9 Nisan 2016 Cumartesi

Urla - 2.Bölüm


08.12.2013 Urla
Urla lezzet turu ikinci gününde ekip biraz değişti. Bu sefer 4 kişiyiz, ben, annem babam ve löplöpçülerin daimi üyesi Aşkın Baba. İlk hedefimiz yine Ünal Kardeşlerde katmer. Bir önceki yazıda detaylı anlatmıştım, beklentileri hayli karşılayan bir yer. Ama siz siz olun Pazar günü geç kalmayın, aşırı kalabalık oluyor.

Kahvaltı sonrası, Bademler köyünde kurulan pazarı gezdik. İlk gözüme çarpan Kanlıca mantarı oldu. Ben mantarı çok severim, memleketin her tarafından mantar fışkırıyor ama işin kolayına kaçıp tadsız tuzsuz kültür mantarı kullanan restoranlar çoğunlukta. Hatta konserve mantar kullanan haysiyetsizler bile var. Kanlıca mantarının yapımı çok basit, basacan tereyağını verecen fırına, 15 dakikada hazır. Bunun kokusunu tadını alan, bir daha asla kültür mantarını beğenmez.


Bir önceki yazıda bahsettiğim rezeneyi pazarda yakaladık. Tip olarak kerevize benzese de lezzet olarak alakası yok. Kerevizin kendisini pek sevmem ama evde her hafta dana kemiği kaynatırken mutlaka kereviz sapı koyarız. Rezene ise anason gibi kokuyor. Rakıcılar pek sever!


Ege’de ot yemek için baharı beklemeye gerek yok. Aralık ayında bile Urla’da ot bulabilirsiniz.


Şevketibostan, hindiba, radika bol bol var. En çok şevketibostanı tavsiye ederim. Kuzu etlisini dön götürmüştük, bugün tazesiyle tanışma şerefine eriştik. Urla’ya gelip şevketi bostan yersiniz, hazı olursunuz.


Bademler turu sonrası, Sığacık pazarını gezdik ama burası Urla’ya bağlı olmadığı için pek bahsetmeyeceğim ama ev yapımı yemeklerin “Street Food” halini bulabilirsiniz. Hadi bir kıyağım olsun; Sığacık lezzet turunda nohutlu Seferihisar mantısı, otlu lorlu elde açma börek, keşkek ve lor peynirli baklava ile götürebilirsiniz. Pazar günleri Sığacık sokaklarında yerli halkın yaptığı yemekleri kaçırmayın.

Urla’ya dönüşte, Beğendik Abi’ye gidip Urla lezzetlerini bu güzel işletmede yakından tanıdık. Baştan söyliyeyim, burası ucuz bir esnaf lokantasından ziyade daha butik tarzda çalışan, rafine yemekler yapan, tüm yemeklerin odun fırınında piştiği, orta yaşlı teyzelerin elleriyle dolma doldurduğu, masalarda da temiz ve güzel örtülerin olduğu özel bir yer. Fakat burası kolay lokay taklit edilecek bir lokanta değil. Öyle palavra yerlerle karıştırmayın.


Masaya oturup siparişi vermek için mekan sahibi Handan Hanımın oğlu Hikmet ile iki çift laflayıp birlikte camekanın önüne gittik.


En sevdiğim yemeklerden biri kuzu etli elbasan tava. Kimisi bunu un ve süt ile yapar ama raconu yoğurtla yapılmasıdır.


Sade pilav da var ama esas oğlan enginarlı pilav. Urla dışında kolay kolay bulamazsınız.


Yoğurtlu Ezme, şevketibostanın yeşil yapraklarından hazırlanıyormuş. Hikmet kardeşim “bundan mutlaka almalısınız” diye özellikle belirtti.


Sinkonta; balkabağı, soğan ve sarımsakla yapılan çok hafif bir yemek. Bizde balkabağı nedense anca kabak tatlısı olarak değerlendirilir, Eskişehir’de böreklere de konduğunu görmüştüm. Ama böyle fırında pişen yemeğini ilk defa gördüm.


Ot haşlama, olmazsa olmazlardan. Radika ve turp otunu sadece haşlıyorlarmış. Üzerine az limon ve zeytinyağı ilave ediliyormuş.


Mutfak tertemiz! En meşhur yemeklerinden biri Urla güveciymiş. Bol sebze ve elbette kuzu etiyle.


Toprak güveçte hazırlanan yemek illa odun fırınında pişmesi lazımmış. İnsan bunu yerse o camekanda gördüğümüz sebzelerden zeytinyağlılardan yiyemez. Bence bunun hakkı kahvaltı etmeden buraya saat 11:00 gibi gelip 3 porsiyon güveç gömmektir.


Zeytinyağlı yaprak sarmayı hazırlayan teyzeyi görünce insan mutlu oluyor. Beyniniz “Bu teyzenin elinden kötü bir ürün çıkmaz” diye sinyal gönderiyor.


Dolma içi sadece pirinç değil. Ayrıca domates, taze soğan ve maydanoz var. Hatırı sayılır miktarda da zeytinyağı ilave edilmiş.


Tencere yemekleri dahil olmak üzere herşey odun fırınında pişiyormuş. Biz gittiğimizde 2 tane güveç pişmiş, ustam çalkama tepsisini fırından çıkartıyordu.


Çalkama ısırgan, gelincik, iğnelik, dağ pazısı, kormen ve dağ sarımsağı gibi otlardan hazırlanan karışık ot. Taze soğan ve limon eklenip su ve un ile bir harç hazırlanıp hepsi birlikte karıştırılıyormuş. Fırına atmadan önce üzerine biraz daha zeytinyağı gezdirilmesi gerekliymiş.


