde kahvaltı dahil.

Bir kaç sene önce Safranbolu-Amasra turunda tesadüfen tanıştığımız löplöpçü kardeşlerimiz Arif ve Figen ile grubumuzu tamamladık. Daha önceden biz Bangkok ve Pattaya’ yı gezdiğimiz için bu sefer Bangkok’ u gezdikten sonra tur Pattaya’ ya giderken biz turdan ayrılıp Güney Tayland’ a uçtuk. Phuket, Krabi ve Phi Phi Adaları’nın yemyeşil denizi, damak çatlatan yengeçler, balıklar ve midyeler son yıllarda yaptığımız en güzel turun sadece birer parçası oldular.

06.01.2006 Cuma İSTANBUL-BANGKOK

Tayland gezilerinin yüksek sezonu kasım-mart aylarıdır Bu aylarda hem hava sdaha serin (25-30 derece) olur hemde yağmur yağmaz. Palto, kazak bot gibi kışlık eşyalara ihtiyacınız yoktur. Ama o sırada İstanbul'da ava sıcaklığı sadece 3-5 derece olduğu için havalimanına gidene kadar donarsınız. Çünkü sırf 30 dakika havalimanına gitmek için koca geziyi palto taşıyarak geçirmek istemezsiniz.

Havalimanına geldikten sonra tur yetkilileri ile buluştuk ve uçağımız 08:30’da hareket etti. Türkmenistan Havayollarının uçağı her ne kadar Boing 737 olsa da dökülüyordu. Benim yerimde yaşlı bir teyze oturuyordu ve “Ayagım ağrıyor ayagım” diyerek inliyor ama yerinden kalkmıyordu. Hostesin çabaları da fayda etmeyince kaderimize boyun eyip başka yere oturduk. Saat 15:00 gibi Türkmenistan’ ın başkenti Aşkabat’ a indik.

Her şekilde doğu bloğu ülkesi olduğu belli oluyordu. Uçaktan inerken 1-2 fotoğraf çekmek istedim ama Türkmen askerinin sert uyarısına maruz kaldım. Transit alanda Bangkok uçağı için sırayla bize uçuş kartlarımızı verdiler. Koridor olsun pencere olsun gibi isteklerimiz pek dikkate alınmadı. Birkaç bira içerek iki saatlik süreyi geçirdikten sonra Bangkok uçağına bindik. Uçakta Moskova’ dan gelen Rusların deli gibi içki içtiğini ve şarkılar türküler eşliğinde Bangkok’a uçtuğumuzu hatırlıyorum.

Gece 02:30 gibi Bangkok’ a vardığımızda garibim Ruslar ve Türkmenler vize kuyruğunda beklerlerken biz Türkiye Cumhuriyeti pasaportumuzu göstererek vizesiz bir şekilde damgalattırdık ve ülkeye adımımızı attık. Grup halinde Chao Praya nehrinin yanında yeralan Royal River Hotel' e gittik.

07.01.2006 Cumartesi BANGKOK

Oldukça büyük ve heybetli otelimizin kahvaltısı da oldukça genişti. Sıcak karidesli çorbasından tut, tavuklu kızarmış pilava kadar çeşit çeşit yiyecek vardı. Birtek eksik olan peynir. Evet Tayland'da kahvaltıda peyniri bulamıyorsunuz. Ama çeşit o kadar bolki, o yüzden çokta düşkün değilseniz aklınıza bile gelmiyor. Sıkı bir kahvaltı yaptırdıktan sonra ilk işimiz sırt çantalı turistlerin takıldığı Kao San Road’a gidip ekstra turlar ve Phuket için uçak bileti almak oldu.

