15 Temmuz 2013 Pazartesi

Malatya

Blogdaki ilk yazılarım uzun yıllarımı geçirdiğim Urfa ve Antep üzerineydi. 1994-2003 arası 9 senemin geçtiği güneydoğu mutfağına aşık olmuştum. Yöresel yemekleriyle, kebaplarıyla ve özellikle lokum kıvamındaki güzelim kuzu etiyle bu mutfak gönlümde taht kurmuştu. Yıllar sonra yolum Malatya’ya düştü ve Malatya yemekleri hakkında da olumlu tecribelerim oldu.

Malatya Erhaç Havalimanına THY, Anadolujet, Onur Air, Sunexpress, Pegasus ile ulaşmak mümkün. Birinden birine promosyon yakalayıp gitmemek için hiçbir sebep yok.

Havalimanı şehir merkezinin 30 km dışında olduğu için taksi kullanmanızı pek önermem, zaten trafik yoğun olmadığı için otobüsle şehir merkezine gitmek mantıklı. Malatya’ya iş seyahati için arada bir gidiyorum, fakat uzun süre yaşamışlığım yok. O yüzden eminim bir çok yeri atlamış olabilirim.

Şehir merkezinde sade ama şirin bir kahvaltı salonu ile başlayıp, sizi yutkunduracak güzellikteki et lokantası ile devam edeceğim, daha sonra bir an için şaşırtıp Malatya’da enfes bir balık lokantasına şöyle bir uğrayacağız, elbette mangalda pişen kuzu etinin cazibesine de değineceğiz. Finali ise yöresel yemeklerin sunulduğu bir müze evde yapacağız. Mideniz gurulduyorsa okumaya devam etmeyin, hazırsanız Malatya lezzetlerine başlıyorum.

 
Kahvaltı – İstek Kahvaltı Salonu

Yerel lezzetleri bulacağınız lokantalar her yerde vardır, fakat kahvaltı salonu her zaman her şehirde bulabileceğiniz bir konsept değildir. Türkiye’de özellikle Van’da ve Diyarbakır’da kahvaltı salonlarının en güzel örneklerini bulabilirsiniz. Sanırım Diyarbakır’a yakın olması sebebiyle Malatya’da da bir kahvaltı salonu buldum, İstek Kahvaltı Salonu (Halfettin Sokak – 0.422.322 32 90).
 


Mekan ufak tefek, içeride sadece 4 masa var. Girişte soldaki tezgahta yumurta, zeytin, peynir, tereyağı, bal ve reçel duruyor. Hangisinden istersen söylüyorsun, oracıkta kahvaltı tabağın hazırlanıyor.

Petek balını görünce dayanamayıp “kaymak da var mı?” diye sordum, şansıma henüz bitmemiş. Bal, kaymak, pide ve sıcak süt! Bütün siparişlerim bundan ibaret. Çok öyle janjanlı bir sofra değil belki ama lezzetlerine paha biçilemez.
 


Bu gibi yerlede pide sıcak sıcak fırından gelir. Bitmesine yakın telefon açılır bir parti daha gönderilir. Siz hiç fırından daha 10 dakika önce çıkmış pidenin üzerine bal kaymak sürüp yediniz mi bilmiyorum ama yemediyseniz çok şey kaybetmişsiniz.
 


Kahvaltıda sıcak süt içmek Türkiye’nin batısında çok fazla karşılaşılan bir durum değil. Ama ben kahvaltıda sıcak süt içme kültürüyle taa 1994’te Gaziantep’deki baklavacılarda su böreği ile kahvaltı ederken tanışmıştım. İçine şeker atmak sizin tercihiniz ama genelde işin raconu bir tatlı kaşığı bal koymaktır.
 


Bal demişken biraz detaya girmek lazım. Ülkemizde çok güzel ballar var. Doğu karadeniz ve Siirt civarındaki ballar en iyileri. İstanbul’da malesef sık sık karşımıza uyduruk yapay ballar çıktığı için size tavsiyem doğuda bir şehre gittiğiniz zaman düzgün bir yerden gidin 1-2 kilo bal alın. Markalı fabrikasyon ballardan sıkıldıysanız ve yerel balların tadını merak ediyorsanız İstek Kahvaltı salonundan Erzurum balı alabilirsiniz. Kavanoz hediye para almıyorlar.

5 yıldızlı otellerin kahvaltılarından bunalıp yerel lezzetlere ulaşmak için İstek Kahvaltı salonunu tavsiye ederim. Girdiğinizde hemen pidenin sıcak olup olmadığını sorun, yoksa söyleyin size 5 dakikada sıcak pide getirtirler. Sıcak pideyle yenen bal&kaymağın zevki uzun süre aklınızdan çıkmayacak, benden söylemesi. Vereceğiniz para 10 TL bile tutmaz.

