29 Eylül 2012 Cumartesi

Tataristan

Rusya’ya gitmişken insan neden Kazan’a Tataristan’a gitmek ister? Sarışın çekik gözlü müslüman tatarların kültürleri olsun yemekleri olsun Ruslardan hayli farklıdır. Hazır buralara kadar gelmişken farklı bir kültürü yerinde görmek en büyük şanstır.

Et ve hamur ağırlıklı Tatar mutfağını siz de çok seveceksiniz, neden mi? Rus yemeklerine göre bizim damak tadımıza çok yakın da ondan. Etin bu kadar bol ve ucuz olduğu bir yerde elbette biz de hakkımız etten yana kullandık.

 
28.07.2011  Kazan

Rusya’da trenle seyahat çok da ucuz değil. O yüzden gezginlerin çoğu platzkart (Плацкарт) denilen açık vagonlardan bilet alıyor. 30-40 kişi aynı vagonda yatağını açıyor, pijamasını giyip yatıp uyuyor, kim kime dum duma vaziyeti. Tabii Ruslar yolculuk esnasında içki içmeden yapamadığı için uyu uyuyabilirsen. Biz ise biraz lükse kaçtık, 4 kişilik vagondan yer ayırttık.

 
Vekovkadan gece bindiğimiz yataklı tren ile Tataristan’ın başkenti Kazan’a sabah vardığımızda bizi çok sıcak bir hava karşıladı. Kazan tren garında couchsurfingden tanıştığımız Mansur Suleman ile buluşup evine gittik.

Haftaiçi olduğu için sonra Mansur işe gitti, biz de Özenç’le birlikte Kazan’ı keşfe çıktık. Kısaca bahsetmek gerekirse Tataristan bağımsız bir ülke değil, Rusya’ya bağlı Özerk Cumhuriyet. İç işlerinde bağımız, dış işlerinde Rusya’ya bağımlı. Resmi dil Rusça ama Tatarca çok sık kullanılıyor.

Kazan’da turistik gezilecek yerlerin başında Kremlin Sarayı, SuyumbikeKulesi, Kul Sharif Camii ve Annunciation Katedrali gelir.

 
Kazan’da kendimi bir an Almaty’de gibi hissettim. Tatarlar da müslüman olduğu için kültürleri Kazaklara çok benziyor, binalar, sokaklar, insanların kıyafetleri hatta yemekler bile.

Bauman caddesindeki lüks restoran Dom Tatarskoi Kulinarii’nin  tam karşısındaki Aşhane (Ашхана) diye klasik tatar lezetlerini çok ucuza yiyebileceğiniz bir lokanta var. Büfeden istediğiniz şeylerden alıp kasada ödüyorsunuz, sonra tepsinizi alıp masalarda yiyorsunuz.

 
Daha önce söylediğim gibi tüm Orta asyada mutfağı et ve hamur üzerine kurulu. Soldaki yuvarlak olan Eleş (Элеш), sağdaki üçgen olan ise Öçpoçmak (Өчпочмак). Bunların yanında ayrıca bir kase de et suyu (Шулпа) var. Et suyuna ruslar “bülyon”, tatarlar “şulpa” diyorlar.

 
Öçpoçmak bizim böreğe benzer bir şey. Dışındaki hamuru çıtır yapılmış, ama çok sert değil, ısırınca hemencecik kopuyor, zannımca hamurunda nişasta var. İçine ise küp kesilmiş patates ve dana kıyma koymuşlar. İç harcı öyle kuş yemi kadar konulmamış, en az 70-80 gram kıyma var içinde.

Eleş ise bunun yuvarlak versiyonu, ama hamuru çıtır değil, biraz daha ekmek hamuruna benziyor.

 
Bunun da içinde yine patates var ama bu sefer kıyma yerine yağlı kuzu kuşbaşı koymuşlar. Kuzu etinden dolayı öyle lezzetli ki anlatamam. Şeker gibi patates ile yağlı kuzu etinin birleşmesi sonucu ortaya benzersiz bir tad çıkmış.

