Amerika’da Bebek – EGE

Posted by

Bizi bilenler bilir, gezmeyi mütemadiyen severiz. Yıl içerisinde 6-7 kez tatile çıkarız, günlük bayramları haftasonu ile birleştirir yakın bir yerlere kaçarız. 3-5 günlük bayramları hiç saymıyorum bile. Dile kolay 4 kıta 39 ülke oldu, her şey hoş güzel ama bunun da bir bedeli var! Çocuk ne zaman yapacaz?

2011 yazında bebeğimizin müjdesini nihayet aldık. Hayatımızı değiştiren bu olay karşısında mutluluktan havalara uçtuk ama bir yandan da tüm seyahat planlarını tekrar gözden geçirdik. Hatta geçen Kasımdaki Gürcistan uçak biletlerimizi yakmak zorunda kaldık.
Çok gezen insanların en büyük sorunu vizedir, yurt dışı çıkış fonu ödemektir, bir de fahiş fiyata satılan pasaport bedelleridir. Kaymaklı kadayıf misali yeşil pasaportumuz da olmadığı için, sırf oğlan bizim çektiklerimizi çekmesin diye doğumu Amerika’da yapıp, Amerikan pasaportu almayı düşündük.

Özenç’in abisi uzun zamandır Amerika’da, annesi babası da geçen sene gittiler. Acaba Amerika’da doğum kaç paradır, nasıl olur diye internette araştırırken Amerikada Bebek sayfasına rastladık. Dr.Ulaş Bozdoğan 1997’de İstanbul Tıp fakultesinden mezun olduktan sonra 2002’de Amerikaya gidip Yale Üniversitesi Tıp fakültesinde çalışmalarına başlamış. Şu anda da Hackensack’te bir muayenehanesi var. Özenç, Semih, Ulaş ve EGE, artık kare tamamlandı.

Şubat başında birlikte New York’a uçup Özenç’in ailesinin yanına bıraktım. Zira hamileliğin 28. haftası gibi Amerika’ya gitmek gerekiyor. THY 28. haftadan sonra doktor raporu istiyor, 36. haftadan itibaren asla hamile yolcu kabul etmiyor. Amerika’daki doktorlar da 29. haftadan sonra pek yeni hasta kabul etmek istemiyorlar. Nisan ortasında yani doğumdan 1 hafta önce tekrar Amerika’ya gittim.

19 Nisan günü sabaha karşı Hackensack Üniversitesi Hastanesine  gidip odamıza yerleştik. Doktorumuz Ulaş Bey sağolsun, ameliyata girmeme izin verdi. Yanlız bir şart var, aynı doktorlar gibi steril kıyafetler, bone ve maske takmam gerekiyormuş.

Önce içeri Özenç’i aldılar hazırlıklara başladılar, ben içeri girdikten sonra operasyon başladı. Doğum epidural sezeryan olarak gerçekleşti. Komple bayılmadığı için ben Özenç’le konuşup ona moral verirken, bir yandan da doğum devam ediyordu. 5. dakikada Ulaş Hocanın “Semih kalk resim çek” demesi ile ayağa kalktım, ve viyaklama sesleri ile Ege’nin ilk fotoğrafları çekildi.

Hemşireler Ege’yi yıkayıp bize gösterdiğinde ise ikimiz birden sevinçten ağlamaya başladık. İkimizinde yüzünde mutlu bir gülücük eşliğinde göz damlaları aktı. Özenç 9 ay karnında taşığı ve henüz ameliyat devam ederken ilk defa gördüğü bebeğe elleri ile tutunarak tüm sevgisini verdi.

Ufaklığın maşallahı var, tam 3730 gram ve 52 cm doğdu. Zaten sırf büyük olduğu için serzeryana döndük, yoksa normal doğum planlamıştık. Hastanede her yerde kablosuz internet olduğu için telefonumla naklen yayın yapıp Özenç’in ailesine ve kendi aileme izlettim. Hem dışarıda bekleyenler hem de Türkiye’dekiler gözyaşlarımıza ortak oldu.
20 dakika sonra ameliyat başarılı bir şekilde bitti ve hep birlikte dışarı çıktık. Çok ilginçtir hemşireler Özenç’e bebeği emzirmek isteyip istemediğini sordular. “Elbette istiyoruz” diyince onlar da doğal olarak mutlu olup doğru kararı verdiğimiz için bizi tebrik ettiler. Meğer emzirmek istemeyen, hazır mama veya formula ile beslemek isteyen anneler de oluyormuş. Hain anne!

Hemşirelerin yardımı ilk emzirme yine gözyaşları eşliğinde geçti. Daha gözlerini bile açamayan küçük löplöpçü bizleri hiç utandırmadı ve hart diye memeye yapıştı. 1 aylık bebek edasıyla ilk öğününü “cok cok” götürdü. Bebek ile anne arasında ilk bağlar bu şekilde kuruldu. Artık yüzler gülmeye başlayınca doktorumuz Ulaş Bey’le bu anı ölümsüzleştirdik.

İşte güncellenen ailemizin yeni resmi budur. Başarılı bir doğum sonrası sevinç, mutluluk ve birilerinin uyku hali.

Hemşireler beni ve bebeği kontrol odasına alıp her ikimizin kollarına birer plastik bileklik taktılar. İsim ve doğum kodu bulunan bilekliler sayesinde benden başka bu bebeği artık hiç kimse hemşirelerden teslim alamıyormuş. 1 saatlik kontrollerden sonra bebeğimiz Özenç’in yattığı odaya getiriliğinde aklanmış paklanmış bir güzel uyuyordu. Başının hemen arkasına “Meme emen oğlan” etiketi yapıştırılmıştı.