Aslında biz Phuket' in 150 km uzağındaki Krabi' ye gitmeyi planlıyorduk ama Bangkok’tan Krabi' ye ucuz uçaklar gitmediği için önce Phuket' e uçup sonra taksi ile Krabi'ye gitmeye karar verdik. Air Asiana, Nokair ve One-two Go Airlines Tayland’da 15-20 dolara iç hat uçabileceğiniz ucuz uçak şirketleridir. Acenteler bu firmaların biletlerini satmaz. Ya internetten ya da direk havalimanından almanız gerekiyor. Bizde rezervasyon yaptırmak üzere Nokair' in müşteri hizmetlerini aradık. Bir Türk olarak daracık bir telefon kulübesinin içinde İngilizce konuşarak adlarımıza Bangkok-Phuket rezervasyonu yaptırdım. Bu iş tahmin ettiğinizden çok daha zor. Bir Taylandlıya Özenç veya Semih isimlerinin nasıl yazıldığını anlatmak için teker teker ülke isimlerinin baş harflerini kullanarak terler döktüm. Bir ara G harfi ile ülke bulamayınca imdadıma Guatemala diye bağırarak Arif yetişti. Telefondaki kız tüm rezervasyonları yaptıktan sonra bana PIN kodunu verdi ve dört kişi için 1240 Baht (1 USD = 33 Baht) tuttuğunu söyledi. Ayrıca Khao San Road üzerindeki Seven&Eleven mağazasından PIN kodunu söyleyerek alabileceğimizi bildirdi. Ben öncesinde sanırım yanlış anladım diyerek ‘he he’ dedim ve kapattım. Sonra hadi bir şansımızı deneyelim diyerek Seven&Eleven’ a girdik. Burası neticede kola gofret çikolata şampuan satan biraz büyükçe bir süpermarketti. Görevli kıza Nokair uçak bileti almak istediğimizi söyleyince tahmin ettiğimiz gibi “Ne bileti kardeşim” dercesine baktı ve başka bir arkadaşını çağırdı. Yeni gelen eleman bir barkodu okutturup bize PIN kodumuzu sordu. Daha sonra kasa fişini bana uzattığında üzerinde isimlerimiz ve 1240 Baht yazdığını gördüğümüzde şaşkınlıktan küçük dilimizi yutacak gibi olduk. Phuket bileitmiz elimizdeydi. Paramızı verip mutlu bir şekilde ortamdan uzaklaştık. Daha sonra 4. gün için Bangkok’ ta “Yapılması gerekenler listesinde” yer alan Floating Market (Yüzen market) turu için acentenin birinden bilet aldık.

Artık masaj yaptırma zamanı gelmişti. 1 saati 200 Baht olan masajın tadını çıkarttık. Oil massage tüm vücudunuza yapılan yağlı masaj, Thai massage özellikle bacaklara, kollara ve sırtınıza uygulanan yağsız bir tür esnetme masajı, Foot Massage ise yağ ile yapılan ayak masajı. Ben her zamanki gibi yağlı masaj yaptırdım.

Çıkışta seyyar arabalarda satılan Phat Thai (Kızarmış makarna) yedik. Phat thai yapılışı oldukça basit. Genişçe bir sacın üzerinde sarımsak ve yumurta yağda çevriliyor. Sonra lahana, havuç ve taze soğan konularak sebzeler pişiriliyor son olarakta daha önceden haşlanmış makarnalar eklenerek biraz soya sosu konuluyor. Ahçı elindeki metal kaşıklar ile tüm malzemeleri çevirerek yemeği eşit bir şekilde kızartıyor. Yumurtasız 15 Baht, yumuırtalı 20 Baht. Sokaklarda satılan Pat Thai pek hijyenik değil ama bu basit ve ucuz yemek oldukça lezzetli. Bangkok'a gidipte yapılması gerekenler listesinde üst sıralarda olmayı fazlasıyla hakediyor.Akşamüstü Siam Square’da Siam Center ve World Trade Center'a gittik. Alışveriş manyakları için bu iki yer bulunmaz nimet ama bizim derdiğimiz değişik yerler görmek ve yerel lezzetleri tatmak olduğu için sokaklarda yürümeye devam ettik. Akşam otele geri dönüp duş alıp biraz dinlendikten sonra Khao San Road’ a gidip Nana Plaza otelin içindeki Sushi’ cide Sushi yedik. Burada masalar turistlere göre dizayn edilmiş. Normalde yerden 25-30 cm yüksekte olan masalara bağdaş kurarak veya dizlerini bükerek yere oturan Japonlar gibi oturmak biraz rahatsız olduğundan masaların altında 1 metrelik boşluk bırakılmış. Böylece normal yere oturup boşluktan aşağı ayaklarınızı sarkıtıyorsunuz. Sushi oldukça başarılı idi. Türkiye’ ye göre inanılmayacak kadar ucuzdu.

Çıkışta sokak satıcılarından taze ananas alıp bir yere oturarak etraftan gelip geçenleri seyrettik. Buraya dünyanın her tarafından sırt çantalı turistler gelerek çok uygun fiyata sıcacık ülkede tatilin keyfini çıkartıyor. Indochina denilen bu bölgede sadece Tayland turizme bu kadar açıldığı için hem popüler bir yer haline geldi hem de zenginleşti. Turizme halen açık olmayan Burma, yeni yeni açılan Kamboçya, Vietnam ve Laos aslında eminim Tayland' dan daha egzotik ve ilginçtir.

08.01.2006 Pazar BANGKOK

Bugün öğlenden sonra yarım günlük ücretsiz şehir turu var. Kahvaltıdan sonra otelin hemen önündeki iskeleden Chao Praya nehrinde giden Express Boat’a binip şehrin güneyine indik. Bu bizim için birazda turistik bir şehir gezisi oldu. Son durağa kadar gidip 1 no’lu iskelede indik. Pekte turistik olmayan şehrin bu bölümünde yerel halka karıştık. Özenç’in parmak arası terlik tutkusunu 5-10 çift alarak sonlandırdık. Biraz alışverişten sonra 12:00 gibi yine express bota binerek otele geri döndük. Tur operatörümüz otobüslere binmeden önce nereleri gezeceğimizi bize kısaca anlattı. Wat Phra Kaew (Temple of Emerald Buda), Wat Pho (Yatan buda), Wat Arun(Temple of Dawn) ve Wat Traimit (Altın buda) ziyaret ettiğimiz yerlerdi. Buraları gezerken hem Bangkok' un egzotik güzelliğini hem de Tayland’ı derinden etkileyen Budizm’i daha yakından tanıma fırsatımız oldu.