 
İlginçtir eleş de oçpoçmak da bir kase et suyu ile servis ediliyor. Hamurişleri kuru kuru gitmesin, boğazda takılmasın diye bir lokma ısırılıyor, sonra iki kaşık et suyu içiliyor. Dana kemiği ile yapılan gerçek et suyu bu. İçinde çok az frenksoğanı ve dereotu var. Dereotunu pek sevemem, o yüzden istemeye istemeye içtim ama taze baharatlı otlar çok yakışmış. İstemem yan cebime koy havasında kasenin kulaklarından tuttuğum gibi kafaya diktim.

 
Aşhane’nin adı üstünde harbi harbi bir aşhane, çok pahalı bir yer değil. İnsanlar 10 dakikada yemeğini alıyor, karnını doyuruyor, kalkıyor. İki bardak yeşil çayla birlikte tüm yediklerimize 200 ruble verdik. Yolunuz Kazan’a düşerse mutlaka uğrayın.

 
Şehirde çok fazla kilise ve camii var, aynı sokakta yanyana bile görebilirsiniz. Ortodoks Ruslar ile Müslüman Tatarlar kardeş kardeş geçinip gidiyorlar, darısı bizim başımıza.

Kazan Kremlin sarayı Moskova’daki kadar olmasa da epey heybetli. Şehrin her tarafından görülebilen yüksekçe bir tepede beyaz bir kuğu gibi yükselmiş. Günümüzde Tataristan devlet erkanının çalışma ofisi olarak kullanılıyor.

 
Kremin sarayının içinde Rusya’nın en büyük camiisi olan Kul Sharif Camii var, görülesi bir camii.

 
Hani bizde her şehirde bulunan ve mutlaka gezilmesi gereken Atatürk caddesi ve İnönü caddesi vardır ya, Kazan’ın iki önemli caddesi de Baumana ve Universitetskaya caddeleri. Güzel mağazalar restoranlar cafeler burada yer alıyor. Canınız şöyle yerel tatlılardan tatmak ve bir kahve mi içmek istedi? Hemen Cafe Skazka’ya (Кафе Сказка) gidin ve Tatar tatlılarından yiyin ve yanında güzel bir kahve için.

Gubayda (Губадия) halis mulis bir tatar tatlısı. Bohça şeklinde bir hamur, içinde ise pirinç, kuru üzüm ve kavrulmuş lor vardı.

 
Pirinçle kuru üzüm hadi neyse de kavrulmuş lor pek sarmadı, acımsı bir tadı vardı. Bir tatlıda olmaması gereken bir lezzet bence, ya da bizim damak zevkimize uygun değil.

 
Smetannik (Сметанник) için rus usulü cheesecake diyebiliriz. Şahane bir kekin üzerinde smetana (Сметана) denilen yağsız krema ve tvarok (Творог) denilen tatlı lor peyniri ile yapılan bir krema var. Kek o kadar güzel ki hem yumuşak, hem hafif nemli, hem de multi lezzetli. Amerikalıların cheesecake’i gibi limonlu veya çilekli jöle ile makyajlanmamış! Mal mülk meydanda.

 
Peynirli pasta yani cheesecake işi çok zor bir şey değil, işi bilmen lazım. Neticede atom fiziği değil bu olay. 2 hafta üstüste üç kere cheesecake yaparak bu konuda uzmanlaşan Özenç’in bu alanında ciddi bir kapasitesi olduğunu tüm dostlara buradan duyurmak isterim.

 
Kazan’a gelirseniz Cafe Skazka (Кафе Сказка) oturup özellikle smetannik’in tadına bakmanız elzem. Sadece tatlı değil, dondurma, yemek ve geniş bir kahve menüsü sizleri bekliyor. Ama en çok kafenin iç dekorasyonuna bayılacaksınız.

Akşamüstü mesai bitiminden sonra eve dönüp Mansur ve Farida ile buluştuk. Tamam Ruslar da hoşdur iyidir ama Tatarların kültürü bize çok daha yakın olduğu için her ikisini de kendimize çok yakın hissettik. Özellikle Mansur yemez yedirir, içmez içirir misafirleri için deli divane olan bir tip.

Akşam yemeğinde Mansur kardeşimin tavsiyesi ile Tatar lezzetlerinin alasını bulabileceğimiz Bilyar Restoran’a (Ресторан Биляр) gittik, iyi ki de gitmişiz! Bir insan bir akşam yemeğinden bu kadar mı zevk alır, bu kadar mı mutlu olur. Buyrun Tatar mutfağının ince detaylarına.

