25 Temmuz 2013 Perşembe

Kuşadası - Davutlar


Kuşadası, başta liman ve çevresi olmak üzere her milimetrekaresi turizme hizmet eden, kışın 80.000 olan nüfusu yazın milyonu bulan bir çekim merkezi. Ama maalesef şehirdeki aşırı betonlaşmadan dolayı şirin bir tatil kasabası görüntüsünden malesef biraz uzak.

 Kuşadası’na ulaşmak gayet kolay. İzmir Adnan Menderes Havalimanı’na geldikten sonra, sol taraftaki Rent a Car otoparkından Barışcan Turizm’in (0.507.6075657) iki saatte bir servisleri kalkıyor. Yol 1 saat sürüyor, ücreti 20 TL. Onurair veya Atlasjet ile geliyorsanız onların ayrıca ücretsiz servisleri var. Aslında keşke Selçuk Havaalanı biraz büyütülse de, en azından pervaneli yolcu uçakları gelse.

 

1960 öncesine kadar Selçuk ve Söke arasındaki bereketli topraklara çok yakın olmasından dolayı Kuşadası turizmle değil meyve ve tahıl verimiyle bilinirdi. Bir zamanlar sadece şeftali bahçeleriyle dolu olan Davutlar mevkii tarım ürünleri açısından çok zengindir. Bu yazıda size Kuşadası’nın turistik şehir merkezinden değil, Kuşadası’nın yerlilerinin yaşadığı Davutlar lezzet duraklarından bahsedeceğim. Hazır sezon gelmişken yazlıkçılara çalışalım bari.

 
Işıklar

Kuşadasından kalkan Davutlar dolmuşları SSK sitesinde durur. Tam o meydanda senelerdir yer alan iki restaurant vardır. Yılların Figaro Restaurant’ı el değiştirdi diğer restaurant olan Işıklar (0.256.6810773) devraldı.


Çöpşiş, köfte kebap pizza gibi seçeneklerin içinde benim sizlere tavsiyem pide olacaktır. Hem de Aydın Nazilli civarında yapılan Ege usulü olanından. Antep’te Urfa’da zaten pek pide kültürü yoktur, varsa yoksa lahmacun. Konya’daki etli ekmek denilen pide de bence Nazilli pidesinin yakınından bile geçemez. Ege usulü pide nasıl olur demeyin, İzmir ve Çevresi yazımda hem Yenipazar hem de Bozdoğan’da yediğim pidelerden bahsetmiştim.


Işıklar’da odun fırınında kıymalı, peynirli, kuşbaşılı çeşit çeşit pide yapılıyor. Artık yemeklerde o kadar seçici oldum ki, odun fırınında değil de gazlı veya elektrikli çakma fırınlarda pişen pide, lahmacun ve pizza yemiyorum. İlla odun fırını olacak, zira hiç biri onun lezzetini vermiyor.


Hepsi birbirinden güzel pidelere başlamadan önce peynirli ekmek ile altlık olarak başlıyoruz. Yumurta ve beyaz peynirle hazırlanan harç, açık lavaşın üzerine sürülüyor, sonra biraz da çörekotu serpiştiriliyor.


Lezzeti güzel, yağı tuzu yerinde. Türk mutfağında çok fazla kullanılmayan çörekotu değişik bir lezzet katıyor. Peynirli ekmeği 4 kişi için 1 tane söylemekte fayda var, zira kocaman. Pideler pişene kadar mide gurultularını dindirir. Çörekotu demişken mutfağınızdan eksik etmeyin, börekler çöreklere bol bol serpin. Özellikle bağışıklık sistemini güçlendirir, eklem iltihaplarını engeller.

En klasik pide kıymalı olanıdır. Her zaman yer yerde siparişlerimizden bir tanesi illaki kıymalı pide olur. Domates, maydanoz, soğan ve dana kıyma ile hazırlanan harç, çiğden hamurun üzerine konur, pidenin kenarları kapatılır ve fırına atılır. 3-4 dakika pişirildikten sonra pide kürekle dışarı alınıp, diğer tarafı aleve bakacak şekilde ters çevrilir ve 1-2 dakika daha pişirilir.


