19 Eylül 2014 Cuma

Çin - 1.Bölüm

Çin diyince aklımıza hep ucuz ve dandik Çin malı 5. sınıf kalite ürünler gelir. Ama şunu bilmek gerekir ki Çin medeniyeti yaklaşık 5000 yıllık yazılı tarihi ile dünyanın en eski medeniyetlerindendir. Ayrıca dünyanın en kalabalık ülkesi ve en büyük ekonomilerinden biridir. Çok rahatlıkla söyleyebilirim ki Çin hakkında Çin’e gitmeden önceki fikirlerim Çin’e gittikten sonra hayli değişti.

Türkiye’den Çin’e yapılan turistik seyahatlerin büyük bir kısmı Pekin’e olur, yanında garnitür olarak Şangay veya Hong Kong ilave edilir. Benim ki şansıma iş seyahatiydi, 1 haftalık Çin seyahatimdeki duraklarım önce Chongqing sonra Wuhan ve en nihayetinde Pekin oldu. Zaten seyahatin en güzeli şirketle yapılan iş seyahattir. Güzel otellerde kalırsın, uçuşlardan mil kazanırsın, ama hepsinden önemlisi bizim için bir sevda olan “seyahat etmek” için yıllık izin kullanmak zorunda kalmazsın.


Binlerce yıllık yemek kültürüne sahip Çin yemekleri bölgeden bölgeye değişiyor. Trabzon yemekleri ile Urfa yemekleri ne kadar birbirinden uzaksa, koskoca Çin’deki yemek kültürünü artık varın siz düşünün. Bu seyahatimden sonra anladım ki sanırım Çin’liler dört ayaklı herşeyi (masa hariç) yiyorlar. Köpekten, yılana, kurbağadan, kaplumbağa, akrep çekirge gibi böcekleri bile. Havada uçan denizde yüzden ne varsa onları da tatlı niyetine götürüyorlar. Adamlar deniz atı, deni yıldızı yiyorlar yahu. Bizim çiftlik levreğinin çupranın gözünü seveyim.


25.03.2013 İstabul – Pekin – Chongqing
Çin’e gitmek için vize almanız lazım. Ama işin güzel tarafı siz isteseniz de konsolosluğa gitmiyorsunuz ! Çin konsolosluğunun anlaşmalı turizm acentalarından birine evrakları veriyorsunuz 3 günde vizeniz elinizde.


Gece saat 00:50’de kalkan THY’ye ait Boing 777 ile Pekin’e uçtuk. Pek saygıdeğer CEO’muz saolsun “Maraba mühendis” olmamıza rağmen ekonomi sınıfı yerine “Comfort class” uçmamıza onay verdi, sadece 1000 TL fark ödeyerek 10 saatlik uçuşumuzu konforlu yaptık. New York yazısında THY’nin comfort class hakkında detaylı yazmıştım. Yeme içme hizmetleri açısından ekonomi ile pek farkı yok ama koltukların geniş olması özellikle 10 saatlik uçuşlarda çok büyük avantaj.

Uçuş boyunca iki kere yemek servisi yapıldı, ilki kahvaltı ikincisi de öğlen yemeği. Her daim deniz ürünleri siparişi veririm ama sabah sabah somonlu omletten pek hoşlanmadığım için bu sefer kaytardım normal kahvaltı istedim. Zira deniz ürünleri siparişi verirseniz, sevgili THY kahvaltıda da somonlu omlet veriyor.


Yanlız hakkını yemeyelim THY’nin uzun uçuş yapan uçaklarında wireless internet olması çok büyük avantaj. Emirates’de bile ücretiz internet olmadığını düşünürseniz bence THY büyük bir tebriği hak ediyor.

Pekin havalimanı devasa büyük bir yer. Çin gümrük kuralları gereği kim nereye transit uçarsa uçsun pasaport kontrolünden burada geçiliyormuş ayrıca valizler de mutlaka alınıp tekrar veriliyormuş. Hani mahşeri kalabalık derler ya! İşte onu Çin pasaport sırasında gördüm (Hiç unutmam Mumbai havalimanında da bir benzerini yaşamıştım).