Menüye bir baktım fiyatlar Moskova’nın yarı fiyatı. Donat masayı Mansurcuğum, gözümüz gönlümüz açılsın, bu gece bendensin! (Couchsurfing raconu bunu icap eder, otel parasından yırtarsın ama akşam yemeğini sen ödersin)

 
Yemekler gelene kadar Özenç ile Farida tatarca Alsu (Aлсу) denen kırmızı pancarlı ayran içtiler. Hindistan yazısında anlattığım faloodaya benzer bir şey gibi görünüyor. İçinde bariz bir şekilde sulandırılmış yoğurt ve kırmızı pancar suyu vardı.

Pembiş pembiş göründüğüne bakmayın tadı biraz baharatlı. Hani Adana Mersin civarında meşhur şalgam vardır ya, işte bu onun Tatar versiyonu. Şalgama göre daha hafif daha yumuşak bir içimi var. Ben pek şalgamı sevmediğim için bunu da sevmedim ama Özenç yemek öncesi kana kana içti. Değişik lezzetlere açık olanların evde kendi denemesinde yarar var.

 
Ortaya gelen ilk yemeğimiz Pelmeni (Пельмени). Her ne kadar tatar lezzetleri peşinde olsak da son günlerimizde rus usulü mantıyı yemeden edemedik. Pelmeniler sanki kemik suyunda haşlanmış gibi suyu oldukça koyu renkliydi, ustam tabağa bol bol o lezzetli suyundan da eklenmişti. Bu et suyu da neyin içine girse lezzetli olur yani. Sarımsaklı yoğurt veya tereyağlı salçaya boğularak ağırlaştırılmamıştı.

 
Daha önce de bahsettiğim gibi pelmeni rusların mantısı, ama hamurun içinde bizim mantılardan çok daha fazla et var. Et ucuz olduğundan mıdır yoksa aslen öyle olması gerektiğinden midir bilmem, her bir pelmeni tanesinin içinde bizdeki hiç bir mantıcıda görmediğim kadar fazla et vardı.

İkinci lezzetimiz ise Kıstıbıy (Кыстыбый) dedikleri ince hamurun içinde haşlanmış ve ezilmiş patates var. Çok basit bir şey gibi görünüyor ama hamuru ısırdın mı gözünün önünde mutluluktan yıldızlar uçuşuyor. Beklenmedik bir anda kalbimizi çalıyor ve Tataristan’daki favorilerimiz arasına giriyor.

 
Hani dedik ya yerel lezzetleri keşfetmek için geziyoruz diye, aynı Kazakistan’da olduğu gibi Tataristan’da da at eti (Конина) yeniyormuş. Bu haber bizi bayramda hediye alan çocuklar gibi şenlendirdi. Buraya kadar gelmişken pilavdan dönenin kaşığı kırılsın. At etinden hem de iki tane söyledik biri güveçte yahni şeklinde, öbürü fırınlanmış.

“At yahni” klasik bir Tatar harikası, son derece basit yalın ama aynı zamanda çok sofistike. Her ne kadar bir çok ülke ve kültürde at eti yemek bir tabu olsa da Orta Asya’da bir çok ülkede yeniyor. At etinin tadını size anlatabileceğimden emin değilim. Yağsız dana eti gibi ama öyle tahmin ettiğiniz gibi sert değil. Yanındaki soğan, havuç ve kırmızı biber at etine katkı sağlıyor.

 
İkinci at eti ise döküm tavada üzerine bol sebze konarak fırında pişmiş. Tepsi masaya geldiğinde pek et göremedik ama vardır bir hikmet diyip patateslerin arasını deşeledik.
 
 
Kremalı patatesin altında yine havuç soğan ve kuşbaşı at eti var. Havuçla soğanın suyu, güveç fırında pişerken etle karışmış, bizim beygirin lezzetini daha bir güzelleştirmişti. Şöyle incecik bir lavaş olacak, tam dibini sıyırttırmalık.

 
Televizyonda yıllarca sevgili Uğur Dündar at kesen kasabı kovaladı durdu, çocukluğumuzdan beri at eti yenmez diye bildik ama halis muhlis Müslüman olan Tatarlar da Kazaklar da çatır çatır at etini yiyorlar arkadaşlar haberiniz olsun. Ama öyle yaşlanmış sütçü beygirini yemiyorlar, nizami at besi çiftlikleri var.