Fırından çıkartılan pidenin kenarları yumuşasın, daha lezzetli olsun diye margarin veya tereyağı sürmek adettendir. Zaman zaman çiçekyağı sürenler olur, gidin bakın fırının başına mutlaka uyarın “tereyağı” sürsünler. Dilim dilim kesilen pidenin üzerine, maydanoz veya limon gibi levazımat koymadan ağzınıza atın. Kıymanın esas lezzeti öyle anlaşılır. Bir anda sebzelerin lezzeti ile harmanlanmış etin yağı ve hamurun tadı hafızanıza kazınacaktır.


Kıymalı pideyi isteyen yumurtalı da sipariş edebilir. Yumurta baştan pidenin üzerine konmaz. Bir tarafı pişen pideyi ters çevirirken hamur sertleştikten sonra pidenin üstüne yumurta kırılır. Bir kaç dakika içinde yumurtanın beyazının pişmesi, sarısının ise hafif sulu kalması gerekir ki, bu iş biraz meziyet ister, ustalık ister.

Bir diğer beğendiğim pide ise kaşarlı kuşbaşılı pidedir. Kuşbaşılı pide pişirmek kıymalı pişirmeye göre daha risklidir, etlerin tam kararında pişirilmesi gerekir. Pide yeteri kadar pişirilmez ise alttaki hamur sertleşmez yumuşak kalır, gereğinden fazla pişirirsen kuşbaşı etler kavrulur kaskatı olur ve tüm bunlar saniyeler içinde olur.
 

Bu riski bir nebze azaltmak için kuşbaşılı pideyi kaşar peynirli söylemekte fayda var. Normalde kaşar peyniri yemek pek adetim değildir. Ama kuşbaşılı pidede etlerin üzerinde bir film tabakası oluşturan peynirler, etlerin açık aleve direk maruz kalmasını ve kavrulmasını engeller. Kuşbaşı etler sulu kalır, pideyi katlayıp ağzınıza atarken bileklere kadar suyu akar. Hele bir de ustam kenarlara tereyağını layıkıyla sürdüyse pideyi yerken neredeyse onunu birden yalayarak parmaklarınızın bakımını yapabilirsiniz.

 Işıklar’da menü geniş, sırf pide ile yetinmeyip sac kavurma, pizza veya pirzola, çöpşiş, kasap köfte gibi ızgaralar da yiyebilirsiniz. Ama benim gibi İstanbul’da Ege usulü pideyi özleyenlerdenseniz abanın pide çeşitlerine. Fiyatlar makul, 8-12 TL civarında.

 
Davutlar Halk Pazarı

Özenç’lerin Kuşadasındaki yazlığa sadece haftasonları için bile kaçmamızın en büyük sebeplerinden biri, pazar günleri kurulan Davutlar pazarıdır. Müthiş sebze ve meyvelere çok uygun fiyata bulabilirsiniz. Lakin pazar alışverişine başlamadan önce size önerim karnınızı doyurmanızdır. Elde açma hamurla yapılan patlıcanlı, kıymalı gözleme ve onun üstüne yenilen tahinli gözleme sabah sabah sizi kendinize getirecektir. Şayet bu fikir sizi heyecanlırmaya başladıysa bu bölümü dikkatli okuyun.


Davutlar Halk pazarı 1 no’lu gözlemeci Mehmet Teber (0.543.6547999) sizin gözlemeye bakış açınızı değiştirecek kalitede gözleme yapıyor. “Yapıyor” dediysem Mehmet Abi aslında mekanin sahibi, eşi Ayten abla ve kızı Fatma ocağın başında.

Hamur illaki elde açılıyor. Beceriksiz, üşengeç, ticari kaygıları olan gözlemeciler gibi hazır yufka ile yapılmıyor. Emek harcıyorlar, su, un ve tuz ile hamur yapılıyor, gözünüzün önünde merdaneyle incecik açılıyor.


Ispanaklı, patatesli, kaşarlı, lor peynirli, yumurtalı, patlıcanlı, tahinli, kıymalı seçenekler var. Özenç’in tercihi genelde ıspanaklı olur. Sabah kahvaltısı niyetine yersen, 2 tane de yumurta kırmak dahice bir fikir. Eğer saat ilerlediyse, daha hafif olsun derseniz ıspanaklı gözlemeye inek sütünden yapılan lor peynirinden koydurmak da diğer bir alternatif.

