7 Ekim 2010 Perşembe

Babakale

Assos’ta  öğlen arabamızı park ederken hatırı sayılır bir göbeği olan beyaz saçlı ton ton otoparkçıya, bu civarda en iyi kalamarı nerede yiyebileceğimizi sorduk. “Buralar biraz turistikttir, zamanının varsa Babakale’ye git, Ceyar’ın yerini bul, kuzey egenin en iyi kalamarını o yapar” dedi. Sizce bunu duyunca biz ne yaptık?





Sırf otoparkçı amcanın göbek çapına hürmeten kırdık direksiyonu 22 km ilerdeki Babakale’ye “Kalamar yemeye” gittik. Adaları saymazsak Türkiye’nin en batı ucu burası. 320 derece açıyla ege denizinin bence en müthiş manzarasını seyrediyorsun. Ege’den Marmara’ya giden tüm gemiler önünden birer birer geçiyor.

Ufacık bir köy aslında burası ama Ceyar’ın yerini bir türlü bulamadık. Marketteki yaşlı amcalara sorduk, meğer “Ceyar” Uran Motel Restaurant’ın sahibi Mustafa Amca’nın lakabıymış. Uran Restaurant çok mütevazi bir yer, salaş mı salaş.




Terasta 5-6 masa var, içerde 3 masa hepsi bu. Daha oturmadan ortaya duble kalamar ve birer bira söyledik.




Mustafa Amca bize buranın kaya koruğunun çok lezzetli olduğunu söyleyip, ikram etti. Mersin Narlıkuyu’dan bildiğim bir lezzet ama oradaki gibi salamura olmadığından ekşi ve keskin bir tadı yok. Bildiğimiz ot, mis gibi de sızma zeytinyağı kokuyor.


 Bu arada zeytinyağı çok başarılıydı. Ekşi mayadan yapılan köy ekmeğini zeytinyağına bana bana götürdük.



Önden biraz sağlıklı bir şeyler! yedikten sonra A milli takım sahaya çıktı. Kalamarlar küçük bir tabağa konmuş ama porsiyon bol, en az 15-20 parça kalamar var. Yanında domates, salatalık gibi ıvır zıvır yok. Sadece bir parça limon konmuş, tarator sosu bile yok.
 


Kalamar ile buz gibi Efes’in denize nazır valslerini fotoğraflayıp incelemeye başladık. Kalamarlar una bulanıp, derin bir kapta, kızgın yağda kızartılmış. Burada önemli nokta kalamar pişerken kesinlikle tavaya değmemeli, tabiri caizse yağın içerisinde yüzmeli. İşte o zaman kalamarın hem her tarafı eşit pişer, hemde üzerindeki un yağ çekmez. Birde tabii yağ iyice kızdıktan sonra kalamarlar konulmalı.



Bir ısırıyorsun aman allahım, nefis bir yerli ege kalamarı. Ne fazla sert ne de fazla yumuşak. Diri diri kalmış ve çok lezzetli. Buradaki kalamarı bir yeseniz, “Ulen bu kalamarsa, bize İstanbul’da kalamar diye kakaladıkları da neymiş?” dersiniz, o derece farklı yani. Ah birde şu kalamarın bacaklarınıda kızartsaydın ya Ahmet Ustam, ne de güzel olurdu.

İkinci biraları yuvarlarken “Ceyar” yani patron Mustafa Amca masamıza geldi, muhabbet ettik. Assos’a binlerce turist gelirken, kimse Babakale’ye gelmiyormuş. Yazın 3-5 yerli turist geliyormuş ama kışın durumları pek bir kötüymüş. Halbuki Babakale kuzey egenin tam köşesi olduğu için balıkların geçiş yönüymüş, dolayısıyla balık ve deniz ürünleri çok bolmuş. Biz de “kalamarı çok beğendik, Assos’tan otoparkçı amcanın tavsiyesiyle geldik” diyince yemeğe ne kadar düşkün olduğumuzu anladı ve Ahmet Usta’yı mutfaktan çağırdı.

Ahmet Usta eski bir balıkçıymış. Denizi çok iyi tanıyor, yaptığı işi çok seviyor ve ciddiye alıyor. Biraz yeme içme muhabbeti edince, dayanamayıp, “İstanbul’da yiyemiyeceğimiz bir spesyalin var mı?” diye sordum. Şöyle bir beni süzüp, “Karides tatlısı yedin mi hiç sen?” dedi. Değil yemek, böyle bir tatlının adını bile duymamıştık. Pek aklımıza yatmasada “Hele bi dadına bakak” dedik.





