25 Şubat 2014 Salı

Amerika’da Bebek – TUNA

2012 yılında hayatımıza Ege girdikten sonra pek hız kesmeden gezmeye devam ettik. Zaten Amerika’da doğduğu için daha 17 günlükken ilk kez uçağa bindi. Şanslı çocuk 2 yaşına gelmeden 9 ülke gördü, yurt içinde defalarca bindiği uçak sayısını hatırlamıyorum bile. İkimiz de bu kadar yoğun tempoda hem çalışıp hem de gezerken, 2013 yılında ailemize 4. löplöpçünün geleceğininin haberini aldık. Ege’ye yaptığımız kıyağı şimdi iki numaraya da yapmasak olmazdı.

Ege’nin doğumundan sonra yazdığımız Amerikada Bebek – EGE yazısında ilk kez baba olmanın heyecanıyla işin biraz hikayesini anlatmıştık. Bu sefer işin biraz teknik yanlarından bahsedeceğim.

Hiç fantaziye girmeden Ege’nin doğumundaki gibi aynı doktor ile anlaştık, aynı hastanede aynı senaryoyu 21 ay sonra tekrar yaşadık. Özenç’in hamileliğinin 31. haftasında Özenç, Ege ve ben İstanbul’dan New York’a uçtuk.



2 çocukla 10 saatlik uçuş ekonomi sınıfta çok rahat olmayacağı için THY ile comfort class uçtuk. Bir business değil ama oldukça geniş koltuklar var. Çocuklu yolculara en ön koltuğu vermeleri ve seyahat boyunca duvara puset takılması bebekli yolcular için çok büyük avantaj.

Ertesi gün doktorumuz Ulaş Bozdoğan’ın muayenehanesine gidip ilk muayenemizi olduk. Ege’nin doğumuyla ilgili blogda yazdıklarımdan (Amerikada Bebek – EGE) sonra bilinirliği epey artmış.

Cuma Amerika’ya gidiş, cumartesi muayene, pazar günü ise ben Özenç’le Ege’yi Amerika’da ailesinin bırakıp Türkiye’ye geri döndüm. 3 günlük haftasonu turundan 2 ay sonra yani 39. haftada tekrar Amerika’ya uçtum.

25 Ocak Cumartesi günü sabah saat 08:00 gibi Hackensack Üniversitesi Hastanesine gidip kadın doğum bölümüne çıktık. Ulaş Hoca ile buluşup kısa bir brifing aldıktan sonra, hemşiremiz Suzie kendisini tanıtıp bebeğin kalp atışlarını dinlemek için Özenç’in beline bir cihaz bağladı. Zaten kurbanlık koyun stresi çeken Özenç, bebeğin kalp atışlarını duyunca hayli rahatladı.


Sonra yanımıza anestesi uzmanı Jeeffrey abi geldi. 1.90 boylarında hafif tombiş 50’li yaşlarda şirin bir adam. Türk olduğumuzu öğrenince “Fenerbahçeyi mi tutuyorsunuz?” diye sordu. Ben değilim ama Özenç Fenerliydi. Bunun üzerine cep telefonundan bangır bangır Fenerbahçe marşı çaldı.

Maaazinde bir tarihhh yataaar
Yaşaaaa Fenerbahçeeeeeeee



Özenç’in tüm stresi bir anda ortadan kalktı, kadın doğum katında sezeryanı beklerken neşeli bir şekilde tempo tutup el çırparak gülücükler atmaya başladı. Elin New Jersey’lerinde Fenerbahçe marşı çalan Jeffrey abi sen çok yaşa emi.

Tabii bu kadar şaklabanlık boş yere değil. Hop mop diyene kadar aldılar Özenç’i yallah ameliyathaneye. Epidural takılıp içerideki hazırlıklar bittikten sonra, 10 dakika içinde ben de ameliyata girdim.

Özenç’in boynundan yukarı perde çekili, aşağıda hocalar çalışıyor, ben ise Özenç’in başının dibinde el ele oturuyoruz. Kısa süre sonra Ulaş Hocanın “Geliyoooo” sesiyle ayağa kalkıp, başladığım Tuna’nın ilk fotoğraflarını çekmeye. Sevinç gözyaşlarını dökmek önce bana, bebeği kucağına aldıktan sonra da Özenç’e nasip oldu.


2 sene önceki gibi yine aynı saçma soruyu sordular. “Bebeğinizi emzirecek misiniz yoksa mamaya mı başlatacaksınız?”. Ben mantığını pek anlamadım ama emzirmek istemeyen hain anneler varmış, kanunen kimse de bir şey yapamıyormuş. Biz Türk örf ve adetlerinde olduğu gibi emzirmeyi tercih ettik. Yatağının kenarına “Meme emen oğlan” etiketini yapıştırdılar.

Bebeğin doğumu ameliyat başladıktan 5-6 dakika sonra oluyor da annenin karnının dikim işleri 20-25 dakika sürüyor. 5* otel kadar lüks ve güzel hastanemizin ameliyathanede bile kablosuz internet olduğu için, SKYPE’den taaa Türkiye’ye annemlere canlı yayın yaptım. Hep beraber ağlaştık.

