17 Haziran 2018 Pazar

Endonezya - Lombok


Turistik Bali adasından bahsettik, sessiz sakin motorlu araç olmayan Gili Air’den bahsettik, gelelim pek bilinmeyen ve hiç turistik olmayan Lombok Adasına. Aslında bizim buraya gelmemizin tek sebebi, Bali-Kuala Lumpur biletinin yarı fiyatına Lombok-Kuala Lumpur uçak bileti bulmamızdı. Şener Şen’in kulakları çınlasın maceralı bir şekilde geldiğimiz adadan, bol bol yöresel lezzetlerle tanışarak ayrıldık. Ne yalan söyliyeyim şimdi bana Endonezya deseler aklıma turistik Bali değil, o güzelim lagosları yardırdığımız Lombok geliyor.



17.05.2015      Pazar              Gili – Lombok

Endonezya’nın yeni yeni duyulan Lombok adasına normalde Gili Air’in ana iskelesinden kalkan tarifeli teknelerle gitmek yerine aynı paraya 3 yetişkin 2 çocuk olduğumuz için ufak bir tekne kiralayarak işi eğlenceye döktük. Tesadüfen sahilde dolanan bir tekneye “Abi Lombok’a kaça götürürsün” diye olta atmamla macera başladı.




Gili Air’de yemek yediğimiz cafenin önünden tekneye bindik ama, kaptan kaçak yolcularla Lombok limanına girmek istemediği için, bizi 500 metre uzaktaki bir köye bıraktı. Aynı Şener Şen’in -Almanya diye İstanbul’a bıraktığı yolcular gibi- sap gibi ortada kalıverdik. Etrafımızda ne minibüs ne taksi hiç bir şey yok, bebek arabalarıyla kumsalda etrafa bakınırken, önce köyün çocukları geldi yanımıza. Biz de işi dalgaya vurduk, köyde yemek yiyen ahalinin köy sofrasına oturup yarım saat beraber birşeyler yedik içtik.




En sonunda halimize acıyan teyzelerden biri limandan tanıdığı bir akrabasını (taksi) çağırdı ve otelimize gittik. Artık 2 gün janjanlı Living Asia Hotel’deyiz, çok uzun zamandır böyle lüks bir otelde kalmamıştık.




Otel odası güzel, ama banyosu çok daha güzeldi. Zeminde taşlar var, çıplak ayakla gezerken sanki, sahilde dolaşıyormuşsunuz hissiyatı veriyor. Bir de tam duşun olduğu yerin tavanı açık ki püfür püfür açık havada banyo yapıyorsunuz. Endonezya banyo mimarisini sevdik. 2 king yatağın olduğu aile odası gecelik 881.000 Rp.




Eski takipçiler bilir, genelde otelde yemek yemeği pek sevmem, kahvaltı neyse de akşam yemeği için illa yöresel yerler bulmak isterim. Yöresel lezzetlere Senggigi’deki SquareRestaurant’da “Begibung Menu” ile damardan giriş yaptık. Yan masadakiler masaya 6 çeşit yemek söyleyince, biz de gaza geldik donattık masayı. Begibung demek ailecek yenen yemek demekmiş. Ortaya karışık 5-6 yemek gelirmiş herkes herşeye çatal atarmış, “Acaba onun yemeği daha mı güzeldi” stresi olmazmış. Tam da biz löplöpçülere göre.



Önden Çin kaşıklarında servis edilen ananaslı tavuk geldi. Kaz gibi bir kerede yutuverdik.




Üstüne babelung denen dana kaburga ve karamelize soğan ile yapılan çorbadan içip iştahımızı açtık. Bu çorbada kilit lezzet demirhindi meyvasıydı. Son zamanlarda Türkiye’de de moda olan demirhindi şerbetinin Uzakdoğu Asya’da sıcak yemeklere de dahil oluyormuş. Acaba Osmanlı’da da yemeklere kullanılır mıyıdı? Bilen varsa beri gelsin.




Çorba sonrası ana yemek niyetine adını hatırlamadığım ufak ufak bir çok şey masaya kondu. Hangisinin adı neydi filan demeden giriştik.




Singang Udang içlerinde en çok hoşumuza giden yemek oldu. Zerdeçallı karides hem de hindistan cevizi sütü ile birleşince tam bir lezzet bombasına dönmüş.




Goreng Daging, dana etini uzun sürede fırında pişirilerek yapılmış. Deniz ürünlerine pek bulaşmak istemeyenlere illa kırmızı et isterim diyenlere göre. Limonotu ve hindistancevizi sütlü dana yahni diyebiliriz.




Elbette bu kadar sulu yemeği kaşık kaşık yemiyorsunuz. Herkese pilav geliyor, tabağınıza önce pilav koyuyorsunuz, sulu yemekleri de sırayla pilavüstü kurufasülye gibi deniyorsunuz.




