27 Şubat 2013 Çarşamba

New York - 1.Bölüm THY Comfort Class


Löplöpçüler'in esas olayını biliyorsunuz, yerel lezzetleri keşfetmek için dünyayı gezmek. Tanzanya turu ile Asya ve Avrupa’dan ilk defa çıkıp Afrika'ya ayak basmıştık, New York ile Kuzey Amerikaya, 4. kıtaya ulaştık. Darısı her gezginin hayali olan Güney Amerika ve Okyanusya’ya.

Yanlız baştan belirtmeliyim, New York’a yerel lezzetleri keşfetmek için gitmedik Ege’nin doğumu için gittik. Amerika’da doğum ile ilgili bilgilere geçen sene yazdığım “Amerika’da Bebek” yazısından ulaşabilirsiniz.

Nihayet gerçek New York yazısına sıra geldi. Nasıl ucuza gidilir, hangi havayolları ile uçulur, gidince ne yenir ve en önemlisi nerede yenir? İlk yazı gezginler için ulaşım ile ilgili, ardından da yiyiciler için New York mutfağı hakkında ağız sulandırıcı yazılar gelecek.


New York’ta iki büyük uluslararası havalimanı var. Şehrin doğusundaki John F. Kennedy(JFK) havalimanına THY, US Airways ve bazen Delta Airlines İstanbul’dan direk uçuyor. Aktarmalı uçmayı göze alırsanız daha ucuza British, KLM ve Lufthansa ile uçabilirsiniz. Bir de şehrin batısında New Jersey Eyaletinde kalan Newark Liberty (EWR) havalimanı var, oraya da United Airlines direk uçuyor. Yukarıda saydığım diğer havayollarıyla yine aktarmalı olarak Newark’a da ucuza uçabilirsiniz.

Gidişte hamile yolcu, dönüşte bebek yolcu ile zahmet çekmemek için biraz lükse kaçtık THY’yi seçtik. Yok yok 8.000 TL verip business uçmadık, THY’nin ekonomi ile business arasında ki sınıfı olan Comfort Class ile millerle uçtuk. Parayla alırsan yaklaşık 2000 TL.

THY’yi seçmemizin tek sebebi comfort class değil tabii, uçuş öncesinde hayallerin ötesinde bir CIP salonu var, ismi “İstanbul Lounge”. Son 2 yıldır, Do&Co’nun işlettiği dış hatlar CIP salonu açıkça söyliyebilirim Avrupa’nın en iyi salonlarından biri.


24 saat açık 1000 kişilik salona adımınızı attığınız anda mimarisi sizi etkileyebilir, ama beni mimari değil mutfağı etkiliyor. Salonun çeşitli bölgelerine dağılmış istasyonlarda birçok farklı seçenek sizleri bekliyor. Örneğin sabah uçuyorsanız kendize özel bir omlet yaptırabilirsiniz.

Domates, biber, peynir, mantar, jambon gibi seçeneklerden hangisini istediğinizi ocağın başındaki şefe söylüyorsunuz, ister sahanda yumurta yapıyor, ister omlet yapıyor. Onca yıldır uçuyorum böyle bir ikram hiç görmedim.


“Yok ben öğlen uçuyorum yumurta yemem” derseniz, kendinize çıtır çıtır bir pide yaptırabilirsiniz. Omletçinin hemen önündeki pideci usta gözünüzün önünde hamuru açıyor, peynirli, sebzeli ve kıymalı pideleri oracıkta fırına atıyor.


Samsun’da yediğim o güzelim tereyağlı pideler gibi bileklere kadar yağ sızmıyor, ama İstanbul’daki ortalama bir pideciden daha iyi diyebilirim. Zaten doyumluk değil, tadımlık yiyoruz. Maksat uzun uçuş öncesi, fırından yeni çıkan sıcacık pide ile mutluluğu bulmak.


İçecek seçeneği ise abartılı fazla. Soda, elma suyu, portakal suyu, domates suyu, tonik, ayran, sprite, kola, fanta gibi onlarca çeşit alkolsüz içecek emre amade. Amma velakin yeri gelmişken söyleyeyim, Atatürk Havalimanı dış hatlar CIP salonunda bu kadar bonkör davranan THY, malesef iç hatlar CIP salonunda ikram çok kısıtlı. Avrupa’da portakal suyu ikram edilmeyen yegane CIP salonu sanırım İstanbul Atatürk havalimanındadır. Kötü bir  vişne suyu konsantresi var o kadar, yetkililere duyrulur!


