Tanzanya – 1.Bölüm

Posted by

İster lise öğrencisi olalım, ister bir bankada müdür, bayramlar hafta içine denk geldiğinde seviniyoruz, çünkü tatil yapmayı seviyoruz. Tatil yapmak, delice bir koşuşturmayı andıran, rutinimize bir süreliğine ara verip nefes almaya benziyor. 2010 yılı kurban bayramı bütün haftayı ücretsiz tatile çevirince, bir yandan dünyanın başka bir yüzünü görmek, bir yandan da Afrika yemeklerini keşfetmek için Tanzanya’ya gittik.

Aslında 9 günlük tatil için Brezilya-Arjantin turu planlamıştık ama THY’nin uçak saatleri pekte uygun olmayınca, haftalarca yaptığımız araştırmalar sonucu en mantıklı rotanın Tanzanya’nın başkenti Darüsselam olduğuna karar verdik. Zaten Sandaletli Seyyah Bora Bilgin’in Zanzibar yazısını okuduktan sonra yıllardır içimde kalmıştı şu Tanzanya işi.

“Evladım, başka gidecek yer mi kalmadı?”, “Tazmanya orası da neresi?”, “Afrika’da ne işiniz var oğlum yamyamlar yer sizi oralarda” gibi tereddüt dolu sorular ve uyarılara kulak asmadan, THY’nin Darüsselam biletlerinin satışa çıktığı 29 Haziran’ın daha ilk dakikalarında millerimiz ile business class biletlerimizi aldık. Oralarda çok fazla bir lüks yaşayamıyacağımız bir gerçek, bari THY’nin 7 saatlik uçuğunu keyfe çevilerim dedik.

Peki neden Tanzanya? Bugüne kadar Afrika hakkında onlarca belgesel izlemiş olmamızın önemi yok çünkü hiç bir şey bizi gerçeğine hazırlayamıyor. Söz konusu yanlızca mis gibi çayır kokusu, göz kamaştırıcı güneş yada vahşi doğa sesleri değil, aynı zamanda sonsuzluk ve onunla beraber gelen özgürlük hissi. Bunların ötesinde bugüne kadar en iyi ihtimalle bir hayvanat bahçesinde, o da demir parmaklıların arkasından görebileceğiniz pek çok hayvana yakın olma duygusu.
 Tanzanya’nın en önemli gelir kaynağı turizm, o da ikiye ayrılıyor.

İlki biraz önce bahsettiğim doğal hayatını yaşayan hayvanların içinde yaşayacağınız ülkenin kuzeyindeki SerengetiArusha ve Ngorongo milli parklarındaki safari turları.

İkincisi ise ülkenin 30 km doğusunda Hint Okyanusu’ndaki bembeyaz inci gibi kumsalları ile ünlü Zanzibar Adası. Delikanlı gibi safariye çıkmanın raconu, yukarıda saydığım kuzeydeki milli parklarda en az 1 haftalık tura çıkmakmış. Ama Zanzibar’ın masmavi denizi ve uçsuz bucaksız kumsalları bizi daha çok cezbettiğinden gönlümüz komple Zanzibar’dan yanaydı. Ama Ufuk’un “Semih’çim oralara kadar gitmişken, iki fil sevelim bari” ricasını kıramayıp Darüsselam’a çok yakın olanMikumi Milli Parkında 3 günlük safari, Zanzibar’da 5 günlük deniz&kumsal turu organize ettim.

Uzun araştırmalar sonucu 6 kişilik grubumuza Mikumi’de 2 gece konaklama, Darüsselam-Mikumi-Darüsselam ulaşımı, 2 günlük safari turu ve Darüsselam-Zanzibar arası feribot için Leopard Tour ile kişi başı 478US$’a anlaştım.

Zanzibar’da ise, 2 gece Stone Town’da konaklama, 3 gece Nungwi’de konaklama, 2 gün ekstra turlar ve ada içi ulaşımlar için Eco & Culture Tours ile kişi başı 310 US$’a anlaştım.
 Son olarak sağlık konusunda bilgi vermek gerekirse, geziye çıkmadan 1 ay önce yaptırdığımız “Sarı Humma Aşısı” var. Havalimanlarındaki veya Karaköy LimanındakiSeyahat Sağlık Genel Müdürlüğü’nün ofislerinde önceden randevu alarak ücretsiz olarak yapılıyor. Ayrıca sıtmaya karşı “Meflokin” tabletlerini de buradan ücretsiz olarak alabiliyorsunuz.

12.11.2010 İstanbul

Sırt çantalarını yüklenip Özenç ve Aşkın babayla birlikte Atatürk havalimanına gittiğimizde, Ankara’dan gelen Ufuk, Arzu ve Emel çoktan lounge’ın birine yerleşmişlerdi. Gece yarısı kalkacak uçağa binmeden önce herkesde büyük bir heyecan var.

Airbus 330-200 model Çanakkale isimli uçak şimdiye kadar bindiğim en büyük uçaktı. Ön taraftaki sultanlara layık koltuklarımıza kurulduk ve Tanzanya programının son detaylarını gözden geçirdik.

Son yıllarda çok başarılı bir şekilde yönetilen THY’nin en sevdiğim özelliği dış hatlar uçuşlarında verdiği yemeklere alternatif olarak, önceden telefon ile özel yemek siparişi verilebilmesi. Bunun için tek yapmanız gereken uçuştan en az 2 gün önce 4440849’u arayıp istediğiniz özel menüyü bildirmek. Ben her zamanki gibi deniz ürünlerini tercih ettim.

Ana yemeklerden önce soğuklar geldi. Salata, peynir tabağı ve zeytinyağlı tabağından oluşan başlangıçlar ile ufak bir altlık yaptık.

Tuzluklar ve zeytinyağı sırf THY’e özel üretilmişti.

Zeytinyağlı tabağı hindi füme, krem peynirlik kabak sarma, antep ezme, patlıcan kızartma ve ince kıyılmış somon füme gibi oldukça zengin bir portföye sahipti. Turkish Do&Co’nun sunduğu yemeklerin başarısı tartışılmazdı. Eh bizim de iştahımızın yerinde olduğunu düşünürseniz, altlık olarak gelen bu tabağın hakkını verdik.

Şaraba eşlik etsin diye verdikleri peynir tabağı biraz zayıf kalmıştı. Oldukça ufak kesinlen 3 parça peynir, lezzet açısından başarılı olsa da, miktar açısından pek de göz doldurmadı.

Ana yemekleri beklerken, şarabın da etkisiyle yolculuğun tadını çıkartmaya başladık.

Yemekte verdikleri levrek, hoştu güzeldi ama ne yalan söyliyeyim, beni biraz hayal kırıklığına uğrattı. Yurt dışı ekonomi sınıfında verdikleri deniz ürünleri menüsünden hiç bir farkı yoktu. Oysa 2009’da Hamburg’dan business uçarken, deniz ürünleri olarak levreğin yanında ayırca ızgara somon ve karideste gelmişti.

Yemeğin sonunda Özenç elbette kahvesini içerken, bir yandan da Baileys’ini yudumladı. Yemeklerin kalitesi ortada, bir de üstüne business class için özel muamele, özel içkiler olunca Afrika seyahatimiz oldukça neşeli ve lezzetli başladı.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir