19 Ocak 2013 Cumartesi

Adana – Kebap 2.Bölüm

Yazının 1. bölümü için lütfen tıklayın

Yazının ilk bölümünde 5 farklı kebapçıdan bahsetmiştim, bu bölümde ise 4 kebapçıdan daha bahsedeceğim. İlki Adana’nın merkezindeki en sevdiğim kebapçılardan biri, ikincisi belki Adanalıların bile hiç duymadığı çok enteresan bir yer, üçüncüsü ise iddia ediyorum Türkiye’nin en iyi ciğercilerinden biri, dördüncüsü de sanırım yine bir çok Adanalının bile bilmediği bir yerdir.

Kebap diyince yediğine içtiğine dikkat edenler, diyette olanlar belki burun kıvırır ama bana göre bu yanlış. Özellikle de Adana’da. İyi bir bıçak kıyması, yanında közlenmiş soğanı, mis gibi bir ayran... Bu enfes lezzetlere kim burun kıvırıyorsa buyursun şu dört yere göz atsın, sonra bir kez daha düşünsün.

 
Öz Gaziantep Kebap Salonu – Recep Usta

Adana’da mezesiz, rakısız oturup gerçek bir kebap yemek istiyorsanız, merkezde aklıma ilk gelen yer Öz Gaziantep Kebap Salonu veya bilinen adıyla Recep Usta. Havalimanından çıkıp Mersin istikametine doğru giderken, otogara gelmeden 200 metre önce sağ tarafta (Fevzipaşa Mahallesi, Turan Cemal Berikar Bulvarı No: 440, Tel: 0.322.4283868).


Buranın özellikle Adana kebabını pek severim. Satırla çekilen etlerin tadı şahane ötesi. Ocakbaşındaki Raif Usta eti çekerken hatırı sayılır miktarda kuyruk yağı ve biraz tuz koyuyor hepsi o kadar.

Gelince mutlaka vitrine bir bakın, küşleme varsa bir porsiyon da ondan isteyin. Recep Usta Gaziantepli ya, o yüzden Antep’in medai iftiharı küşleme de var burada. Küşleme nedir bilmeyenler için belirteyim; dana için bonfile neyse, küşleme de kuzu için odur. En lezzetli, en iç gıcıklayıcı ama malesef en pahalı kısmı.


Kuşbaşı gibi kesilen kuzu külbastı da var ama küşleme varken pek itibar görmez. Zira o kuzunun antrikotu olduğu için daha sert olur, hele hele Adana gibi bir yerde “Az pişsin sulu kalsın” ifadeleri kolay kolay kabul görmediği için bazen kayış gibi olabiliyor.


Velhasıl kelam gelelim sadede! Buyrun size “Recep Usta tabağı”, hatta “Recep Usta tepsisi”. Tepsinin üstünde duran çatala bakarak boyutları artık siz tahmin edin. Yukarıdan aşağıya 1.5 küşleme, 1.5 Adana, 1.5 külbastı ve közlenmiş biber&domates. Abilerim ablalarım, işte bu anlar tükürük bezlerimizin kabardığı, göz kapaklarımızın istem dışı kırpıştığı, mutluluk hormonlarının tavan yaptığı anlardır.


Adana kebabı bence Adana sınırları içinde yiyebileceğiniz en iyilerden. Lavaşlarımız olması gerektiği gibi etin yağı bastırılarak iyice yağlanmış ve ısıtılmış. Acıyla aranız iyi değilse aman baştan uyarayım, “Lavaşı havşamalama!” diye önceden ustayı mutlaak uyarın. Yoksa lavaşa son derece acı bir salça sürüyorlar, sonra kıymanın tadını alamıyorsunuz.


Adana kebap burada güzel, gerçekten güzel. Ilık ılık midenize inerken mideniz kebaba doğru seranat yapmaya başlıyor. Ayrıca tabaktaki kebaba uzun süre bakarsanız kebap dile gelip konuşuyor.


Küşlemeye ise diyecek laf yok. Antep’teki meşhur Halil Usta kadar olmasa da çok çok başarılı. Adana’da başka yerlerde bunun gibi yumuşak kuzu etine rastlamadım. Vejeteryanlerin nefret edecegi usul hafif pembe ve en az 70-80 gr. çeken küşlemelerden bahsediyorum. Masadan kalktığınızda damağınızda çok güzel bir et ve hafif bir soğan tadı kalıyor. Mideniz ise sanki 300 gram eti yememiş gibi “Daha ver ulan daha veeeeeeeeerrr” diye bağırıyor.