2 yıl önceki karede ben yoktum malesef ama bu sefer artık ben de varım. Teşekkürler Ulaş Hocam!


Ameliyat esnasında benim Özenç’in ve Tuna’nın bileklerine barkodlu bant bağladılar. Bu sayede bebeklerin karışması engelleniyormuş. Ameliyathaneden çıktıktan sonra 1 saat Özenç’i hemen yan taraftaki gözlem odasında tuttular.

Ben ise çıktıktan 10 dakika sonra Tuna ile birlikte hemşirehaneye gidip Tuna’nın ölçümleri izledim.

Boy, kilo, baş çevresi, duyma ve vücut fonksiyonları kontrol edildi. Tunacık abisinden 70 gram daha hafif ama aynı boyda doğdu. 3,670 kilo, 52 cm.

Yarım saat sonra anneciğimizin yanına dönüp 2 gece kalacağımız odamıza çıktık. 3-4 saat sonra kayınvalidemler geldi. Herkesin en çok merak ettiği şey 21 aylık Ege’nin aileye yeni katılan Tuna’ya nasıl davranacağı, nasıl tepki vereceğiydi.

Bizimki ilk önce annesine koştu sarıldı, sonra şöyle bir Tuna’ya bakıp sonra kudurukluğa başladı. Odamızdaki elektronik cihazlar, lambalar ve kablolar onun ilgisini daha çok çekmişti!!

 

Ertesi gün küçük löplöpçüye yeni üniformasını giydirme zamanı geldi. Bizi takip edenler hatırlayacaktır, bu üniformalar abisinden kalma. 2-3 tane vardı, bir tanesini hatıra olarak doktorumuz Ulaş Bey’e bıraktık.


3. gün akşamüstü hastaneden çıkış yapıp eve geldik. Hastaneden almaya gelen kişinin araba için mutlaka bebek puseti getirmesi lazım, yoksa bebeği çıkartmıyorlar.

Gelelim pasaport için teknik prosedürlere. Hastaneden çıktıktan sonra 5 iş günü içerisinde doğum sertifikası yani "Birth Certificate" çıkıyor. Pasaporttan önce vatandaşlık hakkı için ilk önce bunu almanız lazım. Bizim doğum Hackensack şehri sınırları içinde olduğu için sertifikamızı da City of Hackensack – Department of Health’den aldık. Sertifikayı almaya sadece babanın gitmesi yeterli. Daha hastanedeyken doldurduğunuz başvuru formunu ve doktorun düzenlediği Amerika’daki adresinizin gözüktüğü formu götürmeniz yeterli.


Evrak 15$, ayrıca her bir kopya 10$ tutuyor. 1 kopya Amerikan pasaportu için, 1 kopya Türk nüfus cüzdanı için gerekli. 1 tane de yanınızda yedek kalsın diye 3 kopya yaptırmakta fayda var. (Toplam 35$)

Doğum sertifikasını aldıktan bir gün sonra da çocuğun Sosyal Sigorta Numarası (SSN) otomatik olarak çıkıyor, çocuğun adına postayla gönderiliyor. Daha 1 haftalık bebeğe gelen mektubu görünce şaşırmamak elde değil.


Bizim gibi Amerika’ya sadece pasaport almaya gelip doğumdan sonra hemen dönecekseniz, doğum sertifikasının çıkmasını bile hiç beklemeden Pasaport başvurusu için randevü almanızı öneririm. Hızlandırılmış pasaport başvurusu (Expedited Service) için randevüleri 1-877-487-2778 no’lu telefondan alıyorsunuz. İstediğiniz gün ve saate randevü alma şansınız var. Sistem size başvuracak kişinin sigorta numarasının (SSN) son 4 hanesini soracaktır, henüz gelmediyse 0000 girebilirsiniz. Özellikle pasaportu bizim gibi New York Pasaport Dairesinden alacaksanız dediğim gibi erkenden randevü almakta fayda var.

Pasaport dairesine başvuru için anne baba ve bebeğin birlikte gitmesi gerekiyor. Giderken yanınızda olması gerekenler ise şurada  detaylı şekilde anlatılmış. Kısaca üzerinden geçmek gerekirse;

1)  Telefonda randevü alırken size verilen konfirmasyon numarası

2)  Doğum sertifikasının orjinali

3)  DS-11 başvuru formu

4) 2 hafta içerisinde ülke dışına çıkacağınızı gösteren uçak biletinin çıktısı

5) 1 adet 2x2 pasaport fotoğrafı
6) Pasaport ücreti

Diğerleri kolay da en zor kısım fotoğrafı çekmek. 10-15 günlük bebeğin gözleri açık fotoğrafını çekmek pek kolay değil. O yüzden hiç fotoğrafçıya filan götürmeye gerek yok. Beyaz çarşaf serili yatakta bir resmini çekip daha sonra ilgili adreste belirtildiği özellikle göre düzenleyin bitti gitti.

