27 Eylül 2017 Çarşamba

Tayland - Koh Lanta

Andaman denizine bakan Lanta adası (Koh Lanta) henüz Phuket gibi Phi Phi gibi yıldızı parlamamış bir maden cevheri, fakat 10 sene sonra Phuket’ten pek farkı kalacağını sanmıyorum. Başta her adımda sizi mutlu edecek sıcakkanlı ve misafirperver insanları olmak üzere, Koh Lanta özellikle deniz ürünleriyle bizim gibi löplöpçüler için ziyaretçilerine çok şey vadediyor. Karides midye lagos zaten Güney Tayland’da heryerde bulunuyor ama bu adadaki deniz ürünlerinin tazeliği ve fiyatları esas beni cezbeden husus oldu.


26.11.2014      Çarşamba      Koh Lanta
4 gün kaldığımız Ao Nang’dan Koh Lanta adasına ulaşım hem araba (2000 Baht) ile hem de tekne (550 Baht) ile mümkün. Eğer aceleniz yoksa tekneyle geçin derim, fakat bizim gibi kalabalık olunca hele 2 tane de küçük çocuk olunca minibüs tutup gitmek daha mantıklı. Ao Nang – Krabi arası 100 km ve yaklaşık 2 saat sürüyor. Bu süreye feribot bekleme ve geçiş süresi de dahil.


Yanlız feribot dediysem, koca bir saldan ibaret. Kaptan köşkünün resmine bakın, gerisini siz tahmin edin. Neticede 10 dakikalık bir yolculuk için, Tayland’lı kardeşlerimiz feribotlara çok da para harcamamışlar. Hani batmıyor ama her an batabilir hissi verdi bite. O sevmediğimiz eski külüstür Eskihisar Topçular feribotlarının gözünün yağını yerim.


4 gece kaldığımız Lanta Mermaid Boutique House kapıdan içeri girerken ayakkabılarınızı çıkarttığınız, içerisi bal dök yala cinsinden 8-10 odalı, denize 150 metre uzaklıkta şahane bir otel. Birbiri arasında bağlantısı olan 2 oda aldık, kahvaltı dahil gecelik toplam ücret 4473 Baht.

Öğlene doğru anca vardığımız için karnımız çok acıkmıştı, istikamet Thai Cat. Daha önceden biraz araştırmıştım, burası çocuklu aileler ve denize nazır yayılmak isteyenler için biçilmiş kaftan. Daha kapısından içeri girerken sanki cennete gelmişssiniz hissi veriyor.


Deniz kenarındaki localara oturur oturmaz hemen yeşil mango salatası, pat thai, kızarmış pilav ve tavuklu yeşil salata siparişi verdik. Yemekler gelene kadar da taze sıkılmış meyve suyu ile Uzak Doğu Asyanın nimetlerinden faydalandık.


Yahu bu gezide mango salatasının adeta müptelası olduk desem yeridir. Nerede yersek yiyelim, bir papaya salatası bir de mango salatası söylemeden edemedik. Ekip 4 kişi olduğu için zaten herkes bir çatal atsa hemencecik bitiyor.


Pat thai son 3 gün içerisinde yediğimiz en güzel hazırlanmış olanıydı. İçinde sadece sebze ve karides değil, ayrıca bol bol kalamar da vardı. Aynı benim evde hazırladığım gibi, makarnasından çok malzemesi vardı. Sağ taraftaki pirinçler aklınızı karıştırmasın, ayrı bir porsiyon kızarmış pilav istendi, tadımlık olarak bu tabağın yanına kondu.


Fiyatlar gayet güzel, kızarmış pilavlar 80 Baht, deniz ürünlü pad thai 130 Baht, mango salatası 140 Baht. Ao Nang’daki fiks mekanımız Swiss Chalet’ten hem biraz daha ucuz, hem de kumsalda denize nazır yemek yemek gibi kaydadeğer bir artısı daha var.


2 saatlik yolculuk, üstüne yemeği de yiyince insanın denize nazır şööööyle bir uyuyası geliyor. Hele bir de denize nazır masaj yapılıyorsa yeme de yanında yat.


Thai Cat Restoranın masaları hemen sahilde yer alıyor. Normal bildiğiniz masalardan başka ayrıca bir de ahşap localar yapmışlar, bağdaş kurup yemeğinizi yiyorsunuz, taze meyve suyunuzu içiyorsunuz. Çatısı sizi güneşten korurken yan tarafları açık olduğu kendinizi kumsalda hissediyorsunuz. Çocuklara hemen oyuncak verdiler, servis aşırı nazik ve kibar, ayrıca çok hızlı.


4-5 saat burada miskin miskin oturduktan sonra akşamüstü mangal yanınca kedi gibi ustanın yanında bittim. Koh Lanta sahilindeki lokantadan fiyat bildiriyorum; Baracuda 1000 TBH/kg, Levrek 800 TBH/kg. Yanlız bunlar çiğ balık fiyatı değil, tartılıyor pişiriliyor servis ediliyor, kuver filan hepsi içinde lokanta fiyatı.


Sol taraftakiler Asya levreği olarak geçiyor. Malezya’da siakap dedikleri bu balık bizim bildiğimiz levreğin aynısı. Ortadaki Russel’s Snapper diye geçiyor mercangillerden beyaz etli bir balık. Sağdaki ise bizim 2006 Tayland turunda ayıla bayıla yediğimiz paggao yani lagos.


Balıklardan başka ayrıca 2 çeşit jumbo karides ve sübye (cuttlefish) vardı. Değişik bir şey yiyelim dedik, baraküda ve sübye söyledik. İşte tam bu anda fotoğraf makinasının pili bitti ve bu geceye ait başka resim maalesef yok. Ama hiç üzülmeyin burayı o kadar çok sevdik ki her gün buraya geldik, sizler mahrum kalmayın diye bol bol resim çektik.


Baraküda için bizim turna balığına benzer bir lezzeti olduğunu söyleyebilirim. Hafif doygun ve yağlı bir eti var. Sübyenin ise bildiğimiz kalamar ile hiç alakası yok, pammuk gibi yumuşacık yapmışlar ama tadı tuzu pek yok, soslarla allayıp pullamışlar.


27.11.2014      Perşembe        Koh Lanta
Otelde yediğimiz kahvaltı pek yöresel değildi. Genel olarak batı usulü hazırlamışlar, o yüzden hafif atıp sahile çıktık.

Otelimize çok yakın bir mesafedeki Easy Bar’ın önünde güzel bir kumsal olduğu için çöktük. Çocukların kova küreğini çıkartıp saldık kumlara. Biz de denize bir girip çıktıktan sonra etrafa sarımsak ve zencefil kokuları yayılmaya başlayınca “Gereği neyse yapmalı” diyip saate aldırmadan diye bol zencefilli, hindistancevizi sütlü, lemongraslı ve ananaslı tavuk çorbası (Tom Kha Kai) söyledik. Tabak güzel, ama manzara daha güzel.


Öğlene doğru tekne kiralayıp Koh Lanta’nın doğusundaki dört adalara (Koh Ngai, Koh Kradan, Koh Muk, Koh Cherk) gitmeyi planlamıştım. Ama pazarlık için gidince longtail tekneler ile ulaşım biraz uzun sürdüğünden, speedboat ile gitmek daha mantıklı olduğunu, onun da fiyatın biraz tuzlu olduğunu öğrendik. Grupla çıkılan turlar da sabah 09:00’da başlayıp 16:00’da bittiği için tüm günü bağlamamak için üşengeçliğimizden Sala Dan sahillerinde lök gibi yattık.

Akşam yemeği için bugünkü tercihimiz sırf girişinde kocaman kömür mangalı olduğu için Black Perl oldu. Kalamar karides artık bir yere kadar, biraz da balık yiyelim değil mi?


Her ne kadar “balık yiyelim” desek de, önden altlık söylemeden yapamadık. Çocuklar için spring roll, yani sebzeli veya karidesli sigara böreği söyledik.


Bizim için de mango salatası artık olmazsa olmazımızdı. Ne yapalım yani, Tayland’a gelip de çoban salatası veya Greek Salad söyleyecek halimiz yok. Yerel ne varsa o!


Isınma turlarını da jumbo karides ile yaptık. Ama hiç soya sosu veya acı sos filan kullanmadan sadece mangalda kabuklarıyla pişirilmiş olarak. Ustam karideslerin sırtlarını çizdikten sonra hafif ekşimsi bir suya batırıp kömürün üzerine malları yatırdı. Zannımca Malezya Redang gezisinden beri en güzel karideslerini burada yemişizdir.