Adana’ya gelişinizde buraya uğrayın, gidin efendi gibi 1.5 adana kebap yiyin. Aralık-ocak aylarında dürüm kebaba sıkmak için yanında turunç veriyorlar ki kebap kebaplıktan çıkıyor Adriana Lima oluyor, o derece güzel. Turunçun verdiği hafif mayhoş ama tatlı lezzet, soğanın asitli tadı ve etin yağıyla birleşince bu kebap 10 üzerinden 9 almayı rahatlıkla hakediyor.

 
 
Hadırlı Umut Kasabı

Hadırlı Umut kasabı (Mıdık Mahallesi, Atatürk Caddesi) hayatımda gördüğüm en ilginç, en abzürt kebapçılardan biri. 2004 Adana yıllarından arkadaşım Olcay ile gittik Hadırlı’ya. Bu arada ben Olcay’ın yanında ufak tefek kalırım, artık Olcay’ın boyutlarını siz kendiniz hesap edin.


Mekan dışardan bakınca ciddi ciddi bir kasap gibi görünüyor. İçeride de durum farklı değil. Etler düzensiz bir şekilde vitrinde duruyor. İçeri girip ne yemek istediğini sen kendin söylüyorsun. Zaten çok bir çeşit yok, kıyma, kuşbaşı, ciğer ve sucuk.


İşin ilginç tarafı, o kadar yer gezdim hayatımda kasapta çalışan bir kadın hiç görmemiştim. Zannımca patronun eşi veya kardeşi olduğunu düşündüğüm hanım ablamız siparişleri alırken, “Dört kişi yarım ton adamsınız, sucuk yemeden olmaz” dedi ve bize bir kangal ayıklayıp kalın kalın kesti. “Mis gibi kuzu eti varken, sucuk mu yenir?” diye düşünmüştüm ama madem olayımız yerel lezzetleri keşfetmek, o zaman boynumuz kıldan ince.


Sucuklar ciğer şişi diye tabir edilen ince şişlere dizildikten sonra, ustam bir yandan bize adana kebap hazırladı. İnanın beni en çok mutlu eden şeylerin başında, benim için yapılan bir yemeğin gözümün önünde hazırlanmasıdır. Kapalı kapılar ardında entrikalar çevrilmeden, mal mülk meydanda hazırlanan yiyeceklere nedense hem daha sıcak bakıyorum, hem de nasıl yapıldığını öğrenmeye çalışıyorum.


Satırda çekilen etlerin üzerine ustam bir miktar kırmızı toz biber, bir miktar da pul biber koydu. Pul biber lezzet vermesi için, toz biber ise renk vermesi içinmiş. Toz biber zaten acı olmazmış. Dikkatinizi çekerim, mekanda biberler öyle kavanozda filan değil, resmen kovayla duruyor. Artık gün içerisinde ne kadar kullanıyorlarsa....


Kıymaların şişe dizilmesini izlemek ise tam bir görsel ritüel. Evde sen kendin kırk yıl uğraşsan beceremezsin. Önce elini suya batırmak lazımmış. Sonra kıymayı alıp şöööle elinde çevirerek topak haline getirecekmişsin. Son olarak da şişe dizme faslı var ki işte bu uzmanlık istiyor. Eti çok sıkmadan, mıncıklamadan okşarcasına önden arkaya doğru sıvazlayacaksın. Ortalara doğru elindeki su kuruyunca parmaklar ete yapışmasın diye yine elini suya banacaksın.


Etler pişerken yakın çekim bir fotoğraf almadan olmaz. Sucuklar ve kıyma aynı anda atıldı, ama sucuğun pişme süresi kıymaya göre daha az. Adana’nın mutfak kültüründe özellikle belirtmek istediğim bir konu var ki değinmeden geçemiyeceğim. Kim ne söylemiş olursa olsun, et mangalda yeteri kadar pişince ocakçı şişi çeker ve masaya gönderir. 3 kişi sucuk, 1 kişi kıyma ısmarlamış olsun farketmez, önce sucuklar gelir kıyma da piştikten sonra gelir.


İstanbul’da lüks bir lokanta ise masada “Biri yer biri bakar” durumu olmasın diye pişen eti ateşten alıp ocağın yanına koyuyorlar, o masadaki tüm siparişler piştikten sonra hepsi beraber masaya getiriliyor ki, ilk çıkan et genelde soğuyor. Tiksinç bir uygulama!