Benim ise tercihim her zaman kıymalı-patlıcanlı olur. Önce çiğden kıymalı harç konuyor. Harcın içinde ayrıca domates, soğan, maydanoz ve biber var. Patlıcanlar ise daha önceden ayıklanmış pişirilmiş. Kıyma harcı döşendikten sonra 2-3 kaşık patlıcan serpiştiriliyor.
 

Gözlemeler pişerken hamurun üstüne yağ sürülmüyor. Hamurun çıtır kalması için pişirme esnasında yağ sürülmezmiş. böylece sıcak sacın üzerinde yağ yanmıyor, etraf dumanaltı olmuyor. Rahat rahat ocağın başına geçip gözlemenin pişmesini seyredebilirsiniz. Hem işin tekniğini öğrenmek hem de göz banyosu yapmak için birebir.


Gözlemelerimiz hazır olduğunda üzerine fırçayla yağ sürülüyor. Ufak bir uyarı, maalesef zeytinyağı memleketinde olmamıza rağmen, –ağır olmasın diye– gözlemeye genelde çiçek yağı sürerler. Ama siz önceden isterseniz zeytinyağlı olsun diye uyarın. Evelallah zeytinyağı da var.

Börek bizim milli değerlerimizden biridir. Bence gözleme de onun küçük yeğenidir. Layıkıyla yapılan ıspanaklı yumurtalı bir gözleme kahvaltı veren düzgün lokantaların menüsünde olması mutlaka gerekir. İçinde sunni hiç bir şey yok, her şey doğal.


Yemeğe başlamadan önce fotoğrafını çekmek adettendir. Ama son 1 senede yemek fotoğraflarına bir de Ege’nin fotoğraflarını eklemeyi seviyoruz. Eleman henüz yemeğe bizim kadar düşkün değil ama, “Hele bir dadına bakam” dercesine meraklı gözlerle bakması hoşumuza gidiyor.


Ispanaklı veya kıymalı, gözlemeleri mideye indirip kahvaltıyı bittikten sonra, tatlı niyetine tahinli gözleme yemenizi öneririm. Bakın bunu İstanbul’da Ankara’da kolay kolay bulamazsınız. Ege lezzetidir tahinli pide, tahinli gözleme. Çok tatlı değildir, içinizi baymaz. Tavşan kanı 3. çayla birlikte kaymak gibi boğazınızdan akıp gider.


Davutlar pazarı içerisindeki 1 no’lu gözlemeci sapına kadar dürüst, iyi bir iş yapmaya çalışan mis gibi bir mekan. Eminim diğerleri de öyledir ama ben burayı belledim, her seferinde buraya giderim. Siz de giderseniz Löplöpçüler’in selamını iletin.

Eğer İstanbul’dan veya Ankara’dan geldiyseniz, Davutlar pazarında kafayı yiyebilirsiniz. Kendi bahçelerinde ürettikleri ürünleri satan pazarcılar son derece taze ve lezzetli ürünleri çok makul fiyatlara satıyorlar.


Pazarlarda çok çeşitli insan vardır. Ev hanımları, emekli amcalar, fotoğraf çeken genç gezginler ve elbette turistler. Bu fotoğraf “Siz nasıl oluyor da bebekle bu kadar çok gezebiliyorsunuz” diyenlere gelsin. Dikkatli bakın turist çiftin biri sırtta olmak üzere 4 çocuğu var. Sabah kalkmışlar ailecek pazara gelmişler. Onlar yapıyorsa biz de yapabiliriz.
 

Bizim Davutlar pazarına gitmemizin en büyük sebeplerinden biri kıpkırmızı ve etli domateslerden almaktır. Haftasonları bu domatesler ile yapılan hafif yemekleri yemek bana keyif verir.


Ayrıca kış için hazırlık yapmak da adettendir. Armut domateslerden 20 kilo alıp evde konservesini yapmak klasik bir yazlıkçı geleneğidir.


İlk başta eve taşıması, bunları soyup küpküp ayıklaması ve pişirip kavanozlara koyması ve hatta bütün kavanozları İstanbul’a taşıma faslı oldukça zahmetlidir ama 2 gün çektiğiniz bu zahmetin keyfini 4-5 ay sürersiniz.