Bu tapınakların etrafındaki hediyelik eşyalar satan dükkanlardan hediyelij bir şeyler almanızı öneririm. Tabii pazarlık yaparak. Şehirde en uygun fiyatlı hediyelik eşyaları buralarda ve Khao San Road’ da bulabilirsiniz. Wat Pho’nun hemen yanındaki masaj okulu şehrin en ünlü ve en eski masaj okuludur. Başka bir gün buraya gelip 3-4 günlük masaj eğitimi almanızı tavsiye ederim. Bizim zamanımız olmadığı için sadece masaj kremi ve masaj yağı almakla yetindik.

Akşamüstü turun bitmesinden sonra Skytrain ile Mochit durağına giderek Chatuchak Weekend Markete gittik. Aç aç pazara girip kendimizi kaybetmemek için önce bir yer oturup ufak bir şeyler atıştırdık. Genel olarak yemekleri ortaya söyleyip herkes her şeyin tadından bakıyordu. İçinde jumbo karideslerin cirit attığı Tom Yum Soup acayip acı ama o kadarda lezzetli hafif ekşi bir çorbaydı. Bu çorbanın kesinlikle tadına bakmalısınız. Başta biraz acı geliyor ama inanılmaz lezzetli. Ardından kızartılmış spring roll ve ananaslı cashew nut’lı (kaju fıstığı) kızarmış pilav yedik. Finali ise kalamar dolma ile yaptık. Önce biraz kurutulmuş kalamarlar çöpşişlere takılarak mangal üzerinde yapılıyordu.

Chatuchak Market Bangkok’taki en ucuz pazar yeridir, Patpong ve Night Bazaar’a göre çok daha ucuz ve büyük bir pazar. Gerçi saat 7-8 gibi kapandığı için bizim fazla zamanımız olmadı ama yinede bol bol alış veriş yapma fırsatımız oldu. Tavsiyem bir Tayland turunuzun son birkaç gününü hafta sonuna denk getirerek Bangkok’ta geçirmeniz ve Chatuchak Weekend Marketten ekstra bir bavul alıp içini bol bol doldurmak.

Akşamüstü güneşin batışında otel penceresinden çok güzel kareler yakaladık. Pembe gökyüzünün altında Chao Praya Nehri üzerinde giden gemileri seyrettik. Akşam yemeği için bir Bangkok klasiği olan Seafood Market'e taksi ile gittik. Burası muazzam bir yer. Zaten girişte mutfağında harala gürele çalışan en az 40 aşçıyı görünce insan bir keyifleniyor.
Daha önceki Tayland yazısında anlattığım gibi içeride 60 metre uzunluğunda soğuk dolap var. Burada buzların üzerinde yatırılmış olan her türlü deniz mahsullerinden seçerek çiğ çiğ alıp torbayla alışveriş arabanıza koyuyorsunuz. Hatta salata için bile malzemelerinizi kendiniz seçiyorsunuz.



Kasada malzemelerin paralarını ödedikten sonra, masada garsona neyi nasıl pişireceğini anlatıyorsunuz. Biz bu sefer garsona “Kafana göre takıl ama kesinlikle acı olmasın” diyerek tüm malzemeleri teslim ettik.




Çiğ olarak yenilen istiridye kızların pek ilgisini çekmedi. Sarımsakla mangalda pişirilen jumbo karides çok başarılıydı. Taze soğan, taze kuşkonmaz ve minik mısırlar ile yapılan hafif ılık salatamız oyster (istiridye) sos ile lezzetlendirilmişti. Kıtır kıtır yapılan sebze yemeklerinin tadı gerçekten buralarda bir başka yapılıyor. Mercan balığımız ise mangalda ızgara yapılmış üzerine birazcık zencefilli sos eklenmişti. Shinga bira ve beyaz şarap eşliğinde ziyafetimizi sürdürdük. Tüm bunlar için kişi başı 700 Baht ödedik. Bu fiyata malzemeler pişirme ve bahşiş dahil. Tayland için oldukça pahalı olan bu fiyat kalitesi ve çeşit zenginliğinden dolayı bizi pek rahatsız etmedi. Bangkok'a kadar gelipte burayı göremeden asla dönmeyin.

