13 Şubat 2017 Pazartesi

Malezya - Langkawi

Malezya’nın en bilindik, en turistik adası hiç kuşkusuz Langkawi adasıdır. Ülkenin batısında yer alan bu ada daha önce anlattığım Pangkor adasına göre çok daha güzel plajları vardır. Langkawi’ye gitmek için ülkenin en kuzeyine Tayland sınırına kadar çıkmanız ve sonra Kuala Perlis’den kalkan feribotlara binmeniz gerekiyor. Buuzzz gibi feribotun içinde 75 dakika yolculuk yapacağınız için sıkı giyinin. Yok ben rahata düşkünüm diyenler ise uçakla Singapur, Kuala Lumpur, Penang ve Subang (Kuala Lumpur) havalimanlarından ulaşabilirler. Subang havalimanını Singapur yazısında detaylı olarak değineceğim.


Eğer paket program almadıysanız limanda feribottan indiğiniz yerde araba kiralamanızı tavsiye ederim. Çok büyük bir şeye gerek yok, neticede adadasınız. Otelimiz Asenia Resort’a giderken yol kenarında mangalda birşeyler pişiren birini görünce hemen durduk. Mangalda normalde ne pişer? Ya et pişer ya balık pişer, bu arkadaş yaprak sarmaya benzer bir şey pişiriyordu.


“Selamın Aleyküm, bu nedir?” diye sorduk “Pulut Udang”mış. Nedir efendim bu Pulut Udang? Kurutulmuş karidesli ve hindistan cevizi sütlü pirincin muz yaprağına sarılmak suretiyle mangalda pişirilmesi! Mangalda sıcak sıcak pişen ne olsa yerim.


Aynı bizim dolma içi hazırlar gibi harç hazırlanıyor. Yalnız sadece suyla değil, hindistan cevizi sütü de ekleniyormuş. Daha sonra ince kıyılmış taze hindistan cevizleri ve kurutulmuş karidesler eklenip bir güzel muz yaprağına sarılıyormuş. Bizim dolmadan tek farkı, muz yaprağı yenmiyor açıp sadece içini yiyorsunuz.



Asenia Hotel adanın çok eski bir otellerinden biri. Havuzu büyük, yemekler fena değil, akşam yemekten sonra dans gösterileri var. Anlayacağınız tam bir aile oteli! Özellikle çocukla seyahat edenlere tavsiye ederim.


Akşam yemeği açık büfeydi. Genelde otellerin açık büfesini görünce insanlar krize girer hem et hem balık hem tavuk alıp, üstüne de 7 çeşit tatlının hepsini teker teker dener. (Görmemişlik) Ben ise sıradan bütün yemeklere göz atarım, daha önceden pek fazla yemediğim ilginç ne varsa ona yüklenir, 3 porsiyon yerim ama sadece ondan yerim.


Koca açık büfede sadece satay denen tavuk çöpşişe dadandık. Taze yeni pişmişler gelir gelmez itinayla tabağımıza aldık, fıstık sosuna bandıra bandıra tüm geceyi geçirdik.

Eğer otelde yemek istemezseniz, otelin hemen yanındaki Sun Cafe’yi tavsiye ederim. Ispanak yatağında ızgara barakuda gibi çok afilli bir balık yemiştik hala tadı damağımdadır. Ana yemekten önce soğuk bir Avustralya şarabı açıp, güzel güzel karides yardırabileceğiniz, üzerine de crem brulee yiyebileceğiniz batı usulü mutfağı olan bir yer.


Otelin tam karşısında İstanbul Restaurant var ama, bilenler bilir, bizim yurt dışında Türk mutfağı ile hiç işimiz olmaz. Ne Kuala Lumpur’da ne de başka bir yerde, 18 ay boyunca kaldığımız Malezya’da hiç Türk lokantasına gitmedik. Sadece Malay yemeklerinden hoşlanmayanlara tavsiye amacıyla şuraya koyalım dursun.

Adanın kuzey batısındaki, Oriental Village, Cable Car ve Sky Bridge Langkawi’nin olmazsa olmaz atraksiyonları. Şansımıza gittiğimizde teleferik bakımdaymış yukarı çıkamadık, kayınvaldenin kocaman sarı bir yılanı koynuna almasından başka da ilginç bir şey yoktu. Benim hayvanlara olan sevgim başka türlü olduğu için (mangalda, az pişmiş) ben sadece fotoğrafı çekmekle yetindim.