Yanlız adamlarda güzel bir sistem var, pasaport kontolünden sonra tramvaya binip ana terminale gidiyorsunuz. O mahşeri kalabalık ondan sonra dağılıyor. Bizim bir sonraki uçuşumuz Air China ile Chongqing’e olduğu için ekip halinde Air China Lounge’e geçtik (THY’nin Gold Card’ı saolsun).

Çin’de internet hizmetleri her ne kadar gelişmiş ve hızlı olsa da her daim kontrol altında. Kim hangi siteye girmiş diye takip etmek için ücretsiz wireless şifresi almak isterseniz pasaportunuzu scanlettirmeniz gerekiyor.


2 saatlik transit süresini itinayla yöresel lezzetler ile değerlendirdik. Bir gezgin için ilk kural insanlar nereye toplanmışsa oraya gidilecek, onlar ne yiyorlarsa ondan yenilecek. İkinci kural ise “Bunun içinde ne var?” diye sorulmayacak. Son kural ise yemeğin tadına bakılacak güzelse yenilecek güzel değilse yenilmeyecek. Çin’de bu 3 kuralı uygulayın hiç zorlanmazsınız.


Çin’liler günde 3 öğün sıcak yemek yiyorlar. Bizim gibi kahvaltıda soğuk ekmek peynir domates olayı pek yok. Ben adam akıllı Çin usulü kahvaltı etmek istiyorum derseniz dimsum ve erişte çorbası kültürü oldukça yaygın. Mutfaktan devamlı sıcak sıcak dimsum (mantı) geliyor, hepsinden birer tane alıp kahvaltı tabağımı hazırladım.


Büyük beyaz olan Cha Siu Bao ekmek niyetine yeniyor içi boş hamur. Ama o küçük olan Shumai benim en sevdiğim dimdum çeşididir. Hamur et oranı düşük olduğu için 3 tane löpletince dıkanmazsınız.


Sabah kahvaltıda mantıya alışkın değilim çorbayla idare ederim derseniz garsonlar hemen imdadınıza koşuyorlar. Mantar, dana eti, sebze ve et suyu ile yapılan çorbalar sabah sabah ilaç gibi gelebilir. Uçaklarda genelde klima devamlı çalıştığı için boğaz ağrısına ilaç gibi gelir.


Yok ben kahvaltıda mantı da yemem, bu çorbayı da içemem derseniz, çok rica ediyorum gidin kendinize bir paket kraker ve kapalı şişe su alın, bu blogu takip etmeyi de derhal bırakın!

Yerel saatle 16:05’te vardığımız Pekin’den saat 18:30’da tekrar havalandık, bu sefer istikamet Chongqing. İlk defa Air China’nın uçağına binince insan biraz tedirgin oluyor tabii ama korkacak bir şey yok. Her gün yüzlerce uçak uçuyor. Tsingtao biranızı açın keyfinize bakın.


İç hatlar uçuşumuz 3.5 saat sürdüğü için uçuş esnasında sıcak yemek verilmesine pek şaşırmadım. Pilav, tavuk, salata ve meyvadan oluşan servis bizim THY’nin Avrupa uçuşlarında verdiği yemek servisi kadar vardı.


Yanlız kenardaki ekmeği içi boş ekmek sanmayın. İçinde “Dausha” denen ve kestane püresine benzer ilginç bir şey enjekte etmişler. Aradım araştırdım bu Dausha’nın ne olduğunu bulamadım. Bilen eden varsa beri gelsin.


Gecenin bir vakti Chongqing’e vardığımızda çok şaşırdım. Adı sanı duyulmamış bu şehri Anadolunun küçük bir kasabası gibi bir şey sanıyordum. Meğer 28 milyon nüfusa sahip köprüler ve tüneller şehri Chongqing Çin’in Adanasıymış. Havanın nemli ve sıcak olması ve özellikle acılı yemekleriyle bana da hakikaten Adana’yı anımsattı.

Bizi havalimanında karşılayan şirket yetkilileri Tianlai Hotel’e götürüp kısa bir yerleşme faslından sonra dışarıda yemeye davet etti. Bu iş seyahatinde 10 saatlik uçuşun üstüne, 2 saat havalimanında aktarma, üstüne de 3.5 saatlik iç hat uçuşun ardından benim gibi yemek ve gezmek için motivasyonu olan iş arkadaşlarım (Proje Müdürüm) olduğu için kendimi şansı hissettim. “Yok ben gelmiyorum, sen de yat artık sabah erken kalkacaz” dese al başına belayı.
 
