24 Aralık 2015 Perşembe

8 Yaşındayız

2015 bizim için tam anlamıyla macera yılı oldu. Daha geçen sene ikimiz birden işimizden istifa edip ailecek Malezya’ya taşınmıştık. Benim Malezya’daki baraj projesi bitme aşamasına gelince, aynı firmanın Namibya’daki başka projesine transfer oldum. “Oha Namibya mı? Namibya nere be?” dediğinizi duyar gibiyim. Namibya neresi bilen varsa bir adım öne çıksın, bilmiyorsanız da Google Maps’den bakın genel kültürünüz artsın.

Efendim, yurt dışında yaşamanın en büyük avantajı, çok uygun fiyata civarda ki ülkeleri gezebiliyorsun. 100US$’a Kuala Lumpur’dan uçulan Singapur, Filipinler veya Bali uçak biletlerinden bahsediyorum.

Sırayla gitmek gerekirse, 2015 yılına Malezya’nın Pangkor adasında kafada yılbaşı kukuletası ile girdik. Avustralyalıların bu şekilde yılbaşı kutladığını görür hep iç geçirirdim, eh bize de nasip oldu sonunda.


Hemen ertesi gün ise Singapur’a uçtuk. Uzak Doğu Asyanın İsviçre’si diyebileceğim Singapur’u mutlaka 2-3 gün görmenizde fayda var. Daha fazlasına gerek yok, çoooook pahalı.


Şubat ayında gittiğimiz Filipinler’de ise dünyanın en güzel plajlarını görme fırsatımız oldu. Üzerinde yaşam olan 2000’den fazla adadan oluşan Filipinler’in en ünlü, en güzel adası kuşkusuz Boracay.


Ulaşımı biraz zahmetli olan El Nido ise tam bir gizli cennet. Tekne turlarına katılarak veya tekne kiralayarak elektriğin bile olmadığı ufacık adaların bembeyaz kumsallarında denize girebilirsiniz.


Hatta kızgın kumların üstünde hamakta sallanırken buz gibi taze hindistancevizi suyu içebilirsiniz.


Mayıs ayında Endonezya’nın Bali, Gili Air ve Lombok adalarını gezdik. Önce Bali’ye gidip 3-4 gün adanın güneyinde ve Ubud’da dolandık. Bali’de deniz ve kumsal malesef hayal kırıklığı oldu!


Bali’den feribotla adı sanı pek duyulmamış, motorlu araçların bile olmadığı Gili Air adasına geçtik. Akşam saat 21:00’de hayatın durduğu ve dinginliğe büründüğü bu adayı çok sevdik. Uzakdoğu seyahatine çıkan tüm gezginlere yolunu bir şekilde Gili Air adasından geçirmelerini öneririz.


Ufak bir tekne kiralayıp bu sefer Lombok adasına geçip, Malezya’ya buradan geri uçtuk. Lombok hiç turistik bir yer değil. Denizi Bali kadar olmasa da yine dalgalı. Ama çok uygun fiyata çok iyi otellerde kalıp, yöresel lezzetleri yerel insanlarla birlikte tadabilirsiniz.


Haziran ayının sonlarına doğru bir gün müdürüm odası çağırdı ve aynı şirketin Namibya’daki bir başka projesinde bana daha çok ihtiyaçları olduğunu söyledi. 2012 yılında Tanzanya’ya gidip iki fil sevmişliğimiz vardı, ama Afrika’da yaşamak ayrı bir konu. Akşama Özenç’le birlikte oturup gece saat 03:00’e kadar Namibya neresidir, ne yenir ne içilir, güvenli midir, orada çocuklarla yaşayabilir miyiz diye hummalı bir çalışma yaptık. Sonuç, pozitif! Hadi itiraf edelim. Hepimiz belgesellerde vahşi yaşam ve doğal hayatı, çitaların antilopların peşinden koşturmasını seyretmeyi severiz. Bu anı,televizyondan değil, yerinde yaşamanın fırsatı ayağımıza kadar gelmiş kaçırır mıyız?


Namibya’da çalışma izni çıkana kadar Ağustos sonunda Avusturya’dan gelen ablamlarla birlikte Perhentian ve Redang adalarına gidip, Malezya’da deniz sahil ve kumsalın hakkını verdik. Malezya’ya gidecek olanlara tavsiyem, eğer deniz sahil kumsal arıyorsanız batı kıyısını değil, doğu kıyısını tercih edin.


Perhentian adasında daha çok sırt çantalı turistlerin gittiği uygun fiyatlı hosteller ve pansiyonlar var. Redang adasında ise otellerin 3 gece 4 günlük tam pansiyon paketleri bulunuyor.


1 hafta boyunca 29-30 derece sıcaklıktaki sudan hiç çıkmamacasına denize girdik, tropik balıkları izledik, akşamları da karidesleri yardırıp yardırıp mideye indirdik. Tur sonunda ablamlar Penang adasına gittiler biz de Kuala Lumpur’a dönüp arkadaşlara bıraktığımız valizlerimizi alarak ertesi gün Türkiye’ye kesin dönüş yaptık.


“Kesin dönüş” dediysem, 18 ay yaşadığımız güzel ülke Malezya’dan kesin dönüş!
Bye Bye Malezya..


Kuala Lumpur’dan İstanbul aktarmalı İzmir’e vardıktan sadece 36 saat sonra, yeni bir maceraya yelken açıp İstanbul ve Johannesburg aktarmalı Namibya’nın başkenti Windhoek’a uçtum.


İstanbul’da çalıştığımız kurumsal firmalardan istifa edip Malezya’ya taşınma kararı vermek inanın daha zor olmuştu. Bizim için artık ha Malezya ha Namibya...
Eğer güvenlik ve sağlık ile ilgili bir sıkıntı yoksa, dünyanın neresi olursa olsun yaşanır.