Biz dönelim dış hatlara. Alkollü içkiler hayli zengin. Benim içkiyle pek aram yoktur, olursa içerim olmazsa da aramam. Bence bu bölüm kesinlikle Ruslara göre. Salonda saatin kaç olduğuna aldırmayıp, uçakta zurna gibi uyuyabilmek için sabahın köründe viski açan mı dersin, kendine soğuk bir martini hazırlayan mı dersin, ne ararsan var.


Bu kadar sert içki ile aranız pek yoksa ve sadece bir kadeh şarap ismek isterseniz, sevgili THY sizi unutmamış. 4 çeşit kırmızı şarap, 3 çeşit beyaz şarap ve 1 roze şarap ile üst sınıf lokantaların bile çok çok üstünde şarap kavı sizi bekliyor.


Her an şarapların yanında çeşit çeşit peynirler ile dolaştıran bir görevli görebilirsiniz, şaşırmayın! Bu sahneyi takipçilerim 2010 Fransa gezisinden hatırlayacaktır. Çok şık bir restoranda iyi bir yemekten sonra kırmızı şaraplarımızı yudumlarken, tatlı niyetine 15 çeşit peynir gelmişti, lezzet komasına girmiştik.


Burayla tek fark Fransa’da peynirlerin yanında ne peyniri olduğu yazıyordu. Garson kız, içtiğin şarap ile hangi peynirleri yemen gerektiğini söylüyordu. Burada o hizmeti istemek zaten mucize, kim bilir kaç kişi hangi şarap ile hangi peynir yenildiğini biliyordur.


Yedin içtin doydun, artık oturup uçağını beklemek yerine “Boşan da semerini ye!” vaziyetleri için tatlı bölümü kuzu gibi oracıkta duruyor. Sanırsın Viyana’daki tarihi Demel Pastanesinin bir şubesi açılmış. Birbirinden lezzetli pastalar, kekler, turtalar en inatçı diyetleri bile sonlandıracak kadar leziz görünüyor.


İşin sırrı salonun işletmesi Do&Co’nun, 2002 yılından beri Demel pastanesinin de sahibi olması. Orada üretilenlerin aynısı İstanbul’da da var, hatta daha fazlası. Aynı tabakta hem “Viyana’lı Sachertorte”, hem de “Antep’li baklava” görmek herkese nasip olmaz. Allah Do&Co’dan razı olsun.


Viyana tatlı dünyasına derinlemesine bir yolculuk yapmak isterseniz, Apfelstrudel (üstteki) ve Topfenstrudel (alttaki) almanızı tavsiye ederim. İkisinin de hamuru aynı, baklavalık hamur gibi incecik açılmış. Apfelstrudel’in içinde ekşi elma, tarcın ve kuş üzümü var. Topfenstrudel ise krema kıvamındaki lor peynirinden yapılıyor, nispeten daha hafif. Benim Avusturya’daki favori tatlımdır.


Sırf bu lezzet keyfini yaşamak için bile İstanbul’dan yurt dışına THY veya Star Alliance üyesi bir firma ile uçmaya değer. Her noktasında ayrı bir lezzet var. Yanlız dikkat edin bu yemeklerin keyfine dalıp uçağınızı kaçırmayın, zira içeride anons sistemi yok. Lounge’a girmek için Business uçuyor olmanız lazım. Ekonomi veya Comfort uçanların da ya “THY elit kart” ya da “Star Alliance Gold Card” sahibi olması lazım. Bir misafirinizi de ücretsiz içeri alabiliyorsunuz.

THY New York uçuşlarında uçağa girerken sizi hosteslerle birlikte Uçan aşçı karşılıyor. Her ne kadar uçan aşçı sadece Business yolculara hizmet etse de uçağın içinde bir aşçı olduğunu bilmek lezzet düşkünlerine heyecan veriyor.


Comfort class kabinde koltuk aralıkları 116 cm, bacaklarını uzat uzatabildiğin kadar. Oturduğun koltuklar ise 49 cm genişliğinde. Ayrıca uçuşu eğlenceli hale getirmek için Planet eğlenci sistemi imdadınıza yetişiyor. Onlarca filmlerden birini açabilirsiniz, oyun oynayabilirsiniz, müzik dinleyebilirsiniz, dilerseniz internete bağlanabilirsiniz. Evet evet yanlış okumadınız, B777 uçaklarda ücretsiz wifi var.