Sokak lezetleri bir ülkenin bir şehrin yemek kültürünü öğrenmek için en önemli lezzet durağıdır. 5 yıldızlı otelin restoranında yiyeceğiniz yemek Chongqing’de veya Stockholm’de çok farklı olmayacaktır. Tüm Çin seyahatimizdeki en fantastik yemek görüntüleri için şimdi sıkı durun.


Ama çok rica edeceğim, o ne?, bu ne? diye sormayın zira biz bile sipariş verirken ne olduğunu sormadık.


Şu önce görünen mini ıstakoz karides ve ödek dili burada gördüğümüz en normal yiyeceklerdi.


Bizim kuzu kelle olur da Çinli kardeşlerimiz benzerini yapmaz mı? Ne kellesi bilmiyorum! Kedi bile olabilir!


Zannımca bunlar horoz ibiği. Biz yıllarca Türkiye’de tavuk yedik. Ender de olsa horoz etiyle yemek yapılan yerleri de gördük. Ama ey güzel Çinli kardeşim hayvanın eti varken ibiğinden de yemek yapılır mı?


Veeee çıtayı biraz daha yükseltelim ve karşınızda domuz burnu! Domuz etini kim ne kadar yer bilmem, ama hiç domuz burnu seven bir batılı var mıdır bilmiyorum. Tadına bakmadım. Çok açık ve net söylüyorum, ben bile iğrendim.


Chongqing için Çin’in Adana’sı demiştim ya! İşte buyrun size bol acılı bir karides. Yemeğin içinde neredeyse yarı yarıda karides ve kırmızı süs biber var. Malum karidesleri elle soyup yiyeceğimiz için biberin acısı elimize bulaşmasın diye tek kullanımlık plastik eldiven verdiler. Mazallah bi gözünü filan kaşısan bitin gece bittin.


Çinliler löplöp götürdüler ama bize sağlam acı geldi. Az acılısı ve hatta acısızı yok mudur bunun diye biraz mırıldanınca bizim damak zevkimize uygun acısız harbi karides geldi. Sadece haşlanmış karidesleri soyduktan sonra, taze sarımsakla lezzetlendirilmiş soya sosuna bandıra bandıra löplettik götürdük.


Çin halkı dışarıda yemeyi seviyor, misafirlerini hep yemeğe çağırıyorlar. Bu misafirlere saygı göstermenin bir yoluymuş. Bizdeki misafirperverliğin 5 misli diyebilirim. İş vereyen mi dost mu olduğunuza aldırmıyorlar, sizinle yemeklerini paylaşmak hoşlarına gidiyor.


26.03.2013 Chongqing
Otellerde kahvaltı etmeyi pek sevmem ama 5 yıldızlı otelde kalınca insan ister istemek kendini biraz şımartıyor. Onlarce çeşit seçeneğin içinden azar azar mümkün oldukça çok şeyin tadına bakmaya çalıştım. İlk durağım elbette çorbacı. Şefe ne tür makarna, ne tür et, ne tür sebzeler istediğinizi söylüyorsunuz 3 dakikada çorbanızı gözünüzün önünde hazırlıyor.


Bizim Türkiye’deki makarnalar buğday makarnası olduğu için uzak doğu seyahatlerimde genelde pirinç makarnasını tercih ederim. Sebzesini, etini de artık duruma göre gözüme hangisi taze ve güzel görünürse onu seçtim.


Bu çorbaların en sevdiğim yanı saatlerce haşlanan kemik eti ile hazırlanan suyu. Fritöze benzer bir sistemde pirinç makarnası, sebzeler ve etler sadece 2 dakika haşlanıyor sonra süzülüp bir kaseye konuluyor. Dana sonra isteğinize göre üstüne et suyu veya tavuk suyu boca ediliyor.