Yeni projemiz Keetmanshoop yakınlarında, dünyanın 2. büyük kanyonu olan Fish River Canyon’un hemen üstünde. İlk haftasonu soluğu kanyonda aldım.


Namibya’nın güneyi oldukça çorak bir araziye sahip. Çok fazla nehir yok, olan nehirler de yılın 9 ayı yeraltından akmaya devam ediyor, sadece 2-3 ay yerüstüne çıkıyormuş. Hayvanlar zor şartlar altında yaşıyorlar.


Ama başkent Windhoek öyle değil. Yeşilin her türlü tonunu görebileceğiniz parklar mevcut.


Ülkenin güneyinde nereye giderseniz gidin, ülke çapında koruma altına alınmış Quiver Tree denen ağaçları görebilirsiniz. Bu ağaçlara zarar verirseniz tutuklanabilirsiniz.


Doğduğumuzdan beri deniz kenarında yaşadığımız için, ister istemez o iyotlu kokuyu ve deniz ürünlerini özlüyoruz. Atlantik kıyısındaki balıkçı kasabası Luderiz ıstakoz üretiminde söz sahibi bir şehirmiş. Fakat Atlantikten gelen soğuk rüzgarlardan dolayı hem rüzgarlı hem de soğuk olduğu için denize pek girilmiyor.


Ülkenin Batı sahili boydan boya çölden ibaret. Luderitz hayatım boyunca gördüğüm en ilginç havalimanına sahip. Haftada 3 kez tarifeli uçak iniyor.


Güney Afrika Cumhuriyeti ile sınır oluşturan Orange River nehrinde kano turu yaptım, ilginç bir deneyim. Sağınız başka bir ülke solunuz başka bir ülke! Pasaport cüzdan kimlik olmadan 2 saat içinde onlarca kez ülke değiştirebiliyorsunuz.


Pazar günleri şehrin geri kalmış mahallelerine gidip, teneke evlerde yaşayan çocuklar ile şakalaşmak, onlara çikolata vermek baya eğlenceli. Çocuk her yerde çocuk.


Henüz safariye çıkma fırsatımız olmadı ama, zaten en yakın yerleşim birimleri arası arabayla 2-3 saat sürüyor. Yol üzerinde de her an karşınıza antiloplar çıkabiliyor. Namibya’da en çok bulunan antilop türü Oryx.


Ve elbette keçi gibi her türlü yeşil otu, yaprağı ve hatta kaktüsü bile yiyen Springbok’u unutmamak lazım.


Büyük 3-4 şehri bağlayan ana yollar asfalt, onun dışında tüm yollar toprak yol. Ama zemin güzelce sıkıştırıldığından dolayı fena değil, 100-110 km/s hızla gidebiliyorsunuz. Bizim köy yollarında ki delik deşik asfalt yollardan çok daha iyi.


Malezya’da proje bitiminde güya 1 ay Avustralya ve Yeni Zellanda’yı gezecektik ama kısmet değilmiş. Artık 2016 hedeflerimiz değişti! Ocakta Güney Afrika’nın en güzel şehri Cape Town, mayısta Zimbabwe ve Zambia’nın tam ortasında bulunan Viktorya Şelaleleri ve Botswana’da Safari, eylül ekim gibi de Mozambik’te deniz sahil kumsal.


Hayattan şikayet etmek değil, hayattan zevk almak lazım. Kabul ediyorum Namibya dünyanın en güzel ülkesi değil ama bu teklifi kabul etmeseydik bu coğrafyayı belki de hiç keşfedemiyecektik. Hayallerinizi hiç bir zaman ertelemeyin, yeniliklere açık olun, dünyayı gezin, farklı kültürlerle tanışın.

Namibya’ya yolu düşen herkese kapımız açıktır.

Bol gezmeli, bol yemeli, sağlıklı ve mutlu yıllar...

5 yorum:

KısaKahveMolası dedi ki...

Valla harika bir yazı olmuş. Bekleriz yazmışsınız, yolumu Namibia'ya düşüresim geldi. :) İki çocukla Namibia'da yaşamak nasıl? Kreş, okul, sağlık imkanları vs?

Yücel E. Polat Polat dedi ki...

Çelebi ruhunuz ile İlham oluyorsunuz serüven tutkunlarına.
Ve hatta aile olacakda yollara düşülebileceğini öğretiyorsunuz bize.
Varolasınız..!
O münikinsanyavruları da çok şirinler:)


İyiki

Unknown dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Esra UĞURLU dedi ki...

2016'nın bol seyahatli geçmesini dilerim! Çok güzel bir yıl geçirmişsiniz.
2 aya kadar afrika turuna çıkmayı planlıyorum ve Namibya'nın vize istiyor oluşu sebebiyle orayı planlarıma dahil etsem mi bilemiyorum. Kapıda vize olayı yok sanırım. Acaba kolay alınabilen bir vize midir bizler için? Bakarsınız misafiriniz olurum :)

Löplöpcü dedi ki...

Bulunduğumuz şehirde kreş var, sağlık imkanları da fena değil. Alman asıllı bir çok beyazın yaşamasından dolayı standartlar diğer Afrika ülkelerine göre çok yüksek.

Kapıda vize yok, önceden almanız lazım. Turizm acentaları üzerinden başvurup vizenizi alabilirsiniz. Size Namibya İçişleri bakanlığından bir yazı gelecek, onun fotokopisi ile Namibya'ya giriş yapabilirsiniz, pasaport kontrolünden hemen sonra gerçek vizenizi pasaportunuza basıyorlar.

Gittiğimiz ülkeler


Henüz 57 ülke (24.8%) oldu, daha gidilecek çok yer var
Create your own visited map of The World