 Lakin Aralık ayının ortasında yapacağınız menemene, spagettiye tencere yemeklerine mis gibi yaz domatesi kullanırsınız.


Davutlar pazarını 3 tur atıp alışverişi yaptınız, ayaklarınıza karasular indi artık arabaya döneceksiniz ama torbaların ağırlığından dolayı hayatınızdan bezmiş duruma geldiniz. İşte bu noktada Nazilli Kar Helvası ile Hasan Tuna (0.256.6571837) hayatınıza dahil oluyor.

Bozdağ’dan mart-nisan aylarında toplanan doğal karlar güneş görmeyen kuyularda depolanıyormuş. Üzerleri çam dalları ile kapatılan bu karlar Temmuz- Ağustos aylarına kadar serin serin duruyormuş. Yazın kavuru sıcaklar başlayınca, bir insanın girebileceği kadar dalları açıp testereyle karı kesiyor ve kalıp halinde çıkartıyorlarmış.


Hasan Amca bir bardağa doldurduğu karın üzerine kendi bahçesinden topladığı vişnelerle yaptığı şerbeti ekleyince oluyor size Kar Helvası.


Yazın sıcağında içimizi serinleten doğal meyvelerden yapılan içecekler kendimizi ve çocuklarımızı zararlı gıdalardan korumak için son derece faydalı alternatiflerdir. Sıcak yaz günlerinde hiç bir katkı maddesi olmayan bu helvadan yemek lazım. Günümüzde artık malesef içinde 80 çeşit katkı maddesi olan fabrikasyon dondurmalar satılıyor, bunlardan da uzak durmak lazım.


Toplumların yüzyıllar boyu geliştirdikleri yöntemlerle bir çok meyveden farklı içecekler üretmiş bugünlere kadar gelmiştir. Anadolunun farklı yerlerinde kar kuyularından toplanan karlar ile benzer içeceklerin üretildiği bilinmektedir Yazın bir kenara, ismi Hasan Tuna! Kar helvası yapan bir iki tane daha rakip var ama, pazarda helvanın kralı burada yersiniz. 


 
Yağmur Pide Salonu

Çorba içmek bizim kahvaltı kültürümüzde vardır. Türkiye’de her yöreye ait, çeşit çeşit onlarca çorba yapılır ama her ne hikmetse lokantalarımızda ya mercimek çorbası olur ya da ezogelin çorbası. Gerdan etiyle yapılan düğün çorbasını veya saatlerce pişen kemik suyuyla yapılan kelle paça, beyin, tuzlamayı kolay kolay bulamazsınız. Davutlar Yağmur Pide salonunda (Cengiz Topel Caddesi No: 8/3 – Tel: 0.256.6571314) sabah erken saatlerde şahane çorba içebilirsiniz. İsteyene yine mercimek ve ezogelin de var ama favorim buranın beyin çorbası.

Çorbaları beklerken önden ikram olarak peynirli pide geliyor. Zannımca dünden kalan pideleri değerlendirmek için üzerine biraz kaşar peyniri rendeleyip tekrar fırında ısıtmışlar. Güzel bir sunum, faydalı bir değerlendirme tekniği.


Beyin yemek her babayiğidin harcı değildir. Seven var sevmeyen var. Yöresel farklı lezzetleri arayanlardansanız bulduğunuz anda affetmeyin. Çorbaya konan beyin saatlerce pişirilip laçkalaşmamalı. Bizim ki maşallah nur topu gibi.
 

Çorbanın kendisi de çok lezzetli. Çorba suyu hazırlanırken kemikli et 3-4 saat haşlanıyor ve mutlaka bu su kullanılıyormuş. Daha sonra tereyağı ve un kavrulup bu et suyuna ekleniyormuş. Başka bir tencerede ise dana beyni haşlanıp zarı çıkartılıyormuş.

Adana Antikebap yazısında kelle paça üzerine detaylı yazıştım, meraklıysanız bir okumanızda fayda var. Adana, Antep ve Maraş’ta, tereyağı tezgah arkasında konur, hazır şekilde masaya gelirdi. Burada ise aynı iskendercilerde olduğu gibi kırmızı toz biber yakılmış tereyağı bakır tavada masanıza geliyor, istediğiniz kadar çorbanıza gözünüzün önünde ekleniyor. Salçalı bir sos olmadığı için damağı yormuyor, çorbanın esas lezzetinin önüne geçmiyor.