Artık küçük löplöpçüye üniformasını giydirme zamanı geldi. Sonradan Löplöpçü olunmaz, “Löplöpçü doğulur”. İşte bizim yeni Löplöpçü(k).

Ufaklığın 3 saatte bir meme emmesi lazımmış. İlk iki gün süt gelmeden önce kolostrum denen ağız sütü geliyormuş. Sütün aksine sarımsı renkte olan bu sıvı bebeğin bağışıklık sistemi için adeta olmazsa olmazmış. Bebek emmeyi öğrenirken kolostrumun bol bol gelmesi için  pompa yardımı ile süt sağılıyor ve bebek uyandığında yeni doğan biberonu ile ağızdan veriliyor.

Yarasın tosunuma. Madem emzirme işini anne yapıyor, biberonla besleme işi de babaya düşüyor. Bir nevi Teknik Destek.

Ufaklık biberonu ağızdan çıkarttıktan sonra 1-2 saniye boyunca emmeye devam ediyor ve karşınıza böyle güzel bir poz çıkıyor.

Çarşambayı perşembeye bağlayan gece saat 02:00 gibi gittiğimiz hastaneden Cumartesi günü akşam saat 23:00 gibi taburcu oluk. Yani toplamda dolu dolu 3 gün kalmış olduk. Gurbet ellerde bize hiç zorluk yaşatmayan Ulaş hocamızla veda pozu.

Hastanede her an hemşireyi çağırıp yardım alma şansınız var ama eve gelince insan kendini biraz çaresiz hissediyor. Hele ki ilk çocuğunuz ise annenizin veya kayınvaldenizin emekleri adeta hayat kurtarıcı. En az kendi öz çocukları gibi bebeğe ilgi göstermesi, yardımınıza koşması büyük şans. Allah her bebeğe annanesini, babannesini ve her iki dedesini görmeyi nasip etsin.

İlk banyo, ilk sokağa çıkma, tırnaklarının törpülenmesi hepsi birer yeni macera gibi. Kitaplardan okuyup, internetten bakıp, evdekilerin de yardımı ile yapılan ilk banyo oldukça zorlu ama bir o kadar da eğlenceli geçti. Oğlumuz EGE suyu çok sevdi, gıkı bile çıkmadı. Ah bir de banyonun bitimine yakın hepimizi sulamasaydı, daha iyi olacaktı.

Fakat ne yalan söyliyyeim memeyi emip, altıda değiştirildikten sonra, bebeğin mışıl mışıl uyuması seyrederken tüm bu zorluklar unutuluyor. Aklınızda sadece onun ne kadar aciz ve size ne kadar ihtiyacı olduğu kalıyor.

Kırkı çıkmadan bebek dışarı çıkartılmaz diye bir saplantınız yoksa, bebeğinizi mutlaka dışarı çıkartın. Temiz hava alsın, yüzü güneş ışığı görsün. Zaten bebek var diye evde pek pencereler açılmaz, bir de evde tıkılıp kalmanın hiç alemi yok.

Amerika’da bebek olayın en avantajlı kısmı, bebeğin Amerikan pasaportu alması. Anne ve baba Amerikalı olmamasına rağmen, bebek Amerika sınırları içerisinde doğarsa bebeğe otomatik olarak Amerikan pasaportu veriliyor.

Prosedür şu şekilde. Önce hastaneden çıkmadan bir gün önce görevliler odanıza gelip doğum sertifikasına (Birth Certificate) başvuru formunu doldurtuyorlar. Hızlandırılmış seçeneğini işaretlemenizi tavsiye ederim. 4-5 gün sonra Özenç’le birlikte Hackensack Department of Health’e gidip doğum sertikasını sorunsuz bir şekilde aldık.

Bir de SSN yani sosyal sigorta numarası var ki bu otomatik olarak siz doğum sertifikasını aldıktan bir gün sonra basılıyor adresinize postalanıyor. Oğlan daha 10 günlüktü, adına mektup geldi baya mutlu olduk.

İlk aşamayı tamamladıktan sonra, sıra ikinci aşama yani pasaportta. Normalde 4-6 haftada pasaport çıkıyor, fakat 2 hafta içerisinde yurt dışına gideceğinizi gösteren bir biletiniz varsa 60 US$ ekstra para ödeyerek hızlandırılmış başvuru yapabiliyorsunuz. Dönüşümüze 14 gün kala oğlanın doğum sertifkası, vesikalık fotoğrafı ve kendi pasaportlarımız ile birlikte New York’daki Pasaport Acentasına gittik. Kısa bir görüşmeden sonra ertesi güne gelip oğlanın pasaportunu almamızı söylediler ve gerçekten bir gün sonra pasaport elimizde.

Çok ilginçtir 1 haftalık bebeğin bile vesikalık fotoğrafını istiyorlar. Fotoğraf 2×2 inch olacak, arka fon beyaz, gözler açık ve kameraya bakacak. Dökümanları toplamak değil de işte bu fotoğrafı çekmek baya zor oldu.

 Türk vatandaşlarının baş belası vize kuyruklarında beklememek ve çocuğunuzun geleceği için iyi bir alternatif hediye etmek için Amerika’da bebek olayını tavsiye ederim. Hackensack Üniversitesi Hastanesini ve Dr.UlaşBozdoğan’ı ise şiddetle tavsiye ederim. 

Ege’den sonra Tuna’nın doğumu da Amerika’da gerçekleşti. Bir sorunuz varsa lütfen önce diğer yazıyı da okuyunuz.

Amerida’da bebek – Tuna

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir