11 Eylül 2015 Cuma

Çin - 4.Bölüm


Tüm sevgili takipçilerimizden öncelikle uzun süren bu aradan dolayı özür diliyoruz ve nihayet yeni yazılarımızla tekrar karşınızdayız. Çin hakkında 3 bölüm yazmıştım, kaldığımız yerden devam ediyoruz.


29.03.2013 Cuma
Çin’e seyahat eden bir yabancının Pekin’e  gitmemesi düşünülemez. Chongqing ve Wuhan’da işlerimizi bitirdikten sonra dönüşte iki gün de Pekin’e zaman ayırdık. Yasak Şehir, Jingshan Park, Tiananmen Meydanı ve Mao’nun mozelyumu insanı hakikaten etkileyen büyüleyici yerler. Gönül isterdi ki Çin seyahatimizi Çin Seddini de görerek tamamlayalım, birbirinden güzel nehir turları seçeneklerine göz atalım ama onu da bir başka sefere bıraktık. Maksat tekrar gelmek için ufak bir sebebimiz olsun.

Pekin havalimanından şehir merkezi taksiyle 120 CNY (20 USD) tutuyor, daha ucuz olsun derseniz havalimanından kalkan havaş tarzı otobüsler (16 CNY) var, yok daha da ucuz olsun derseniz 359 no’lu belediye otobüsü var (2CNY).


Son günümüzde lokasyonundan dolayı Regent Hotel’i tercih ettik. Bol yıldızlı bir otel ama nispeten fiyatı uygun. Çin’deki otellerde garip bir uygulama var! Otel fiyatı gecelik 300 TL bile olsa kredi kartınızdan 500 TL civarında bir depozito çekiyorlar. Adana Hilton’da da bunu yaparlar hiç sevmediğim bir uygulamadır ama Çin’de istisnasız bütün yıldızlı oteller yapıyor. Ama merak etmeyin son gün çıkış yaparken blokajı kaldırıyorlar.

Otele eşyaları bıraktıktan sonra Jinyu Hutong caddesinden merkeze doğru yürüdük, ara sokaklardan kıvrıla kıvrıla yasak şehrin etrafını dolaşarak kuzeyinde ki Jingshan Park’a gittik.


Parkın içindeki tapınağa çıkınca karşınıza muazzam bir manzara çıkıyor. Yasak şehri tepeden izlerken insan kendini başka bir dünyada gibi hissediyor. Yanan tütsülerin kokusu, derinden gelen hafif müzik ortama iyice mistik bir hava katıyor.

Buranın en büyük özelliği Pekin’in tam merkez noktası olması. Sadece 1 gününüz olsa bile Jingshan Park’ı atlamayın. Merdivenleri çıkmak sizi biraz yoracaktır ama manzara görmeye değer.


Ara sokaklarda yürürken kebap kokusu alınca birden irkildik. İşimiz gereği Adana’ya sık sık gidip geldiğimiz için ve sağlam -kebap sever- olduğumuzdan çölde vaha bulmuş gibi sevindik. Kuzu şişleri hem de kömür ateşinde pişiriyorlardı.


Çin’de hatrı sayılır miktarda müslüman varmış o yüzden mutfağına, asla domuz etinin girmediği müslüman lokantaları bulunuyormuş. Antep’te Adana’da kebabı pişirirken kömürü yelleyeni çok görmüştüm ama saç kurutma makinası ile pişireni ilk defa görüyorum.


Yurt dışı seyahatlerde Türk lokantalarına gitmek pek adetim değildir. Memlekette kebabın alasını yediğimiz için masaya gelecek kebabı çok da beğenmeyeceğimize adım gibi emindim. Allahı var şimdi etler hoştu güzeldi ama kardeşim bir domates getir salata gerir nane getir hadi bilemedin soğan getir dürüm yapalım yahu. Adam tepsiyle etleri getirdi bir de pideler koydu masaya sonra haydi eyvallah.


Abartıya kaçmadan karnımızı hafif doyurduktan sonra Xidan caddesinden aşağı doğru yürüdük. Çinliler eti kurutup yemeklere koymayı ve hatta biranın yanında kemirerek yemeği çok seviyorlarmış.


İsteğe göre kimyonlu veya kırmızı toz biberli seçenekleri varken en temizi sade olanı. Bizim pastırmadan ziyade Boşnakların kuru etine benziyor. Acil durumlarda kemirmek üzere bir kaç parça yanımıza da aldık.


Pekin’de sokaklar çok geniş. Karşıdan karşıya geçmek için oldukça fazla yol katetmeniz gerekiyor. O yüzden yayalar için yeşil ışık yandığında en az 2 dakika sürüyor.