09.01.2006 Pazartesi BANGKOK

Sabah erkenden kalkıp kahvaltıya gittik. Bizim turun rehberi de aynı gün Floating market için ekstra tur düzenliyordu. Ama bizim 300 Bahta aldığımız turu 800 Bahta satıyordu. Biz kibarca gelmeyeceğimizi söyleyip 100 Bahta taksi tutarak Khao San Road'a bileti aldığımız acenteya gittik. 10 kişilik bir minibüsle 1 saatlik bir yolculuk yaparak floating markete ulaştık. Yolun kalan kısmını su kanallarından giderek 8 kişilik tekneler ile yapacaktık. Tam o sırada bizim otelde gördüğümüz elemanların bu teknelere binmek için 200 Baht daha verdiğini gördük ve içimizden hem acıdık hem de içimizden güldük. Floating market tamamıyla turistler için yapılmış her türlü hediyelik eşya ve kıyafet alabileceğiniz bir pazar.

4 kişilik kürekle çekilen sandallar ile pazarda gezerken sağınızda ve solunuzda gördüğünüz şeylerden almak için sandal duruyor ve pazarlığa başlıyorsunuz. Her zaman için söylediği fiyatın 3' te birini söyleyip pazarlığa başlamakta fayda var. Acayip pazarlık yaptığınız ve çok ucuza aldığınız bir şeyi daha sonra başka bir yerde sormayın. Kesinlikle aldığınız fiyattan daha az bir fiyata vereceğini söyleyecektir buda sizin moralinizi bozar. Floating markette o gün hayatımda ilk defa gördüğüm meyvelerin tadına baktık. Pomelo, tamarind, star fruit, durian, rambutan ve mangosten aklımda kalan isimler. Hepsi birbirinden lezzetliydi değişikti ama rahmetli Barış Manço' nun bir programında söylediği gibi hepsini toplasan bir şeftali etmezdi.

Öğleden sonra geri dönüşte mücevherlerin yapıldığı büyük bir mağazaya gittik. Buda tura dahildi. Alınan her eşyadan tur firması komisyon alıyordu. Anlaşılacağı üzere turist kazıklama yeriydi. Ama elmasın nasıl topraktan çıkartıldığını ve bir yüzük için hangi işlemlerden geçtiğini anlatan 20 dakikalık filmin Türkçe seslendirmesinin de olması bizi bayağı mutlu etmişti.

Akşamüstü şehir merkezine döndüğümüzde biraz sokaklarda dolanıp yemek yiyecek bir yer aradık. Tam o sırada camekandan içini gördüğümüz bir restorana girdik. İçeride masanıza elektrikli ısıtıcısı olan bir tencere getiriliyor. Altındaki düğmelerden sıcaklığını kendiniz ayarlayabiliyorsunuz. İçinde fokur fokur et suyu kaynıyor. Mönüye bakarak çiğ olarak kalamar, karides, tofu, mantar, midye, ıspanak, çeşitli otlar ve makarna sipariş ediyorsunuz. Siparişler kırmızı ufak tablalarda getiriliyor. Siz bunları kaynayan suyun içine atarak bir çeşit çorba yapıyorsunuz. Ayrıca soya sosu, oyster sos ve acı sos ile yemeğinizi lezzetlendiriyorsunuz. Lezzet olarak çokta aman aman bir şey değildi ama kendin pişir kendin ye muhabbeti olduğu için oldukça eğlenceli ve zevkliydi. Çünkü ilk defa böyle bir şey gördüğümden şaşkın şaşkın yan masalara bakıp kopya çekmek ve aynı şeyleri kendin yapmaya çalışmak insana değişik bir his veriyordu.


Çıkışta World Trade Center’in bahçesine oturup sürahi ile bira içtik. Taksi ile otele dönerken gerçekten çok iyi ingilizcesi olan bir taksici ile karşılaştık. Adamın adı Chai idi (ÇAY diye okunuyor). Adama Türk olduğumuzu söyleyince “Ne oldu Avrupa birliğine hala sizi almadılar dimi?” dedi. Tam anlamıyla şok olmuştuk. Eleman meğerse savaş zamanında Amerikalılar ile birlikte çalışmış. İngilizce’si ve genel kültürü oldukça iyiydi.