 
Fırında Kuzu Eti – Öz Sinan Hacı Baba Et Lokantası

Malatya şehir merkezinde çarşıda kısa bir gezinti yapıp Malatya lezzetlerini midenizle buluşmak iyi bir fikir. Fırında pişen lokum gibi yumuşak kuzu etine sizde düşkünseniz istikamet Öz Sinan Hacı Baba Et Lokantası (Halfettin Sokak 19 – 0.422.3213941)
 


Yemeğe ne kadar emek verilirse, bence değeri o kadar artıyor. Durum böyle olunca cerrah titizliğiyle hazırlanan sofralar şölene dönüşüyor. Daha içeri girer ayaklarınız sizi mutfağın önündeki vitrine yönlendirecektir. Bulmanız hiç zor değil, kokular size yol gösteriyor. Hepsi odun fırınında pişmiş et yemeklerinin içinden seç seçebilirsen.
 


Domates tava, kaburga dolma, fırın kavurma, kuzu tandır, kuzu dolma, kağıt kebabı, domates tava, patlıcan tava arasında gidip gidip geliyorsunuz. Karar vermekte zorlanırsanız kurtarıcınız “Aşçı Yemeği” olabilir, hepsinden tadımlık birer lokma.
 


İtinayla hepsinin tadına baktım, benim terciğim kuzu tandır olmuştur. Löp et 8 saat boyunca kendi yağıyla odun fırınında pişiyor ve ortaya böyle bir güzellik çıkıyor. Kuzu tandır değil, mübarek Malatya usulü cheese cake. Efsanevi ete var gücümle baktım ve sizin için fotoğrafladım.
 


Etlerin yanına pirinç pilavı da konuyor bulgur pilavı da. Ama pirinç pilavının pek numarası yok, oysa bulgur pilavı öyle değil. Şef bulgurun içine kuyruk yağı mı koyuyor, kemik mi atıyor bilmiyorum ama insanın dibini düşürür.
 


Kuzu tandır 8 saat pişmesine rağmen içi hafiften pembe. Ne yapın edin tabağınıza mutlaka bir parça kuzu tandır alın. Şu güzelim eti görüp te karnınız guruldamıyorusa da gidin bir doktora görünün.
 


Tatlı olarak dondurmalı irmik helvası var. Olsa da olur olmasa da. Allah için güzel ama tatlı yerken artık dikkat ediyorum. Vücuduma giren şeker oranını kontrol altına alıyorum.

Öz Sinan Hacı Baba lokantası benim Malatya’da en sevdiğim yerlerin başında geliyor. Alkol olmadığı için 25 TL’ye deliler gibi et yer çıkarsınız.

 
Balıkçı – Beyazsaray

Malatya’ya gidip balık yemek kimin aklına gelir? Hem de yanında şahane bir süryani şarabı ile? Beyazsaray Lokantası (Battalgazi Kırkgöz mevkii – 0.422.8461246) şehir merkezinde olmadığı için öyle kolay kolay geçerken uğranılacak bir yer değil, ama bir kere adını duyan mutlaka bir daha gidiyor.

Lokanta Malatya merkeze yarım saat uzaklıkta Karakaya baraj gölünün kenarında kaliteli bir yer. Nisan-mayıs aylarında giderseniz, yaylı sazan ve turna balığı bulmak mümkün.
 


Malatya’da zaten içkili lokanta bulmak büyük bir zorluk iken, Beyazsaray’da süryani şaraplarının olması çok şaşırtıcı. Shiluh marka çeşitli seçenekler bulunduruyorlar, meraklısına aşırı şiddetle öneririm.

Balıktan önce altlık olarak ızgara peynir ve içli köfte aldık. İçli köfte pek başarılı değil. Haşlama olması güzel ama bulguru fazla kalın olmuş. Izgara peynir için ise tam bir şaheser diyebilirim. Kıbrıs’ta yediğim ızgara hellimi hatırlattı bana. Hatta daha tuzsuz ve yağlı olmasından dolayı Malatya peynirini daha çok sevdim.
 


Sazan balığımız koca bir tepside nanelere süslenmiş olarak servis edildi. İlk gördüğüm anda yıkıldım. Eti balığı tavuğu ne olursa olsun ızgara ederken “Aman az pişirin, lütfen içi sulu kalsın” diye söylemekten illahlah ettim. Gel gelelim bizim ustalarımız kömür gibi pişirmekten, içinde öz suyunu bırakmayacak şekilde kurutmaktan vazgeçmiyorlar.