Lagosun karşılığı Tayland’da paggao olarak geçiyor. Aynı bizdeki gibi büyük beyaz etli ve lezzetli bir balık. Fakat deniz suyu sıcaklığı 27-29 derece olduğu için balık fazla yağlı değil. Lagosu mangalda pişirmek ustalık ister, zira herkes Mersin yazısında bahsettiğim gibi ızgarada lagos pişiremez. Tay ustam 1.5 kiloluk balığı fileto kesip ızgarada pişirmesine rağmen tam kıvamında pişirmiş. Çok fazla sosa bulamadan, balık tadını alabileceğimiz şekilde layıkıyla pişirmiş.


Black Perl hiç planda yokken tesadüfen bulduğum bir yer, adada 4-5 gün kalıyorsanız tavsiye ederim. Çift beyaz örtülü lüks lokanta olmadığı için fiyatlar gayet uygun. Karides, kalamar, balık, midye ne isterseniz var. İnternette sıralamalarda çok yukarılarda değil, ama benden geçer not aldı. Özellikle akşamüstleri gün batımında gelmenizi öneririm.

Yemek sonrası biraz yürüyüş yapalım, yediklerimizi eritelim dedik. Dikkat ettim, genelde marketler kapılarının önüne masa atmışlar isteyen kapının önünde demleniyor. Olay budur! Bakkaldan biranı fıstığını alacan, hemen önünde içecen. Şunu İstanbul’un göbeğinde bir tekel bayii yapsa, ertesi gün ya dükkan kapanır ya da dükkan sahibi tutuklanır.



28.11.2014      Cuma              Koh Lanta
Bugün tamamıyle yayılma günü! Sabah kahvaltıyı hotelde yapıp, soluğu yine Thai Cat’te aldık. Gidiş çok zor değil, otelimize yürüme mesafesi ama saat 10:00 oldu mu hava ısınmaya başlıyor, çoluk çocuk olmasa belki... En güzeli tuktuka atlayıp 5 dakkada Beşiktaş.

Thai Cat’i sanırım Koh Lanta’da ki fix mekanımız olarak belledik. Böyle bir yer Bodrum’da olsa sanırım 4 ay full çeker. Girişte sizi selamlayan güler yüzlü garsonlarını, çocukların eline tutuşturdukları kazma, kürek ve diğer bir sürü oyuncağı, denize nazır localarda 5 saat oturup “Bir şey lazım mı abi?” diye zırt pırt taciz etmemeleri, yemeklerini, kumsalını, herşeyini çok sevdik.


Yemeklerini özellikle çok sevdiğimi belirtmeliyim. O zamana kadar bir çok yerde Pad Thai yedik, en fazla 2 tane jumbo karides koyuyorlardı. Burada Seafood Pad Thai diye bir şey var, aman allahım, İtalyanların Spagetti Frutti di Maare’si gibi bir şey. Kalamar, karides, balık, midye... ne ararsan var. “Ustam 1 Phat Thai çek, bol kalamarlı olsunnn”. Makarna bulana çeyrek altın hediye ediyorlar, o derece.


Akşamüstü otele bile dönmeden tüm gün oturduk, uyuduk, taze meyve suyu içtik denize girdik, Andaman denizinin keyfini çıkarttık. Bu arada Tayland hükümeti sahilleri çok güzel korumuş. Denizin dibine kadar, şezlong ve güneşlik koymaya izin vermeyip manzaranın içine etmemişler. Belki burası Phuket veya Phi Phi adalarından birinde olsa çok daha fazla turist olurdu. Lanta adası dedim ya, henüz Phi Phi adaları kadar keşfedilmemiş bir cevher.


Akşam mangal yanınca bu sefer fotoğraf çekmeyi başarabildim. Ne kadar sağlıklıdır bilmiyorum ama balıkları aluminum folyaya sarıp pişiriyorlar. Narin balık eti açık aleve direk maruz kalıp kurumasın diye sanırım yavaş yavaş pişmesi için böyle yapıyorlar. Vietnam Hoi An gezisinden hatırlıyorum, balıkları alüminyum folyoya değil, muz yaprağına sarıyorlardı.


Balıklar pişene kadar altlık olarak karides köftesi ve löp karides ile ilk biraları yuvarladık. Gerçi çocuklar için söylemiştik ama karides köftesi daha önce bizim Malezya’dan aşina olmadığımız bir şey olduğu için epey rağbet gördü. Çocuklara kalmayınca bir daha söyledik.