Dayanamayıp mutfağa girdim ve ustanın nasıl yaptığını izledim. 20 tane taze (çiğ) karidesi soyup musluk suyunda iyice yıkadı. Tatlı kaşığının tersiyle bir güzel ezdi ve üzerine iki kaşık pudra şekeri ekledi.



Şekeri yedikçe hamur kıvamına gelen çiğ karidesleri kaşığın tersi ile şöyle bir düzeltip üzerine susam, antep fıstığı, hindistan cevizi ve bal ekledi. Masaya gelince tabi benden başka kimse içinde ne olduğunu anlayamadı.




Hafif bir endişeyle çatalın ucuyla tadına bakan herkes, önce göz göze gelip “Bu ne yaw?!?!” dercesine birbirine baktı ve ardında ikinci ve üçüncü çatallar atıldı. Karidesler derin dondurucuya girmediği için kendi öz suyunu kaybetmemişti. Tabağın içerisinde ezildiği içinde kurumamıştı, suyu ziyan olmamıştı.


Zaten hindistan cevizi, susam ve bal zaten olayı götürür diye düşünmeyin, karidesin kendine has lezzeti ve bu kadar şekerli levazımat ile ahengi inanılmaz güzeldi. Meğer seneler önce Vedat Milor buraya gelmiş, Ahmet Usta ona da karides tatlısı yapmış. O zamanki gazete küpürünü kesip saklamış, onu getirdi gösterdi.
 Fiyatları hatırlamıyorum ama oldukça uygundu. Hesabı öderken kasanın yanında duran şişe şişe zeytinyağlarını görünce dayanamadık, 2,5 litre de kendi üretimi olan zeytinyağı aldık.

Urcan Restaurant’tan aldığım ders mekanın dış görünümü ile bize ilk başta verdiği hissin önemli olmadığıdır. Önemli olan yerli halkın ne kadar ilgi gösterdiğidir. Babakale’ye hiç gittiniz mi bilmiyorum ama büyük bir ihtimalle gitmemişsinizdir. Üşenmeyin bir gün şöyle bir uğrayın, Uran Restaurant’ta mutlaka bir kalamar yiyin, bira için, belki Mustafa Amca size de bir sertifika verir.


Ne sertifikası olduğunu lütfen resmi büyüterek okuyunuz. Siz hiç bir restauranta gittiğinizde, hesabı ödedikten sonra sırf orayı ziyaret ettiğiniz için sertifika aldınız mı? Eli öpülesi adam Mustafa Amca, allah sana bol bol müşteri yollasın.



17 yorum:

yeşim dedi ki...

Sevgili Semih ve Özenç,
Babakale'ye gitmemiştim. Ama bu harika paylaşımınızdan sonra mutlaka gideceğiz. Emin olun.
Sevgiler
:)

kerem dedi ki...

Afiyet olsun. Karides tatlısı dikkatimi çekti; resimde ustanın ezdiği karidesler haşlanmışa benziyor, çiğ olduğuna emin misiniz?

Tugal dedi ki...

Sırf kalamar için giderim.

Löplöpcü dedi ki...

Yeşim: İşte bizim olayımız budur, ne mutlu bize.

Kerem: Karidesler haşlanmış. Bunu yazmamışım. Dikkatin için tebrik ederim, ayrıca teşekkür ederim.

Tugal: Git valla :)

Ayazma dedi ki...

Harika ya! Bayıldım. Birayla kalamar ne güzel gider. Sen İstanbul'dakileri beğenmiyorsan, bir de Ankara'dakileri düşün. Biz ne yapalım? :)
Umarım bir gün yolum Babakale'ye düşer. Karides tatlısını da çok merak ettim. :)

Löplöpcü dedi ki...

Pınarcım, biz sık sık oburcanla buluşup Ankara'da yemek yiyoruz, biraz önce Marmaris Balıkçıcı diye bir yer gördük. Bir sonraki yemeği orada yiyeceğiz. Hafif bir yunan tavernası tipi var, eminim güzel bir kalamarı vardır. İstersen sende katıl bize.

ssbb dedi ki...

Biz de Uran Restoranın otel restoranı olmasını vetipini beğenmeyip oturmamıştık

Adsız dedi ki...

Arkadaşlar facebook sayfamızı ziyaret ethttp://www.facebook.com/home.php#!/pages/Babakale/174686975928621meyi unutmyın

Adsız dedi ki...