Randevu saatinden 15 dakika önce pasaport dairesinde olmanızı öneririm. Sıranız kaçarsa gözünüzün yaşına bakmazlar. “Ay çocuk altına kaçırdı da, o yüzden geciktik de...” kimse dinlemez. Binaya girişte sağlam bir güvenlik kontrolünden geçiyorsunuz. Giriş katında dökümanlarınızı kontrol eden teyze size bir sıra numarası veriyor ve 10. kata çıkıyorsunuz. Numaranız yanınca bankoya gidip evrakları teslim ediyorsunuz, sağ elinizi kaldırıp “Evet bu çocuk bizim çocuğumuzdur, formdaki tüm bilgiler doğrudur” diye yemin ediyorsunuz.

Amerikan pasaportu bizim Türk pasaportu kadar pahalı değil. 16 yaşından küçükler için 5 yıllık pasaport 105$, hızlandırılmış başvuru için ayrıca 60$ daha veriyorsunuz. Normal teslimat süresindeki gibi 4-6 hafta beklemeden pasaport 1 günde elinizde!

Parayı da ödeyince ertesi gün pasaportu almak için size bir fiş verecekler. Cümbür cemaat gitmeye gerek yok, sadece baba gidip pasaportu alabiliyor. Ege’nin pasaport başvurusu için 2012’de gittiğimizde tüm bu işler için 1.5-2 saat harcamıştık. Tuna’nın şansına ise 20 dakikada bitti. Mekan 15:00’te kapanıyor, biz saat 14:00’e randevü almıştık bunun bir faydası olabilir.

Pasaportu aldıktan sonra New York’daki Türkiye Konsolosluğuna gidip herhangi bir işlem yapmanıza gerek yok! Bebek Amerikan pasaportuyla Amerika’dan çıkış yapıyor, Türkiye’ye girişte ise bir sefere mahsus olarak 20$’a vize alıyor ve Türkiye’ye Amerikalı bir turist giriyor. Eğer 1-2 ay Amerika’da kalacaksanız o zaman tabii ki Türk Konsolosluğuna gitmeniz lazım.

Amerika’dan ayrılmadan 1-2 gün önce dikişlerin kontrolü için Ulaş Hoca’ya son bir muayeneye gitmek adettendir. 2 sene sonra yine bekleriz diyerekten bizi yolcu etti.

Dönüş uçağında şansımıza yine en ön sırada oturduk. Bu sefer pusette Ege değil, Tuna yattı. Şansımıza 3’lü koltuklardan biri boş kaldı ve Ege’de rahatça orta koltukta uyuyabildi. Comfort Class koltuklar business kadar olmasa da ekonomi sınıfa göre çok daha geniş. Yemek ikramları daha çok ekonomiye benziyor ama bizim için bugün löplöp değil, 2 bebeğin rahat uçması önemli.

Senelerdir www.loplopculer.com adresinde yazıyoruz. Yurtiçi yurt dışı bir çok restaurantta “Siz löplöpçüler misiniz?” diye soranı gördük ama Amerika’da bebek doğumundan sonra “Siz löplöpçüler misiniz?” diye uçakta sorana ilk defa rastladık. Deniz Hanım bizim Ege’nin doğumuyla ilgili yazımızı okumuş ve oğlunu Amerika’da dünyaya getirmiş. Doktor eşi beni uçakta görmüş tanımış. Kendilerine yardımcı olabildiysek ne mutlu bize.

Türkiye’ye döndüğünüzde ertesi gün anne veya baba tek başına herhangi bir nüfus müdürlüğüne gidip Amerika’daki doğum sertifikasının orjinali, sertifikanın yeminli tercümandan Türkçe tercümesi (notere gerek yok), bebeğin Amerikan pasaportu ve anne babanın nüfus cüzdanları ile birlikte başvurup 10 dakikada nüfus cüzdanını alabiliyorsunuz. Gözünüz aydın, artık çocuğunuz çifte vatandaş!

Amerika’da doğum için ücretleri belli bir yere topluca ödemiyorsunuz. Sağlık hizmetleri için kim ne yaptıysa ona veriyorsunuz. Kabaca aşağıdaki gibi ama güncel fiyatları Ulaş Beyin asistanını arayıp öğrenebilirsiniz;

 
Çocuklara ev araba kat yat bırakmaktansa, Amerika’da doğum yapıp Amerikan pasaportu vermeyi tercih ettik. Az buz değil herşey dahil 17.000$ civarı tuttu ama bizim gibi gezginler için bulunmaz nimet. Hackensack Üniversitesi Hastanesi  ve Doktor Ulaş Bozdoğan’ı  şiddetle tavsiye ederiz. İki oğlumuzun doğumunda da çok şükür hiç bir sorun sorun yaşamadık.

Amerika’da doğumla ilgili sorunuz varsa lütfen önce Amerika’da Bebek – EGE  yazısına da göz atın.

 

Gittiğimiz ülkeler


Henüz 57 ülke (24.8%) oldu, daha gidilecek çok yer var
Create your own visited map of The World