“Köfte, kuzu etinden mi olur dana etinden mi?” diye bir geyik vardır. Valla kardeş onu bunu bilmem Tayland’da karidesten yapıyorlar! Dış yüzeyini ben Suriye Halep gezisinde yediğim falafellere benzettim. Karidesin tadı öyle aman aman gelmiyor ama genel olarak çok lezzetli. Büyük bir ihtimalle dünden satılmayan taze balıkları da bir şekilde böyle pişirip değerlendiriyorlar.


Tayland’da deniz kenarındaysanız, öğlen akşam farketmez karides siparişi vermek Allahın emri. Her öğünde karides ve mango salatası yemekten halen sıkılmadık. Türkiye’de pahalı olduğundan mıdır, Malezya’da yaşadığımız yer denize uzak olduğu için pek bulunmadığından mıdır, karidesi ailecek seviyoruz arkadaş. Zaten 4 büyük 2 çocuk için ortaya söylenen bir porsiyon karidesin lafı mı olur canım.


Gelelim esas oğlan paggao denen balığımıza. Orfozumuz domates kabuğuyla veya hıyar dilimleriyle gereksiz süsleme sanatı yok, balık garnitür manyağı olmamış. Dün balığımızı kelebek kesip ızgara yaptıklarında pek içime sinmemişti ama aile ortamında cazgırlık olmasın diye ses etmemiştim. Bu sefer ustaya baştan balığımızı hiç kesmeden ve sırtını çizmeden pişirmesini tembih ettim. 9 aydır Malezya’da yaşıyorum, ağız tadıyla bir balık yiyememiştim, aylar sonra bu sefer tam istediğimiz gibi lagosu yardırdık!


Balık siparişini alırken nasıl bir sos istediğimizi sordular. Ben soya “sosu sürecekler mundar edecekler” diye düşünürken, garson “Butter lemon” tavsiye ederim diyince yüzüme bir anda gülümseme geldi. Şimdi anladım bu ustaların lokum gibi ama yağsız olan lagosu nasıl pamuk prensese çevirdiklerini. Zaten şu tereyağı neyin içine girse, başka bi güzel oluyor. Babaanne saolsun lagosa bir girişti, çocuklara löp balık eti çıkarttı.


Thai Cat’te iki öğlen yemeği iki de akşam yemeği yedik, artık tüm garsonlarla ahbab olduk. Bir lokantaya 2 gün üstüste gitmek için 2 sebebim vardır. Ya başka alternatifim yoktur ya da beni burada gerçekten çok mutlu edecek etkenler vardır. Daha önce de söyledim, burada sadece yemeğin lezzeti veya fiyatı değil, ortamın atmosferi, garsonların davranışları çok hoşumuza gitti. Kesinlikle Koh Lanta’ya gidenlere özellikle gündüz zamanı tavsiye ederim, bizim gibi çok beğenirlerse akşam yemeğini de elbette yiyebilirler.

Yemek sonrası çocuklar bayılıp uyudukaları için otele kadar yürüdük. Meğer Koh Lanta’nın da gece alemleri de epey kuvvetliymiş. Çoluk çocuk olduktan sonra pek o işlere bulaşmıyoruz, malum biz löplöpçüyüz. Peki Löplöpçü adam ne yapar, karnını kovuşturarak eve dönerken cıptıs cıptıs barlara pek bulaşmaz ama yolda katmer yapan teyze görürse durur yer.


Bu sefer değişiklik olsun diye taze hindistan cevizi koydurduk. Kulak memesi kıvamındaki taze hindistan cevizleri rendelenip sacın üzerine fıstık yağı ile pişen hamurun üstüne konuyor. Sonra hamur zarf gibi katlanıp, cumburlop mideye. Tayland’da dikkat edin, katmerlerin üzerine Nestle marka condensed milk denen yoğun ve tatlı kremaya benzer bir şey sürüyorlar. Hem içindeki şekerden pek hazetmiyorum, hem de katmerin çıtırlığını bozuyor.



29.11.2014      Cumartesi      Koh Lanta
Bugün günlerden dalış! Perhentian yazısında bahsettiğim dalış hocası İzmir’li Harun yılın belli zamanında Malezya’da belli zamanlarında da Tayland’da çalışıyormuş. Onun sayesinde uygun fiyatla Andaman Dive Adventure ile tüm günlük dalış turuna katıldım.


