31 Aralık 2016 Cumartesi

9 Yaşındayız - Afrikalıyız Namibyalıyız


Geçen sene Tanah Rata – Malezya’dan Keetmanshoop – Namibya’ya taşınınca bize de 2016 yılında Afrika kıtasını mümkün olduğunda çok gezmek düştü. Güney Afrika’nın göz bebeği Namibya’yı elimizden geldiği kadar güneyinden kuzeyine, batısından doğusuna gezip, bir de üstüne her fırsatta civar ülkeleri keşfe çıktık.


Seyahat etmeyi sevenlerin gönlünde Afrika kıtası vardır. Uçakların ve otellerin pahalı olmasından dolayı safari yapmak gezginlere ya 1 ya da 2 kere kısmet olur. Biz ise hiç süpesiz Namibya’nın eşsiz doğal yaşamı sayesinde arabayla bir yerden bir yere giderken bile zürafadan file, aslandan zebraya onlarca hayvanı doğal hayatın içinde bizzat gördük, besledik, hatta ismini ilk defa duyduğumuz antilopların tadına baktık.


2016’da yaptığımıza gezilere önce Namibya ile başlıyoruz, sonra haftasonları kaçtığımız Güney Afrika ile devam edeceğiz, finali ise yıllık izinlerimizde gittiğimiz Seyşeller, Kenya, Zambiya, Zimbabve ve Botsvana ile yapacağız.


Namibya
Bu doğa harikası ülke içerisinde Namib çölünün uçsuz bucaksız derinliği bizi en çok etkiledi. Sossusvlei bizce Namibya’nın en ilginç yerlerinden biri.


Sabah erken saatte çıplak ayak kumulların üzerine çıkmak bambaşka bir duygu.


Hemen 30 km ilerisindeki Deadvlei ulaşılması biraz zahmetli, ama varınca da kendinizi Mars’a gelmiş gibi hissedeceğiniz bir yerdi.


Çocukluğumuzdan beri deniz kenarında yaşadığımızdan, deniz kokusu her zaman bizi kendine çekmiştir. Namibya’da yaşadığımız yere en yakın sahil kasabası Lüderitz sadece 300 km. İnsan evladı 3 saat yol gidip, bir öğlen yemeği yiyip tekrar 3 saat geri döner mi? İşin ucunda taze istiridye löpletip üstüne de ıstakoz gömmeye gelince elbette yapar. Hem de 2 kadeh beyaz şarapla birlikte bütün bunlar 50 TL’ye malolursa istisnasız her ay yapar.


Lüderitz’e gitmişken hemen yanıbaşındaki Kolmanskop’a uğramamak olmaz Namibya’yı ziyaret eden gezginlerin uzak olduğu için gitmeye üşendiği ama bence an az Sossusvlei kadar enterasan bir yer, hatta hayalet şehir.


Fish River Canyon, hemen dibimizde Namibya’nın en önemli 3 doğa harikasından biri. 550 metre derinliği ve 27 km metre uzunluğu ile dünyanın 2 büyük kanyonu. Birkaç kez günü birlik gidip geldik ama kanyonun hakkı en az 3 günlük turla yürüyerek gezmekmiş.


Swakopmund Namibya’nın deniz kenarındaki en büyük şehri. Kuzeyinde fok balıklarının yaşadığı Cape Cross bizden çok çocukları mutlu etti.


Bizi en çok etkileyen şey ise pırpır uçakla Swakopmund – Walvis Bay üzerinde uçarken, Atlantik okyanusunun Namib çölüyle buluşmasını tepeden seyretmek oldu.


Walvis Bay, Swakopmund’un hemen 35 km güneyinde Afrika’nın en büyük limanlarından biri. Pek turistik bir yer değil ama sabah erken saatte yapılan tekne turunda pelikanları beslemek belkide Namibya’nın en eğlenceli aktivitelerinden biri.


Namibya’nın dört bir tarafındaki çiftlik otellerde yırtıcı hayvanları görmek mümkün, gelmeden önce biraz araştırıp bu otelleri bulmanızı tavsiye ederiz.

Sossusvlei ile bizim ev arasındaki Hammerstein Lodge bunlardan biri. En küçük yırtıcı kedi olan karakulak görebilir, en vahşi yırtıcı kedi olan leoparın başını okşayabilir ve hatta çitaları kendiniz besleyebilirsiniz.


Çitalar uysal hayvanlar olduklarından onları sevmekte sorun yok ama leoparlar biraz dengesiz oldukları için, rehberin dediğine göre arslandan bile çok daha fazla tehlikeliymiş.


