26 Haziran 2018 Salı

Seyşeller - Mahe


Malezya’dan Namibya’ya taşınır taşınmaz ilk işim“Afrika’da nereleri gezeriz” araştırmak oldu. Her ne kadar “Cape Town” ve “Viktorya Şelaleleri” listemde ilk iki sırada olsa da, Kenya Havayollarının asla kaçırılmayacak bir promosyonunu yakalayınca Seyşeller’e gitmeye karar verdik, hatta Kenya’nın başkenti Nairobi’de 15 saatlik aktarma yapıp 250 gram da Kenya’yı gördük. Seyşeller’in olayı malum deniz sahil kumsal, o yüzden başkent Mahe’nin olduğu büyük adada sadece 1 gece geçirip, ertesi gün akşamüstü dünyanın en iyi adaları arasında gösterilen La Digue Adasında gittik. Masmavi deniz, bembeyaz kumsallarda hayatımızın en keyifli günlerini geçirdik, karidesin ahtapotun ve balığın hindistan cevizi sütü ve köri ile nasıl pişirildiğini öğrendik.




07.05.2016 Cumartesi           Mahe
Madem Afrika’ya geldik çalışıyoruz, o zaman ucuz uçak bileti nereye bulursak oraya gideriz. Namibya’ya gelen havayollarının sayısı malesef 2 elin parmağını geçmiyor ve ucuz bilet yakalamak pek mümkün değil, çözüm Johannesburg’a geçip oradan uçmak. Kenya Havayolları öyle güzel bir promosyon yapmış ki hayır diyemedik. Johannesburg-Naiobi-Johannesburg bileti 500$ tutuyorken Johannesburg-Nairobi-Mahe-Nairobi-Johannesburg biletini 300USD’ye veriyorlar. Amaç Johannesburg-Mahe hattında direk uçan uçaklardan müşteri kapmak.


Hem giderken hem de dönerken Nairobi’de birer gece kaldık. Seyşeller’den sonra Kenya’ya ayrıca değineceğim. Kenya Havayollarının yemeklerinde pek bir numara yoktu ama buz gibi Tusker bira bizi Seyşellerin havasına sokmaya yetti de arttı bile.


Tusker’i bakalım aranızdan kaç kişi hatırlayacak? İlk Afrika seferimiz olan Tanzanya gezisinde seneler önce bol bol içmiştik. 


Saat 15:20 gibi Mahe’ye vardığımızda sorunsuzca girdik ama dönüş biletimizi, otel rezervasyonlarımızı filan baya sorguladılar. Havalimanındaki Thrifty’den ekonomi sınıf bir araç kiraladım (41€/gün). Viktoria’da biraz dolanıp otelimiz Chez Lorna’ya giriş yaptık. Yaşlı iki Fransız asıllı çiftin sahibi olduğu şirin bir aile işletmesi, içinde mutfağı olan aile odası yaklaşık 100€/gün tutuyor.


Adasının merkezi Viktoria çok da sevimli bir yer değil. Onun yerine akşamüstü Beau Vallon Beach’e gidip püfür püfür esen sahilde turladık. Deniz kenarında listemde de olan kalabalık bir restoran görünce girdik içeri. Aaa bir da baktık ki açık büfeymiş, tam bize göre.


Boat House çok öyle lüks bir restoran değil ama açık büfede 10 çeşit sıcak yemek ve 12 çeşit salata var ayrıca mangal yanıyor ton balığı ve dana eti seçenekleri var. Kimse “Semih Bey abarmayın , neden 4. kez alıyorsunuz” demiyor, tam aksine siz yedikçe mutlu oluyorlar.


Yemeklerin tipi Hint yemeklerine çok benziyor. Sarı ve kırmızı arasındaki turuncunun her tonunu görmek mümkün. Yanlız yemekler Hindistandaki gibi acı değil tam tersine hafif tatlı gibi. Bizde nasıl yemeklere salça atılıyorsa, Seyşeller’de de krema niyetine hindistan cevizi sütü konuyormuş. Ahtapot, balık, karides, tavuk sıradan ne varda hepsinin tadına baktım hepsi de güzeldi. Ahtapotun lezzetini iyice alan yemeğin suyu, hindistan cevizinin verdiği tat ve körinin kokusuyla insani hem baştan hem de yoldan çıkartacak türden.


İkinci turda ahtapot ağırlıklı olmak üzere, en sevdiklerindem tekrar aldım. Hatta bu sefer mangaldan yeni çıkan ton balıklarını görünce mangalcı teyzeyi ihmal etmedim. Zira ilk turda beklemiş balıkları kakalıyorlardı, bilirsiniz mangal başındaki ustayla her zaman yakın temas sağlamak gerekir. Izgara et balık ne olursa olsun sıcak sıcak yakalayınca tadı ayrı bir güzel olur, beklemiş et pek keyif vermez.

Açık büfenin 2 tehlikesi var. Biri “Hazır parasını vermişken verdim, ye yiyebildiğin kadar” diyip karnın doymasına rağmen şuursuzca görmemişler gibi yemek, ikincisi de tatlı büfesi. Aslında ilki çok sorun değil, mideniz sağlamsa ve ertesi gün yediklerinizi yakabilirseniz olay sürdürülebilir hale geliyor. Ama ikincisi çok daha tehlikeli. Nasıl yemeklerin tadına sıradan baktıysan, tatlıların da teker teker hepsinin tadına bakma dürtüsü olşuyor bir anda. Neyse ki kızarmış muz, irmik helvası ve krema ile hafif bir tabak yapıp, çocuklarla birlikte 4 kişi ortak yedik.


