19 Kasım 2008 Çarşamba

Tayland-Vietnam-Kamboçya gezisi - 4

22.01.2008 SIEM REAP 14.Gün

Sabah saat 05:00’te kalkıp güneşin doğuşunu seyretmek için tuktuk ile Angkor Wat’a gittik. Kızlar uyumayı tercih ettiği için Birkan'la beraber gittik. Hava oldukça serindi, ilk defa biraz üşüdüğümü hissettim. Tuktukçumuz parkın girişinde bizi bırakıp, bizi orada bekliyeceğini söyledi. Ayrıca içeri girdiğimizde bir havuzun kenarında bir kahve içmemizi tavsiye etti. Havuzun yanına geldiğimizde etrafın oldukça kalabalık olduğunu gördüm. Bir kahve karşılığında ücretsiz sandalye getirdiler. Kahvemizi yudumlayıp güneşin doğuşunı beklerken Angkor Wat’ın bence en güzel fotoğraflarını çektik. Güneşin doğuşu ile birlikte herkez alkışlamaya ve ıslık çalmaya başladı. İnsanların her halinden eğlenmeye ve burada olmanın keyfini çıkartmaya geldiği belli oluyordu.

Gün boyu tuktuk ile Angkor Wat, Bayon, Angkor Thom, Phnom Bakheng, Prasat Kravan, Pre Rup, Ta Som ve Ta Keo gibi yerleri dolaşıp milli parkı karış karış gezdik.

Taş toprak fazla ilgimi çekmemişti ama devasa ağaç kökleri ilgimizi çekmişti. Rehberimizin anlattığı kadarı ile 1600’lü yıllarda Tayland ile savaşa giren Kamboçya’nın eski başkenti Siem Reap’mış, daha sonra başkent Phom Pehn’e taşınınca bu antik kent terkedilmiş. 400 yıl kadar unutulan ve toprak altında kalan yerler, 1900’lü yıllarda Fransız bir arkeologun keşfetmesi ile tekrar yeryüzüne çıkmış. Bu 400 senelik süre içinde de ağaçların kökleri büyümüş ve kazılardan sonra da bu hale gelmiş.

Akşamüstü şehir merkezine döndüğümüzde herkes yorgunluktan ölüyordu. Kahve içmek için Kamboçya’daki en güzel cafe zinciri olan Blue Pumpkin Cafe’ye kendimizi attık. Çikolatalı sıcak kek ve sütlü kahve sipariş ettik. Keklerimiz vanilyalı dondurma eşliğinde geldi. Hem kek, hem de dondurma oldukça güzeldi. Kahve ise bu gezimizde içtiğimiz en güzel kahveydi. Yerlere atılan minderlerin üzerinde kek ve kahvenin tadını çıkartan kızlardan 30 dakikalık bir izin kopartıp, Birkan’la birşeyler atıştırmak için dışarı çıktık.

Sokakta dolaşırken hiç planımızda programımızda olmayan Le Tigre de Papier Restaurant ile karşılaştık. Yılan, kanguru, devekuşu ve timsah gibi sıra dışı yiyeceklerin olduğu bu restoranta “Girsek mi acaba?” diye gözgöze geldiğimiz Birkan’la, “Bir daha nerde yiyecez ki?” diyerekten içeri girdik.

Bir porsiyon devekuşu ve bir porsiyonda timsah eti siparişi verdik. Masamıza önce alttan gazlı bir alevle ısınan sac geldi. Daha sonra da yemeklerimiz çiğ olarak sunuldu. Garson kız önce tereyağını sacın üzerinde eritti, daha sonra soğan, karnıbahar, havuç ve ıspanak benzeri yeşil sebzeleri sacda çevirdi. Önce devekuşu etlerini pişirdi.

Yemeğin yanında ayrıca ücretsiz olarak kızarmış sebzeli pilav sunuluyordu. Pilav daha önceki yediklerimize göre biraz farklıydı. Tatlı-eşki bir sos ile yapıldığından dolayı oldukça hafif ve lezzetliydi. Sebzeler işe çok az pişirilmiş, kütür kütür dişe gelir haldeydi. Döner gibi ince ince kesilmiş devekuşu etleri ise çok az pişirilmiş olmasına rağmen biraz kuruydu. Bunun esas sebebi devekuşu etinin yağsız bir et olduğu içindi. Türkiye deve kuşu eti yediğimiz için çok cazip gelmemişti ama ikinci yemeğimiz olan timsah etini sabırsızlıkla bekliyorduk.