10.01.2006 Salı BANGKOK

Sabah taksi ile tamamıyla tik ağacından yapılmış olan kraliyet ailesinin yazlık sarayı Vinanmek Palace'a gittik. Saray, tapınak gibi yerlere girişte kısa şorta ve askılı bluza izin verilmediği için sırt çantama pantolon almıştım. Bu konuya dikkat etmenizi yoksa kapıdan çevrilebileceğinizi hatırlatırım. Ayakkabılarımızı çıkartıp yalınayak gezdiğimiz sarayın etkileyici bir havası vardı. Kralın her ülkeden aldığı kabul ettiği hediyeler sarayda duruyordu. Eskişehir’den gelen Lületaşından yapılma pipoları burada görünce gururlandık. Öğleden sonra yine nehir üzerinde giden Express Boat ile şehre geri döndük. Chinatown’ın hemen bitişiğinde Pahurat ve Chakraphet caddelerinin kesişiminde küçük ama hareketli Bangkok Hintlilerinin yaşadığı Pahurat bölgesini gezdik. Buradan her türlü elbise ve kumaşı bu dükkanlardan pazarlıkla çok ucuza alabilirsiniz. Ariflerden ayrılıp burada birkaç saat dolandıktan sonra kaliteli güzel mağazaların olduğu Silom Road'da gezip akşama doğru Patpong gece pazarını dolaştık. Chatuchak marketten sonra oldukça pahalıydı geldi. Oldukça kalabalık olmasının esas sebebi de her türlü gece kulübünün bu caddede olmasıydı.

11.01.2006 Çarşamba KRABI

Kahvaltı saatinin başlama saati olan 06:00 restoranın kapısına dayandık ve kahvaltımızı ettik. Daha sonra turdan ayrılıp Phuket' e gideceğimizi rehberimize bildirdik ve havalimanına gittik.

Nokair' in uçağ hayatımızda gördüğümüz en ilginç ve en eğlenceli uçaktı. Yaklaşık 2 saat sonra Phuket' e indik. Havalimanındaki taksiler her yerde olduğu gibi pahalı olduğu için sadece fiyat almakla yetindik. Havalimanından dışarı çıkıp ana yola kadar yürüdük ve yoldan bir taksi çevirerek Krabi’ye 800 Bahta anlaştık. 4 kişi gezmenin en güzel yanı da her yere taksi ile ucuza gidebilmenizdir. Yol boyunca uyuduk. Krabi’ye geldiğimizde acentenin birinin önünde durup uygun fiyatlı kalacak yer araştırdık. Sonunda taksi ile 8-10 bungolovdan oluşan bir pansiyona gittik. Kahvaltı hariç klimalı iki kişilik oda için 900 Bahta anlaştık. Bu sırada otel yetkilileri James Bond adası turu, Phi Phi adaları turu gibi günü birlik turları satmak istediler. Ben otelin bu turları normalden daha pahalıya sattığını düşünerekten şehir merkezinde bir acenteden tur satın almanın daha mantıklı olacağına karar verdik. Otel yetkilisi buna oldukça bozuldu. Sonradan öğrendiğime göre adamların koyduğu kar zaten 2-3 dolar bir şeymiş. Ve otel odasını uygun fiyata vermelerinin en büyük sebebi de müşteriyi bir şekilde otele alıp daha sonra bu turlardan para kazanmakmış. Eşyalarımızı bıraktıktan sonra Ao Nang sahilini keşfetmek için dolaşmaya çıktık. Gelgit fazla olduğu için sahil oldukça genişti. İncecik kumların üzerinde yalınayak yürümek uçsuz bucaksız okyanusa bakmak ve insana rahatlama ve özgürlük hissi veriyordu. Akşama güneş batarken Thara Kitchen Seafood Restaurantta kalamar, midye yedik ve bol bol bira içtik. Krabi'de yapılması gereken en önemli tur günü birlik Phi Phi adaları turuydu. Bizde yemekten sonra acenteleri dolaşıp ertesi güne hızlı botlar ile gidilen ve öğlen yemeği dahil olan Phi Phi adaları turu satın aldık.

12.01.2006 Perşembe KRABI

Sabah tur şirketi gelip bizi otelden aldı ve teknelerin kalkacağı iskeleye getirdi. 30 dakika zamanımız olduğunu öğrenince sahildeki güzel bir cafede acilen sandviç yaptırdık. Üstüne de taze ananaslarımız yiyip tekneye geçtik.


Yaklaşık 20 kişi tekneye doluşup adaların arasında dolaşmaya başladık. Yolda bir çok dalış teknesi gördüğüm için ertesi güne bende bir dalış yapmaya karar verdim. Leonardo di Caprio' nun oynadığı Beach filminin çekildiği Lagoon' u gezdik. Rehber bu film ile buraların çok meşhur olduğunu fakat film ekibinin pisliğini temizlemek için 3 ay buranın turizme kapatıldığını söyledi. Bu Lagoon’da gelgit fazla olduğu için belli saatlerde teknelerin giriş ve çıkışlarına izin veriliyormuş.