Sucuklar tam kıvamında pişmiş, kurumamış. Biraz acı ama çok lezzetli. Yağı filan tam yerinde, üzerinde donup kalmıyor. Sucukları öyle löplöp götürmek yok, hemen lavaşa sarılıp dürüm yapılıyor.


Sırada ciğer şiş var. Oldum olası ciğeri çok severim. Net bir şekilde söyleyebilirim ki hayatımda yediğim en güzel ciğer şişi Birecik günlerinden kalma anılarla, Urfa Sevgi Ciğer salonunda yedim. Üstüne ciğer şiş tanımam.


Urfa’da ciğerler minik minik kesilir, bir şişte en az 15 adet ciğer olur. Burada ise parçaları biraz büyük kesmişler. Ama ustam işi biliyor, özellikle ciğer yüksek ısıda pişirilmez devamlı şişler çevrilerek kuruması engellenir. Urfa’dan sonra pek ahım şahım gelmedi ama idare eder.


Gelelim masanın kraliçesine. “Adana’da Adana yenir arkadaş, gerisi teferruattır” der bizim Olcay. Hakikaten öyle! Sen git sucuk ye, üstüne ciğer ye, onunda üstüne cila niyetine adana kebap ye! İnsan evladı biraz zorlanır dimi? Amma velakin biz normal insanlar değiliz, onu da yedik. Hem de 3 porsiyon adana yedik. O gün masada öyle güzel muhabbet vardı ki, ufak bir kuzuyu bile paçasından beynine yiyebilecek kapasitedeydik.


Şimdi gelelim mekanın ilginç tarafına! Yemekten sonra, etrafta ne var ne yok diye biraz dolanalım dedik, fakat o da ne?!?! Arka tarafta koyun sürüsü var! İlk başta şaşırsak da aslında bu iyiye işaret, artık etlerin taze olduğuna eminiz.


Zira kuzuları hemen yan oracıkta kesip ayıklayan kesen genç bir eleman var. Erken yaşta kuzu nasıl kesilir, nasıl ayıklanır, neresinden kuşbaşı, neresinden kebaplık et çıkar ezbere biliyor.


Kuzular kesilince hemen kebaplık olmazmış, bir kuzu kesildikten sonra en az 3 gün karkas halde dinlenmesi lazımmış. O zaman eti daha lezzetli olur, kıvamı artarmış.


Hadırlı Umut Kasabında kebap yemek ilginç bir deneyim. Mekan ultra salaş, ama kebaplar birinci sınıf. Bu tip insanlar dürüst, yaptığı işi seven, elindekiyle yetinen, fazlasına tama etmeyen, büyümekten çok kendi yapığını en iyi yapmayı düşünen insanlar. Takdir edilmesi gereken şahsiyetler. 10 üzerinden 9 alır.


Birbiçer

Adana’da genel olarak kebapçılarda ya kıymadan yapılan “Adana kebap” vardır, ya da daha önce anlattığım “küşleme”, “kartalbaşı”, “kendinden yağlı” gibi değişik versiyonları olan kuşbaşı kebap vardır. Urfa ve Mersin’de çok fazla tüketilen ciğer şiş ise Adana’da pek yenmez. Canınız şöyle güzel bir ciğer şiş çekiyorsa, gideceğiniz adres Birbiçer olmalı (Hurmalı Mahallesi, Bakımyurdu Caddesi, Tel: 0.322.3651414)

Her Adana seyahatimde sabah uçaktan iner inmez yaptığım ilk iş, “ciğer şiş” ile kahvaltı etmek için Birbiçer’e gitmektir. Mekanda adana kebap ve kuşbaşı da var ama buranın olayı ciğer. Günde 100 porsiyon kebap satılıyorsa, ciğer herhalde 1500 porsiyon satılıyordur. O yüzden bir kişi hiç durmadan şişleri hazırlıyor.


Her şişe 3 tane ciğer, 2 tane yağ konuyor. Eğer “Ben kuyruk yağı yemem” derseniz lavaşın üstüne bütün şişleri çektikten sonra yağları kenara ayırırsınız. Ama ciğer şişe yağ takılması zaruri bir ihtiyaçtır. Maksat ızgarada pişerken ciğerler kurumasın.


Ciğeri pişirmek ise hassas bir ustalık istiyor, ciğerin dokusu normal kuşbaşı ete göre daha hassas olduğu için hoyratça davranmamak gerekir. Adana kebap yapar gibi bir tarafını 5 dakika diğer tarafnı 4 dakika pişirirsen ciğer kaskatı olur. Az pişirirsen de içi harbi harbi kanlı kalır, o zaman değil ben sokaktaki kedi bile zor yer.