Dalmayı seven herkese Uzakdoğuda en az bir kere dalmasını tavsiye ederim! Öyle Sıpadan'a filan gitmeye gerek yok. Andaman denizindeki onlarca hatta yüzlerce çeşit rengarenk balıklara bayılacaksınız.


İlk dalıştan sonra meyve ikramı yapıldı. Memlekette en bol ve en ucuz meyveler karpuz, ananas ve muz. Hava sıcak olduğu için muza pek ihtiyaç duymadım ama karpuz ve ananas ilaç gibi geldi.


Tayland’da daha önce 2006 yılında da dalış yapmıştım, çok fazla derine gitmeye gerek yok, 10-15 metrede inanılmaz canlılar görüyorsunuz. Hal böyle olunca basınç fazla olmadığından en az 1 saat dalış yapabiliyorsunuz. Su sıcaklığı 29 derece olduğu için üşüme derdi de yok, hiç bitmesin istiyorsunuz.


Dalış turunda öğlen yemeğimiz hiç de yabana atılacak gibi değildi. Pilav tavuk karpuz fix ama Türkiye’dekinden daha zengin olduğu kesin. Patatates ve bol zencefil ile pişirilen tavuklar yumuşacık ve çok lezzetliydi. Pilav bildiğiniz yağsız tuzsuz pirinç işte, tavuğun altına yatak yapmışlar.


Bodrum’da dalış yaparken iki lagos görecez diye yırtınırız ya, Tayland’da Malezya’da her dalışta lagos, baracuda, jumbo karides görmek garanti. Andaman Dive Adventure adadaki diğer dalış okullarına göre biraz pahalı ama teknesi ve malzemeleri pırıl pırıl, ayrıca yemekler de iyiydi. 3 günlüğüne gidip 1-2 dalış yapayım diyenlere,  gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.

Akşamüstü otele gidip bir güzel aklanıp paklandıktan sonra Özenç ve çocuklar ile buluştum ve şehir merkezinde biraz turladık. Akşam yemeği için deniz ürünleri ve Tay mutfağı konusunda çok iyi yorumlarını okuduğum L.Maladeee Restaurant’a oturduk.


Restoran dediğime bakmayın, en fazla 30-35 kişi alan şahane bir aile işletmesi. Balık ve karides dışında yengeç ve ıstakoz gibi her yerde bulunmayan deniz ürünleri de var. Ama bu dediklerim Malezya’da da olduğu için biz üçüncü gecemizde de balıktan daha doğrusu lagostan devam ettik. Zira balıkların hepsi birbirinden güzel görünüyordu.

Balık gelene kadar altlıklarla idare etmek adettendir. Bu gezide defalarca yediğimiz Papaya Salatasını (Som Tam) son bir kez daha burada da yedik. Kesinlikle çok sevdiğimizi söyleyebilirim. Kütür kütür papaya, havuç ve fıstık her ısırdığında ağzına kıtır kıtır oynaşıyor, hem de sonunda güzel bir tad bırakıyor.


Arka plandaki springroll yanlış anlaşılmasın çocuklar için. Karidesli, tavuklu ve sebzeli seçenekleri var, elbette karideslisini seçtik. Çocukların eline karides versen pek yemezler belki ama bu gezide herhalde börekti, köfteydi derken Tuna bir kilo, Ege de yarım kilo karides yemiştir.

Eveeeeet! Tayland gezimizi 1.5 kiloluk lagos ile kapatıyoruz. Her ne kadar biz ızgara veya tava balığa alışmış olsak da Tayland, Malezya ve Çin gibi uzakdoğu ülkelerinde balığı genelde buharda pişirip, üzerine sos ilave ederek önünüze getiriyorlar. İlk başlara Malezya’da buna alışamamış, “Ulan yine mundar etmişler caanım lagosu” desem de neticede farklı lezzetlere açık olmak lazım. Tamam evde böyle pişirmeyiz ama madem tatildeyiz o zaman gak guk etmemek, keyfini çıkartmak lazım. Hem de o kişniş yaprakları bambaşka bir lezzet katmış, son dokunuş müthiş olmuş.


