15 Ağustos 2013 Perşembe

Bodrum - Gündoğan


Günümüzün yoğun iş temposunda hobilere zaman ayırmak giderek zorlaşsa da bazıları için gezmek bir tutkudur. Benim için gezmek ve bu gezi deneyimlerini burada sizlerle paylaşmak bir yaşam biçimi oldu. Yaz denince akla gelen ilk yer Bodrum olur. Ankara ve İstanbul’dan Bodrum’a ulaşmak için 1 sene öncesinden bilet almanızı tavsiye ederim. THY’den millerle bilet almak veya Pegasus, Atlas ve Onur’un promosyon biletlerini yakalamak en mantıklı olanlardır. Anadolujet Sabiha Gökçen’den de ucuz olabilir aklınızda olsun. Artık Pazartesi-Salı hangi güne denk geliyorsa bir bileti yakalayıp alın, 1-2 gün izin alıp haftasonu ile birleştirin. Son güne kalırsanız gidiş dönüş 500 TL’den aşağı bilet bulamazsınız.

Bodrum’a 1990’larda ilk gittiğimde İzmir’den arabayla 6-7 saatte ulaşılıyordu, elektrikler devamlı kesilirdi, iyi lokantalar çok fazla yoktu. 20 senede Bodrum çok değişti. Mesela Gündoğan’da o zamanlar patates kızartması ve peynirli tost satan büfeler artık ahtapot salatası, karides güveç satan lüks restoranlara dönüştü. Bir çoğu malesef o eski mütevaziliklerinden çok şey kaybettiler. Hemen karşıdaki Yunan adasındaki lokantalarda 7-8 euro olan kalamar tavayı, malesef 25-30 TL’den satmaya utanmıyorlar.

Bodrum yazısını iki bölümde yayınlayacağım. İlk bölümde yazlığımızın bulunduğu Gündoğan’dan, ikinci bölümde ise Bodrum şehir merkezinden bahsedeceğim. Esas yöresel lezzetler Gündoğan’da! Çibörek yapan bahçeli bir lokantayla başlayıp, balık çorbası ve kabak çiçeği dolması yapan yerlerle devam edeceğiz, finalde ise Avusturya usulü pastalar ve kahveler sunan şirin bir cafeye şöyle bir uğrayacağız.

Mehmet’in Yeri Okaliptus Restaurant

Gündoğan Küçükbük sahilinde sağdan ilk restorant olan Mehmet’in Yeri Okaliptus Restaurant’ta (0.252.3879428) yok yok. Çibörek gözleme gibi hamur işleri, köfte balık gibi ızgaralar, günlük tabildot sulu yemekler ve onlarca çeşit zeytinyağlı meze bulunuyor. Masalar sahilde ağaçların altında, aralarda tavuklar dolanıyor. Deniz ayağınızın dibinde, dalga sesleriyle birlikte okaliptus ağaçlarının gölgesinde akşamüstleri saatlerce oturabilirsiniz.


Mekanın çiböreği parmak yalattırır. Öğleden sonra plajda otur otur iştahım daha bir açılıyor, soluğu burada alıyorum.

Çibörek hamurunda un, yumurta, su tuz ve az yoğurt varmış. Sadece dana etinden kıyma, kıyılmış soğan ve maydanoz kullanılıyormuş.

Şerife hanımı hamur açarken izleyip bir yandan da sizler için fotoğraflarını çektim.


Hamurun açılmasını, içine kıymanın konulmasını, hamurun kapatılmasını, kenarlarının kesilmesini ve elle iyice bastırılmasını, tabiiki derin yağda kızartılmasını adım adım takip ettim. Aslında hiç zor değil ama biraz emek biraz sabır istiyor. Her nedense bu güzel nimeti evlerde pek yapmayız, halbuki çibörek bize Orta Asya’dan gelen eski bir kültürdür.

Kıyması içine konup hamur kapatılınca bıçakla kenarları kesilip sonra parmaklarla bir kez daha bastırılıyor. İşte bu hareket çok önemli. Çünkü kızgın yağda pişerken hamur kesinlikle açılmaması lazım. Eğer açılır ise etin saldığı o lezzetli su açığa çıkar ve kızgın yağa akıp gider.