Yolculuk, kemer ikaz ışıkları söner sönmez fındık ve yaprak sarma eşliğinde ikram servisiyle başladı. Her ne kadar servis takımları şık porselen olsa da, içeceklerin dandik plastik bardakta olması biraz üzücü. Halbuki THY’nin reklam broşürlerinde comfort class’da içecekler cam bardakla yapılıyor, gözümüzden kaçmadı!


Özel yemek talebi tüm dış hatlar seferlerinde olduğu gibi comfort class’da da geçerli. Ben her zaman ki gibi deniz ürünlerini tercih ettim. Tanzanya uçuşunda busines uçmuştuk, o ikram ile arasında ciddi bir fark yok. Bardaklar gibi tuzluklar da plastik o kadar.
 

Meze tabağı imam bayıldı, kısır ve füme tavuktan oluşuyor. Kısırın altındakı bebek rokalar son derece taze ve diri. İmam bayıldı yapmak biraz itina ister, gerçekten o bile çok başarılı.


Deniz ürünlerinde ikram olarak ya levrek ya da somon veriliyor. O gün bahtımıza ızgara somon çıktı. Yanındaki sebzeler buharda piştikten sonra tereyağında çevrilmişti.


Somon zaten yağlı bir balıktır ama çok pişirip kurutursan o güzelim et bile saman gibi olur. Şu pembe etin içindeki suyu görebiliyor musunuz dostlar? İşte bu bir beceridir. 3-4 saat önce uçağa yüklenen somon balığının eti sen yerken sulu kalıyorsa, alkışı hakediyor. 


Dayanamadım işin sırrını uçan aşçıya sordum. Meğer et ve balıklar %60 pişiriliyormuş, ısıya dayanıklı paketlere konduktan sonra yemek önümüze gelene kadar içten içe pişmeye devam ediyormuş.

Salataya ise diyecek bir şey yok. Üzerindeki mozarella peynirleri bile mis gibi kokan manda sütünden yapılmış sanki. İstanbul’da ortalama bir restoranda sadece bu salataya 15 TL ödenir.


Tatlı faslını CIP salonunda ballandıra ballandıra anlatmıştım. THY’ye yiyecek içecek hizmeti sağlayan Do&Co uçaklarda da tatlı konusunda çok başarılı. Şansımıza bu uçuşta tatlı faslına sağlıklı şeyler vardı. Çekirdeksiz karpuz ve ananasla birlikte sunulan iki çeşit kavun ferahlatıcı. Ama bu ikramdaki en güzel tabak bence en soldaki.


Tabakta neler yok ki; Kuru incir, kuru erik, kuru yaban mersini, kuru elma dilimi, kuru kayısı yani bizim milli lezzetlerimiz. Dünyadaki kuru incir üretiminin %70’inin Aydın ilimizden çıktığını biliyor muydunuz? Elin Yunan’ı Amerikada yoğurtu “Greek Yogurt” diye tanıtmış, en azından kuru inciri bizim sahiplenmemiz lazım ama nerde...

İstanbul – New York uçuşu yaklaşık 11 saat sürüyor. İlginçtir New York – İstanbul uçuşu ise 10 saat. Sebebi dünyanın kendi ekseninde doğudan batıya doğru dönmesi. Türkiye’de yurt içi uçuşlarda bu pek farkedilmiyor ama okyanus ötesi uçuşlarda ciddi uçuş süresi farkı hissediliyor.


Gelelim THY’nin ikram servisinde hoşlanmadığım şeye. Eğer yemeğinizi deniz ürünleri sipariş ederseniz, sabah kahvaltısında da karşınıza deniz ürünleri çıkabiliyor. Bakınız aşağıdaki somonlu omlet!


Daha önce löplöpçüler’de yazdım fayda etmedi. Twitter hesabımdan, facebook hesabımdan her yerden yazdım ama ne THY’den ne de Do&Co’dan bir kişi cevap bile dönmedi. Yahu sabah sabah somon yenir mi? Hiç unutman Tanzanya uçuşunda sabah saat 7’de karides söğüş ve somon füme gelmişti! Açın yazıyı okuyun!

