1 Ocak 2011 Cumartesi

Selanik 2010 - 2.Bölüm


Gezinin 1.bölümü için lütfen tıklayın

 
24.04.2010

Sabah ev sahibimize hiç yük olmadan erkenden çıkıp şehir turuna başladık. Önce şehre tepeden bakan Εptapurgio Kalesine çıktık. Yürüyerek çıktık ki, daha fazla görelim, daha çabuk acıkalım. Tepede mükemmel bir şehir manzarası var. Selanik üzerinden ege denizini seyretmek insana güzel bir haz veriyor.

Şehre yine yürüyerek inerken dosdoğru Chatzis Patisserie’ye  (Hacı Pastanesi) gittik. Burası 1908 yılında Türkiyen gelen rumlar tarafından açılmış, içeride halis mulis türk tatlıları var. Bir çoğu oldukça tanıdık, isimleri de bizimkilere oldukça benziyor.

Kazan dipi:



 Aşoure:



 Krema Galaktos (keşkül):


Şeher pare:



Ekmek kadaifi:



 Touloumpes:


Daha bir çok tatlı var, ama hangisini seçeceğimizi karar vermekte oldukça zorlandık. Hani kasaplar çarşısında dolanan kediler vardır ya o hesap. Sonunda hafif atalım dedik, kazandibi ve keşkülde karar kıldık. Her ikiside gayet hafif, gayet lezzetli. Bizim Özsüt mü güzel yoksa Yunanın Chatzis mi güzel polemiğine hiç girmedik, afiyetle datlıları mideye indirdik. Kasada parayı öderken, patrona tüm bu tatlıların İstanbul’da da olduğunu ama İstanbul’da kimsenin Galaktoboureko yapmadığını söyledim. Gel ortak olalım, İstanbul’da dükkan açalım diye kısa bir geyik çevirdim.

Web sayfalarında bu pastanenin tarihini anlatan bir video var, Yunanca gerçi ama tatlı sevenlerin izlemesini şiddetle tavsiye ederim.

Hafiften neşemiz yerine gelince şu Modiano marketi bir daha gezelim dedik. Yok, yok burası gerçekten bizim pazarları aşmış durumda. Ben şimdiye kadar aynı kasapta hem hindi, hem tavşan, hem de tavuk satıldığını görmedim. Bir ilginç noktada şu, büyük bir ihtimalle adam kendi tavuklarını satıyor.




Kendisi temizliyor, temizlenmemiş tüyleri de oksijen gazı yardımızla yakıyor. Yani tavuklar bizdeki gibi paketlenmiş alenen fabrika işi değil, bariz köy tavuğu satıyorlar.


E peki bu Yunanlılar kuzu eti yemezler mi? Yerler efendim yerler, hemde satarken kafasını ve yüreğini kesmeden komple asıyorlar vitrine ki, sanırım malı komple görüp sonra alasınız diye.
 

Bizi en çok ilgilendiren kısım ise deniz ürünleri oldu. Fiyatlar 5-18 euro arasında değişiyor, hemen hemen bizdeki ile aynı, veya biraz üstünde. Bizim tanıdıklardan, levrek, çupra, fener, barbun, dülger ve dil var.


Peki tanıdık olmayan ne var? Saligkaria var! Yani salyangoz. Özellikle Fransızların Escargot diye mutfaklarının başköşelerinde tuttuğu salyangozun tabii İstanbul’da olmaması normal. Müslüman mahallesinde salyangoz satılmaz. Ama ne yalan söyliyeyim, hayatımda bir kere Nantes’da  salyangoz yemiştim, tadı hiçte fena değildi.

Başka ne var, Kalamaria  var, bir de Thrapsala var.




Nedir bakalım bu kalamarla thrapsala arasındaki fark? Elbette öncelikle fiyatı. Biri 10 euro, diğeri 4 euro. %100’den de fazla fiyat farkı olduğuna göre mühim bir konu.

İstanbul’a döndükten sonra balıkçılarla konuyu tartıştım, meğer bu thrapsala bizde deli kalamar, eşek kalamarı veya bülbül denen lezzetsiz bir cins kalamarmış. Bizde de delisi 5-10 TL’ye satılırken akıllısı 20 TL ediyormuş. En belirgin farkı resimlerden de görüldüğü gibi kaliteli olanı ince uzun bir gövdeye sahipken, ucuz olanı kısa ve tombul bir yapıya sahip. Siz siz olun, akıllı kalamar alın, delisini pişirmekte zormuş, hazmetmekte...

Modiano marketin hemen içinde birde kokoreççi gördük.

Yıllar önce Almanya’ya ilk gittiğimde dönercilerin döneri elle değil motorla çevirdiğini gördüğümde hayretler içerisinde makinayı incelemiştim. Aynı hayrete yıllar sonra şimdi de Yunanistan’da düştüm. Dikey dişlileri bir motor çeviriyor, kokoreçlerin takıldığı yatay şişlerde bir çark ile dikey dönen dişliye bağlı. Ey İzmir’in kömürde kokoreç yapan ustaları, makinayı göstermesi benden, uygulaması sizden.