Çok kısa sürede renk değiştirmeye başlayan ciğerlerden şahane kokular yükseliyor. Ortalardaki yağlar da kızarmaya başlayınca işlem tamam. Ciğer takılan şişler, kuşbaşı şişine göre çok daha ince. Bunun sebebi de daha narin bir yapıya sahip ciğeri kalın şişe takıp dokusunu zedelememek.


Ciğerler pişerken masanıza önden sumaklı maydanozlu soğan ve taze nane geliyor. Ezme salata da geliyor ama ben sevmediğim için almadım. Yanında elbette bakır tasta verilen buz gibi açık ayran. Hazır yeri gelmişken söyliyeyim, ciğer şişin yanında diet kola içen tüm şahsiyetleri buradan esefle kınıyorum.


Bütün ciğercilerde olduğu gibi şişler tabağa çekilmeden masanıza getiriliyor. Şişleri havaya dikip çatalla etleri aşağı çekiştirerek komik duruma düşmeyin. Bu işin raconu, lavaşın üstüne 2-3 şişi koyup, ciğerlerin üzerine lavaşı kapatarak elinizle ciğerleri bastırmak ve diğer elinizle de şişleri çekmektir. Etrafınızdaki insanlara bakın nasıl yapıyorlar, görün öğrenin.


Şimdiye kadar herhalde 58 kere buraya geldiğim için garsonlarından ustasına herkes beni tanıyor ve ciğerim tam istediğim gibi az pişmiş ve sulu sulu geliyor. Dürüm yapmayı bekleyemeyip, iki şişi cumburlop mideye atmak adettendir.


Ciğerler kuzu ciğeri ve taze. Asla derin dondurucuya girmiyor. Sabah lokantaya gelen ciğerler hemen temizleniyor ve aynı gün tüketiliyor. Kebap gibi dinlendirilmiyor.

Muhterem dostlarım, ciğer dürümü nasıl yapılır kısaca bahsedeyim. İlk önce lavaşa üç şiş ciğer çekilir. Bir kenarına taze nane, bir kenarına da sumaklı maydanozlu soğan serpiştirilir. İki şişi ekmeksiz götürmenin verdiği güç ve kudretle dürümün ilk hali sizler için fotoğraflanır.


İkinci aşama ise kuru baharatlarla lezzet takviyesi. Nasıl köfteye kekik yakışıyorsa, ciğerin pezevengi de sumak ve kimyondur. Yanlız ilginçtir Birbiçer’de masalarda kimyon var fakat sumak bulundurmuyorlar. Ama garsona söylerseniz hemen size bir tabak getiryor. Dürümün içine kuru baharatları da attıktan sonra bir kaç damla limon sıkılıyor ve cümbüş başlıyor.


Birbiçer sanırım Adana’da en çok gittiğim mekanlardan biridir. Çok severek yediğim ciğerlerin resimlerini twitter hesabımdan  her paylaştığımda, sevgili eşim İstanbul’dan iç geçirdiği için, bir gün dayanamadım Adana’ya onunla beraber geldim. Elbette bizim küçük löplöpçü ile birlikte! Ama malesef şimdilik ona ciğer yok!


Mekanda kuşbaşı adana gibi diğer kebaplarda var ama ciğercide ciğer yenir. Hatta o ciğer de rahatlıkla 10 üzerinden 10 alır. İstanbul Aksaray’daki onlarca ciğerciye de uzak ara fark atar.


Cino Sahil Resraurant

Son kebapçımız yine ilginç ve abzürt bir mekan. Nehri kenarında Regülatör köprü civarında (Haydaroğlu Mahallesi, 1 Sokak No: 11, Tel: 0.322.3248664) derme çatma bir yer. Adanalı löplöpçü Selçuk’un gizli mekanıymış burası. Masaların 17 yıldır toprak zemin üzerinde olduğu, etrafının branda ile çevrildiği, nehir manzaralı, salaşın da salaşı bir kebapçı. Ama adana kebabı 10 numara. Zaten bizim için önemli olan da sadece o.


Selahattin usta dükkanı oğullarıyla birlikte işletiyor, garson yok, ızgaracı yok. Her yere onlar koşturuyorlar, ama ızgaranın başında patron Selattin Usta var.