Arkadaşlar, Babakale'ye mutlaka gidin. Bir - İki gece kalınız ondan sonra sıkılırsın. Doğa ve sessizlik harika dinlendiriyor insanı. Balık tutmayı, dalış yapmayı seviyorsanız tam size göre. Birde yeni bir otel açılmış bölgenin eni iyi yeri bence temiz, yemekleri nefis, manzarası harika, büyükşehirlerden kaçıp gelmiş bir çift işletiyor. Ben çok beğendim. Denizhan Otel

Adsız dedi ki...

şu anda babakaledeyim. yaklışık bir saat önce kalkım ahmet ustanın o leziz alık sofasından. tadı damağımda. herrkese tavsiye ederim

turang dedi ki...

Merhabalar. Biz babakale'ye 26 sene önce gittik. Akliman'da bir yazlığımız var. Gidiş o gidiş. Kışın bir kaç ayı İstanbul'da zor yaşıyoruz ve ver elini Babakale. Küçük limanda bir de kayığımız var. Burası Türkiye'nin balık cenneti. Hiç elimiz boş dönmedik. Zeytini, zeytinyağı, sebze ve meyveleri neredeyse organik. İster haftanın iki günü pazardan al, isterseniz bahçeden. Tam yaşanılacak yer. Sevgilerimle...

Tolga Turan dedi ki...

Kalamar hatırına Ayvalıktan Çanakkaleye geçerken uğradım, gün batımına yetişemedim maalesef karanlığa kaldığım için Babakaleyide çok iyi göremedim :) 20 Kasım gibi oraya gittim Semih üstadın tavsiyesi ile geldiğimi söylediğimde Mustafa Usta heeee LÖPLÖPÇÜÜÜÜ eksik olmasın dedi :) Kalamar enfesti, o kalamar için tüm dağlar delinir :) tavsiye üzerine geldiğimi öğrenip birde bende Çanakkaleliyim deyince muhabbet sardı birde üstüne sertifika verdi eksik olmasın Mustafa usta :)

handan dedi ki...

Sevgili löplöpçüler, tavsiyeniz üzerine şu anda Babakale'de Mustafa amcanin yerindeyiz.
Boyle efsane bir lezzet olamaz. Bir porsiyon kalamar asla yetmiyor :) Burada kalamar yemeyenler, ben kalamar yedim demesinler lutfen :) Ayrica ahtapot izgara da efsane. Herkesi bu muhtesem lezzetleri tatmaya davet ediyoruz. Size de ayrica muhtesem tavsiyeleriniz icin tesekkur ederiz. Devamini dört gözle bekliyoruz.
Handan &Aytek

burak turan dedi ki...

Löplöpçülere bir sürü teşekkürler. 2 gündür esimle Assos Kadırga koyunda bir otelde tatildeyiz. Hava kapalı ve yağmurlu. Antik liman ve bahramkale köy içinde, özensiz, lezzetsiz ama pahalı yerlerde yemek yedik. Assos' un reklam ürünü olduğunu düşünmeye başladık. Sonra tesadüfen bu yazıyı okudum, atladık gittik, Babakale' ye. Mustafa Abi, Osman Abi ve garson Rüştü ile tanıştık. Balık taze, kalamar enfes, en güzeli de kaya koruğu. Fiyat sormanıza gerek yok, sorarsanız azarlıyorlar( ben sordum, seni kazıklecek değiliz dediler:))yediğinizin karşılıgını veriyorsunuz, makul. İyi ki gitmişiz. Löplöpcülere teşekkürler...

GökHande dedi ki...

Bizde dun ziyaret ettik.Hersey cok guzeldi...Size denk gelmemis ama biz kalamari bacaklariyla göturduk.Enfes bir ahtapot ızgara yedik.
Balıklarda cok taze ve lezzetliydi...

Cem Gunduz dedi ki...

Merhaba, dün itibarıyla Uran Restorana bahsedilen lezzetleri tatmaya gittik fakat maalesef mekan el değiştirmiş. Mustafa Bey hem oteli hem restoranı devretmiş. Gelmişken yedik birşeyler fakat yemekler standardın ötesinde değildi maalesef. Fiyatlar da balığın kaynağı olan böyle bir yere göre oldukça pahaliydi.

Unknown dedi ki...

Babakaleye 3 yıl peş peşe gittik ve uran restront tam bir yöre balık lokantası her şey nefis herkes mutlu ayrılıyor rakı,nefisbalıklar kalamarı orda yiyince bugune kadar yedigim ne dersiniz.

Gittiğimiz ülkeler


Henüz 57 ülke (24.8%) oldu, daha gidilecek çok yer var
Create your own visited map of The World