Güney Afrika sınırındaki Kalahari Game Lodge’da hayatımızda ilk defa adam akıllı arslan gördük. Arada tel örgü olmadan safari arabasıyla 20 metre yaklaştığımız arslanları izlerken hırıltılarını duymak muhteşem bir duyguydu.


Mariental’deki Lapa Lange Game Lodge’da çitalar ile yakınen haşır neşir olabileceğiniz başka bir çiftlik otel. Namibya’nın dünya üzerine en çok çitanın yaşadığı ülke olduğunu biliyor muydunuz?


Windhoek merkezden havalimanı yolu üzerindeki Naan Ku Se Lodge’da 3 saatlik “Etobur Besleme Turu” size derin izler bırakacaktır. Arslan, çita, leopar derken burada da ismini Türkçe’den alan karakulakları yakından görme fırsatımız oldu. Caracal denen bu sevimli minik, en ufak yırtıcı kediymiş.


Botsvana sınırına doğru Gobabis civarındaki Harnas Wildlife Foundation ülkenin en eski en büyük çiftlik evlerinden biri. Avrupadan gelen onlarca gönüllünün çalıştığı bu çiftlik saatlerce çita, leopar ve arslan gibi vahşi kedileri görebileceğiniz, sevebileceğiniz, besleyebileceğiniz muhteşem bir yer.


Kasım ayının başında TC Windhoek Büyükelçiliğinin 29 Ekim davetine katıldık. Ülkede yaşayan toplam 18 tane Türk vatandaşı varmış (%22’ini löplöpçüler olarak biz oluşturuyoruz). Malezya’da yaşarken Büyükelçiliğin kapısından içeri girmek için 15 dakika beklerdik, Namibya’da ise aile sıcaklığını hissettik.


Aralık ayında annemle babam Namibya’ya ziyaretimize geldiler. Ne yalan söyleyeyim, Türkiye’yi hiiiiç özlemedik, hal böyle olunca son 3 senedir annemlere ve kayınvalidelere bilet alıp, Malezya’yı Namibya’yı gösterme ayağına görüşüyoruz. Onlarla birlikte yaptığımız 10 günlük Namibya turumuzun ilk durağı tekrardan Sossusvlei oldu, 3 kuşak birlikte Namib çöllerinin altını üstüne getirdik.


Swakopmund’da bu sefer çöl turuna katılıp, Çölde yaşayan küçük hayvanları inceledik, adını bile hatırlayamadığımız hayvanları besledik.




Bu gezide annemle babam da en az bizim kadar eğlendiler, hatta bizden daha çok eğlendiler. Neticede onlar için yeni bir ülke, yeni bir kıta ve bambaşka bir coğrafya.


Gezimizin en ilginç deneyimlerinden biri hiç şüphesiz Himbalar oldu. 1.5 yıl sonra nihayet Namibya’nın en ilginç kabileleri olan Himbaları ziyaret ettik. Genel olarak kuzeyde, Angola sınırı yakınlarında yaşıyorlar, fakat Swakopmund – Etosha arasında bir köyleri var.


Daha çok kadınların ve öksüz çocukların yaşadığı bu köyde, yarı çıplak kıyafetleri ve ilginç süslenme tarzlarıyla ünlü Himbalara yardımda bulunduk.


Namibya deyince akla gelen ilk yer Etosha MilliParkıdır. Parkta 4 gün kalıp, gergedan görerek nihayet büyük 5’liyi (Arslan, Leopar, Afrika fili, Cape Mandası, Gergedan) tamamladık.


Salar de Uyuni’e gidemedik ama bizim de bir Etosha Pan hatıramız var.


Geçen sene “Namibya’ya yolu düşen herkese kapımız açıktır” demiştik, bu yıl 2 gezgin misafirimiz vardı. Nisan ayında 6 aylık Afrika turuna çıkan Evden Uzakta Nilay ile uzun zaman sonra ilk defa rakı masası kurduk.


Kasım ayında ise Malezya’da iş bulmam için beni gaza getiren Yolda Olmak Kemal’i 2 gün misafir ettik.




Güney Afrika

Özenç’ler Namibya’ya gelir gelmez ilk yıllık iznimizde bence tüm Afrika’nın en güzel şehri olan Cape Town’a gittik. Türkiye’den uçakla 10 saatte varılan bu cennet şehre biz Namibya’dan başlayıp Güney Afrika’nın tüm batı sahilini boydan boya inerek vardık.