Ve sonunda timsah etlerimizde pişti ve masamıza geldi. İlk ağzıma attığımda tavuk etine benzettim. İkinci lokmada ise balık etine benzettim. Timsah eti, devekuşuna göre çok daha yumuşak ve çok daha lezzetliydi. Et sulu kaldığından dolayı marine edildiği sosun lezzeti ağzınıza akıyordu. Devekuşu sınıfta kalmıştı ama timsah eti bizden 10 puanı kapmıştı. Kimbilir bir daha nerde timsah eti yeriz diyerekten löplöp resim arşivimize atmak üzere faturanın bir fotoğrafını çektik.

Yemekten sonra kızlar ile buluşup ertesi gün için Bangkok’a gitmek üzere otobüs biletine baktık. 4 kişi otobüsle Bangkok’a gitmek yerine yarı fiyatına sınıra kadar gitmek üzere bir taksi ile anlaşıp, sabah 08:00’de otelimize gelmesi için anlaştık. Kamboçya’da ve Vietnam’da otobüs yolcuklukları pek de rahat olmadığı için özellikle 4 kişi giderseniz taksiler ile pazarlık yaparak daha uygun fiyata istediğiniz yere gidebilirsiniz. Zaten az zamanda çok yer görmek için sınırlı zamanınız olduğundan 3-5 US$ fazla para verip, 1-2 saat kazanmak son derece mantıklı bir iş.

23.01.2008 BANGKOK 15.Gün

Sabah kahvaltıdan sonra otelimize gelen taksiye binip, 2 saatlik yolculuğumuza başladık. Siem Reap’tan çktıktan 30 km sonra yine asfalt yol bitti ve toprak yolda yaklaşık 2 saat 3. viteste gittik. Şoför bir ara gaz almak için hayatımda gördüğüm en ilkel benzin istasyonunda durdu. Benzin 1 litrelik cam kola şişelerine doldurulmuş bu şekilde satılıyordu. Gaz ise terazilerin üzerinde ters çevrilmiş 48 kiloluk tüplerden dolduruluyordu. İkide bir duran dandik pompa vasıtasıyla tüpün içindeki gaz arabaya doluyordu, bir yandan da boşalan tüpün ağırlığı terazi üzerinden okunup kaç kilo gaz alındığı hesap ediliyordu. Dediğim gibi hayatımızda gördüğümüz en ilkel benzin istasyonuydu burası...

Tayland sınırına geldiğimizde taksiye anlaştığımız gibi 15US$ verdik. Sınıra doğru ilerlerken bu sefer etrafımızı Bangkok’a giden otobüslerin komisyoncuları sardı. Bu kişilerede fazla yüz vermeyip, TEDAŞ Veznesine benzeyen Kamboçya sınır karakoluna pasaportlarımızı verip çıkışımızı yaptık. Polise pasaportunuzu verirken güleryüzlü olun yeter. Bir de bu üç ülkeyede girerken iki küçük form dolduruyorsunuz. Birini girişte sizden alıyorlar, diğerini de ülkeden çıkarkan veriyorsunuz. Aman bu formu kaybetmeyin, yoksa başınız baya ağrıyabilir. Küçük bir tavsiye bu formu pasaportunuza zımbalayabilirsiniz!!

Yine yürüyerek Tayland sınırına geldik. Bir çok turist vize kuyruğuna girerken, bir tıngır mıngır aralarından geçerek şanlı Türk pasaportumuz ile tekrar Tayland’a giriş yaptık. Burada da bir taksi tutup Bangkok’a, Khao San Road’a gittik. Özellikle Kamboçya’daki toprak yollardan sonra, 4 şeritli Tayland otobanları bize oldukça lüks gelmişti. Aynı şekilde Bangkok’a geldiğimizde de yiyecek ve hediyelik eşyaların fiyatları bir o kadar pahalı gelmişti.