Çibörek mutlaka derin bir tencerede kızartılmalı, bol yağ kullanılmalı, çibörek içeride adeta yüzmelidir. Az yağ kullanırsanız emin olun hamur daha çok yağ çekecektir. İlk yağa atıldığında altta kalan taraf kızarmaya başlarken, üstte kalan tarafa da delikli süzgeç yardımızla kızgın yağ sıçratılıyor. Bunun sebebi çiğ böreğin kabarmasını, pofuduk pofuduk olmasını sağlamakmış. Meraklısı için ufak bir not, kızartma yağı olarak Frita Bitkisel Susuz yağ kullanıyorlarmış.


Çibörek bize Tatarlar’an gelen bir lezzet. Özellikle Orta Anadolu ve Eskişehir civarında çok yenir. Türkiye’nin neresine giderseniz gidin, lahmacun yapan, kebap yapan bir yer bulursunuz ama malesef çibörek yapan yer çok fazla yoktur.


İçini açıyoruz ve bakıyoruz, etin durumu gayet güzel. Hamur patlamamış, harcın suyu heba olmamış. Belki bana hak vermeyeceksiniz, belki “Ne önemi var canım” diyeceksiniz ama bence bu çok önemli bir husus. Çiböreği dürüm yapıp ısırınca çeneye kadar akan bu suyu önce dilinle sonra elinle sıyırıp yalamanın zevki başka hiç bir şeyle ölçülemez.


Özellikle akşamüstleri ayranla birlikte çok güzel gidiyor. Çibörekler Eskişehirdeki gibi minik minik değil, kocaman yapıyorlar. Son gittiğimde 2 porsiyon (4 adet) yedim ama 3 bile yenirmiş. Çok yemek normal insanlarda hazımsızlığa yol açarken, biz löplöpçülerde Talcid görevi görerek günlük yaşamı sindirmeye yarıyor.

“Anne lütfen yine gelelim” diye yalvaracağınız bir lokanta. Küçükbük sahiline benim esas çibörekçim Mehmet’in Yeri’nin hemen yanındaki “Kaptanın Yeri’ydi”, ama bu sene (2013) dükkanı açmamışlar o yüzden yazmadım. Önümüzdeki  senelerde Küçükbük’e gelirseniz hem Kaptan’da çibörek yiyin, hem de Mehmet’in yerinde, hangisi daha güzelmiş kararı siz verin.

Ergün Kaptanın Yeri

Bodrum’da dışarıda yemek yemek sadece lüks mekanlarda adam başı 80 TL ödemek değildir. Ararsanız çok güzel esnaf lokantaları bulursunuz, 15-20 liraya rahatlıkla çıkabileceğiniz şahane sebze yemekleri yiyebilirsiniz. Bunların içinde en meşhuru Konacık’taki Kısmet lokantasıdır ama maalesef buraya ait yemek resmi olmadığı için yazamıyorum. Siz notunuzu alın mutlaka bir öğlen aç karnına gidin.

Sulu yemek diyince size tavsiyem Gündoğan’da Ergün Kaptanın Yeri (Atatürk Caddesi 2 – Tel: 0.535.2208188). Bamya, börülce gibi sıcak sebze yemekler, zeytinyağlılar, tas kebabı, dana kavurma, ciğer kavurma gibi birbirinden güzel yemekler gece geç saatlere kadar bulunuyor. Bir de 4 çeşit çorbası var ki bence lokantanın ağır abileri işte bu çorbalar.


Ergün Kaptan eski denizciymiş. Mekanda balık veya deniz ürünleri yok, fakat haftada 3-4 gün balık çorbası çıkartıyor. Ben bu son 1 haftalık bayram tatilimde 3 kere gittim. Zira burada bir kere denedikten müptelası olursunuz.


Balık çorbasının tarifini Ergün kaptana 5 kere sordum ama net bir cevap alamadım. Hep yarım yamalak cümlelerle geçiştirdi. Benim anladığım çorbanın içinde illaki kırlangıç ve deniz levreği olacakmış, haşlama suyuna balıklar bütün bütün atılacakmış. Lezzet vermesi için soğan, havuç ve dereotu konuyormuş.

1 saat haşlanan balıklar ayrılıp didikleniyormuş, haşlama suyu süzülüp koyulaştırsın diye içine bir avuç pirinç atılıyormuş. Son demlerinde ise yumurta sarısı ve limonla bir güzel terbiyeleniyormış. Kafaya koydum önümüzdeki sene sabahtan akşama kadar dükkanda oturup 10 porsiyon çorba söyleyip yavaş yavaş içerken gün boyu kendisini seyredeceğim.