Bir porsiyon adana kebabında en az 150 gram olduğu için 1.5 söylemeye gerek yok. Siparişe müteakip şişe dizilen kıyma yavaş yavaş pişmeye başlıyor.


Bir çok mekanda olduğu gibi kebap pişerken şişten ayrılmıyor, sıkı sıkı yapılmış durumda. Selahattin ustanın pişirme yöntemi biraz farklı. 2 dakika kıymanın bir tarafını pişirdikten sonra çeviriyor ve diğer tarafını da 2 dakika pişiriyor.


Daha sonra sonra yağını almak için lavaşın arasına alıyor ve eti iyice bastırıyor.


Ben bu hareketin sebebinin sadece lavaşı yağlamak olduğunu düşünmüştüm ama eliyle eti ciddi ciddi ezmiş, dolayısıyla kıyma da biraz genişlemiş durumda.


Bir yandan da dürümün içine koymak için zerzevatlar hazırlanıyor. Tere, nane, maydanoz, tatlı kırmızı biber ve soğan satırla ince ince kıyılarak dürümün içine koymak üzere emre amade.


Bu sırada kebaba bakmaya doyamıyorum. İncelen etin içi bu şekilde daha iyi pişermiş, içindeki yağlar boncuk boncuk akarmış. Hatta sonlara doğru ustam döner gibi bir orasını bir burasını çevirip kebabın dışını iyice kızarttı.


Lavaşın hazırlanması da hemen ocakbaşında. Sebzelerin üzerine çekilen eti dürüm yapmadan önce son bir kez sizler için fotoğraflıyorum ve makinamı kapatıyorum.


Dürümümüz hazırlandıktan sonra ve koca bir ısırık aldıktan sonra damağıma talih kuşu konuyor. Ocak başında iki laflıyoruz, Selahattin ustam malzemelere hakikaten saygı göstermiş. Bir kere hayvan besili olacakmış. Kıymanın içinde dana bonfile, kuzu kaburga ve kuzu boşluğundan hazırladığı eti koyuyormuş. Her sabah saat 06:00’da kalkıp bu eti hazırlıyormuş, etin sinirlerini teker teker bizzat kendisi ayıklıyormuş.

Tekrar ediyorum, lokantanın zemini beton değil toprak, etrafı duvar değil branda. Ama manzarası gayet güzel. Hemen önünüzden akan seyhan nehrine gece karanlığında bakarak rakınızı yudumlayabilir, ya da gündüz vakti şöyle bir uğrayıp nefis bir dürüm yiyip çıkabilirsiniz. 10 üzerinden 9 alır.


Peki koca Adana’da “Löplöpçüler” sıfatıyla geze geze kebapçıları mı gezdik sadece. Sümme Haşa! Eğlence bundan sonra başlıyor esas. Sıfatımızın hakkını vereceğiz arkadaş. İlk iki bölümde 9 tane kebapçıdan bahsettim ama Adana’da sadece kebap yok. Üçüncü bölümde ise “Anti-kebap” yazacağım. Yani kebap dışındaki Adana lezzetleri...

 
 

14 yorum:

Fuat ŞAHİN dedi ki...

Her satırda dahada açıkıyorum.Nehir kenarındaki Cino ustayı bende bilmiyordum.İlk fırsatda orda olacağım.Bu tür salaş yerlerde lezzetin tarifi imkansız oluyor.Emeği geçen herkese Tşk ellerinize sağlık.

Metin dedi ki...

bunca yıllık adanalıyım ve adana'da yaşıyorum, senin kadar gezip kebap yemedim, valla kıskandım. Ayrıca bu kadar kebabı kaç günde yediniz?

fikret taşgıran dedi ki...

Adanay diger geldınızde buyuk otogarı gecınce gıda sitesi içerisnde nuh ocakbaşına gitmenizi tavsiye ederimm Adana kebab küşleme
külbastısı 10 numara kendıne haş avcarlanmış şekılde yemnızı tavsıye ederım

Löplöpcü dedi ki...

Listeye yazdım, çok teşekkürler
http://www.nuhocakbasi.com/

Adsız dedi ki...

Ağzınıza dilinize sağlık bir kaç yeni yer Adana'da bende öğrenmiş oldum sizin sayenizde iller bankasından Kenan evren bulvarı girişine yakın SEBOŞ ocak başı var sakaş bir meyhanesine mezeleri .külbastı Beyt'i özellikle çok iyidir ama mekanın efsanesi bıldırcın diye tabir edilen ama tavuk şiş Türkiye'nin hiç bir yerinde bu şekilde tavuk yememişsinizdir diye tahmin ediyorum zaten yerken tavuk olduğuna inanamazsınız. tavsiye ederim ocak başında oturursanız daha keyifli olur ustanın sohbetine doyum olmaz

ARNAVUTcigeri dedi ki...