Güney Afrika diyince aklınıza Cape Town gelir, Johannesburg gelir hadi bilemedin belki bir de Durban gelir ama Strandfontein pek fazla kimsenin bildiği bir yer değildir. Güney Afrika’yı keşfetmek için boydan boya hem Atlantik hem de Hint Oktanusu sahillerine gitmek gerekir.


Cape Town’da Stellenbosh, Franshoek ve Constantia’da devasa üzüm bağlarında itinayla Güney Afrika şarabı içtik. Hayatımızda ilk defa penguenlerle birlikte fotoğraf çektirdik, 10 gün boyunca şehrin 4 farklı yerinde kalıp bu büyüleyici şehri doya doya gezdik.


Her ayın son Cumartesi günü tatil olduğu için sık sık Güney Afika’ya gitmeyi ihmal etmedik. 30 güne kadar vize istemeyen bu ülkeye evden arabayla 3 saatte varabiliyoruz. Hayatımızın en güzel uluslararası deniz yolculuğunu Sendelingsdrif sınırında yaptık (42 saniye sürdü)


Port Nolloth Güney Afrika’nın kuzeyinde Namibya’ya en yakın sahil kasabalarından biri, ıstakozlar, istiridyeler o biçimdi.


Her ne kadar Kruger National Park en ünlü safari parkı olsa da, Kgalagadi TransfortierPark Johannesburg’a uzak olduğu için turistler arasında pek bilinmiyor, fakat yerellerin esas tercihi burası!


Upington Namibya sınırına yakın büyük bir şehir, bizim için başkent Windhoek’a gitmekten daha kısa sürüyor. Namibya ile sınırı oluşturan Orange Nehrinin hemen kenarındaki bir bağ evinde huzurlu bir haftasonu kaçamağı için birebir.




Seyşeller, Kenya, Zambiya, Zimbabve, Botsvana

Mayıs ayında bizim kafayı dinlediğimiz, çocukların da evden tek başına çıkıp kumsalda koştura koştura bütün gün oynadığı Seyşeller denen cennete gittik. Kenya Havayollarının promosyon biletiyle Hint Okyanusunun ortasındaki başkent Mahe’ye uçtup, daha sonra hiç bir motorlu aracın olmadığı La Digue adasında 5 gün bisikletle gezdik.


Dönüşte bir gece Kenya’da kalıp ellerimizle zürafa besledik. Zürafayı görmek veya dokunmaktan bahsetmiyorum, elle beslemekten bahsediyorum ağalar.


Cape Town turu da, Şeyşeller turu da çok çok çok güzeldi ama hiç şüphesiz bu senenin efsane gezisi, Eylül ayında arabayla yaptığımız 5000 km’lik Zambiya, Zimbabve, Botsvana turuydu.


Önce Namibya’nın kuzeyine çıkıp, Angola ve Botsvana arasındaki Caprivi Strip bölgesini gezdik. Nehir kenarındaki çadır evlerimizde sabahları horoz sesi ile değil, nehirde yıkanan hipopotamların sesiyle uyandık.


Divundu ve Katima Mulilo civarında nehir kenarındaki doğa ile içiçe olan otellerde kalıp börtü böceklerle, kuşlarla, nehirde yaşayan onlarca hayvanla birlikte 4 gün geçirdik.


Namibya’ın kuzeyi bizim yaşadığımız Güney’e göre çok farklı. 1600 km’lik Okavango nehri ve 2500 km’lik devasa Zambezi nehirleri bölgenin adeta can damarları.


Hal böyle olunca da Zambezi nehrinin döküldüğü çocukluk hayalimiz Viktorya Şelalesi, bölgenin en ilgi çekici yerlerden biri.


Önce Zambiya Livingstone’da 2 gün kaldık, ilk gün helikopte ile şelalenin üzerinde 15 dakikalık uçtuk, ertesi gün de Devils Pool’da şelalenin döküldüğü yerden 85 metre aşağıya baktık.


Sonra Zimbabve’ye geçip Victoria Falls şehrinden şelaleye bir de öbür taraftan baktık. Her iki ülkeye de kapıda vize var, gönül rahatlığı ile gelebilirsiniz.


Bu gezinin bombası ise kesinlikle Botsvanaydı! Zambiya ve Zimbabve’ya göre daha oturaklı ve turistlere daha çok değer veren bir ülke. Kasane’de akşamüstleri gün batımında yapılan nehir safasirinin tadı hala damağımızdadır.


Botsvana dünya üzerinde fillerin en yoğun yaşadığı yermiş. Elephant Sands Kampında doğal ortamlarında dolaşan fillere 10 metre uzaktan bakıp saatlerce izledik.