Biz bu kokoreçlerin sadece fotoğrafını çekip, hiç tadına bile bakmadık! Çünkü tüm iştahımızı Agora Ouzeri’ye  sakladık. Agora Ouzeri benim için çok önemli bir yer, yunan yemeklerine burada aşık oldum desem yeridir. Sırf buradaki lezzetli mezeler ve yemeklerden dolayı kendime Yunan Mutfağı Kitabı aldım ve artık evde deniz ürünlerini Yunan usulü yapıyorum.



Burası basit ve salaş bir yer. Yemekler kaliteli ve doyurucu, ama lüksten son derece uzak. Kızlar beyaz sofra şarabı, erkekler ouzo ile ziyafete başladı.


Önden ortaya karışık Anthotyro peyniri ve kurutulmuş domates ile zenginleştirilmiş roka salatası. Zaten yediğim yegane salata roka salatasıdır, sanırım bu da hayatımda yediğim en güzeliydi. Artık türkiyede de ciddi balıkçılarda salatalar peynirli gelmeye başladı. Kurutulmuş domateste hoş bir lezzet katmıştı.


Ortaya karışıklardan devam ediyorum, ve sırada bir yunan klasiği olan Midya-Pilaf. İçerik olarak bizim midye dolmaya benziyor ama, yemek gibi tencerede pişip geliyor ve sıcak sıcak yeniyor. İçinde biraz da kalamar parçaları var. Ama en önemli fark Mardin işi baharatlı karabiberli değil, efendi gibi biraz dereotu konmuş hepsi bu. Çok ama çok başarılı.


Kabak kızartmayı Girit’te salaş bir tavernada yemiştim. Malzemeler bizim şakşuka gibi direk yağa atılmıyor. Önce una veya unlu bir sosa bulanıp sonra kızatılmış. Bu sayede kabak yumuşamamış, çıtır çıtır kabakların yanında birde güzel tarator sosu varki tam bir lezzet küpü. Kalamarın yanına dandik tarator sosu koyan ustalar size söylüyorum, az biraz şu yazıları oku, şu resimlere bakta Yunanlılardan tarator sosu öğren!
 

Kalamar dedim de, buranın kalamar tavası da çok başarılı. Halkalar ince ince değil, baya kalın kesilmiş. Yani bir halka kalamar atıyorsun, en az 50 gram. Dişinin kavuğu baya bir doluyor. Kalamarın bacakları da var, bu bizden tam not alır!


İkinci çeşit kalamarımız ise kalamar dolma. Genelde kalamar ya halka halka kesilip tavada kızartılır, yada bütün kalamarın içi doldurulup ızgarada pişirilir. Bu kalamar dolma ise yine doldurulmuş ama yağda kızartılmış. Beyaz peynir, kaşar peyniri çok az maydanoz ve domates ile hazırlanan harç kalamarın içine doldurulduktan sonra ağzı bir kürdan ile tutturulmuş, kalamarın dışı una bulanıp sonra aynı kalamar tava gibi yağda kızartılmış.


Masaya geldiğinde görüntüsünden pek bir şey anlayamadıysak ta, ortadan ikiye kesince sonra kalamarın tüm doğal zenginlikleri ve şehveti bir anda tabağımıza akıverdi. Tadı damağımda kaldı desem yeridir.
 

Sırada karışık deniz kabukluları var. Masadaki en alengirli görünen yemek buyken, tabakta kalan tek yemek bu oldu. Sosundaki hardal lezzetinden midir, yoksa yemek pişirilirken içine konan yeşil biberden midir hatırlamıyorum ama pekte güzel değildi. Bir kaya midyesinin tadına baktık, bir kum midyesinin, ikiside pek sarmadı.


Ve sıra geldi masanın kraliçesine! Karşınızda Karides Saganaki. Geçen sene mayıs ayında löplöpçüler’de  yazmıştım Karides Saganaki’yi. Bilgisayarımın yanımda olduğu zamanlarda, gittiğim tüm balıkçılarda ustalara, mekanın sahiplerine bu resimleri gösterdim durdum. Ama her ne hikmetse benim gibi bir blogu olan Ankara’lı löplöpçü kardeşim Ayberk’in  götürdüğü Ankara’daki Laterna  dışında Karides Saganaki yapanı da görmedim. Gerçi orada da donmuş çimçim karidesle ve taze kaşarla yapıyorlarıdı ya neyse....



Bu ultra güzel yemeğin yapımı gayet basit. Kırmızı tatlı biber ince ince kıyılıp zeytinyağında çevriliyor. Daha sonra küp küp kesilmiş domatesler öldürülüyor. Domatesler suyunu salınca kabukları temizlenmiş fakat kafaları yerinde duran jumbo karidesler ekleniyor. 1-2 dakika karidesler pişince ocağın altını küpküp kesilmiş beyaz peyniri ekleniyor. Arzuya göre kıyılmış maydanozda ekleniyor.