Çinlilerin kahvaltıda çok sevilerek yedikleri Congee dedikleri şey, pirinç peltesine benzer var. Bizim aşurenin şekersiz ve meyvasız hali gibi düşünebilirsiniz. Sade sade yersen hiç bir şeye benzemiyor ama üzerine acılı baharatlı soslar, kurutulmuş ördek eti, turşulanmış tofu veya kırmızı biber gibi üvertürlerle güzel bir kahvaltı tabağına çevrilebiliyor. Yanımda bir Çinli arkadaşım olsa kesin ona bir tabak hazırlatır denerdim ama tek başıma ne alacağımı bilmediğim için elim varmadı.


İçtiğim o güzel çorbadan sonra kendime sebze ağırlıklı tadımlık ufak bir tabak hazırladım. Biraz yumurta, biraz haşlanmış kabak ve yeşil ot ile gayet mutlu oldum. Yanlışlıkla aldığım jambonda ise pişman oldum.


Uzakdoğu seyahatlerinde baharatlı ve soslu yemeklere bodoslama dalınca ishal olmamak elde değil. O yüzden hem mideyi rahatlatmak, hem de sağlıklı bir şeyler yemek için meyva her daim candır. Armuta benzer bir meyva görünce affetmedim. Böyle sert ve sulu armutu uzun zamandır yememiştim. Resimden bile ne kadar sulu olduğunu anlaşılıyor.


Kahvaltıdan sonra müteahit firmanın merkez ofisine gittik. Uzunca bir toplantıdan sonra öğlen bizi Macao Doulao Restaurant’ta Hot Pot yemeğe davet ettiler. Mekana girerken akvaryumdaki deniz ürünleri gözünüze çarpıyor. Yengeçler göz kamaştırıcı derecede güzel. 3 tarafımız denizlerle çevrili olmasına rağmen malesef yengeç bizim lokantalarımızda çok ender bulunuyor. En son ne zaman yengeç yediniz ağalar?


Uzakdoğu seyahatlarimde en severek yediğim balık lagostur. Tayland’da Vietnam’da daha önce yemiştim, sıcak deniz balığı olduğu aynı bizim Akdeniz lagosuna benziyori. Tavası muhteşem olur. Ama bu Çin’liler pişmiş balığın üzerine tatlı ekşi sos koyup üzerine taze zencefil rendeleyerek balığı mundar etme de çok başarılılar.


Çok merak ediyorum bunun ne olduğunu kaç kişi biliyor? Ben bir ara görünce sordum Çincesini söylediler ama inanın hiç hatırlamıyorum. Bir tür deniz yumuşakçası. Nasıl yenir nasıl pişirilir bilmem ama görüntüsü hayli ilginç. Meraklısına...


Çin’deki lokantaların genelde 2 tür oturma seçeneği var. İlki alışık olduğumuz genel salon, ikincisi ise özel odalardır. Özel odalarda 8-12 kişilik yuvarlak bir masa oluyor. En önemli kişiler genellikle kapıdan en uzak yeri alıyor, buna karşın en genç ve en az önemli olan kişi kapıya en yakın yerde oturuyor.

Masaya oturur oturmaz soslarımız ve taze baharatlarımız geldi.


Deniz ürünlerini her daim sevmişimdir ama bizim kültürümüzde genelde deniz ürünleri ya mangal yapılıyor ya da kızartılır. Çinliler ise haşlıyorlar! Lezzetli bir çorbanın içinde bamboo, köpek balığı işkembesi, kuzu eti, dana eti, karides, yengeçli mantı, bebek kalamar, lotus kökü, mantar, alaska yengeci gibi multi karışık fantastik bir yemek yedik.


Bize ne içersin diye sorduklarında daha önce hayatımda hiç hot pot yemediğimden dolayı “Siz ne içiyoranız aynısından bana da söyleyin” dedik. Çinli arkadaşlar genelde bira içiyorlarmış biz de ortama uyduk. İzzeti ikram bol olsun diye bir normal bir de koyu renkli bira geldi.


Bu hot pot olayında usül şöyle. Garson kız ne istediğinizi bile size sormadan ortada duran yemeklerden alıp önünüzdeki size özel kaseye birer birer dağıtıyor. Siz yok ben istemem demediğiniz sürece de asla durmuyor.