15 gün öncesinden rezervasyon yaptırdığımız Four Sons Inn Hotel’e yerleştik. Karnımız açlıktan zil çaldığı için hemen otelin önündeki Pat Thai’cilere saldırdık.

video

Birer porsiyon yedikten sonra taze meyve satan arabalardan ananas ve guava aldık. Taze ananaslar Türkiye’de yavaş yavaş ucuzlama başladı fakat lezzet açısından buradakiler ile malesef alakası yok. Guava ise sanırım Türkiye’de yok. Elma ile armut arası bir şey. Bizim deveci armutuna benziyor.

Hafiften karnımızı doyurduktan sonra Khao San Road’da turlayıp masaj yaptırdık. Uzun ve yorucu bir günü ise Patpong’da canlı Thai Box maçı seyredip bira içerek sonlandırdık.


24.01.2008 BANGKOK 16.Gün

Kahvaltıdan sonra Chao Phraya nehrini boydan boya giden tekneler ile şehrin güney tarafına gittik. Alışveriş merkezlerinin olduğu bu bölgede her zamanki terlikçimizde 3’er 5’er parmak arası terlik aldık. Sokakta mangalın üzerinde ızgara yapılan muzların tadına baktık. Bizim bildiğimiz muzlarla hiç alakası hiç alakası olmayan saman gibi bir tada sahipti.

Silom Road üzerinde dolaşırken Gülin’in gözüne Ibo Turkish Cuisine adlı restaurant çarptı. Aslında yurt dışı gezilerimizde Türk yemekleri ile hiç işimiz olmazdı, fakat zaten Kazakistan’da yaşadığımız için içimizde bir memleket özlemi vardı. En azından İbrahim Abi’nin bir kahvesini içeriz diyerekten içeri girdik.

Uzun zamandır Bangkok’ta yaşıyorlarmış, ailenin bir kaç ferdi ile birlikte Tayland’daki eli yüzü düzgün ilk Türk restaurantını bir kaç ay önce açmışlar. İçeride hem Tayland kralının ve Atatürk’ün resimleri yanyana duruyordu. Bir yandan da güllerden yapılmış Tayland ve Türk bayrakları duvarda asılıydı. Menüleri de oldukça geniş ve başarılıydı. Adana, Urfa, Kuşbaşı, Tavuk şiş, kanat, pirzola gibi kebaplar, bir kaç tane sulu yemek, ezogelin çorbası ve bilindik revani, sütlaç gibi türk tatlıları mevcuttu.

Yurdumdan 10.000 km uzakta ince belli bardakta güzel bir demleme çay içtik.

Bir iki bardak derken finali orta şekerli türk kahvesi ile yaptık. Fırsat bu fırsattır diye Gülin ezogelin çorbası ısmarladı. Yanında limon yerine lime verselerde oldukça güzeldi. Antepli ustanın yaptığı sıcacık tırnaklı pide bizi bir anda Türkiye’de gibi hissettirdi.

Çay molasından sonra şehir gezmesine devam ettik ve yürüyerek Sukhumvit Road’a gittik. Burada bir Bangkok klasiği olan Seafood Market’te (89 Sukhumvit Soi 24) uğradık. Tayland’ın bence en iyi deniz ürünleri restaurantını eski yazılarımda anlatmıştım. Logosunda “If it swims, we have it” yani “Yüzüyorsa bizde vardır” yazan bu restaurantta yok yok.

Istakoz, mavi yengeç, karides, böcek, temizlenmiş yengeç eti, istiridye ve çeşit çeşit balıklar soğuk dolapların üzerinde duruyor. Siz istediğiniz miktarda ürünlerden alıp torbalara koyuyorsunuz, daha sonra kasadan geçerken gramajına göre aldıklarınızın ücretini ödüyorsunuz.

Masada da garsonunuza hangi yemeği nasıl pişirilmesi gerektiğini anlatıyorsunuz. Biz 16 günden sonra artık porsyonları iyice azaltmıştık. Çünkü heryerde onu da yiyelim bunu da deneyelim derken hepimiz bariz bi şekilde kilo almıştık. Mısır, kuşkonmaz ve taze soğanla yapılan istiridye soslu sıcak bir sebze yemeği ve midye-karides gibi bir kaç arasıcak söyledik. Zaten Tayland için oldukça pahalı olan bu restaurant, Vietnam’dan sonra bize çok abartı pahalı gelmişti. Ama yinede istanbul fiyatlarına göre hala yarı yarıya diyebilirim.

