12 Mayıs 2017 Cuma

Malezya - Kuala Lumpur

2014 yılının başında Malezya’ya taşınırken, uçağımız ilk Kuala Lumpur Havalimanına inmişti. Beni karşılayan şirket şoförü alıp şantiyenin olduğu Tanah Rata’ya götürdü. Zamanımızın büyük bir çoğunluğu şantiyede geçse de haftasonları Kuala Lumpur’a defalarca gittik. Neticede sadece 3 saat uzaklıkta olduğu için alışverişe gitme ayağına, başkentteki binlerce lokantada çeşitli lezzetlerin tadına bakabildik.


Kuala Lumpur (Yazıda KL olarak bahsedeceğim) genel olarak İstanbul’a göre ucuz bir şehir. Eğer turist gibi gezerseniz bu dediğimi çok hissetmeyebilirsiniz, Tripadvisor’dan seçtiğiniz lokantalarda lezzetli ama pahalı yemekler yersiniz. Fakat yerellerin gittiği, İngilizce menünün olmadığı yerlerde löplöpçü gibi yemek yerseniz, KL’de ne kadar ucuza yemek yiyebileceğinizi göreceksiniz.


Unutmayın kosmopolit bir şehirdesiniz ve burada akıllara durgunluk verecek kadar çeşitli ve her bütçeye hitap eden restoran bulmak mümkün. Eğer bir turist gibi 2-3 günlüğüne geliyorsanız, büyük bir ihtimalle Pavilion, KLCC veya Suria gibi alışveriş merkezlerinde “Ay bu yemeğin yağı kokuyo” dememek için Apfelstrudel satılan Batı usulü restoranlara gidersiniz.


Sırtçantası ile gelip düşük bütçeniz varsa Hintlilerin işlettiği 5USD’a mükellef bir yemek yiyeceğiniz küçük esnaf lokantaları bulabilirsiniz. Gözünüzün önünde sıcacık yapılan sarımsaklı peynirli lavaşı köri sosuna bandıra bandıra yerken parmaklarınızı yiyebilirsiniz.


Yerel yemek diyince aklınıza hemen Malay lokantaları gelecektir, ama ben baştan söyliyeyim pek sevmedim. Çin yemeği ile Hint yemeği karışımında. Önce tabağınıza bolca pilav alıyorsunuz, üzerine tavuk, balık et, dana Allah ne verdiyse dolduruluyor.


Ve Malay kardeşlerimiz genelde 5 parmak yiyorlar.


Hakkını yemeyelim arasıra da Hint lokantalarına gitmişliğimiz vardır elbette ama KL’de bizim en sık gittiğim restoranlar Çin restoranları oldu.


Malezya’ya taşınma yazısında bahsetmiştim, Malezya’da yaşayan çok farklı etnik kökenler var, Malaylar ağırlıkta olsa da Çinliler %30 gibi yüksek bir orana sahip. Dolayısıyla sadece KL’de yüzlerde Çin lokantası bulmak mümkün. Bu Çin lokantaları da ikiye ayrılıyor. Gerçekten kapısı duvarı olan, girişte tabelası olan lokantalar var. Bunlar biraz daha restorana benziyor.


Birde pek restorana benzemeyen ama ağzınızı sulandıracak seyyar lokantalar var. Günün belli saatlerinde kurulan, turuncu veya kırmızı tabak çanakları, plastik sandalyeleri olan seyyar lokantalar elbette gizli kaçak iş yapmıyor, illaki vergisi denetimi filan vardır. Ve akşam saatlerinde geldiğinizde önünde kuyruk oluyor.


Tabi Çin lokantası diyince sadece yemek aklınıza gelmesin. Lezzet turuna çıkmadan önce iştahınız açılsın diye kana kana Çin usulü boza diyebileceğimiz “Soya Bean” içebilirsin. Soya bean hakkında Ipoh yazısında detaylıca bahsetmiştim.


Veya tıka basa mideyi doldurduktan sonra üzerine bir Çay Evine gidip değişik değişit yeşil çayların tadımını yapıp, hem beyninizi hem de midenizi huzura kavuşturabilirsiniz. Çin yazısında bu çay evlerini uzuuuun uzun anlatmıştım.


Yeşil çay bana ters diyenlere, tropikal meyveler ile ferahlamak başka bir alternatif olabilir. Buz gibi bir hindistan cevizini taze taze içmek sanırım hepinizin gönlünde yer edinecektir.