İlk Amerika seyahati benim için 1 haftalıktı. Özenç’i annesinin babasının yanına bırakıp geri döndüm. 2 ay sonra, Ege’nin doğumdan bir hafta önce tekrar gittim. İkinci gidişimde uçağımın ismin EGE olması ise benim için süpriz oldu.


Bebeğin dönüşü için tek yön bilet alınıyor. Uçağa binmeden önce havalimanında THY satış ofisinden halledebilirsiniz. Yetişkin yolcu ücretinin %10’u bedel ödeniyor. 0-2 yaşındaki bebek için koltuk verilmiyor annesinin veya babasının kucağında uçuyor.


Uçuştan çok önce THY’yi arayıp 0-2 yaş bebek yolcu olduğunu söylerseniz puset rezervasyonu yapabilirsiniz. Her sınıfta sadece 4 adet puset rezervasyonu alınıyor, çünkü en ön sıraya oturmanız gerekli. Her bebekli yolcuya bu puseti tavsiye ederim. Yatırıyorsun ufaklığı pusete, motor sesiyle birlikte saatlerce mışıl mışıl uyuyor.


Elemanı yatırdıktan sonra gelsin yemekler! Fındık ve kanepeler ile güzel bir başlangıç yaptık. İkram İstanbul’dan yüklenince genelde Türk mezeleri oluyor, dönüşlerde ise New York’tan yüklendiği için biraz farklı. Somonlu wrap, philadelphia peynirli ve karidesli kanepeler iştah açıcı.


Ana yemek olarak balıklardan ızgara somon, yanında çok güzel soğuk deniz ürünleri tabağı ve memleket hasreti çekenler için rakı. Ama dandik plastik bardakta! Yahu kardeşim şu rakının bir şanı şerefi var, hadi plastik yaptın, bari onu da rakı bardağı formatında versen? Ne o öyle su bardağında?


Limon ve tereyağı soslu ızgara somon tamam hoş güzel, ama ağzında öyle lezzet patlamaları filan yaratmıyor. Soğuk deniz ürünleri tabağı ise tek kelimeyle MUH-TE-ŞEM. Karides, somon ve adını bilmediğim kılçıksız füme balık ile kendimi bir anda Disneyland’a gelmiş çocuk gibi hissettim. Derin dondurucuya girmemiş bu güzelim deniz ürünlerini iştahla yerken THY ile uçuşların güzelliklerini bir kez daha farkına varıyorum.


New York – İstanbul uçuşu 10 saatlik uzun bir uçuş olduğu için tek bir servis yok. İkinci servis 3-4 saat sonra yapılıyor. Burada da sıcak yemek var ama tekrar deniz ürünleri değil. 3 parça tavuk (göğüs eti) ve pilav en az ana yemekte sunulan balık kadar iyi. Hatta belki daha iyi bile diyebilirim. Tavuğun sosundan mıdır baharatından mıdır bilmem çok iyi marine edilmiş, yumuşacık olmuş adeta lokum formatına girmişti.


İstanbul’a inişe 2 saat kala ise ortaya karşık tatlı tabağı geliyor ki bence Do&Co’nun en başarılı olduğu ikram bu kısım, yani tatlı kısmı. Tam anlamıyla görsel bir sanat eseri. Yemek sonrası kırmızı şarapla birlikte yiyebileceğiniz peynir çeşitlerinden keçi peyniri bile mevcut.

Ananas, kavun ve kantalup denilen turuncu kavun ile mutluluk hormonlarımız tavan yapıyor, finalde ise New York Cheescake ise midesel orgazmın doruklarına çıkıyoruz.


Olur da yolunuz New York’a düşerse ve millerle THY ile uçmak isterseniz 50.000 mil yerine verin 60.000 mili, efendi gibi comfort class uçun. Ödediğiniz vergi değişmiyor! Hatta bileti parayla bile alacak olursanız, business classdaki gibi astronomik bir rakam (8000 TL) çıkmıyor karşınıza. Comfort ikram servisi businessdan çok ekonomi sınıfına benziyor, fakat geniş koltuklarda rahat rahat uçmanın verdiği konfor tartışılmaz. New York, Tokyo, Pekin, Hong Kong, Los Angeles, Şangay, Sao Paolo, Toronto, Buenos Aires uçuşlarında değerlendirin.