Sarımsak da aynı şekilde masada ekleniyor. Sabah sabah sarımsaklı çorba içilir mi demeyin. Sarımsak ilaçtır. Kelle paça, beyin, işkembe gibi çorbaların olmazsa olmazıdır.


Günümüz lokantalarda artık hep “yok ağır olur, yok kuzu olmasın, aman zeytinyağı kokuyor” gibisinden bahanelerle işin ucuzuna kaçılıyor. Hatta bazen müşterile bile “Aman sarımsak olmasın, yok ben soğan yemem, aman tereyağı az olsun” gibi yersiz isteklerde bulunur. Arkadaşım neden utanıyorsun, neden çekiniyorsun? Bunlar bizim kültürel lezzetlerimiz. En nihayetinde dükkandan çıkarken atarsın ağzına bir karanfil, bitti gitti.

Yağmur Pide salonunun sloganı dikkat çekici!
Emsalsiz lezzetin, güleryüzlü hizmetin adresiyiz. Haklılar mı? Bence evet!

 
Karadutçu Ziya

Dut reçeli ve dut suyu çok bilindik bir lezzet değildir. Malatyalı abilerin, Trabzonlu dedelerin, Bursalı delikanlıların sık sık taze dut suyu içtiğini veya bu şehirlerdeki 3* otellerin kahvaltıda dut reçeli verdiğini pek sanmıyorum. Bir tek bu aylarda Antep’te satıldığına şahit oldum o kadar.

Kuşadası Davutlar’da 1986’dan beri motoruyla gezen Karadutçu Ziya Abi, Tire’nin ovalarındaki ve dağlarındaki karadut ağaçlarından çok zor şartlar altında tek tek topladığı şifalı karadutları 26 yıllık tecrübe ile işliyor ve bizlere ulaştırıyor. Aynı Aygaz tüpçüsünün melodisi gibi kendine has bir melodisi var.

“Karadut karadut, şifalı karadut...”
 

Melodiyi 2 sokak öteden duyanlar terasa çıkar, reçelini, dut suyunu almak için yolunu bekler. Henüz bitmediyse, kendi kasenizi götürürseniz, tazesinden iki kepçe karadut alabilirsiniz.
 

Eve götürmelik 3-4 kavanoz dut reçeli, 2-3 şişe de dut şurubu almak bizim için büyük bir keyiftir. Tadım yapmak serbest ama fazla plastik kaşık yok. O yüzden kendi kaşığı ile biraz reçel alıp elinizin üstüne koyar, siz de yalayarak löpletirsiniz. Reçelin tadına mutlaka bakın, bundan sonra başka hiç bir yerde dut reçeli yiyemeyecekiniz.


Özellikle Ayvalık ve Tire’de taze lor peynirinin üzerine dut reçeli konularak çok güzel tatlılar yapılır. Ankaralı kadim dostum Oburcan’a hiç üşenmemiş bir kavanoz götürmüştüm, hiç unutmam Ankara’da mükellef bir deniz ürünleri ziyafetinden sonra mekan sahibinin getirdiği süzme yoğurdun üstüne bir kavanoz döküp yemiştik.


Karadut, böğürtlene benzeyen 2 - 3 cm uzunluğunda, kırmızımtırak, siyah renkli, mayhoşumsu, lezzetli bir meyvedir. Meyvelerinden hazırlanan şurup, ağız ve boğaz hastalıklarında gargara yaparak kullanılır.
 

Dut şerbeti almak isterseniz, şekerli ve şekersiz olmak üzere iki seçenek var. Genelde şekerlisini alırım. 1’e 5 oranında buz gibi soğuk su ile karıştırıp sıcak yaz günlerinde lıkır lıkır içerim. Ayrıca kahvaltılarda yoğurdun üzerine dut şerbeti katarak, şahane lezzetlere ulaşırım. Ziya Abiye ulaşmak için telefon 0.533.2531153.
 