Yemekler genel olarak biraz baharatlı ve acı olduğu için pilavüstü yemek her zaman daha mantıklı. Elbette biraz tadına varayım derseniz löplöp kaşıkla yemekte fayda var ama dikkatli gidin derim. Baharatlar biraz farklı, yemek acı olmasa da bağırsaklar şaşırabilir, haberiniz olsun.




Küçük çocukla gezenlere tavsiyem hiç bir yemekte kızarmış pilavı masanızdan eksik etmeyin. Tavuklu, etli, sebzeli, karidesli, balıklı...  artık orası size kalmış. Her halukarda içinde hem yumurta hem de sebze olduğu için, besleyici ve doyurucu olacaktır.




Kapanışı Pisang Lose ile yaptık. Pandan yaprağı ile hazırlanan bir hamuru muza sarmışlar, üzerine de hem hindistan cevizi sorbesi hem de doğal palmiye şekeri şurubu koymuşlar gayet hafifti.




Ama esas bomba Türkiye’den de tanışıklığımız olan çikolatalı sufle oldu.




Rengi pek koyu olmasa da tadı tuzu yerinde. Ama esas önemli olan kıvamı mükemmeldi. Ne çok pişmiş sertleşmiş, ne de çok sulu kalmış! Tam arası. Dondurma eşliğinde çocuklar bir çırpıda götürdüler.




Lombok çok turistik olmadığı için böyle güzel bir restoranda Bali’de ödediğimizin yarı fiyatı kadar hesap ödedik. 3 yetişkin 2 çocuk toplam 735.000 IR hesap geldi, gönül rahatlığı ile Square Restaurant’ı tavsiye edebilirim.



Yemek sonrası sokaklarda biraz dolanalım dedik, Martabak satan bir seyyah görünce hemen dayandık. Aslında açlık filan yok da, belki çocuklar yer diye baktık (yersen).




Bizdeki katmere benzer bir şekilde hamur açılıyor, tavada sıvı yağ ile pişiriliyor, üzerine de fıstık kreması ve yoğunlaştırılmış süt ekleniyor. “Condensed milk” denen bu meret zaten neyin içerisine girse yemeğe aşırı güzel bir lezzet veriyor ama her ne hikmetse Türkiye’de pek fazla tüketilen bir malzeme değil.




1 martabakı 5 kişi paylaşıp tuktuka bindik ve bizi hayli büyüleyen lüks otelimiz Living Asia Resort’a döndük.





18.05.2015      Pazartesi         Lombok

Bali’deki hengamenin aksine Lombok’a kesinlikle dinlenmek için geldik diyebilirim. Kahvaltıyı efendi gibi otelde yaptık, deniz kenarında dinlendik, hatta yaşlı teyzeler gibi otelde havuza bile girdik.




Çinlilerin congee dedikleri pirinç peltesini Çin yazılarımdan hatırlayacaksınız.




İçinde fıstık ve yumurta konunca epek doyurucu ve lezzetli oluyor. Yoksa sade sade yerseniz pek bir şeye benzemiyor, ameliyattan çıkan hastalara verilen yemeklerden hallice.




Sabah kahvaltısında mohi mohi soslu kılıç balığı, yanında da kızarmış balkabağı yediniz mi hiç? Uzakdoğuda en sevdiğim şeylerden biri de sabah kahvaltısında bile sıcak yemek yenmesi.




Kapanışı ise taze meyve ve az biraz yulaf (namı diğer hayvan yemi) ile yaptık, mideyi nötürledik.




Mis gibi Endonezya’ya gitmişiz elbette denize de girdik ama Gili Air dışında çok da öyle şahane bir plaj gördüğümüzü söyleyemiyeceğim. Otelin de plajı var ama deniz dalgalıydı, iskele olmadığı için çocuklarla gitmek pek rahat olmadı. Biz de herkes gibi havuz keyfi yaptık. Ege kolluklarıyla kendisi yüzebiliyor artık Tuna’yı da yavaş yavaş suya alıştırıyoruz.




Öğlen yemeğini hafif geçiştirdik. Otelin bünyesindeki Malaka Beach Bar’da romantik bir ortamda denize nazır Endonezya lezzetleri yiyebilirsiniz.



Endonezya lezzetleri dedik ama zaten Uzakdoğuda yenen 2 temel yiyecek var, biri pilav diğeri makarna. Haliyle deniz kenarında olduğumuz için deniz ürünleri olan makarnayı seçmekte fayda var. Karides, balık, havuç, taze soğan... Allah ne verdiyse koyuyorlar, hem size hem çocuğunuza göre mükellef bir yemek. Yanlız çocuk yiyecekse siparişi verirken “Soya sosunu az atın” diye belirtmekte fayda var, biraz tuzlu gelebilir.