Ben bunu defalarca evimde yaptım, en az 20 kişiye yedirdim, bir allahın kulu da ı-ıh olmamış demedi. Şiddetle tavsiye ederim. Sütlü susamlı bir ekmek almayı unutmayın, suyuna bana bana yersiniz. Biz dibini sıyırdık, kalan bir karidesi de sizler için fotoğrafladık.
 

Tatlı olarak geçen sene irmik helvası ikram edilmişti. Bu sene şansımıza reçel çıktı. İlk önce biraz garipsedik ama hepsi birbirinden lezzetliydi. Şekeri çok fazla olmadığından insanın içini baymıyordu. Fazla ağdalıda olmadığı içinde oldukça hafifti.


Yemeğin sonunda hesabı öderken Agora Ouzeri’nin sahibi Christos Chatzidiakos ile muhabbet ettim. Lokantanın bilgisayarından, bir sene önce geldiğimde çektiğim resimlerle hazırladığım bloğu’mu  gösterdim. Bana özellikle çok teşekkür etti. İstanbul’dan en az 3-4 müşterisi benim bu yazımı okuyup gelmiş. İnternette de benden başka da Türkçe burayı yazan olmamış.



Alkollü içecekler anormal ucuz. Yarım litre sofra şarabı 3 €, 20’lik ufak ouzo 7 €. Dörk kişi toplam hesap 60 €. Mesaj açık! Hava atmak yada ünlüleri görüp arzı endam etmek için gelinen bir yer değil burası. Ciddi yemek yemek ve efendice sohbet etmek için gelinen bir yer.


Gezinin 3. bölümü için lütfen tıklayın

.

7 yorum:

Oburcan dedi ki...

Afiyet şeker olsun Semih. Salata , midyeli pilav ve kalamar dolma efsane olacak cinstenmiş.
Tatlı isimlerini değiştirmeye gerek görmeden kullanmaları , dünyaya geleneksel Yunan lezzeti diye tanıtmaları , hatta dünyada da öyle kabul görmeleri acı ama gerçektir!!

Deniz dedi ki...

O zaman bu yazıdan anlıyorum ki eğer kalamarın halkaları genişse, eşek kalamarı olma olasılığı yüksek. İyi oldu öğrendiğimiz.

Adsız dedi ki...

olamazzzzzz,neredende sizin blogunuzun hastası oldum))bende sizinle gezmek,istiyorummmmmmmmmmmmnesrin

bienal dedi ki...

Selanik serisi çok güzel olmuş... Nasıl olsa da hemen buralara gitsem şimşekleri çaktı beynimde. Yazılar için ellerine sağlık.

Hakan dedi ki...

Mart sonundaki Selanik gezimde tavsiyelerinizden yararlandım. Çok teşekkürler...
Hakan
www.gezialemi.com

Ferit Ismailoğlu dedi ki...

Selanik'te yemek (ferit ISMAILOGLU) (00306945216020)

Bakan Çelik, dernek bitişiğinde hizmet veren Osmaniye Mescidi’nde ise cuma namazı kıldı. Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, Selanik’te bugün gerçekleştirdiği Atatürk Evi’nin yeniden ziyarete açılışı töreninden sonra şehirde ikamet eden ve 2005 yılında Batı Trakya Müslüman Türk Azınlık cemaati tarafından açılan derneği ziyaret etti. Türkiye’den bir bakan, ilk defa yarı bodrum katta hizmet veren derneği ziyaret ederken, Müslümanlar ziyaretten duydukları memnuniyeti dile getirdi.
Πέμπτη, 11 Ιουνίου 2015
Menu
Türk damak zefkine uygun mutfagimizla size hizmet vermekten unur duyariz. Taze mamurller sunmakta olan mekanimiz basta yunan olmak uzere Turk isadamlaridam ve turislerden de buyuk ragbet gormektedir,,
Bati trakya turkleri olarak, temiz ,ve taze Mamurllerle ve uygun fiyatlarimizla ve Sislere hizmet vermeken gurur Duyar

(GRUPLARA UYGUN BIYATLARIMIZ VAR)
.
Telefon :00306945216020 ferit ISMAILOGLU
YER Selanik / Thessaloniki

Not: Grublara yardimci olaboliriz ,,

'''''Gerekirse belirli bir noktadan alabiliriz'''''

Ferit Ismailoğlu dedi ki...

ΣΥΛΛΟΓΟΣ ΜΟΥΣΟΥΛΜΑΝΩΝ ΘΕΣΣΑΛΟΝΙΚΗΣ
ΜΟΡΦΩΤΙΚΟΣ ΠΟΛΙΤΙΣΤΙΚΟΣ ΣΥΛΛΟΓΟΣ ΜΟΥΣΟΥΛΜΑΝΩΝ ΜΑΚΕΔΟΝΙΑΣ - ΘΡΑΚΗΣ

MAKEDONYA -TRAKYA MÜSÜMANLARI EĞİTİM VE KÜLTÜR DERNEĞİ
www.selanikdernegi.blogspot.gr

Gittiğimiz ülkeler


Henüz 57 ülke (24.8%) oldu, daha gidilecek çok yer var
Create your own visited map of The World