Hafifçe geçirdiğimiz yemekten sonra yakınlardaki bir masaj salonunda tüm tatilin yorgunluğunu üztümüzden attık. Khao San Road’daki ucuz masajcılara göre burası oldukça kaliteli olduğu kendini belli ediyordu. Önce bir saatlik yağlı masaj, sonra da yarım saatlik ayak masajı yaptırıp tüm enerjimizi tekrar topladık. Uzun uzun şehri dolaştık, arka sokaklarda kaybolup, şehri daha da yakından tanıma fırsatı bulduk. Yürüdükçe biraz acıktığımızı hissettik. Silom Road’da dolanırken yerel yemekler ve çeşitli böcekler satan yerler gördük ama pekte ilgilenmedik.

2001'te Bangkok’a geldiğimizde şahane makarnalar yediğimiz bir restaurantı tekrar görünce hemen içeri girdik.Nooddi Restaurant’ta sadece makarna var. Fakat ne makarna!! Tayland, Vietnam, Hong Kong, Japon ve İtalyan usulü çeşit çeşit makarnalar. İnsan ne yiyeceğine karar vermekte oldukça zorlanıyor.

Çok kişi olmanın avantajı ile farklı farklı ürünler söyleyip hepsinin tadına baktık. Ben Vietnam usulü dana etli erişte çorbası, Özenç Tayland usulü kızarmış karidesli makarna, Gülin’de italyan usulü deniz ürünleri makarnası söyledi. Benim yemeğim çubuklar ile hem de kaşık ile yeniliyor. Bir yandan çubuklar ile erişteleri ve etleri yedim, bir yandan da etsuyu ile yapılmış çorbasını kaşıkladım. Fakat bu yemekleri söylerken mutlaka az acılı veya acısız olarak belirtmenizde fayda var, çünkü özellikle Tayland’da acının sınırı yok!! Hepsi birbirinden lezzetli olan bu makarnaların fiyatı sadece 1.5 – 2US$. Makarna sevenlerin kaçırmaması gereken bir yer, not almakta fayda var. Türkiye’de de Wagamama adlı bir restaurant buradaki ürünlere benzer ürünleri sunuyor ama, İngiltere merkezli bir restaurant zinciri olduğu için fiyatları oldukça yüksek.

25.01.2008 BANGKOK 17.Gün

Son günümüzde kahvaltı faslını bir değişiklik yapıp Khao San Road’daki Cafelerden birinde yaptık. Kızlar jambonlu yumurta, bizde Birkan’la hotdog yedik. Pek tayland mutfağı ile alakası yoktu ama batı mutfağını hepimiz özlemiştik. Kahvaltıdan sonrada Seven-Eleven Marketten buzlu kahve aldık. Son günümüzde Siam Square’de büyük alış merkezlerini gezdik. Sokak satıcılarından İzmir lokmasına benzer bir şey yedik.

Üzerine özellikle ananas ve guava olmak üzere tropik meyvalar yedik. Hipermarketten eve götürmek üzere thai soslarından, pirinç, thai usulü makarna, baharat ve meyva stoğumuzu yaptık. Kıyafet ve hediyelik eşyaya pek yüz vermeden sadece yemek üzerine çalıştık.

Otel’e dönmeden önce bir gece evvelden gözümüze kestirdiğimiz mercanlardan yemek üzere Khao san Road’ın arkasındaki Samsen Soi 2’ye gittik. Adını hatırlayamadığım bir restaurantta, karides, mercan ve midye yedik. Tazecik mercan balıkları ortadan ikiye kesilip mangalda ızgara yapılyordu. Kazakistan’da yaşadığımız balık özlemini doya doya sindirmek için ikinci mercan balığının siparişini verip kendimizi ödüllendirdik. Ah birde bu memlekletde şu balığın üzerine birazcık sızma zeytinyağı gezdirme şansım olsaydı... Bir daha gelirsem kesinlikle küçük bir şişede zeytinyağımı yanımda getireceğim.

Akşamüstü otelimize gidip eşyalarımı aldık ve taksi ile havalimanına gittik. Maalesef 17 günlük bu muheteşem Tayland-Vietnam-Kamboçya turumuzun sonuna gelmiştik. İçimizdeki burukluk ile Air Astana’nın uçağına binip tekrar görüşmek üzere diyip Bangkok’a veda ettik.