Şehirde bisiklet kullanımı eskiden çok daha fazlaymış ama teknolojinin ilerlemesi ile birlikte araba kullanımı artmış. Ama yine de araç trafiğinden ayrı olarak bisiklet yolları var. Hem de öyle bizdeki gibi düdük kadar değil! En az 5 metre genişliğinde herkes birbirine çok saygılı.


Ulaşımı adamlar çözmüşler. Metroya binelim dedik gıcır gıcır. Makinalardan bilet alabildiğiniz gibi, şayet beceremezseniz görevlilerden de bilet alabiliyorsunuz. Yanlız ilginçtir metroya inerken güvenlik dolayısıyla çantalarınızı xray cihazında kontrol ediliyor.

Metrodan çıkıp alışveriş merkezlerine girerken mutlaka foodcourt bulunuyor. Moskova ve New York gezilerinden bildiğim Beard Papa’s burada da karşıma çıkında (logosundan tanıdım) arkadaşlarıma da ısmarladım.


Siparişe müteakip fırından yeni çıkmış sıcacık kurabiyelerin içine alman pastası kreması enjekte ediyorlar. Önceden kremayı koyarlarsa hamurun kıtırlığı kaçıyormuş. O yüzden siz koturtttt diye ısırmadan hemen önce krema konurmuş.


Şekerli şeyler yemek pek adetim değildir ama harcıalem bir tatlıdan yarım kilo yiyip glik alacağıma, şöyle orjinal bir tatlıdan afiyetle 1 tane yalayıp yutarım daha iyi. Hamuru kıtır, kreması hafif, daha ne olsun.


Çin'de Burger King, Mc Donald’s gibi fast foodcular olduğu gibi, çakmaları da mevcut. Aşağıdaki logoya dikkatli bakın bir yerlerden çıkartabilecek misiniz?


Hemen karşısındaki Kentucky Fried Chicken’in Çin usulü yerli versiyonu. Tabii isim hakkı falan olmadığı için haliyle kazancın bir kısmı yurt dışına gitmiyor ve aynı yemekler belki de daha da tazesi yarı fiyatına.


Pekin’e gelmişken fast food yiyecek halimiz yok! Pekin’e gelmişken Pekin Ördeği yenir. Adamların milli yemeği gibi bir şey, öyle her şehirde de kolay kolay bulumuyormuş. Chongqing’de ki arkadaşların önerisiyle Çin’in en meşhur iki ördekçisinden biri olan Bianyifang Roast Duck’a  gittik. Yıllardır Pekin ördeği yapan en iyi restoranlardan biriymiş (diğeri de Chongqing’de yediğimiz Quanjude Roast Duck)

Pekin ördeğinin nasıl hazırlandığını nasıl ikram edildiğini detaylı olarak 2. bölümde anlatmıştım. Önce şekerli suya batırılıp uzun süre fırında tandır gibi pişiriliyor. Son demlerine doğru derisinin kıtırlığını arttırmak için uzun çubuklarla aleve iyice yaklaştırılıp nar gibi kızartılıyor.

3-4 kişiyseniz tam bir ördek söyleyip masada kendiniz kesip biçip yiyebilirsiniz. İşçilik olmadığı için fiyatı daha ucuza geliyor. Ama bizim gibi keyfine düşkünseniz, işi raconuna uygun yapmak lazım. Ustayı masaya çağırınca gözünün önünde hem löp ördek etini dilim dilim kesiyor hem de kıtır derisini ayıklayıp meraklısı için ayrı tabağa koyup ikram ediyor.

Ana yemek Pekin Ördeğinden önce başlangıç olarak ortaya yine ördek etinden yapılan farklı lezzetler denedik. Tatlı ekşi soslu ve kuru kayısıyla yapılan ördek gayet lezzetli bir iştah açıcı. Ördek eti pamuk gibi ağızda dağılır cinsten. Etrafındaki sos elma şekeri gibi etin üzerini kaplamış.


İkinci başlangıç tabağımız ise alkolle marine edilmiş ördek yüreği. Antep’te ciğercilerde dalak, böbrek, yörek yemişliğim vardı ama hep koyun etiydi. Ördek yüreği yemek ise bu güne nasipmiş. Porsiyonda 10-12 tane var ilginç bir deneyim mutlaka deneyin. Doyumluk değil tadımlık.


Ördek dili de alacaktık ama bizim esas oğlanın önünü tıkamasın diye vazgeçtik. Halbuki içerdiği yüksek kalsiyum ve potasyumdan dolayı kan dolaşımı böbrekler ve ciğerler için çok faydalıymış. Serçe parmaktan bile ince olduğu için porsiyonda 19-20 tane var.