Fırından çıkan baklavayı görünce artık tükürük bezlerim isyan etti, masama geri döndüm.

Enginar dolması buranın spesyali, olmazsa olmazı. Meraklısı bundan mutlaka yemesi lazım.


Benim enginar sevmeme gibi bir kusurum var, ama masaya gelir gelmez bir kaç çatal darbesiyle lezzet komasına girenler oldu.

Beni en çok mutlu eden yemeklerden biri yoğurtlu ezmeydi. Şevketibostanın yeşil yaprakları ile yoğurt güzel bir birliktelik sağlamış. Dondurma gibi dilinizden aşağı kayıyor. Tam rakı mezesi.


Patlıcanı oldum olası çok severim. Özenç sevmediğinden evde pişmez, o yüzden dışarıya yemeğe çıktığımızda varsa patlıcanlı yemek tercih ederim. Turçeniye patlıcan ve domatesle yapılan multi lezzetli bir yemek. Ekmeğe sür ye, lahmacunun arasına koy dürüm yap, her türlü gideri var.


Balkabağı dan zeytinyağlı yapılır mı? Yapılır! Adına da “Sinkonta” denirmiş. Beni en çok şaşırtan yemek oldu. Yaşlı amcalara, teyzelere, henüz dişi yeni çıkmış bebelere tavsiye edebileceğim şahane bir yemek. Eğer bu grupta yer almıyorsanız, üzülmeyin, elbette siz de yiyebilirsiniz.


Çalkama denen bu otlu yemeğe benzer bir şeye daha önce hiç rastlamamıştım. Bence işletmelerde fark yaratan en önemli noktalardan bir tanesi, hatta belki de birincisi geleneksel lezzetlere yapılan bu tip küçük ve sihirli dokunuşlar.


Hem yemek gibi hem de sadece ot. Üzerinde çok hafif yufka gibi bir katman var, sanki börek gibi doyurmalık değil, otları birarada tutmak için yapılmış. Ama ot yemeği doyurmaz diye endişelenmeye gerek yok, doymayın zaten burada! Azar azar herşeyin tadına bakın.


Biz otu genelde böyle biliriz. Az haşlanır ve üzerine limon ve zeytinyağını basarsınız. Benim için en güzel balık mezesidir. Domatesli, salatalıklı salataya bile gerek yok. İştah açar, ana yemeğe daha bir şevkle girişirsiniz.


Urla’da şevketibostansız bir öğün düşünülemez. İstanbul’da bunu yapan yerler var mıdır bilmiyorum ama nimet bu nimet. Arayın bulun abonesi olursunuz. Eskiden sebzeyle fazla aram iyi değildi. Ama adını sanını bilmediğim bu otlar sayesinde 35 yaşımdan sonra ot yemeye başladım. Daha önce hiç yemediyseniz, deneyin pişman olmazsınız.


Ey gezginler! Urla’ya gelince Beğendik Abi’de şu tabağı yemeden dönmeyin!! Sığacıkta altlık yapıp tok gelmemize rağmen, yine de yaladık yuttuk. Tek bir sorun var, ekmeğe bulaşmayın, yoksa bir oturuşta 4-5 dilim yiyenler oldu masada. Tabak bittiğinde ise bu lokantayda yemek yapmayı biliyorlar diye bir cümle kuruveriyorsunuz.


Makarna, pilav ve et olayına fazla girmediğimiz için pek zorlanmadık, o yüzden tatlı hakkımızı es geçmedik. Normalde tatlı yemem ama ilk defa gördüğü bir şey olduğu için tadına bakmadan edemedik. Girit usulü lorlu baklava ile nirvanaya ulaşmak nedir bilir misiniz dostlar?


Mekan biraz karanlık olduğu için tatlı resimleri pek güzel değil ama ama nasıl bir şey ile karşılaşacağınızı bilmeniz için sanırım yeterli. Çıtır çıtır baklava hamurunun arasından lor peyniri mideye kaydıraktan kayar gibi iniyor.


Cilayı ise kadayıflı muhallebi ile yaptık. Baklavaya göre çok daha hafif olduğu için cila diyorum. Üzerindeki kadayıflar son derece basit ama yerken verdiği çıtır çıtır seslerle sizin tatlıyla olan aşkınızı güçlendiriyor. Zira kendileri tabak yalatır cinsten.


Olağanüstü bir lokanta olmanın ilk şartı olağan üstü malzemeler kullanmaktan geçiyor. Eğer patronun kendisi sabahın köründe erkenden kalkıp taze sebzelerini ve peynirlerini alıyorsa ve dükkanının başına geçiyorsa oradaki yemeklerde patronun emeğini son lokmaya kadar hissedersiniz.

O gün sanki yaşlı bir rum ailesinin evinine konuk olmuşsuz, onlarda bize en kral masayı kurmuşlar, en sağlam mezelerini çıkarmışlar havası veren bir yemek yedik. Urla, Alaçatı ve Bornova şubeleriyle Beğendik Abi diyorum. Gidin diyorum, patlayıncaya kadar yiyin diyorum. Fiyatları bir Merkez Lokantası gibi ucuz değil, ama zaten burası esnaf lokantası da değil. Şık kaliteli bir işletme. Micheline başvursa üç dört yıldız alır.

Urla’ya geldik gidiyoruz, deniz ürünlerine de biraz girmek lazım değil mi?!? O da bir sonra ki bölümde geliyor!





1 yorum:

denizli günlük dedi ki...

3. bölümü merakla bekliyorum:) bir gün Denizliye de beklerim

Gittiğimiz ülkeler


Henüz 57 ülke (24.8%) oldu, daha gidilecek çok yer var
Create your own visited map of The World