Çorba o kadar güzel ki anlatamam. Ben de yıllardır evde balık çorası yaparım, konu komşu çok sever, kalan çorbayı tencereyle götürmek ister ama Ergün Kaptanın ki kadar olmuyor. Açık ve net söylüyorum! Bodrum’un neresinde olursanız olun, Ergün Kaptana telefon açın balık çorbası varsa atlayın gelin Gündoğana. Yok böyle bir lezzet.

Balık eti öyle tiftik tiftik olmamış, bütün bütün olduğu için daha kaşığı ağzınıza atmadan gözleriniz bayram ediyor. Belli ki Ergün kaptan gerçekten büyük balık kullanmış. Özellikle balık yemeyi sevmeyen çocuklar için birebir.


Sadece balık çorbası değil, sulu yemekler de muazzam. Ustam malzemeden iyi anlıyor, ne zaman ne kullanılır iyi biliyor. Bunun sonunda yemekler güzel, hafif ve zevkli. Burası benim tekrar tekrar gelebileceğim bir yer. Eğer balık çorbası yoksa, tavuk çorbasını da şiddetle tavsiye ederim. Hazır bülyon kullanılmamış, saatlerce haşlanmış kemikli tavuk etinden yapılan çorbanın tadına doyamıyacaksınız. Balık çorbası 9 TL, diğer çorbalar 5 TL, sulu yemekler 7-12 TL civarında.

Gürkaya Motel

Gürkaya Motel  tesadüfen bulduğum bir yer. Gündoğan sahilinde sabah dolaşırken Motel sahibi Süleyman Abiyi kabak çiçeklerini bir leğende taşırken görünce yanaştım, meğer kabakçiçeği dolması yapacakmış.

Kabak çiçeklerini bahçeden toplamış gelmiş. Sabah erken saatlerde açılan çiçekler toplandıktan sonra hemen doldurulması gerekirmiş.


Harcın içinde pirinç, soğan, dereotu, taze nane, maydanoz domates ve bolca zeytinyağı var. Herhangi bir baharat konulmuyormuş. Midye dolma satıcılarında illet olurum, yenibaharı, karabiberi öyle bir basarlar ki ne pirincin tadını alırsınız ne de midyenin.


Kabak çiçekleri doldurulduktan sonra itinayla tencereye diziliyor ve üzerine biraz zeytinyağı ve su eklenerek kısık ateşte pişirilmeye başlanıyor.


Sabah kahvaltısı esnasında bu fotoğrafları çektikten sonra eve gidip havalimanına gitmek üzere eşyalarımızı topladık. Vedalaşma faslından sonra uçağı kaçırma pahasına tekrar Gürkaya Motel’e gidip ciğercinin kedisi gibi mutfağın yakınlarında dolanmaya başladım. Henüz daha yeni pişmiş kabak çiçeği dolmalarından 2 porsiyon paketlettirdim, yolluk olarak yanıma aldım.


Her ne kadar arabadakiler “Sabah sabah yenmez, ben istemem” deseler de 2 porsiyon aldım, ortak olacaklarına emindim. Haksız da değiller. Hem ılık hem de mis gibi zeytinyağı kokuyordu. Tad alma duyularımız bu lezzetten daha fazla pay alabilmek için birbiriyle kıyasıya kavga ediyordu.


Her mutfak kültüründe farklı bir kimliğe giren kabak; bazı yemeklerde başrolde, ve bazılarında yardımcı oyuncu olarak en çok kabak dolması olarak gelir sofralara. Fakat kabak çiçeği dolması da en az onun kadar lezzetli olur. Bodrum’dan Ayvalık’a tüm Ege kıyısında bulabileceğiniz kabak çiçeğini yapan bu tip yerler bizim gerçek kültürel hazinelerimiz.


 
 
Gossip Bistro

Gündoğan’da şık bir cafede güneşi batırırken güzel bir şarap içmek veya buz gibi bir mojito yudumlamak istiyorsanız veya Topfenstrudel, Apfelstrudel, Cheesecake gibi Avusturya tatlılarına düşkünseniz istikamet Gossip Bistro olmalı.