Tayland – Vietnam – Kamboçya ile ilgili 5 şey

  • Bu 3 ülkeninde artık turistik yerler olduğuna emin olun Kamboçya’nın küçük yerleşim birimleri hariç güvenlik sorunu olmadığını bilin. Tayland Türk vatandaşlarından 30 güne kadar vize istemiyor. Kamboçya için sınırdan vize alınabiliyor. Vietnam için Ankara’daki konsolosluktan vize almanız gerekiyor veya Vietnam’daki turizm acentalarından “Visa On Arrival” alabilirsiniz.
  • Vietnam’a en az 1 hafta ayırıp tüm ülkeyi baştan aşağı gezin. Bu kadar ucuza bu kadar güzel deniz ürünlerini sanırım başka bir yerde bulamazsınız
  • Kamboçya’da dünyanın en büyük tapınağı olan Angkor Watı gezin. Hatta bizim gibi 1 günde bitirmeyin sindire sindire 3 gün gezin
  • Uzakdoğu mutfağını seviyorsanız ve löplöp turizmi amaçlı gidiyorsanız önemli restauratlar olan Hanoi’de Cha Ca La Vong, Hoian’da Hong Phuc, Nha Trang’da Lac Cahn, Ho Chi Minh’de The Sushi Bar, Bangkok’ta Seafood Market, mutlaka ama mutlaka gidilmesi gereken yerler.
  • Sıcak suyu olan temiz bir double oda ücretleri Tayland’da 20 US$, Vietnam’da 15 US$, Kamboçya’da 10$ civarında.


Önemli Adres ve Telefonlar

Türk Konsoloslukları:

Bangkok: 61/1 So Chatsan Suthisarın Road Telefon: ( 662 ) 274 72 62 - 274 72 63

Hanoi: 4th floor Nord Star Building, 4 Da Tuong Str. Hoan Kiem District Tel: Tel: 822 2460

International SOS

Hanoi: OSCAT AEA 31 Hai Ba Trung Hoan Kiem District Tel: (84-4)9340666

Ho Chi Minh: OSCAT AEA 65 Hguyen Du Str. District 1 TEL: (84-8)8298424, 8298520

Phnom Pehn: AEA International Pte Ltd #161 St 51 Pasteur TEL: 855 23 216 911

Bangkok: 93/1 GPF Witthayu Towers, Tower B 11th Floor, Wireless Road Lumpini, TEL: 662 205 7755

18 yorum:

Ozkan dedi ki...

Sizin ilk iki Tayland seyahatı yazılarını okuduktan sonra gittim Taylanda. Kız arkadaşım sen bu kadar şeyi nereden biliyorsun diye merak etmedi değil. Çok bilgilendim. Bende böyle bir site kurmak istedim sizi okuyunca. Gezilerimi ve tabii yemekleri anlatmak için. Çok mutlu oldum sizi tanıdığıma. Sevgiler. öZKAN

Kemal dedi ki...

toplam hesaba dair birkaç şey söyleyebilir misiniz? sizin standartlarınızda böyle bir gezi için ne kadarlık bir bütçe gerekiyor?
teşekkürler

Löplöpcü dedi ki...

Biz uçak biletina 650 US$ vermiştik. Diğer tüm uçak, tren, otobüs ulaşımları, konaklama, sabah öğlen akşam yemekleri ve tüm extra turlar dahil 17 gün için 750US$ harcamıştık. Konaklama oldukça uygun!

Adsız dedi ki...

sahiden zevkle okudum, turistik amacli ve bir yandan da yemek kültürü hakkinda cok güzel yazmissiniz...

ruhdagı dedi ki...

Kendim yemiş ve gezmiş kadar oldum :)

Şunu çok merak ettim. Bu kadar yeme içme mide ve bağırsak bozulmalarına sebep verdi mi? Birde Wc sorunu oldu mu? Mesela şehri gezerken genel Wc bulma sorunu var mı?

Bu en önemli konu bence :)

Sevgiler.

Löplöpcü dedi ki...

İslah'e karşı ilacımız yanımızda devamlı oluyor tabi. Ama ciddi bir şey yaşamadık. İlk 1-2 gün sıkıntı oluyor ama sonra mide de alışıyor bağırsaklarda :))

denizarik dedi ki...