Tataristandaki Tatarlar ile Kırımdaki Tatarlar farklı ırklardan geliyorlarmış. Tataristandakiler Bulgaristan civarından buraya göçmüşlar, Volga Tatarları diye geçiyor. Menüde gördüğüm Volga Bulgar Rice ifadesi bana biraz gerip gelse de nedenini Mansur açıklayınca anladım.

 
Peki neymiş bu Bulgar pilavı? Çıka çıka havuç, bezelye, mısır ve kırmızı tatlı biberle yapılan bildiğin pilav çıktı. Satış pazarlarma tekniği budur işte! Ver öyle cafcaflı bir isim, koy menüye bitti gitti.

Yemeklerden sonra tatlı faslında da yine ortaya karışık yapıp farklı lezzetlere bakmak istedik. Çok ilginçti ilk gelen tatlımızın adı “Tatly” (Татлы). İncecik açılan üzüm pestilinin içine yine kuru meyvalardan yapılan çok tatlı olmayan bir harç sürülmüş, sonra rulo yapılıp sarıldıktan sonra dilim dilim kesilmiş. Çok zekice düşünülmüş, yemesi keyifli, görünüşü güzel son zamanlarda yediğim en güzel tatlılardan bir tanesiydi.

 
İkinci tatlımız öğlen de yediğimiz smetannik (Сметанник) yani Rus usulü cheesecake. En az öğlen yediğimiz kadar güzel, hatta belki de daha bir güzeldi. Hamuru gayet yumuşak, üstündeki kreması son derece hafif ama bir o kadar da lezzetli. Aynı öğlen yediğimiz gibi üstünde limon veya çilek esanslı bir jöle koyulmamış.

 
Gelelim Tatarların tatlı konusundaki medarı iftiharına, huzurlarınızda çakçak (Чак-Чак). İnce ince hamur şeritler halinde kesilmiş, yağda biraz kızartılmış ve şekerli karamele bulanmış. Yerken “çak çak” diye ses çıkıyor. Bu bir tesadüf mü yoksa benim uydurmam mı bilmiyorum ama bir güzel afiyetle yedik.

 
Bilyar Restoran’ın  (Ресторан Биляр) menüsünde kenarında * olan yemekler Tatar mutfağından lezzetler olduğunu gösteriyor. Mekan öyle pahalı bir yer değil. Çayı, kahvesiyle birlikte tüm yediklerimize 4 kişi 1100 ruble ödedik (kişi başı 10 US$).

Hayatımda en çok sevdiğim şey, yöresel lezzetleri ve yeni damak tadlarını keşfetmek. En korktuğum şey de damak zevkimin standartlaşması! Bu açıdan bakınca yöresel lezzetlere çok önem veriyorum. Sırf bu yüzden Rusya’ya kadar gelmişken Tataristan’a da gittik, bir nebze olsun doğu Rusya yemeklerinden tattık. Kim bilir daha da doğuda Novosibirsk ve Yakutsk taraflarında neler neler vardır?
 

 
29.07.2011  Kazan – Moskova

Kazandaki ikinci ve son günümüzde öğlene kadar zamanımız olduğu için bizim için bir şehrin vazgeçilmezi olan Kolhoz pazarını (Колхоз Базары) gezdik.

Sebze ve meyvenin Türkiye’den bile çok daha bol olduğu bu pazarlarda hem Türkçe konuşabilirsiniz hem de Türkiye’de bulamadığınız lezzetlere erişebilirsiniz. Çekirdeksiz siyah üzümü ve çekirdeksiz büyük yeşil üzümü Ege bölgesinde bile hiç bir pazarda kolay kolay bulamazsınız.

 
Et reyonu ise bir başka. Aynı Moskovadaki Dorogomilovsky Rinok  (Дорогомиловский рынок) pazarında olduğu gibi etler tezgahın üzerinde açıkta duruyordu ve tezgahın arkasında sadece kadınlar bulunuyordu. Tanzanya Zanzibar’daki et pazarını gördükten sonra son derece hijyenik bile diyebilirim ama bizim için hala ilkel.

 
Bizim en sevdiğimiz bölüm ise kuru kayısıcıların olduğu bölüm oldu. Hiç çekinmeden Türkçe konuşabileceğiniz bu bölümde genelde Özbek ve Tacik satıcılar var.