26 Aralık 2004'te burada gerçekleşen tsunamiden en fazla etkilenen yerlerden biriside maalesef bu şirin masum adacıklardı. Tsunaminin verdiği zarar 1 sene sonra bile halen açıkça görülebiliyordu. Fakat Tayland hükümetinin de desteği ile altyapı çalışmaları ve ağaçlandırma bir an önce başlamıştı. Yeni dikilen palmiye ağaçları tsunamiden zarar gören eski ağaçların yanında boy gösteriyordu. Zengin turistlerin gittiği sosyetik Phuket yerine buraya geldiğimiz için oldukça mutluyduk. Akşam üstü otele gitmeden önce ertesi güne dalış organizasyonu ayarladım.
Akşam yemeğimizi her zamanki gibi Thara Kitchen' da yedik. Bu restoranı nedense çok beğendik. Öğlen teknedeki Taylandlıların tavsiyesi üzerine Pakgau deneyecektik. Vitrindeki balıklara bakıp garsona Pakgau filan derken çıka çıka bizim Lagos’a benzer bir şey çıktı Pakgau. Birde kabuklu midye siparişi verdik. Pakgau'muz kahverengi bir sos eşliğinde geldi. Midyeler hadi neyse idare ederdi ama güzelim lagosun üzerine taze zencefil rendeleyip birde sos dökünce heba etmişlerdi güzelim balığı. Meğerse Tayland'da deniz sıcaklığı oldukça yüksek olduğu için balıklar bizdeki kadar yağlı ve lezzetli olmazmış. Bu yüzden de değişik soslar ile lezzetlendirilirmiş. Hey gözünü sevdiğimin Mersinin lagosu... Uzakdoğu’da tatlı gibi kötü bir alışkanlık olmadığı için meyve yiyip kalktık. Bangkok’a göre deniz ürünlerinin fiyatı burada çok daha ucuzdu. Sanırım havalimanının küçük olmasından dolayı fazla turistin gelmemesi ve okyanusun dibinde olması en büyük etkenlerdi.

13.01.2006 Cuma KRABI

Sabahtan Özenç'i Ariflere emanet edip dalış için dünden ayarladığım dalış okuluna gittim. Burayı 7-8 yıldır burada yaşayan bir Alman işletiyordu. Yanında da yazın 6 aylığına buraya gelip hem tatil yapıp hem de harçlığını çıkartan Kanadalı genç bir eleman vardı. Birlikte iskeleye geldiğimizde teknede benden başka bir alman müşterinin daha olduğunu gördüm. Gün içerisinde 3 dalış yaptık. Daha önce hayatımda hiç görmediğim mavi-sarı-yeşil renkli tropikal balıklar gördüm. Birde ince uzun şeffaf ve dik dik yüzen duran balıklar gördük Öğlen yemeğini teknede deniz ürünleri ile yapılmış kızarmış pilav ve ananas ile yaptık. Ananasın sapını suya sokarak balıkları besledik.

Öğleden sonraki dalışı da yaptıktan sonra 4 gibi sahile geri döndük. Özenç'ler ile buluşuğ Ao Nang sahilinde biraz dolaşarak hediyelik eşya aldık. O sırada Pat Thai yapan bir japon gördük. Eleman Japonya'da yazılım mühendisi olarak çalışıyormuş. Ama yazın 2 aylık tatilinde Krabi'ye gelip hem tatil yapıyormuş hemde para kazanıyormuş. Adamla biraz muhebbt edip tezgahın başına geçtim. Uzakdoğu mutfağı üzerine hünerlerimi konuşturdum, eleman beni gayet başarılı buldu.


Yemekten sonra her 100 metrede bir görebileceğiniz masajcılardan birine girdik. 1 saatlik yağlı masaj yaptırırken günü yorgunluğu ile birlikte kendimizden geçtik. Ertesi güne Phuket'e gitmek üzere minibüs araştırması yapıp kişi başı 120 Bahta Phuket'e minibüs bileti aldık.

Akşam yemeğinde herzamanki yerimizde bu sefer ızgara jumbo karides yedik. Usta jumbo karidesleri boylamasına ortadan ikiye kesip mangalın üzerinde ızgara yapıyordu. 20 cm’lik karidesler ağzımızın içinde lokum gibi dağılıyordu. Dünkü balktan çok daha başarılıydı. Mangalda alüminyum folyoya sarılı şeyler dikkatimizi çekti ve bizde sipariş verdik. Haşlanmış mısırın üstüne fıstık yağı sürülüp alüminyum folyoya sarılarak mangalın üzerinde kızartılıyordu. Hafiften tatlı bir lezzeti olan yağ mısıra güzel bir tat veriyordu. Tatlı niyetine yediğimiz bu fıstık soslu mısırlar ile midemizi şenlendirdik.