Endonezya da Malezya gibi taze meyve cenneti. Lime ve hindistancevizi suyu ile harika içecekler hazırlıyorlar. Hem benim hem Tuntun için deniz kenarında serinlemek için birebir.




Bir önceki gün limandan otele gelirken Bukit Malimbu civarında yol kenarında balık pişirenleri görmüştük, hadi dedik bir bakalım neymiş olayları. Taksiye bindik gittik, yanyana dizilmiş 5-10 tane baraka var, her birinin önünde de mangal yanıyor.




Sıradan hepsini dolanıp balıklara gözatıp fiyat araştırması yaptık. Sonunda eli yüzü düzgün 2 adet lagosa benzer beyaz etli bir balık aldık. Lagos veya orfoz ingilizcede “Grouper” olarak geçiyor ama, Uzakdoğuda bunun da çeşitleri varmış.




Normalde lagos yağsız olduğu için mangala pek gelmez, tavası daha güzel olur (Bakınız Mersin Narlıkuyu). Ama önümüzde cayır cayır yanan mangal olunca dayanamadık attırdık kömürün üstüne.




Salata, hindistancevizi, balık derken çilingir sofrasını kurduk. Buz gibi birer bira olsa çok kral olurdu, ama Endonezya müslüman ülke olduğu için turistik yerlerin dışında alkol satışı çok fazla yokmuş. Hindistan cevizi suyu ile idare ettik.




Lombok’ta yediğimiz en ucuz ama en löp yemek buydu herhalde. 

Kömürde pişmiş kuzu gibi lagosu 10 parmak dalarak götürdük. Lombok’a gelince aklınızda olsun Ikan Bakar View Pantai’ye gidiyoruz, lagosumuzu seçiyoruz, mangalda pişirtip elle dalıyoruz.






19.05.2015      Salı                  Lombok – Kuala Lumpur

Endonezya turumuzun son gününde kendimizi otelin kahvaltı açıkbüfesindeki yöresel lezzetlere vurduk. Hafif baharatlı yemeklerden önce mide özsuyunu yine congee (pirinç peltesi) rahatlattık. Bu sefer soya sosu değil, kurutulmuş sarımsak ve ot kavurma ilave ettim. Tatsız tuzsuz pirinç, bir anda Dana pirzola lezzetine büründü.




Mideyi rahatlattıktan sonra, sıra bağırsakları rahatlatmaya geldi. Buharda pişirilmiş ve hafif baharatla çevrilmiş karnıbahar, fasulye ve havuç ile değişik bir kahvaltıya açıkmısınız gençler?




Kahvaltıdan sonra valizleri toplamadan önce son bir kez daha denize girip Endonezya turunu kapattık. Lombok’daki Living Asia Resort’u, kafa dinlemek isteyenlere kesinlikle tavsiye edebilirim. Hem de fiyatı Bali’deki benzerlerine göre çok çok uygun.




Otelden havalimanına taksi ile 40 dakikada varabilirsiniz. Fiyatını hatırlamıyorum ama çok çok ucuzdu. Öğlen saat 12:15’te kalkan Air Asia ile köyümüze (Malezya’ya) geri döndük.




Endonezyadaki yemekler için “Aman aman şahaneydi” diyemiyeceğim, genelde Malezya’daki yemeklere çok benziyor. Ama ızgara balık açısından sanki bir tık daha iyi durumda. Löplöp turu için Bali’ye gidilmez, ama bakın Lombok olur. Hem fiyatlar Bali’ye göre yarı yarıya hem de Gili Air’deki turist kalabalığı yok. Ama ne yalan söyleyeyim Endonezya diyince insanların insanların aklına Bali gelir ama artık benim aklıma Gili Air geliyor.




Biz Türkler muhafazakarız. Bu dini anlamında bir muhafazakarlık değil, alışkanlıklarımızı, güven alanlarımızı kolay kolay terk edemiyoruz. Her sene aynı güney iline gitmek, benzer tatiller yapmak da aslında muhafazakar düşünce şeklinin ürünü. Bizde ise böyle bir şey yok, birisi bir bilet uzatsa, “Nereye?” diye sormadan alır giderim. Örnek vermek gerekirse,  Malezya’daki müdürüm bir gün odasına çağırıp “Namibya’daki Projeye gitmek ister misin” diye sorunca hayatımız bir anda değişti ve 2.5 sene Afrika’da yaşadık.



Böylece Asya yazılarını bitiriyoruz ve rotamızı Afrika’ya çeviriyoruz.

Sosyal medya hesaplarımız;







1 yorum:

eliza bennet dedi ki...

Lombok'u çok merak ediyordum, beklediğime deydi elinize sağlık.

Şimdi beklentiler Afrika için.

Gittiğimiz ülkeler