 
Malatya’ya iş için defalarda gittim, ya kükürte yatırılmış turuncu renk kuru kayısı vardır ya da sadece güneşte kurutulmuş “Gün kurusu” vardır o kadar. Burada ise en az 7 çeşit kuru kayısı var, işte zenginlik budur! Özbekler tatlısından ekşisisine, sertinden yumuşağına 7 çeşit kuru kayısı satarken dünya liderliği ile övünen Malatyalı kayısıcılar ise malesef 2 çeşitle yetinmek zorunda kalıyorlar.

 
Bir bayan kuyumcunun önünden geçerken kendini nasıl hissederse, ben de pazar gezerken öyle hissediyorum. Hatta şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki ne kadar çok yerel pazarda gezerseniz, o kadar değişik lezzetler öğrenirsiniz tadarsınız.

Tataristan sık sık gelinesi gidilesi bir yer değil belki ama gezmeyi seven herkesin mutlaka bir kez gelip görmesini tavsiye ederim. Türk damak zevkine çok yakın ama biraz Rus kültürü bulaşmış Tatar lezzetleri ile mutlu olacaksınız.

 

Tataristan hakkında 5 şey;

1. Tataristan bağımsız bir ülke değildir, Rusya’ya bağlı Özerk Cumhuriyettir.

2. Her ne kadar kiril alfabesi kullanıyorlarsa da Tatarca Türkçeye çok benziyor.

3. Türk Hava Yolları İstanbul’dan Kazan’a direk uçuyor, Moskova aktarmalı gitmenize gerek yok.

4. Tatar mutfağı her Orta Asya ülkesi gibi et ve hamur üzerine kurulu olduğunu unutmayın.

5. Tatar mutfağında malesef çiğ börek bulamadık, meğer Kırım Tatarlarına ait bir lezzetmiş. Tez zamanda Ukrayna’ya gidile!

15 yorum:

maruf zat dedi ki...

elbette tatarca türkçeye benzeyecek,zira biz tatarlar da bir türk boyuyuz..tıpkı kazaklar gibi,lakin müruru zaman ve ağır sovyet kültür baskısı ve neredeyse 300 yılı aşkın tahakkümden maada bir takım farklılıkları görmeniz gayet doğaldır.hazar denizi ile çinin gansu eyaletine kadar olan kısım bizde türkistan namı ile tesmiye olunur.çekik gözlülük bahsine gelince türkistan milletlerindeki bu durum doğu asyalılara nispeten biraz daha değişiktir,tafsilatı uzun süreceğinden bahse lüzum yoktur :)kırımdaki gardaşlarımız ile nüansa farklı ırk demesek sanırım nihayetinde daha doğru olur,bölgesel farklılıklar bunun için daha uygun bir ifade olarak düşer.veyahut farklı bir boy demek daha da şık olabilir.bundan misullu anadolu daki çepni veya avşar aşiretlerini gösterebiliriz.kusura bakmayınız,ihtisas alanım olduğu için biraz fazla başınızı ağrıtmış olabilirim..
baki selamlarla
ihsan

Löplöpcü dedi ki...

Aydınlatıcı bilgiler için teşekkür ederim. İfadelerde bir kusurum olduysa affola :)

Ebru Bayrak dedi ki...

Ben ne zaman bu sayfaya girsem karnım acıkıyor istisnasız her defasında aynısı oldu. Mantı ve patatesli kuşbalışı böreğe bakarken mest oldum :)

Adsız dedi ki...

merhaba biz eskişehirliyiz aile büyükleri bulgaristan ve romanya dan göçmüşler eskişehirlilerde sarışın renkli gözlü çok var ama çekik gözlülük tek bizde gördüm yazınız sayesinde her bayram bu konu üstünde kurulan teorilere bir son verilecek inş :)bir de ricam olacak özençin cheesecake i, ablamın tiramisusu, annemin mezesi diyorsunuz, yurt dışında yediklerinizi evde de uygulayabiliyorsunuz sizde paylaşılacak daha fazla cevher var deniz mahsülü severler için tarif verdiniz bir de tatlı severleri mutlu etseniz ben böyle yutkunmakla kalmasam paylaştıklarınız için çok teşekkürler

Öğretmenim dedi ki...