Kuşadası Davutlar’da yöresel lezzetler sadece bununla sınırlı değil. 5-6 km ilerideki Yaylaköy’de kuzu tandır yemek isterseniz Kasap Osman’a gidebilirsiniz. Sadece şu resmi koyacağım, detaylarını daha önce Yaylaköy yazısında anlatmıştım. “Kuzunun en yumuşak tarafı olan böbrek yatağını istiyorum, yok benimki yağsız olsun buttan ver” demek serbest.
 

SSK Sitesinin önündeki minibüslerin durduğu meydanda her sabah kurulan bir mini pazar var. Saat 07:00’de erkenden kalkıp yüzmeye giderken buradan şeftali ve incir almak adettendir.
 

Önce kişibaşı 5-6 tane incir alınır, sonra yürüyerek plaja gidilir. Denizden çıktıktan sonra belkide 3-4 saat önce dalından toplanan incirler bir güzel mideye indirilir. Bu arada belirtmek isterim incirin memleketi Aydındır. Dünyadaki kuru incir üretiminin %80’inin Aydın’da üretilen incirlerle yapıldğını biliyor muydunuz?


Eğer Kuşadasına gidip de turistik tesislerden birinde herşey dahil sisteme siz de dahil olursanız, sabahları nutellalı ekmek ve dana jambon ile kahvaltızı yaparsınız. Üstüne de bir güzel çakma portakal suyu konsantresini içersiniz. Eğer Davutlar tarafında kalıp çarşı pazar dolanırsanız, işte bu saydığım tüm lezzetlere ulaşırsınız. Yöresel lezzetlere çok yıldızlı otellerde değil, yerel insanların yaşadığı ve alışveriş yaptığı yerlerde ulaşırsınız.



Kuşadası Davutlar Hakkında 5 şey

1. Pazar günleri aç karnına Davutlar pazarına gidip önce gözleme ile kahvaltı yapın, üstüne tahinli pide ile cilayı çekin, kapanışta kar helvası yiyin.

2. Pazardan 20-30 kilo domates alıp tüm kış size yetecek kadar konservenizi yapın.

3. Ne yapın edin Ziya Abiyi bulun, hem dut reçeli hem de dut suyu alın.

4. İster Davutlarda, isterseniz SSK sitesinindeki lokantalarda Ege usulü Nazilli pidesinden yiyin.

5. Bir gün mutlaka Güzelçamlı’dan kalkan tekne turlarına katılın, karadan ulaşamayacağınız yerlerde denize girebilirsiniz.



18 yorum:

Zeugma dedi ki...

Harikaydı. Karnım tok olmasına rağmen nasıl özendim fotoğraftakiler..
Bu blogta gezerken obez olmak işten bile değil :))

Bir de; yaz domatesi yapmak için henüz erken değil mi?

Bir Terazi Kizi... dedi ki...

Yazilarinizi öyle gecistirerek degil tek tek okumak istedigimden suan uygun bir zaman degil ama Davutlar yazisini görünce hem cok sasirdim hem sevindim!Önce yorum birakmak istedim,sonrada izin hazirligi yapmam gerek!

Üc yaz boyunca arkadasimin yazliginda kaldik cocuklarla Davutlar`da,sanirim sizde onlardan birindesiniz,,cok gezemedim ama sakin bir yer,tam bana göreydi,denizide öyle muhtesem degil ama halkini seviyorum,o yüzden benim icin özeldir orasi!

Bu yil Amasra`ya gidecegiz kismet olursa,baktim kayitlarinizda yok,gitmemis olmaniza sasirdim,yazilarinizdan takip edip neler yiyebilirim diye hayal etmistim! Bir tavsiyeniz olursa dinlerim sizi,oglunuzu minciklamak lazim ama onu yapmadan öpüyorum efendim,saygilar...

Aşçı Fok dedi ki...

Ah sizi Löplöpçü ailesi :) yarasın bütün yiyip içtikleriniz :)

Aşçı Fok dedi ki...

Ah sizi Löplöpçü ailesi :) yarasın bütün yiyip içtikleriniz :)

Ebru Bayrak dedi ki...

bayramda inşallah oraya gidiyoruz. yazlığımız güzelçamlı da. davutlar pazarı harikadır.