Kapanışı Okavango Deltasında yaptık. Deltanın üzerindeki lüks oteller ufak çocukları kabul etmediği için, Maun’da kalıp tüm günlük tekne turuna katıldık. Hem biz hem de çocuklar -çığlık çığlığa bağırarak- sazlıkların arasından çıkan fillerle ve hipopotamlarla burun buruna geldik.


Maun’daki ikinci günümüzde pırpır uçak kiralayıp Okavango Delta’ya bir de tepeden baktık.


2016 yılı bizim için Türkiye’de yaşayanların aksine çok güzel geçti. 2017 yılı nasıl geçer, proje ne zaman biter, Namibya’dan ne zaman ayrılırız bilmiyorum ama bol bol seyahat edeceğimiz kesin.


Nasıl bu kadar çok gezebiliyorsunuz? Nasıl 2 ufak çocuğu idare ediyorsunuz? Sorularının cevabını 24 Ocak 2016 tarihli Hürriyet Seyahat ekinde bulabilirsiniz.


2017 yılında kısmetse Garden Route – Güney Afrika, Imhanbane – Mozambik, denk gelirse yol üzerinde Swaziland ve yıl sonuna kadar buralarda kalabilirsek de Madagaskar planlarımız var.

O zamana kadar Namibya’ya yolu düşen herkeze kapımız açıktır.

Bol gezmeli, bol yemeli, sağlıklı ve mutlu yıllar...


9 yorum:

ahmet oğuz zenginal dedi ki...

Eline sağlık güzel anlatmissin Bir konuda bilgi verebilirmisin?Ocak ayında esimle Botswana ya geleceğiz Okavango deltası veya kalahari için Maun dan her an tür bulunabiliyormu? Şimdiden teşekkürler Sağlıklı mutlu ve bol gezmelu bir yıl dileriz

Löplöpcü dedi ki...

Ahmet Bey bütün turlarınızı önceden ayarlamanızı tavsiye ederim. Biz tüm günlük tekne turunu https://maun-backpackers.com/boat-trips/ adresinden önceden rezervasyon yaptırmıştık. Orta Kalahariye gitmedim sadece daha önce Namibya'dan Güney Afrikaya Kalahari parkına gitmiştim ki o da Maun'a çok uzak.
Mutlu yıllar

ahmet oğuz zenginal dedi ki...

Tesekkurler Belki seneye Namibya da görüşürüz Size ve ailenize tekrar iyi seneler

mustafa ender dedi ki...

Semih Merhaba..Aile boyu sağlıklı ve mutlu olacağınız bir yeni yıl ve yıllar dilerim.Yazı yine çok güzel ve yararlı olmuş..Afrika ve özellikle bu yazı konusu ülkeler heep aklımda ama sağlık sorunu olacak bişey var mı?Sıtma vb..Tedbir olarak aşı yeterli mi?Bir de fiyatlar nasıl?Ulaşım konaklama ve yeme içme?Umarım bi yerde görüşürüz...Selamlar

Kemal dedi ki...

Semih gönlünce geçen bir yıl olmuş, 2017 daha da renkli ve güzel geçer umarım. Misafirperverliğiniz için ise ayrıca teşekkürler. Çocukları öperim.

Löplöpcü dedi ki...

2010 yılında Tanzanyaya gitmeden önce sıtma için ilaç almıştım, ama son Zimbabwe Zambiya turunda almadık. Buradaki yerel beyazlar korunmayı tercih ediyor.
Ulaşım için araba kiralamanızı tavsiye ederim, konaklama ucuz değil

Löplöpcü dedi ki...

Bakarsın 2 sene sonra başka bir ülkede tekrar ziyaret edersin dostum

eliza bennet dedi ki...

Tam fragman gibi bir yazı olmuş, buraların daha detaylı yazılarını hevesle bekliyorum.

Maşaallah çocuklar ne kadar büyümüş, ikisi de ateş parçası Allah nazardan saklasın.

Abi siz ailecek gezin böyle bir okuyalım. Afrika komple kıta olarak dünyada üzerine para verseler gitmek istemediğim bir yer ama siz neredeyse bütün önyargılarımı kıracaksınız böyle giderse.

sanayi mutfak dedi ki...

Namibya'da gezdiğiniz yerleri bu kadar keyifli anlattığınız için teşekkürler. yazınızı keyifle okudum.

Gittiğimiz ülkeler


Henüz 57 ülke (24.8%) oldu, daha gidilecek çok yer var
Create your own visited map of The World