Tatarlar buraya bulgaristandan göçmüş gibi bir ifade var. Bu yanlış bu bölge ön bulgarların bölgesidir. Günümüz bulgaristanına adını veren bulgar türkleri trakyaya gelince slavlaşmış sadece adları kalmıştır.

atila dedi ki...

Gezginler

Kazan görülesi bir yer,Tatarları da kültürlerini de ,yemeklerini de eminim seveceksiniz,uzaklarda bizden bir parça ,biz öyle hissettik,hissettirdiler

Atila

Adsız dedi ki...

yediğiniz pelmeni mantı rus mantısı değil, öz be öz kazan türklerinin mantısıdır. kazan'dan anne ve babasıyla göç eden anneannem bu mantıyı özel günlerde yapardı, şimdi annem yapıyor. ismi pilmen'dir. fotoğrafta görülen ile bizim yaptığımız arasında hiçbir fark yok.

ülgen koç dedi ki...

Tatarlar Türktür.Ruslardan çok bize yakınlar.

Adsız dedi ki...

Merhabalar,

Ben de Kazan Tatarıyım. Tattığınız mantı bizde de yapılır. Biz "pirmenke" diyoruz :) Eleş adlı yuvarlak böreğe de "Beliş" diyoruz. Bir de Beliş'in tepsinin tamamına uygulandığı yekpare büyük belişi var.
Saygılar.

Adsız dedi ki...

Merhabalar,

Ben de Kazan Tatarıyım. Tattığınız mantı bizde de yapılır. Biz "pirmenke" diyoruz :) Eleş adlı yuvarlak böreğe de "Beliş" diyoruz. Bir de Beliş'in tepsinin tamamına uygulandığı yekpare büyük belişi var.
Saygılar.

Adsız dedi ki...

arayıpta bulamadığımı kazan şehrinin internet sayfasını ararken buldum. herşeyi yazmışsın üstad. teşekkürler. ama keşke malatya'ya laf etmeseydin :) imkan verdilerde bizmi 12 çeşit kayısı yapmadık :P
burada kayısının kurutması yok ancak şekerlemeleri var.
orta asya türkleri kurutma konusunda nasa teknolojisine sahip :)
bide keşke güvenlik ve halk hakkında biraz daha bilgi verseydiniz...

Türker Ayvaz dedi ki...

Eşimin memleketi olması sebebiyle her yıl gittiğim ve her sene daha çok sevdiğim bir şehirdir. Yurtdışında kendinizi evinizde hissedebileceğiniz kadar güvenli, rahat bir şehir. 5 yıldır giderim ve bir kere bile bir olumsuzluk yaşamadım. Gönül rahatlığı ile gidebilirsiniz. Hele şu son beş yılda şehrin gösterdiği ilerlemeyi görünce, bir beş yıl sonra neler olacak diye düşünüyor insan, şehir her sene daha bir zenginleşiyor ve güzelleşiyor, ileride herkesin gelmek isteyeceği çok önemli bir turizm ve kültür şehri olacak.

Adsız dedi ki...

evet şu dikkatimi çekti ben kazanda bulundum asıl tatarlar çekik gözlüler onlarda çok azlar yani yüzde on civarındalar kazandaki tatarların çoğu türklere benziyor birde kazanda sokak tabaelalrında rusyanın diğer şehirlerinden farklı olarak latincede yer almaktadır isimler

Adsız dedi ki...

Bu yakında ilk kez ben fe Kazana gidecegim.Kazan Tatarı olan anne tarafımdan herkez rahmetli oldu maalesef.biz mantıya pilmin,çig börege de peremeç deriz.Şekli farklıdır biraz peremecin,çig börekten.Beliş tepside kıymalı,elmalı,tuvaruklu ve kayısılı yapılır.bir de piraşki vardır ki burada hiç adına rastlamadım.sevgiler.

SIBEL dedi ki...

Merhaba,

Bende Kazan Tatarıyım, henüz Tataristan'a gidemedim ama en kısa zamanda gitmek istiyorum. Pilmen, peremeç, beliş ve niceleri :)

Tatarca sülergede bilgen kişiler bulsa satlanıp sülermin üzleri bılen.

Sevgiler,

Sibel

Gittiğimiz ülkeler


Henüz 57 ülke (24.8%) oldu, daha gidilecek çok yer var
Create your own visited map of The World