Mekan sahibi Volkan’ın eşi Carmen yarı Türk yarı Avusturyalı. Kendisinin ve Avusturya’lı annesinin yaptığı pastalar iç gıcıklayıcı. Malesef mutfak kısmı fazla büyük olmadığı için çeşit çeşit pasta yok, her gün bir tane.


Bizim bildiğimiz cafelerde nescafe olur, türk kahvesi olur hadi bilemedin bir de cappuccino veya espresso olur. Menüdeki 20 çeşit Avusturya kahvesinden birini beğeniceğinize eminim. Benim favorim Viyana usulü dondurmalı kahve oldu.


İçinde 2 top vanilyalı dondurma ve taze kremşanti var! Hem de harbi harbi Avusturya usulü kremşanti. Dondurmayı rahatça yemeniz için metal bir kaşık ile birlikte sunuluyor.


Bu kaşık aynı zamanda kamış vazifesi de görüyor. Kaşık kaşık dondurmayı löpletirken, bir yandan da aynı kaşıkla kahvenizi hüpletiyorsunuz.


Kahve kuru kuru gitmez derseniz yanında bir tatlı alabilirsiniz. İlk gittiğimde limonlu cheesecake denk geldi. Her genç kızın hayali olan Cheesecake’in, alttaki kekini tuttutmak zordur bazen damakta kalır, geçmez. Bunun alttaki keki yağ gibi akıp gidiyor, kıvamı çok iyi. Peynirli tarafı ise maşallah kaymak gibi ama şekeri son derece az, içinizi baymıyor.


Özel istek üzerine son gün Apfelstrudel (Elmalı turta) yapıldı ama o gün işimiz çıktı Gossip’e gidemedik. Sağolsunlar paket yaptılar, ertesi gün geçerken elden teslim aldım. İstanbul’a geldiğimda akşam açıp evde yedim. Etrafındaki hamur elde açma, içinde ise elma, tarçın, kuş üzümü, çok az şeker ve tereyağında çevrilmiş galeta unu var. O kadar güzel yapmışlar ki tatlı niyetine değil, kahvaltıda çayın yanında börek niyetine 3-4 parça yesen yeridir.


Gossip Bistro’da menü sadece bunlarla sınırlı değil. Oldukça geniş bir içecek portföyleri var. 10 çeşit bira, 5 çeşit şarap, şampanya, çeşit çeşit alkollü ve alkolsüz kokteyller, ve sıcak yaz günlerinde içinizi serinletecek buzlu içecekler bulunuyor. Yiyecek olarak da kahvaltı tabağı, somonlu sandviç, ton balıklı salata gibi ufak atıştırmalıklar var.

Gossip’te Bodrum’a ait bir yöresel lezzet yok, ama Gündoğan’a gelenlerin uğraması gereken özel bir yer. Fiyatlar olukça uygun, bira 5-7 TL, kadeh şarap 10 TL, pastalar 10 TL. Mekan sahibi Volkan’ı veya eşi Carmen’i bulun, “Biz löplöpçülerin tavsiyesiyle geldik” diyin, hesaptan %10 indiriminiz bendendir!

Bodrum Gündoğan'a ulaşmak için şehir merkezinden veya havalimanından araba kiralayabilirsiniz. Gündoğan bu şekilde arkadaşlar. Daha bir çok yer vardır belki, varsa öneriniz siz yazın ben de gidip yiyeyim.




5 yorum:

Sevimin Aşkanası dedi ki...

Bodrumda yaşayan biri olarak keşfe çıkmış gibi oldum , deneyeceğim yerler öğrenmiş oldum , güzel yorumlarınız için teşekkürler.

Sevimin Aşkanası dedi ki...

birde halen buradaysanız Komodoru şiddetle tavsiye ederim , işte bodrum benden; http://www.seviminaskanasi.com/2013/06/bodrumda-neler-yapilir-bodrumda-neler.html

Kgun dedi ki...

Yine Kadıkalesi tarafındaki Sevgi Bacı da gerek çiböreği, gerek çiçek dolması gerek mantısıyla şahanedir.

Adsız dedi ki...

bodrum merkeze gideceğim..bekliyorum..lütfen yetiştiriniz bana))

Saglıklımutfak dedi ki...

Allahım bak bak içim gitti. özelliklede kabakçiçeğiii :))))

Gittiğimiz ülkeler


Henüz 57 ülke (24.8%) oldu, daha gidilecek çok yer var
Create your own visited map of The World