Arkadaki otlara da değinmek istiyorum. Ayıptır söylemesi otlarıyla ünlü İzmir’de büyüdüm. Sebzelerle aram pek iyi olmasa da Ege otlarını çok severim. Malezya’da olduğu gibi Tayland’da da otlardan şahane yemekler yapıyorlar. Morning Glory denen bu ot, sarımsak ve soya sosu ile birlikte pişiriliyor. Eve dönünde gelip baktım, Gündüz sefası diye geçiyor ama bildiğimiz çiçek olan Akşam sefasımı emin değilim. Siz Morning Glory diyin onlar getirirler.

Yemek sonrası kapanışı Tayland usulü tatlılar ile yaptık. Tempura kızarmış muz ve ananas yedik ikisi de fena değildi. Muzda pek fazla numara yoktu diyebilirim, daha çok diyet işi gibiydi. Bizim lokma tatlısına benziyor ama kızartıldıktan sonra şerbete batırılmamış. Şerbet ortada ayrıca getirilmiş, isteyen istediği kadar bandırıyor.


Ama ananas öyle değil, dışı kıtır içi sulu sulu olduğu çok daha fazla beğendik. Hiç şerbete ihtiyaç olmadan kıtır kıtır götürdük. Dışındaki kıtırlaşmış hamuru “hort” diye ısırıyorsun, anansın suyu “horş” diye ağzına boşalıyor.


4 büyük 2 çocuk yedik içtik, güzel zaman geçirdik, 1500 Baht hesap ödedik. Neredeyse çerez parası! Ortamın güzelliğini, yemeklerin kalitesini, personelin sıcak davranışlarını da hesaba katarsanız L.Maladeee Restaurant’ı bu Tayland gezisinin en iyi lokantası seçebilirim. Keşke daha önceden keşfetseymişiz diyecem ama bu sefer Thai Cat’e ayıp olacak. Ama en azından akşam yemekleri için listenize alın derim. Lezzetsiz balıklardan sıkılanlar için, burası kaçırılmaması gereken bir yer.


30.11.2014      Pazar              Krabi – Kuala Lumpur
Son günümüzde kahvaltıyı hiç otelde almadan dışarı çıktık. Lanta Mermaid Boutique House allah için çok çok güzel tertemiz bir oteldi. Ama kahvaltısında pek yöresel lezzetler olmadığı için direk fix mekanımız Thai Cat’a gittik.


Thai Cat bu gezimizde en sevdiğimiz yerlerden biri oldu. Aynı L.Maladeee Restaurant gibi personel pek bir ilgili sevecen ve güzeryüzlü. Denize nazır sabah çorbası Tom Yam ile Tayland turunu kapattık.


Tom Yum çorbasının çok acı yapıldığını söylemiştim, ama içine bizdeki gibi kırmızı pul biber konduğuna ilk defa şahit oluyorum. Genelde Tayland’da acı olması için kırmızı biber salçası (Thai Chili Paste) koyarlar. İlk defa böylesine denk geldik. Eskiden acılı terbiyeli işkembe çorbası içerdim, şimdi acılı hindistan cevizi sütlü tomyam çorbası. Hey gidi dünya lezzetleri.


Tayland’a gelmeyi düşünenlere, denize nazır yayılıp kafayı dinlemek isteyenlere Koh Lanta’yı tavsiye ederim. Puket'in 20 sene önceki hali gibi. Bu arada Fransızların Survivor Programı zamanında Koh Lanta’da çekilmiş, hızlı bir şekilde kalabalıklaşıyor. Yediğimiz tüm yemeklerin belli bir düzeyi tutturduğunu düşünüyorum. Bu düşüncem sadece ana yemekler için değil, karidesten çirbalara kadar her yemek için geçerli. Tayland’ı yine sevdik yine sevdik, 5. kez geleceğimize kesinlikle eminim.

Son bir not daha; “Parayı Malezya’da kazanacan, Tayland’da yiyecen” 2014-2015 yıllarında uzakdoğuda yaşayan bir gezgin atasözü J



Sosyal medya hesaplarımız;






2 yorum:

eliza bennet dedi ki...

OOOooo oooo şahane fotoğraflar, harika bir yazı. Ellerinize sağlık.

Gurcan Saripinarli dedi ki...

Gene muhteşem resimler ve harika bir yazı. ellerinize sağlık, damağınıza kuvvet.

Gittiğimiz ülkeler