İşte bizim esas oğlan masaya teşrif etti! Pekin ördeği bütün olarak önünüze geliyor. Az olsun yarım olsun yok. Bizdeki tavukçulardaki gibi makasla dörde bölüm vermek de yok. Ustam iğne oyarı örer gibi sanatını konuituruyor. Önce sırtındaki derisi bir tabağa aldı, sonra ortaya çıkan löp eti dilim dilim kesip başka bir tabağa dizdi.


Ustanın elinde naylon eldiven kafada aşçıbaşı takkesi ağzında da koruyucu plastik var. Hijyen tavan yapmış durumda. Ama son derece işine konsantre olmuş bir vaziyette bize ördek ayıkladı.


Ördek tazecik fırından yeni çıkmış. Derisi çıtır çıtır, eti ise sulu kalmış. Aksaray’daki kazma büryancılar gibi eti sabahtan pişirip sonra tekrar fırında ısıtma olayı yok yani.


Yanlız ustaya “Ver şu bıçağı ben de 2-3 dilim keseyim” diye sordum, utana sıkıla “Yassagh hemşerim” dedi. İş güvenliği açısından değil, ördeğe olan saygılan dolayı bu işi ustalar yaparmış.


Ördekle birlikte masaya çok ince ve ufak lavaş, hoisin sos ve uzunlamasına ince dilimlenmiş  taze soğan geldi. Önce bir tane löp et ağzıma atıp sonra usulca dürümümü hazırladım. Biraz etinden biraz kıtır derisinden alıp hoisin sosa batırılıyor sonra etler lavaşın içine diziliyor. İsteğe göre biraz da taze soğan ekleniyor. Lavaş o kadar ince ki dürüm 2 lokmada bitiyor. Dolayısıyla altlık yapmamış sağlam yiyiciler en az 10-15 dürüm götürür.


Acemilere dürümün nasıl yapıldığını göstermek için isterseniz garsonlar yardımcı oluyor. Gayet kibar bir şekilde 2 parça ördek 2 parça taze soğan alıp sigara böreği gibi incecik dürüm yaptı. Ben dürümlere en az 3-4 parça koyuyordum ama hayvan çok yağlı olduğu fazlası için dokanırmış.



Gerçekten de ördeğin etiyle derisinin arasında ciddi yağ tabakası var. Aklınızdan yağlarını ayırmak filan asla geçmesin. Bu yağ etin kurumamasını lokum gibi kalmasını sağlıyor. Hatta lokum bile değil bal kaymak, ağızda eriyor.


Cillop gibi dilim dilim kesilemeyen etler ise elbete ziyan olmuyor. Parça parça kesilip ayrı bir tabakta veriliyor. Bu etler kemikli olduğu için dürüme gelmez, ama elle tutup kemire kemire yemek için birebir. Kemiğe yakın oluğu için etler bence daha bir lezzetli. Tabi bu parçaları çubuklarla değil Türk usulü parmaklarla daldık.


Başlangıç olarak yediğimiz ekşi tatlı soslu ördek ve ördek yüreği arkadaşları pek cezbetmedi, ama pekin ördeği 10 dakikada bitiverdi. “Bir daha ne zaman gelecez Pekin’e de tekrar ördek yardıracaz?” diyip ikinci ördeğimizi söyledik. İkincisinde de bu kadar muhteşem miydi yoksa biz ortamın güzelliğinden zaten büyülendik de iyice sevdik detayını hatırlamıyorum ama ikinci ördek de taz zamanda bitti. Akşam saat 10 olmasa ücünsüyü de götürecez ama erken yatacaz yarın erken kalkacaz.

Nezih bir restoranda keyifli bir yemek yedik. Türkiye’de olsa herhalde kişi başı 200 TL hesap gelirdi ama burası Çin’in en şık lokantalarından biri olmasına rağmen 3 kişi için 637 RBM = 102 USD tuttu. Pekin’e gelenler gönül rahatlığı ile BianyifangRoast Duck’a gelip afiyetle pekin ördeği yiyebilirler.(1 ördek = 198 RBM)


30.03.2013 Cuma
Sabahları otelde kahvaltı almak pek adetim değildir. Gönül istedi ki sabah erkenden kalkayım, yerel insanlar nerede kahvaltı ediyorlarsa oraya gideyim, bir Çinli gibi kahvaltı edeyim. Ama ekip halinde seyahat ettiğimiz için kahvaltımızı kaldığımız otelde aldık. İyiki de böyle yapmışız!!

Çinliler kahvaltıda bizim gibi peynir ekmek veya sucuklu yumurta yemiyorlar. En sevdikleri şey Congee ya da diğer adıyla Porridge. Haşlanmış pirinç lapası (sade veya tavuk suyuna) üzerine acılı ekşili baharatlı soslar, kuru et ve taze baharatlar gibi levazımatlar ekleniyor.