Merhabalar! Ben de Kore'den Vietnama acilen vize almaya çalışıyorum ancak problem yaşadım.. Vizeyi hangi şirket aracılığıyla aldığınızı öğrenebilir miyim? Internetten 4-5 Şirkete başvurdum, ya cevap vermediler ya da Türklere vize başvurusu yapma lisansları olmadığını söylediler..

Teşekkür Ederim,
Deniz.

Löplöpcü dedi ki...

Vizeyi yerel bir firmadan ayarlamıştık (Visa on Arrival). Fakat 2009 yılından beri Visa on Arrival'ı malesef Türklere vermiyorlar. Ankaradan almak lazım, yada Bangkok'tan

Adsız dedi ki...

süpersiniz yaaa. keşke bende sizin gibi gezebilsem oraları...paylaşım için tşk.

Volkan dedi ki...

Merhaba,

Yazılarınızı bol bol yutkunmalar eşliğinde okuyorum :) Paylaşımınız için çok teşekkürler.
Biz de böyle bir Güneydoğu Asya turu yapmak istiyoruz. Bir arkadaşın bütçeyle ilgili sorusuna verdiğiniz yanıtta 750$ demişsiniz. Bu kişi başı tutar mı?
Bu arada bu kadar ortak yönümüzün olması da ayrıca hoşuma gidiyor: İzmir, makina mühendisliği, gidilen yerlerde yeni ne varsa tatmak, vs...

Löplöpcü dedi ki...

Evet kişi başı 750 US$

Adsız dedi ki...

SELAMLAR KARDEŞ İSTANBULA GELİNCE BENİ ARAYABİLİRMİSNİZ SİZİ BEKLİYORUM.SİNAN MACERALARIN ÇOK GÜZEL HER GÜN LÖPLÖPÇÜLERDE YENİ BİR YAZI YAYINLAMANI BEKLİYORUM.0 505 514 30 29

Adsız dedi ki...

sizi Tanzanya'yı araştırırken fark ettim ve resmen müptelanız oldum,çok güzel bi işe kalkışmışsınız ben ve eşimde sizin gibi sürekli geziyoruz(eşim THY'de çalıştığı için bizim gezmemiz biraz daha kolay oluyor) ve gitmek istediğimiz diğer yerler içinde artık sizden bilgi alıyorum sizi tanıdığıma çok sevindim şahsen de tanımak isterdim ama biraz önce fark ettim ki Kazakistan'da yaşıyomuşsunuz,tekrar çok tebrik ve teşekkür ederim heyecanla diğer tatillerinizi bekliyoruz:))) Sevim Çınar

Löplöpcü dedi ki...

2008'de döndük Kazakistandan! İstanbuldayız

can berk dedi ki...

SLM bende tesadüf yakaladım yazılarınızı yazdığınız izlenimlerinizi bir solukta okudum.birçok ülkeye gidip gördüm ve uçaklara uçmaya karşı tutukum var bu yazılarınız ve deneyimlerinizi okudum...ayrıca TAYLAND'BİLMEYENLER VE AKLINDA FARKLI DÜŞÜNENELER İÇİN AKTARIMINIZ ÇOK GÜZEL YÜREKTEN TEŞEKÜR EDİYORUM CÜNKÜ BU ÜLKE DÜŞÜNÜLDÜĞÜ GİBİ DEĞİL DÜŞLENEBİLDİĞİNDENDE GÜZEL..

Adsız dedi ki...

Yerim Sizi Lop Lop Be !!

Denizin uzerindeki bir gemiden yaziyorum size, yakin zamanda izne gemimden izne ayrilacak olmama sebebiyle gezi plan ve hayalleri icerisindeyim. Okadar yazi okudum ki, ama buralarda ne yerim ben amacli gitmeyi dusundugum icin ihtiyacim olan buymus. Rast gelirsek yemekler benden, icecekler sizden anlastik mi usaklar =))

lulubyt dedi ki...

Yazınız ve turunuz süper turk _ rus turizm sirketinde calismaya baslicam ilk görev yerim de vietnam olucak sizce orada bir Türk olarak yaşayabilir mi

VietFun dedi ki...

Thailand vs Vietnam are the two countries renowned for great food. The food is delicious and cheap :)

Gittiğimiz ülkeler


Henüz 57 ülke (24.8%) oldu, daha gidilecek çok yer var
Create your own visited map of The World