Öğlen yemeğinizi Oriental Village’ın içindeki dandik lokantalarda değil de hemen yan taraftaki Berjaya Langkawi Resort’un Beach Restaurant’ında yemenizi tavsiye ederim. Otel müşterisi olmasanız bile restoranlarından faydalanabiliyorsunuz. Mis gibi plaja nazır deniz ürünleri soslu makarnayı seveceksiniz.


Bol domatesli sosun için kalamar, karides, az da midye vardı. Şunun içinde ne eksik biliyor musunuz? Ahtapot! En büyük üzüntüm Uzakdoğuda ahtapotun hiç olmamasıydı. Ama karides memleketinde yaşıyoruz ya, hiç acımamışlar en az 6-7 tane jumbo atmışlardı, maşallah makarnanın içinde karidesler cirit atıyordu. Yemek bitince sonlara doğru suyunu çorbaycaymışcasına kaşıkladım, hiç bir gramını ziyan etmedim.


Langkawi’de gün içerisinde çeşitli tekne turları var. Biz ilk gün Island Hopping Tour, ikinci gün de Kilim Geo Park ve Mangroves Nature Tour yaptık. İkisi de çok çok güzeldi, ikisini de yapmanızda fayda var. Yok ben rahatıma düşkünüm otelden çıkmam, havuz kenarında oturur biramı içerim derseniz ayrı.


Island Hopping Tour Langkawi’deki en popüler tur. Tekneler sabah 09:00’da veya öğleden sonra 14:30’da kalkıyor. Ama otellerden veya turizm acentalarından değil, tüm teknelerin kalktığı Sarı Village’a arabayla giderseniz pazarlıkla kendiniz oradan tekne ayarlayabilirsiniz ve çok daha ucuza getirebilirsiniz. Zaten “Selamın Aleyküm” dediniz mi zaten %10 indiriminiz kafadan var.

Esas büyük adanın adanın etrafındaki 3-4 farklı adaya gidiyorsunuz. Otel restoran ve yerleşim yeri olmayan bu küçük adalarda, büyük adaya göre nispeten çok daha güzel plajlarda denize girdik. 6 aylık Tuna da ilk defa burada milli oldu.


Yarım günlük tekne turu boyunca irili ufaklı adaları (Pulau Dayang Bunting, Pulau Beras Basah..) görüyorsunuz. Kristal mavi sularda yüzebilir, bembeyaz kumsallarda veletleri salabilirsiniz. Tekneyle adalara yanaşırken sarı mavi tropik balıkları ekmekle besleyebilirsiniz. Ama turun en büyük atraksiyonu, adanın sembolü olan kartalları beslemek oldu. Pulau Singa Besar adasında kaptan ıslık çalarak havada özgürce dolanan kartalları çağırdı ve denize 3-4 tane tavuk attı, 2 dakika sonra yırtıcı kuşlar görünmeye başlayınca motoru kapatıp bu güzel hayvanların nasıl pike yaparak denizden tavukları topladığını ve yediğini sadece 20 metre ileriden izledik. Kedi besler gibi kartal beslemek epey eğlenceliydi.


İkinci gün ise Mangrove Tour ise adanın kuzeydoğusunda Kampung Kilim’den kalkıyor. Arabamız olduğu için onu da direk iskeleye gidip teknelerle pazarlık yaparak ayarladık. Mangrove ormanlarının içinden tekneyle geçmek çok egzotik bir deneyimdi. O kadar farklı hayvan göreceksiniz ki siz bile bir adada bu kadar hayvanın nasıl yaşadığına hayret edeceksiniz. Son olarak 1 saat yürüyerek gezdiğimiz Geoforest Park var, inanın yeşilin tüm tonlarına doyacaksınız.


Her iki tekne turunda da yanınıza bol bol su almayı unutmayın. Şapka, güneş kremi ve mayo ve şnorkel zaten olmazsa olmazlar.

Mangrove turu dönüşü adanın en güzel sahillerinden biri olan Tanjung Rhu’da denize girebilir, daha sonra da Restoran Seafood Anis’de yemek yiyebilirsiniz. Biz şansımıza tekneci adama sorduk, adanın en güzel kalamarı, karidesi ve hatta levreği (Malayca siakap deniyor) buradadır dedi. Kesinlikle hak veriyorum, tüm Langkawi’de en taze, en ucuz deniz ürünlerini buradaydı. Servis biraz kötü ama artık idare edeceksiniz.