Sık sık gittiğim bir yer olsaydı kesin balığı geri gönderirdim ama hem Malatya’da olmamız, hem de ilk defa gitmemiz dolayısıyla eyvallah ettik, sineye çektik. Sazan balığı dünyanın en lezzetli balığı değil belki ama güzel bir sosta terbiye etmişler, ete lezzet vermişler. Biraz daha az alevde pişirilseydi belki çok daha lezzetli olabilirdi.
 


Yemekten sonra ikram olarak gelen meyveler ise tam bir görsel şölen. 6-7 çeşit meyve ile mutluluğu yakalarken içlerinde en çok trabzon hurması beni etkiledi.

Trabzon hurmasını inanır mısınız 18 yaşıma kadar bilmezdim, ilk defa Antep’te yedim. Çok kısa bir mevsimi vardır. 1 ay içinde yedin yedin, bir daha da bulamazsın. Eğer sert ise kekremsi bir tadı vardır, bir kaç gün bekletmek gerekir. Fazla zamanınız yoksa kapalı bir kutuya koyun içine bir elma atın, hurmalarınız ertesi güne yumuşacık olacaktır.
 


Göl kıyısında ağaçlar altında huzurlu bir ortamda balık yemek ve güzel bir süryani şarabı içmek gibi Malatya’da fantazi sayılacak bir akşam yemeği için çok tavsiye edeceğim bir yer. Bakmayın siz benim balığa laf etmeme, mekan gerçekten çok güzel.

 
Izgara Et – Kasap Mesut

Izgara et dedin mi Antep’te, Urfa’da, Adana’da kebap vardır. Ya kuşbaşı yaparlar, ya da kıymayı şişe dizerler. Lakin, bu şehirlerin hiç birinde ızgara kuzu pirzola yapan lokanta kolay kolay bulamazsınız. Kasap Mesut (Özsan Sanayi Sitesi Hizmet Blokları No: 7 – 0.422.2380795) asla bir kebapçı değil, çok güzel bir konsepti var. İstanbul NusrET’in Malatya versiyonu diyebilirim.
 


Girişte sağ tarafta uzunca bir vitrin göreceksiniz. Pirzola, külbastı, kaburga, böbrek, terbiyeli kuzu şiş, köfte... ne isterseniz seçiyorsunuz, kiloyla sipariş veriyorsunuz.
 


Bizim terciğimiz elbette kuzu pirzola ve kaburga oldu. Kemikli bir ettir, yemesi belki zordur ama bence kuzunun en lezzetli yeridir. Yağlıdır, kömürde pişirilirse bu yağlar boncuk boncuk kömürün üstüne akar, akan yağlar buhar olur kokusu etin üstüne siner, lezzetine lezzet katar.

Sipariş edilen etler ızgara teline dizilerek yan taraftaki ızgaracıya gönderiliyor. Burada işi şansa bırakmayıp zaten açıkta olan ızgaranın başına kadar gittim, bizzat ızgarayı yapan ustaya bizim etleri az pişirmesini rica ettim.
 


Ocak başındayken insan mutlu olur mu? Ben oluyorum. Etin çıkartığı dumandan mutlu oluyorum, etin çıkardığı sesten mutlu oluyorum. Ustanın onlarca eti orkestra şefi gibi yönetmesinden pişirmesinden, ondan bir şeyler öğrenmekten zevk alıyorum. Yemek işini sevdiğimi görünce, ustanın gözlerinin için gülüyor.
 


Mekanın arka tarfında ki depo sağlam. “Pirzola bitti, kalmadı” demek gibi bir durum yok. Soğuk odada kuzular sizin için usul usul dinleniyorlar.
 


Efendim yağlı kuzu eti kardiyologların pek tavsiye etmediği, gurmelerin ise bayıldığı bir et. Kaburgaları da pirzolaları da ustam çok iyi pişirmiş, tam istediğim gibi olmuş. Etleri kemiğinden tutup sıyıra sıyıra yerken “Ben ucundan azıcık alırım yeter” diyenleri bile baştan çıkartır. Dürüm yapmak gibi bir kültür olmadığı için pide ile hammalık yapmadan sadece et yiyorsunuz.
 


Izgara kuzu etini siz de çok seviyorsanız, sipariş esnasında elinizi korkak alıştırmayın, 200-250 gramla yetinmeyin. En az yarım kilo kemikli et sipariş edin, tadına varıncaya kadar doya doya yiyin. İstanbul’un lüks lokantalarında yiyeceğiniz şaşalı tabaklardaki etin lezzeti bunun yanında sönük kalır.
 


Kasap Mesut: Nefsin Ete Doyduğu Yer! İstanbul’da böyle bir yer bulsam abonesi olurum. Bilen eden varsa lütfen söylesin.