14.01.2006 Cumartesi KRABI – BANGKOK

Sabah şehir merkezinde kahvaltı yaptıktan sonra minibüse bindik ve Phuket' e doğru yola çıktık. Yolculuk oldukça uzun ve sıkıcı sürdü. Keşke kişi başı 150 Baht daha fazla verip taksi tutsaydık dedik ama iş işten geçmişti. Eğer 4 kişi tatile çıkarsanız pazarlık yaparak taksi tutmak gerçekten çok daha mantıklı oluyor. Neticede 3 dolar fazla verip 2 saat zaman kazanabiliyorsunuz. Phuket'in hemen girişinde minibüs bizi havalimanına bıraktı. 1 saatlik uçuş ile Bangkok’a vardık. Havalimanından taksi ile Khao San Road' a geldiğimizde hava kararmaya başlamıştı. Taksiler yaklaşık olarak 300 Baht civarı bir şey tutuyor. Pazarlık yapmayı asla unutmayın. ayrıca 80 Baht civarında da Kızları restoranın birine oturtup Arif ile kalacak yer bakmaya çıktık. 45 dakika içerisinde tüm otel-pansiyonlara baktık ama maalesef bir taneuygun bir oda bulamadık. Daha sonra Krabi' de karşılaştığımız bir Türk' ün söylediği Swana Otele gitmeye karar verdik. Fiyat olarak burası biraz tuzluydu ama son gecemizi burada iyi bir otelde geçirmeye karar verdik. Eğer Bangkok’ta ucuza konaklamak isterseniz kesinlikle Khao San Road çevresindeki otellerde kalmanızı öneririm. Ama siz siz olun en azından ilk 2 gün için rezervasyonunuzu yaptırıp da gelin. En azından sonraki günler için geldikten sonra başka bir otel araştırabilirsiniz.

15.01.2006 Pazar BANGKOK

Sabah kahvaltımızı ettikten sonra son bir kez sokaklarda dolanmak için dışarı çıktık. Khao San Road' da masajımızı yaptırdık. Semt pazarında turlayıp leziz otlara göz attık. Türkiyeye götürmek üzere pirincimizi, makarnalarımızı ve soslarımızı aldık. Sonra da bavulumuzu düzenleyip havalimanına gittik. Burada grubumuz ile buluştuk ve Türkmen havayolları ile Aşkabat aktarmalı uzun İstanbul yolculuğuna çıktık.

Tayland’a hala doyamamıştık. Daha kuzey Tayland' daki Chiang Mai ve Chiang Rai gibi egzotik şehirler, güneydeki Koh Lanta, Koh Samui gibi adaları hala göremedik. Buralarda kesinlikle gidilmesi gereken yerler. Bir gün yine gülen insanlar ülkesine gelmek üzere Taylanda veda ettik ve geri dönüş yoluna koyulduk.

Tayland ile ilgili 5 şey:
1) Devamlı gülümseyin ve hiç bir şey için acele etmeyin, panik yapmayın.
2) Alışverişte dibine kadar pazarlık yapın.
3) Bangkok'ta Seafood Market’e uğramadan dönmeyin
4) Çok ucuza yaptırabileceğiniz masajın tadını çıkartın
5) Budizme inanan Tayand'lıların felsefelerinin insan sevgisi olduğunu bilin.

9 yorum:

zikodima dedi ki...

Moskova'dayım, kriz var ve rejim yapıyorum! Vse vmeste (Hepsi bir arada).Bilgisayarım var ama internetim sadece smart cebim HTC de. Pahalı tabi.İçim yanıyor yarabbim ne yapsam diyorum ne okusam?Tüm gazeteleri okumuşum gece 2 ve uyku tutmuyor.Yemek yemek istiyorum ama yasak!Posli shesti mi ne yem(6'dan sonra yemek yemiyoruz) .Galina (eşim) yemin ettirdi. Dayanamıyorum tam 40 gündür anam ağlıyor açlıktan.Uyku tutmuyor ve Cepten bir Halep search'ü yapıyorum kaderime çıkan LOPLOPCU! Okuyorum inanılır gibi değil Adam yemeği kutsamış öyle detay veriyor ki!Ardından sitedeki tüm yazılarına dadanıyorum.Küçücük ekran ve gözlükle ancak okuyabiliyorum.Tayland ile ilgili bölümde beni alıyor bir kahkaha ki herkes uyanıyor.Karım,kızım ve oğlum.Galina soruyor? Metin chto sluchilos? vse normalno?(Ne oldu herşey normal mi?).Evet diyorum herşey normal.Ti sumo sashol uje 6 chasof utro!(Çıldırdın mı saat sabah 6) diyor. Aman Allahım gerçekten sabahın 6:10'u ve ben timsah yemek istiyorum.TİMSAAAAAH, TİMSAAAAH ETİİİİ VERİİİİN.Hayır açlıktan değil yeni yemek yemiş olsam bile canım çekerdi. Devekuşunu asla!Galka diyorum yarın et günümüz ve ben sana tavuk pişireceğim, unutma balık 2 dakka,tavuk 3 danaysa 5 dakika.Çıldırdığımı sanıyor ve tamam diyor sen pişir!
Sevgili dostum sakın yazılarını esirgeme bizden!Çünkü yazıların çok ölçülü öncelik yemek ki bu senin guston.Zaten deklare etmişsin.Ama diğer her bilgi de dört dörtlük ki.
Bu gün normal internetim bağlandı ve ilk işim siteye üye olup sana yazmak oldu.
Yeni yazılarını bekleriz...
Kal sağlıcakla. Vsego horoshego!