Nasil guzel bir site bu boyle, hangi birini okuyacagimi sasirdim inanin. Yemek yapmayi ve yoresel tatlari denemeyi seven biri olan benim, yapmayi hayal edip te yapamadigimi yapmissiniz.

Kutluyor ve size bol gezmeler diliyorum...

Sevgiyle kalin

Adsız dedi ki...

Keşke Bici Bici'de yeseymişsiniz Adana'ya gelip de Bici yememek olmamış

kamil dedi ki...

hepsi cok güzel fakat tekrar adanaya geldiğinde elem resturantada gitmelisin bence

Atilla dedi ki...

Şu an 15 yıl sonra ilk defa Adana dayım ve tavsiyeleriniz için çok teşekkürler. Birbiçer gerçekten harika bir yer, dediğiniz gibi gözümden mutluluk gözyaşları getirdi. Kebapçı Veysel e Semih in selamını iletitim o da selam söyledi. Yalnız Koço yu çok iyi bulmadım muhtemelen siz yazdıktan sonra kalitede biraz düşüş olmuş. Selamlar....

cochise dedi ki...

bunca yıllık adanalıyım (gerçi 18'inde üni için ayrılıp tatiller haricinde hiç yaşamadım) gitmediğim yerlere gittim sayenizde. HAdırlı
Umut kasabı yazısını okurken bir kebapçı ne kadar absürt olabilir abartmış arkadaşımız demiştim. Az bile yazmışsınız. Yediğim en güzel sucuk; güzel kebaplar (kıyma kebabı biraz ev kebabına benziyordu eleştiri değil sadece tespit; pirzolası lezzetli ama şireli diyeceğimiz o yayla etlerinden değildi). Mezeler güzel ama ortamın ilginçliği bambaşkaydı. Salaş ötesi salaş mekan; çok çok içten çalışanlar; müşteri kitlesi ise ayrı paragraf. Reinaya gidecek gibi giyinmiş kadınlar bir masada, sıradan bir aile bir tarafta; şık moder giyimli gençler, eşofman üstüne gömlek giyen emekli model amcalar...

nevzat dinç dedi ki...

löplöpçü kardeş tarifin üzere mersinden adanaya kebap yemeye gittik zorda olsa veyselin yerini bulduk boş bir lokanta bizden başka kimse yoktu kebabı iyi yeri zor ordan cinoya gittik kebabın eti farklı ve ette aşırı baharat var ve çok pişirilmişti ayrıca çok acı yapmışlar bana göre veysel 6 alır cino 4 alır tabi 10 üzerinden

Yasin KAKİLLİ dedi ki...

abi 2 gun sonra gidiyorum unuttugum mekan varmı diye bi göz gezdireyim dedim adana yı ne kadar özlemiş oldugumu farkettim iş güç olmasa şu istanbul da bi dakka bile durmak gelmiyor içimden neyse paylaşımlar için tesekkurler ilgiyle takip ediliyorsunuz:)

Adsız dedi ki...

Emrah KOZ Nevzat abicim bizim kebabımızda baharat yoktur sadece pul biberden hariç bahrat yoktur abicim kişi ve kişileri yanlış yonlendırmenız pekte dogru olmaz ! bu arada mekanımız salaş oldugu bakımından ailenizle veya tüm arkadaşlarınızla kendı evınızdeymiş gibi agırlanmaktasınız ! baharat konusunda katılmıyorum Gelin görün tadın ;)

nevzat dinç dedi ki...

Emrah kardesim sizin mekaninizi kotulemek gibi bir düşüncem yok ben esnaf deyilim sadece damak tadi arayan biriyim ve ta mersinden geldik lokantaniza siz uyuyordunuz belki uykulu oldugunuz icin kebabı iyi hazirlayamamis olmuş olabilir aradan bunca zaman gectigi halde dün gibi hatirliyorum et zannedersem dana agirlikli bir etti ve kokusu farkli idi çok pişmiş ti salasliga bir sey demiyorum fikrimi söyledim kirildiysaniz özür dilerim bendeki damak algilamasi bu.selamlar

Gittiğimiz ülkeler


Henüz 57 ülke (24.8%) oldu, daha gidilecek çok yer var
Create your own visited map of The World