Mahe’de bir gecemiz vardı onda da doğru seçim yaptığımız için şanslıyız. Boat House’da yerel lezzetlerin onlarcasının tadına bakabilirsiniz. Birini beğenmeseniz diğerini beğeneceğinize eminim. Hint Okyanusunun ortasında bulunan bu ada ülkesinin Hint, Çin, Fransız mutfağından etkilenen Kreol Mutfağına sağlam bir giriş yapmak için doğru yer. Yetişkinler için fiyat 425SR=30USD.



08.05.2016 Pazar                   La Digue

Mahe’ye gidince sabahtan ne yapılır? İstikamet bembeyaz kumsalların olduğu Beau Vallon plajı! İster denize girersiniz, ister kumsalda çıplak ayakla sabah sporu niyetine koşturursunuz. Sabah kalkınca kahvaltı bile etmeden, tekrar Beau Vallon Plajına gittik. Pırıl pırıl dalgasız bir deniz, tertemiz ve bembeyaz bir kumsal bizi karşıladı. Oysa dün akşam da buradaydık ama gündüz gözüyle daha bir güzel geldi.


Kısa bir deniz faslından sonra toparlanıp otele dönerken, yol kenarında meyva satan amcaya rastladık. Malezya’da yaşarken bu çok normal geliyordu ama Namibya’da böyle yol kenarında meyve satan birileni görmek imkansız. Süpermarkette veya manavda güzel bir meyve bulursan sanşlısın.


Aldık mangoları muzları otele götürdük, kahvaltıya ek olarak vitamin niyetine kestik. Chez Lorna’nın sahibi teyzem saolsun taze meyvesuyu da sıkmış bizim için. Zaten sıcak havada çok öyle jambonlu peynirli omlet yiyecek halimiz yok.


Bu arada teyzenin kendi yaptığı reçellere de değinmek lazım. Biri muz, diğeri papaya reçeli. İkisi de çok güzeldi, bariz bir şekilde fabrikasyon reçellere göre kıvamı lezzeti rengi çok farklıydı. Her ne kadar rengi koyu olduğu için ekranlarınızdan pek güzel görünmese de benden size tavsiye Seyşeller’e yolunuz düşerse bol bol reçel yiyin ve hatta bizim gibi alın dönüşte eve getirin.


Sebze ve meyvenin bol olduğu Asya’da mutfaklar da sofralar da bir o kadar zengin. Sağlık kaynağı meyveler, Asya’nın yemek kültüründe ön planda desem yeridir. Seyşeller bu konuda çok şanslı.


Kahvaltı sonrasında arabamıza atladığımız gibi adayı turlamaya çıktık. Viktoria şehir turunda Revolution Avenue ve Albert Street civarında dolandık, sonra da Sir Selwyn-Clarke Market’te gezindik ama pek bir numara yoktu. Denize girmek için önce Anse Marie-Louise’ye, sonra da Anse Intendance’ye gittik.


Deniz faslından sonra adanın etrafında tam bir tur atıp ne var ne yok görelim dedik. R yerde hindistan cevizi satan birilerini bulabilirsiniz. Bu arada 2 tür hindistan cevizi var. Biri taze olanı yani yeşiller diğeri de olgunlaşmış olanlar yani kahverengiler.


Önden taze olanından kestirdik. İçndeki suyunu içtikten sonra yardırdıktan sonra kulak memesi kıvamındaki meyvesini yiyorsunuz. 


Malezya’da yaşarken en sevdiğimiz ve en ucuz meyvelerden biriydi. Ama dikkat edin soğutulmuş olanını alın. Güneşin altında kalanı, sıcak sıcak pek gitmiyor.


Olgunlaşmış olanın içindeki suyu aslında daha lezzetli her nedense taze olanına göre biraz daha tatlı gibi. Ayrıca içindeki beyaz meyvesi de daha sert oluyor. Kimisi bunu seviyor ama daha az şekerli oluğu için biz genelde tazesini daha çok seviyoruz.


Mahe adası etrafında turlarken sadece deniz kenarında gezmedik. Manzaranın tadını çıkartmak için özellikle dağlara da tırmandık (arabayla). Adanın kuzeyinde 40 km açıktaki Praslin ve La Digue adalarını görebiliyorsunuz. Bu adalara gitmek için iki seçenek var. Ya pırpır uçakla ya da hızlı feribot ile. Biz her ikisini de görelim diye feribotla gidip uçakla döndük.


Kiralık aracımızı feribotun kalkmasına yarım saat kala iskelede teslim ettik, çantalarımızı yüklenip feribota bindik.


16:30’da kalkan teknemiz Praslin adası üzerinden La Digue adasına gidiyor. Toplam yolculuk yaklaşık 1.5 saat sürüyor. Tabii deniz hali biraz uzayabilir. Ama bu yolculuğu keyifli bir hale çevirmek sizin elinizde. Dün Seyşeller’e varışta Duty Free’den aldığımız Bacardi Mojito ile La Digue adasına çakırkeyif vardık.


Yanlız feribot diyip geçmeyin Seyşeller’de restoranlar ve oteller gibi feribot biletleri de çok pahalı. Cat Cocos’un hizmeti tamam hoştu güzeldi ama 1.5 saatlik yolculuk için yetişkin yetişkinleri tek yön 63€, çocukları da (2-11 yaş arası) 33€ öpüyorlar. Ha bu economy class fiyatları yol ben daha çok öpüleyim derseniz Business fiyatları yetişkinler için 84€ çocuklar için de 47€.


Sosyal medya hesaplarımız;








 

2 yorum:

eliza bennet dedi ki...

Oooooooo çok çabuk geldi bu yazı, ellerinize sağlık. Fotoğraflar çok hoş ve esprili :)

Unknown dedi ki...

Harikasınız.Basarilar.

Gittiğimiz ülkeler