Hint dedik, Malay dedik, Çin dedik, lakin KL’de en sevdiğimiz lokantalar Japon lokantaları oldu. Suhsi başta olmak üzere çeşit çeşit Japon yemeklerini Türkiye’nin 1/3 fiyatına yiyebileceğiniz onlarca Japon restoranı var.


İnanın 2 yıl bolunca bir kere bile Türk lokantasına gitmedim. Ah bir İskender olsa da yesek diye içimden geçti elbette ama iskenderi Bursa’da, kebabı Adana’da yemiş birisi olarak ve amacımız yerel yemekleri keşfetmek olduğu için Kuala Lumpur’da kebap yemek hiiiiiç aklıma gelmedi.

Yaşadığımız yer olan Tanah Rata’dan Kuala Lumpur’a gitmek için 2 alternatif yol var. Hızlı ve kolay yol elbette otobandan gitmek, ama bizim gibi ufak tefek kasabalara girip çıkmayı seviyorsanız Sungai Koyan, Raub, Bentong yolunu tercih etmelisiniz. Özellikle Raub ve Bentong arasında bizim Aydın’daki incirciler gibi Jackfruit’çi teyzelerden taze Jackfruit alabilirsiniz.


Ayıklanmış temizlenmiş mis gibi Jackfruit uzakdoğuda ki en sevdiğimiz meyvedir. Aman diyeyim görüntüsüne aldanıp bu güzelim meyveyi leş kokulu Durian ile karıştırmayın. Zaten dış kabuğu benzese de meyvenin kendisinin Durian ile alakası yok. soyulmuş ayıklanmış cillop gibi sizi bekler.


Bentong’da ise Malay usulü sushi diyebileceğimiz Lemang yiyebileceğiniz bir lezzet durağı var, Lemang Toki. Hindistan cevizi sütü ile birlikte pirinçler, içine muz yaprağı sarılı kamışlara dolduruluyor.


Daha sonra bu kamışlar açık ateşte ızgara yapılıyor. Izgara elbette sadece bizim Malay suşileri (Lemang) için değil. Üzerinde ayrıca tavuk ve dana eti de pişiriliyor ama genelde çok pişirdikleri için kaskatı oluyor.


Lemang’lar piştikten sonra muz yaprakları ile birlikte çıkarılan pirinçler kalın tavla pulu gibi dilim dilim kesilip acı körili tavuk veya dana sote ile birlikte yeniyor. Muz yaprağının ve hindistan cevizinin rahiyası ile pişen pirinçler, acılı sulu yemeğe bandıra bandıra yeniliyor.


Lemang Toki’de Cendol denen Malay usulü bicibici de deneyebilirsiniz. Özellikle nemli ve sıcak Malezya günlerinde oldukça ferahlatıcı. Ama size ufak bir tavsiye, yine Bentong’da harika dondurmaları olan Çinlilerin işlettiği Kedai Kopi Kow Po’da cendolun daha güzelini yiyebilirsiniz.


Özellikle Kuala Lumpur’da tüm bu yemekleri bulabileceğiniz yerleri sırasıyla yazacağız. Öncelik elbette China Town başta olmak üzere Çin yemeklerinde olacak, ondan sonra şehirdeki Japon restoranlarından detaylıca bahsedeceğiz, son olarak da AVM’lerdeki sevdiğim janjanlı mekanlara göz atacağız.


Sosyal medya hesaplarımız;

Kuala Lumpur Çin Yemekeri az sonraaaaa



2 yorum:

Avrupada Yasam dedi ki...

Dünya haritası kıpkırmızı ,Finlandiya beyaz.Özellikle mi gelmediniz Finlandiya'ya? :D

eliza bennet dedi ki...

Haydaaaa ben tam bir yazı beklerken film fragmanı gibi bir şey çıktı karşıma :) Ağıza bir parmak bal çalmak bu olsa gerek. Diğer yazıları hevesle bekliyorum.

Ben KL'e gittiğimde Çinli arkadaşlarda kaldım, onlar gezdirdi ve sanırım pahalı yerlere götürdüler, her ne kadar "ben pazarlara filan gideyim" dediysem de dinletemedim. Kendi evlerinde bile ithal şeyler ikram ettiler. Misafirperverliğin bir kötü yan etkisi bu oldu galiba.

Gittiğimiz ülkeler


Henüz 57 ülke (24.8%) oldu, daha gidilecek çok yer var
Create your own visited map of The World