Elifim uyurken dedi ki...

ailece yapacağımız her gezi öncesinde baktığımız bloglardansınız.
ellerinize sağlık.
özlem

KUzuner dedi ki...

Domates konservesini nasıl yapıyorsunuz ?

Fatma dedi ki...

Yine çok güzel ve iştah açıcı bir yazı olmuş. Bayramdan sonra 10 gün Bodrum Gündoğan'da olacağız, Bodrum yazınız da o zamana kadar yayında olur inşallah:)))

ayshooo dedi ki...

Merhaba acayip leziz görünen bi paylaşım olmuş;bide oruç başlAngınca görmeseymişim:)

Deniz dedi ki...

Merhaba,
gittiğiniz yerde bizimde yazlığımız var. Engüzel yerlere gitmişsiniz. Ama ssk meydanında ki ballo lokmadan yememişsiniz. Çıtır gerçekten çok lezzetlidir. ayrıca sahilde ve ssk ' nın bir çok yerinde olan MİDYEMECE olan midyeci ailesi var.Yaklaşık 10 yıldır ordadırlar ve midyeleri çok lezzetlidir. Bir dahakine mutlaka deneyin derim : )DENİZ.

ozgurr dedi ki...

izmir torbalı arasında yer alan ayrancılar beldesinde ki merve pide salonunu da öneririm sana. en az ışıklar kadar iyi hatta merve'yi ışıklara tercih ederim.

Adsız dedi ki...

Davutlara gitmişken Güzelçamlı göbekte sağ tarafta Dondurmacı Cahit vardır. Yemeden dönme her meyvesi günlük taze. Sakızlı bademli ve karadutlu tavsiyem.

Löplöpcü dedi ki...

Zeugma: Aslında biraz erken ama hazır gitmişken yaptık 20-30 kavonoz.

Bir terazi kızı: Elbette Canlı Balık veya Çeşmi Cihan'a gidilir balık yenir. Salataları mükemmeldir.

Aşçı Fok: Sizlerden öğreniyoruz :)

Fatma: Bugün yarın gündoğan yazısı geliyor. Ama sana önden söyleyeyim! Mehmetin Yeri Okaliptus Restaurant'ta çğ börek, Ergün kaptanın Yerinde balık çorbası, Gökkata Motel'de kabak çiçeği dolması, Gossip Bistro'de avusturya pastaları

Özgür: notumu aldım, teşekkürler

Secil dedi ki...

Yağmur Pide Salonunun bir de keçi tandırı var ki ben böyle birşey yemedim. Sadece cumartesileri oluyor ve önceden kaç porsiyon istiyorsanız ayırtmak gerekiyor. Tahinli pideleri de çok güzel.

Duygu Fatih dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Duygu Fatih dedi ki...

Davutlar'da yazlıgı olan bir Tireli olarak yazınızı okumak çok keyif verdi.Ancak karadut ve karadut reçelini bir de Tire'nin dağ köylerinden almanızı öneririm. Bu arada gectigimiz Agustos ayinda sizin, bora bilgin'in ve tolga yavuz'un yazıları sayesinde Tanzanyaya gittik ve super bir tatil gecirdik. cok tesekkur ederizz

Dut alamayan mazlum Kuşadalı dedi ki...

Doğma büyüme Kuşadalıyım ama Davutlar'a çok gitmişliğim yoktur. Zaten bir insan yaşadığı yerin güzelliklerini kolay kolay göremiyor. İstanbul'da yaşayıp bir kez olsun Sultanahmet'i, Emirgân'ı görmeyenler gibi...

Sahil sitelerinde zaman zaman kaldığım için karadutçu abinin sesini çok duymuşluğum vardır. Ama kendisinin ürünleri pek kesemize göre olmadığı için tatmışlığım yok. Yalnızca "dertlere şifa gibi geliyorum ben" şarkısıyla tanıyorum. Sosyete dutçusu biraz :)

Kuşadası için de bir lezzet turu yaparsanız çok memnun olurum. Köfteci Ahmet'in nefis köftelerini ve piyazını tatmanızı öneririm.

Unknown dedi ki...

Tadından doyulmaz lezzetler

Gittiğimiz ülkeler


Henüz 57 ülke (24.8%) oldu, daha gidilecek çok yer var
Create your own visited map of The World