Bu sefer tüm cesaretimi toplayıp congeenin tadına baktım. Önümdeki Çinli amca nasıl hazırladıysa, birebir onun gibi tabağımı hazırladım. Çin’de yemek yemek ve tabağını hazırlamak tamamen şansa kalmış. Eğer hiç bir şey bilmiyorsan sağlam göbeği olan bir Çinliyi takip edeceksin, o ne alıyorsa aynısını alacaksın. Hiç birinin ne olduğu hakkında en ufak bir fikrim yok.


Sonuç gayet başarılı. Pirinç lapasında zaten bir numara yok da esas etkenler sonradan eklenen soslar ve levazımatlar. Son derece keyif verici bir karışım.


Dim Sum (Çin mantısı) ve makarna her öğünde olduğu gibi kahvaltıda da karşınıza çıkabilir. “Ay neliymiş bu mantı, içinde ne var??” diye sormak yok!! Ye gitsin beğenmezsen ikinciyi almazsın.


Makarna ve mantıyla kahvaltı olur mu demeyin gayet güzel oluyor. Makarna biraz gereksiz oldu ama mantıların içinde mis gibi karides vardı. Biraz şaşırdım sabahın bu saatinde yenir mi diye ama bir güzel gitti ki anlatamam.


Mantıları bizim bildiğimiz undan değil nişasta ile yapmış. İncecik hamuru doymak için değil tadımlık denemek için yapılmış sanki. İçindeki karidesi hiç sosa bulamadan haşlayıp koymuşlar. Enfes!


Uçakta verdikleri Marinated Egg simsiyah bir bulamacın içinde hiç cezbedici değildi. Hele hele karidesli mantıdan sonra tiksinç geldi. Bu sefer de pek bulaşmadım, sadece fotoğraflamakla yetindim.


Çorba niyetine Pekin usulü bean curd (Tofu) buğulama gördüm. Bean curd veya diğer adıyla tofu dedikleri şey katiyen bizim peynirin yerini tutmaz ama neticede soyadan yapılan Çinlilerin peyniri gibi bir şey ama içinde süt yok dolayısıyla yağ da yok. Bildiğim soya fasulyesinden yapılıyor, ama kalsiyum ve protein açısından çok zengin.


Sosu basınca lezzeti tabii ki değişiyor ve güne sıcak sıcak bir çorbayla başlama hazzı veriyor. İçinde ne olduğuna hiç aldırmadan ucundan acık tadına baktım. Bean curd tatsız tızsus bir şey çorbaya ne katıyor anlamış değilim. Bence buradaki esas bomba mantarlardı. Taze mantarları kurutup koymuşlar, 5 beygir gücünde lezzetini koruyordu.


Farklı şeyler denemeye açık olmayanlar -ki lüften beni takp etmeyi bıraksınlar- meyva tabağı yapabilirler. Ananas kavun karpuz çilek muz ve dut bizim bildiğimiz meyvalar. Bizde olmayan bir dragon fruit (ejder meyvesi) var o da son derece hafif, kısmen tatsız bir meyva. Pembe kabuğu yenimiyor içinceki siyah çekirdeklerle birlikte beyaz kısmı löpletiliyor. Diğer meyvalara pek girmiyorum zaten bilindik lezzetler.


Çin’i acele etmeden, deneyerek, yerel lezzetlerin tadına bakarak kültürünü yakından tanıyabilmek için Pekin’e daha uzun bir dönem ayırmanızı tavsiye edeceğim. Örneğin sömestre turları çerçevesinde Çin’i ve özellikle Pekin’i gezebilir ya da kendi tur programınızı kendiniz ayarlayabilirsiniz. Bizim aklımız her ne kadar Çin Seddi ve nehir turları seçeneklerinde kaldıysa da, Yasak Şehir’in tadı hala damağımızda kaldı.




3 yorum:

Samet Gürtay dedi ki...

Hocam sizi aramızda tekrardan görmek ne güzel :) yeni yazılarınızı heyecanla bekliyoruz :) bu arada maceralarınız nasıl gidiyor bilgi sahbi olmak isteriz döndünüzmü türkiyeye...

Löplöpcü dedi ki...

Tesekkur ederim!! Maceralar tam gaz devam ediyor, Malezya'dan Namibya'ya tasindik :)

Mehmet dedi ki...

Bende Gaziantep Makina mühendisliği 3. sınıf öğrencisiyim şöyle anteple ilgili bilmediğim birşeyler araştırıken gördüm gerçekten çok dolu dolu bir blog hocam ellerinize sağlık.

Gittiğimiz ülkeler


Henüz 57 ülke (24.8%) oldu, daha gidilecek çok yer var
Create your own visited map of The World