Damak çatlatan New York Steakler, çene kaslarını yoran devasa hamburgerler, Çin mahallesi ve İtalyan mahallesindeki gizli lezzetler... 



12 yorum:

SİHİRLİ OKLAVA dedi ki...

yine çok güzel bir anlatım olmuş..şu wi-fi olayı da ayrıca hoşuma gitti doğrusu..çekirdek ailenize sevgiler:))

kemal sirgeli dedi ki...

Ağzına sağlık......

AKIN dedi ki...

Ağzına sağlık ve afiyet olsun biraderim.
Yalnız bi konuda düzeltme yapmak isterim. O da doğu-batı uçuş farkı ile batı-doğu arasındaki uçuş zamanı farkı o yükseklikteki hakim rüzgarlardan kaynaklanmakta. Atmosfer dünya ile birlikte döndüğünden uçak havalanınca dünyanın dönüşü etkisinden kurtulması söz konusu değil.

http://www.biltek.tubitak.gov.tr/merak_ettikleriniz/index.php?kategori_id=4&soru_id=51

Löplöpcü dedi ki...

AKIN: Bilgilendirme için çok teşekkür ederim, bunu bilmiyordum.

Handan dedi ki...

thy para verse bu reklamı yaptıramazdı! 1-2 eleştiri dışında övgü dolu bir yazı

gezenyer dedi ki...

Yiğidi öldür, hakkını yeme demişler. Gerçekten de THY CIP salonu ve yemekler harika. insan ne yiyeceğini şaşırıyor valla.New york detaylarını sabırsızlıkla bekliyorum.

Emrah Yalım dedi ki...

güzel bir yazı olmuş ama ismi bende saklı bir flying cheften aldığım datalarla bazı düzeltmeler yapasım var :)

artık her hatta olmasa da çoğunda comfort class için de uçan aşçı mevcut

içten içe pişme olayı yanlış bilgi(lendirme) olmuş herşey -4 derecede paketlenip yükleniyormuş uçağa

gidiş dönüş süre farkı da rota farkından kaynaklanıyor gördüğüm kadarıyla. gidiş dönüş rotaları oldukça farklı tabi dünyanın dönüş etkisi ve rüzgar olayı da etkendir az da olsa

balıkla kahvaltı konusunda THY'nin yemek siparişi sistemini geliştirmesi lazım doco'ya ne yükleneceği bilgisini onlar veriyor çünkü. ama aşçıdan/hostesden rica edip yemeyen birisinin kahvaltısına el koymak her zaman mümkün :)

rakı bardağı konusunda seni destekliyorum ama sanırım businessta da cam rakı bardağı yok

KUzuner dedi ki...

ABD ve yogurt konusunda ilginc bir durum var. ABD'nin en buyuk yogurtcusu Chobani ve Greek Yoghurt olarak satiliyor. Fakat sahibi Erzincanli :))

Rotamiz dedi ki...

Ne güzel anlatmisiniz hayran kaldim

Adsız dedi ki...

abi merakla ikinci bolumu, hamburgerler steakler kismini bekliyorum yaz artik!:((

Fevzi Duygu dedi ki...

Ellerinize,emeğinize saglık harika bir blog.Konu ile ilgilenenlerin yararlanacağı çok değerli bilgiler mevcut.Pastalarını kendi pastanelerinde yapmak isteyenler veya cafe açacaklar için ; yurt içinde ve yurt dışında hizmet veren bir şirketin sahibiyim,başvurmak isteyenlere ,uygun görürseniz site adresimi yayınlayabilirmisiniz www.fnfmetal.com

Emirhan dedi ki...

Güzel bir yazı olmuş. Birkaç yazınızı okuyorum ve gerçekten kaliteli bir anlatımınız var. Gezilerinizi bir konuya odaklamanız da sizi diğer gezi yazarlarından ayıran bir diğer özellik. 2 site takip ediyorum artık bu siteyle birlikte, biri insan odaklı biri yemek odaklı. Böyle "Özgürlük Heykeli çok güzeldii." tarzı yazılar kesmiyor artık, farklı şeyler istiyoruz. :D Umarım yazılarınıza devam edersiniz uzun süre daha.

Gittiğimiz ülkeler


Henüz 57 ülke (24.8%) oldu, daha gidilecek çok yer var
Create your own visited map of The World