AyşeGül mutfakta dedi ki...

yorumlar, tarifler, resimler, süperdi hepsine bayıldım, thailand ve güzellikleriyle ilgili sürekli done topluyorum, şu ana kadar rastladığım en detaylı yeme içme bilgilerini, sizden aldım. sağolun.. varoluunn..
diğer gezileride tek tek yalana yalana okuyacağım :)

Löplöpcü dedi ki...

Ayşegül hanım çok teşekkürler
Bu arada Translate to.. programından memnun musunuz?

All Class hotels dedi ki...

Tayland'a gitmeden önce yapılması gerekenler
Sevgili arkadaşlar gideceğiniz ve göreceğiniz ender güzellikteki dogal ve tarihin buluştuğu yer Tayland
kendine munasır hoş bir yer. gidecek arkadaşlara 2 tavsiyem var bunlardan birincisi otel konusunda
sakın arkadaşlar otel rezervasyonu yapmayın yaptıysanızda iptal edin studyo tarzı 1+1 yada 2+1 biçiminde evler var günlüğü 45 usd başlıyor.
şehir merkezine olan yakınlığa göre fiyatları artmaktadır otele göre çok daha uyguna kalabilirsiniz.
diğer konu ise uçak bileti alma konusunda hep kafamız karışır. sebebi ise fiyatlar arasında çok fiyat farkları bulunmaktadır eger istanbulda yaşıyorsanız aksaray daki seyahat acentalarından Tayland
uçak biletini ucuza alabilirsiniz ve birde kesinlikle uçak biletini son haftaya bırakmayın mümkunse en az 1 öncesinden rezervasyon yapiın. istanbul dışındaki arkadaşlara da 2 web sitesi öneriyorum
1- http://www.packagetoursturkey.com
2- http://www.touroperatoristanbul.com
bu firmadan yuzde 10-15 indirimli uçak bileti bulabirsiniz.

saygılarımla

Gozde dedi ki...

Merhaba Sevgili Löplöpçüler,

Öncelikle verdiğiniz yararlı bilgiler için çok teşekkürler.

Size bir sorum olacaktı. Kurban Bayramında 11 gün Tayland gezimiz olacak.
3 gün - Bangkok
4 gün - Koh Samui
4 gün - Phuket veya Krabi

Okuduğum kadarıyla siz Phuket'te kalmak yerine Krabi'yi tercih etmişsiniz.
Açıkçası ben de ikisi arasında kaldım. Seyehat anlayışınız bizimki ile benzediği için sizlerin kişisel fikrini öğrenmek isterim.

Acaba Krabi Ekim ayı sezon olmadığından çok mu boş olur?
Krabi'de nerede konaklamıştınız? Railay tarafında mı?
Ao phang Nga Milli Parkına gitmediniz sanırım?
Teşekkürler,

Löplöpcü dedi ki...

Phuket biraz daha sosyetik olduğu için biz krabiye gitmiştik. Ayrıca o zaman oraya ucuz bilet bulduğumuz için karar verdiğimizi hatırlıyorum.
Kaldığımız yeri malesef hatırlamıyorum. Listemde şunlar vardı ama çıkartamadım şimdi! Ao Nang President Hotel, Ao Nang Princeville Resot, Ao Nang Inn, Phra Nang Place.

Ufuk Egemen dedi ki...

Harika bir anlatım. Soruya gerek kalmadan cevaplarını aldım makalenizde.Paylaşım için teşekkürler.

Cigdem KarKuzu dedi ki...

Loplopcu bey ben ve cocuklarim Agustosta Bankoktayiz.Okudum yazinizi ve cok iyi fikir onerilen yerlere siz daha ucuza gitme fikrini gelistirmissiniz.Yuzen markete gitmek icin kendikendimize ki siz baya eko gitmissiniz,taksi tutup bi yere kadar gidip ordami buldunuz yuzen market turunu burayi anliyamadim.Keske sizin teliniz veya mailiniz olsa daha detayli konuabilsem

Unknown dedi ki...

Bugün seafood markete gittim. Restoran çok pahalanmış.Sakın gitmeyin.Bir levrek bir kalamar sebze sote ve bir king size ızgara karides artı iki buyuk bira 2800 baht.Restoran bomboştu. Müşteriyi de kaçırmışlar. Turist kazıklayan bir yer olmuş. Sukhimvit soi 1 sokakta akşamları köşe başında aynı urunler beşte bir fiyatına satılıyor.Sokakta yemek yemeyi sorun etmiyorsanız kazuklanmayın. Ben içimde kalmadın diye gittim pişman oldum.

Gittiğimiz ülkeler


Henüz 57 ülke (24.8%) oldu, daha gidilecek çok yer var
Create your own visited map of The World