Deniz ürünleri lokantasında adettendir, önce malları göreceksin. Hangisi gözüne güzel görünüyorsa onu sipariş edeceksin. Garson kıza ne yenir diye sorduk, el cevap “Kalamar ve karides” dedi. Hakkını yemeyelim, kalamarlar aynı Yunan adalarındaki gibi tazecik ve bacaklı. Çoook lezzetli, kıtır kıtır ama işin matrak tarafı limonla birlikte değil, acı ekşi sosla geliyor.


Karides ise sadece una bulanıp kızartma değil. Japonların tempurasına benzer bir kızartma. Üzerinde öyle bir katman hamur vardı ki kızgın yağ narin karides etinin kılına dokunmamış, suyunu içine hapsetmiş, ısırınca önce kıtırt sesi kulağınızda çınlıyor, üstüne karidesin o sulu eti damağınıza boşalıyor. Yanında verilen acı ekşi sosa yine pek bulaşmadık, ama karidesler gönlümüzde hatırı sayılır bir yer edindi.


Tam bir köy kahvesi formatındaki Restoran Seafood Anis’i ben çok sevdim. Dışarıdan izbe bir yer gidi görünüyor, içine bir giriyorsunuz “Evet gerçekten izbe bir yermiş” diyorsunuz. Menüsü filan var ama siz neyi nasıl istiyorsanız öyle pişiriyorlar. Bütün bunlara rağmen arabanız varsa gelin deneyin derim. Tazecik ürünler var ve çok çok ucuz. Levrek de (siakap) yedik ama maalesef fotoğrafı yok. Kalamar ve karides olmazsa olmaz! Kolesterol, yağ, gak guk demeyin hiç! Hayatın bu nimetlerinden faydalanmadan beş yıl daha fazla yaşamışız neye yarar.

Langkawi adasının en güzel yanı, koskoca bir duty free shop olması. Yani gümrük vergisi yok. Zira ada çok daha ucuz bir ülke olan Tayland’a çok yakın olduğu için Koh Lipe ile rekabet etmesi imkansız. Malum Malezya müslüman ülke olduğundan alkollü içki çok pahalı, oteller filan da Tayland’a göre nispeten daha pahalı.


Adanın en bilindik plajı Pantai Cenang. Uuuppzun bir kumsal ve bir sürü insan var. O yüzden yüzmekten ziyade piyasa yapmak için güzel bir cafede soğuk bir birayla ferahlayıp gelen geçeni seyretmek için biçilmez kaftan.

Eğer Malay mutfağı ile aranız iyi değilse Yellow Cafe’de oturup pizza & bira yapabilirsiniz. Akşamüstü buraya oturduk ama bir sorun niye oturduk? Olayımız yöresel lezzetler, ama Malay mutfağını biraz baharatlı olduğunu belirtmeliyim. Kalamar kızartma ve karides ızgara dışında bütün yemekler bizim ufaklıklara acı geliyor. Sırf onların hatırına en azından iki günde bir batı usulü yemek yedik, durum bundan ibarettir. Laf aramızda soğanlı ananaslı Pizza Hawai son zamanlarda yediklerimin en iyisiydi. Duyduğumda ilk önce kulağımdan başlayıp mideme kadar içimin erimesine neden olan ananaslı pizza bence İtalyanların da menüsünde bulunmayan Amerikalıların uydurduğu bir lezzet olmuş.


Langkawi: Malezya’nın en turistik ve en bilinen adası. Malezya’nın batı tarafındaki Pangkor ve Penang adalarına göre çok daha güzel plajları ve çok daha temiz denizi var. En az 3 gece kalmak lazım, epey büyük. Daha fazla kalırsanız Taylan’a ait olan Koh Lipe’ye geçebilirsiniz. Temmuz - Kasım arası yağmurlu sezon.

Sosyal medya hesaplarımız:
Facebook
Twitter
Instagram


Penang yazısı için lütfen tıklayın

1 yorum:

eliza bennet dedi ki...

Ellerinize sağlık. Yine güzel ve esprili bir yazı olmuş.

Gittiğimiz ülkeler


Henüz 59 ülke (26.2%) oldu, daha gidilecek çok yer var
Create your own visited map of The World