 
Yöresel Yemekler - Beşkonaklar

Bizim mutfağımızın dünyanın en iyi mutfaklarından biri olduğunu hepimiz biliyoruz. Ama bunu kaybediyoruz artık. Niye kaybediyoruz? Çünkü o geçmişten gelen lezzet yapısını pek koruyamıyoruz. Onun için bunu koruyan lokantalara saygı göstermek lazım. Beşkonaklar (Sinema Caddesi No: 13 – 0.422.3260051) yöresel Malatya mutfağını koruyan ve yaşatan bir lokanta.
 


Tarhana çorbası, yüksük çorbası, kiraz yapraklı sarma, analı kızlı köfte, domatesli kebap, zerden gibi yöresel lezzetleri burada bulabilirsiniz.
 


Aslında bu iş genlerde var desem kolaya kaçmış olacam. Tabii bir de gelenek görenekler de var ama bu yemek pişirme işi kalite işi, işini sevme işi ve ciddi yapmak işi.
 


Tarhana çorbasını çok severim, her yörenin kendine has bir lezzeti vardır. Maraşta içtiğiniz tarhana çorbası ile Malatya’da içtiğiniz tarhana çorbası farklıdır. Buraya gelmişken az çorba almakta fayda var. Maksat tadına bakmak olsun. Eminim siz de çok beğeneceksiniz.
 


Ege’de yaprak sarma yemişliğim çok vardır. Etsiz zeytinyağlı da yapılır, etli sıcak yemeği de. Ama kiraz yaprağından sarılan dolmayı daha önce hiç yememiştim. İçine erik ekşisi ve yumurta konuyor. Üzerine önce yoğurt, sonra toz biber yakılmış tereyağı ve son olarak da karamelize soğan konuyor.
 


Dolmalar biraz ince olduğu için iç harcın tadını doya doya alamıyorsunuz. Yaprağın açılmış hali ve iç harç işte ancak bu kadar.

Ama üzerindeki yoğurt tereyağı ve karamelize soğanın lezzeti ol kadar baskın ve yoğun ki dolmaların içinde ne olduğunun pek önemi kalmıyor.
 


Beyazsaray eli, yüzü düzgün, temiz, iyi işletilen bir lokanta. Malatya’nın eski müesseselerinden. Fiyatlar çok pahalı değil.

Malatya İstanbul’dan veya Ankara’dan çok uzak değil. Bu lezzetlerin hepsi sadece bir ucuz uçak biletine bakıyor. Kışın bile gidebilirsiz, çok soğuk olmaz. Promosyon bir uçak bileti yakalayın, 4 ay sonrasına bir haftasonu programı yapın.


Malatya hakkında 5 şey

1. Fırında kuzu etinin 1001 çeşidini yapıyorlar. En az 2-3 tanesinin tadına bakın.

2. Kasap Mesut’a giderseniz (ki mutlaka gidin) kahvaltı etmeden, aç karnına gidin.

3. Şehir merkezinde içkili mekan pek fazla yok.

4. Balık ve Malatya belki size kel alaka gelecek ama göl kenarında keyifli bir akşam yemeği için Beyazsaray’ı bulun, göl başı keyfini çıkartın.

5. Kuru kayısı almadan eve dönmeyin.
 
 

8 yorum:

ssbb dedi ki...

afiyet olsun:)

Löplöpcü dedi ki...

sandaletli abim benim :)

Adsız dedi ki...

Ümraniye namıkkemal mah. GALAPLUS Et-Kasap bu konsepte çalışıyor.

Adsız dedi ki...

Ya tamam yeme içme çok güzel bir şey, çok güzel anlatıyorsunuz ama bir yandan da karı-koca kantara vurulsanız yarım ton geleceksiniz be abi.Bari çocuğunuz obez olmasın yazık.

Erhan TAY dedi ki...

Malatya'ya geleceginizi bilsek misafir eder başka lezzet duraklarına da giderdik. Birdaha malatyaya gelirseniz buyrun misafir edelim sizi.

Tansu Ozcelebi dedi ki...

İştahımız açıldı. Çok güzel bir anlatım olmuş :)

Löplöpcü dedi ki...

Erhan: Önümüzdeki 2-3 ay Malatyaya geleceğim. iletişim bilgilerini gönderebilir misin? loplopculer@gmail.com

Seyma Bozkurt dedi ki...

On yıldır malatyadayim bu mekanlara da gitmisligim var ama hic bu kadar güzel anlatilmamisti.Bakis acisi, kaleminize saglik ��

Gittiğimiz ülkeler


Henüz 57 ülke (24.8%) oldu, daha gidilecek çok yer var
Create your own visited map of The World