Karides mantar gibi bizim damak zevkimize uygun lezzetlerle başladık. 1-2 dakika haşlanan karidesleri çatal bıçak ve hatta elleri bile kullanmadan dişlerle nasıl soyabileceğimizi öğrendik ve bizzat uyguladık. Sonra isteğe göre hazıladığınız sosa banıp yiyorsunuz.


Bence masadaki en ilginç yemek köpek balığı işkembesiydi. Dana işkembeyi bile bizde herkes yemez, köpek balığınınkini acaba türk balıkçılar ne yapıyorlar? Çinde bir güzel pişirip afiyetle yediklerine bizzat şahit oldum ve hayatımdaki en ilginç yemeklerden biri olarak kayda geçirdim.


Lotus kökü yiyen oldu mu daha önce? Ben varlığından bile haberdar değildim. Bizim turp gibi bir şey. Çok güzel bir çiçeğin kökü. Hafif acı bir tadı var ama hiç mırın kırın etmeden şifa niyetine götürdük.


Kalamar karides ahtapot gibi deniz ürünlerini severek yiyoruz. Defalarca yazdım kalamar alırken eşşek kalamarı almayın, bacaklı kalamar alın, yerli kalamar alın, bebek kalamar alın diye. Meğer bebek kalamarı daha ben hayatımda görmemişim. Çubukların ucunda duran kalamarın boyutlarını varın siz tahmin edin.


Masada hot potun içine atmadan mutfakta pişirilerek gelen bir yemek vardı ki o da Alaska Yengeci. Önce haşlanmış daha sonra kızartılmış. Aslında bunun bacakları nefis olur içinden sosis gibi eti çıkar. Ama masamız o kadar kalabalık ve yoğun trafik vardı ki ne zaman geldi ne zaman bacaklar kesildi ve yendi farkına varana kadar ancak bu resmi çekebildim.


Son olarak mantarlara değinmek istiyorum. Slovenya yazısında ve İtalya yazısında defalarca bahsettiğim mantar konusundaki eksikliğimizi burada da hissettim.


Adının ne olduğunu bilmediğim bu mantarlar doğadan toplanmış doğal mantarmış. 10 saniye suya sokup çıkartyorsun, sonra cumburlop mideye atıyorsun! İnanılmal lezzet. Bizdeki kültür mantarlarının ne kokusu ne de tadı olmadığı için yurt dışında mantar gördüm mü dayanamıyorum.



10 yorum:

ece ince dedi ki...

aman yarabbi, benden hakkaten löplöpçü olmazmıs :) heleki ben çin e gitsem kesin aç kalırmısım :) dediğiniz gibi ne yediğini sormamak lazım orda orası kesin :) afiyet olsun :)

Handan dedi ki...

dalyanda mavi yengeç yedim yedim yedim... hatta bir ara baktım önümdeki tabak tepeleme yengeç kemiği ile dolu millet sohbet ederken ben yengeçleri kırdım kırdım yedim.

Hüseyin Öner Ünal dedi ki...

Üstat, ne kellesi bilmiyorum dediğiniz tavşan olabilir mi?

Levent Maşa dedi ki...

O yumuşakçanın adı geoduck üstad:))

Begüm dedi ki...

Hemen atıldım ben de, ama Levent Bey yazmış bile - o "tövbe estağfurullah" hayvancağızın ismi geoduck. :))

Kaan dedi ki...

süper olmuş üstad. ikinci bölümü heyecanla bekliyoruz

Mert Eryigit dedi ki...

dou sha, kırmızı fasulyeden yapılıyor. Red Bean Paste olarak aratabilirsin google'da :)

deliali dedi ki...

Kedi kellesi ve domuz burnu... Benim gibi çöp öğütücüsü misali bir herif bile yiyemez lan onları, ama deniz ürünleri harbi güzele benziyor.

Adsız dedi ki...

http://skinnyminhy.blogspot.com.tr/2010/04/red-bean-and-coconut-bread.html

trapano

Adsız dedi ki...

http://www.milliyet.com.tr/fotogaleri/35095-yasam--derin-mavi-nin-garip-canlilari/12

Semih, sorduğun deniz canlısı:) Berna Öztınaz

Gittiğimiz ülkeler


Henüz 57 ülke (24.8%) oldu, daha gidilecek çok yer var
Create your own visited map of The World