Zimbabve – Victoria Falls

Posted by

2 günlük Zambiya ziyaretinden sonra Viktorya Şelalerine kadar gelmişken adettendir suyu hem bir o taraftan hemde bu taraftan görmek gerekir. Her ne kadar Devil’s Pool gibi çok önemli bir aksiyon Zambiya tarafında olsa da, Zimbabve tarafında suyun gümbür gümbür akanmanzarası güzel. Zambiya tarafında suyun %30’u görünürken, Zimbabve’den şelalenin %70’ı görünüyormuş. Zaten şunun şurasında gideceğimiz 10 km yol, aldık kapıda vizemizi Zimbabve tarafına geçtik.

24.09.2016 Victoria Falls

Zimbabve vizesi TC vatandaşlarına yine kapıda veriliyor. Tek giriş 30USD. Zambiya’da çocuklara vize parası vermemiştik ama burada ücrete tabii. Bir zamanlar Zambiya’ya gelip de Zimbabve vizesi alamayanlar çok olmuş, biz hiç sorunsuz hemen kapıda aldık. Halbuki şimdi Kazangula vizesi diye bir şey çıkmış, tek vize ile hem Zimbabve hem de Zambia’ya girebiliyormuşsunuz.

Zimbabve tarafına geçmek öyle 5 dakikada olmadı. 4kişinin pasaport bilgileri, arabanın evrakları, muayenesi, egsozu, rüşvetiderken yine en az 1.5 saat zaman geçirdik. Ülkeye adımımızı basar basmaz dakendimizi Lookout Cafe’ye attık. Yemekleri çok öyle ahım şahım kaçırılmaması gereken bir lezzete sahipdeğil ama hakkını yemeyelim manzarasını kaçırmamanız lazım. 2 ülkeyi ayıran köprü manzaralı yerel Zambezi birası o kadar hengameden sonra ilaç gibi geliyor.

Zimbabve tarafında tüm turistik organizasyonları yapan Shearwater grubuna bağlı bir mekan. Eli yüzü düzgün bir restoran bulmuşken çocuklar için Spagetti Bolonez veya Fish Finger gibi sevebilecekleri yemek siparişi verebilirsiniz.

Biranın yanına en güzel ne gider? Varsa kalamar yoksa patates kızartması. Zaten çocukların en sevdiği şey patates kızartması oluncabizim kıymalı makarna yalan oldu. En azından bari Fish Finger söyleyelim dedik zira Namibya’da en çok özlediğimiz şeylerden biri balık. Gerçek balıktan yapılmış olsa da nehir balığı olduğunu tahmin etmek pek de zor değil.

Bu kadar turistik bir yerde olmamıza rağmen fiyatlar çokucuz. Örneğin bira 2$, Fish Fingers 6$. Yanlız 6$ başta fazla gibi gelebilirama şöyle hesaplamak lazımş: Yemeği maliyeti 3$, kar payı 1$, manzara payı 2$. İngilizlerher gittiği yerde olduğu gibi balığı galeta ununa veya normal unlu biralı bulamaca bulayıp derin yağda kızartmak suretiyle yapılan Fish&Chips kültürünü buraya da getirmişler.

Lookout Cafe sadece manzarası ile değil bahçesiyle de gönlümüzü aldı. Özellikle küçük çocukla giden aileler için tavsiyemdir. Ufaklıkları bir salıyorsun, uzaktan göz ucuyla takip ederek bir saat kafanız rahat.

Zimbabve tarafında da aynı Zambiya’da yaptığımız gibi “Sunsetcruise” yani günbatımı tekne turu yaptık. Shearwater’dan aldığımız içinorganizasyon biraz daha derli toplu. Tekneye binerken öyle kuru kuru değil Zimbabve halk dansları eşliğinde bindik.

Arkadaşları öyle sanatçı filan sanmayın biz gemiye bindikten sonra onlar da bindiler üstlerini değiştirdiler hoooop bir baktık kimisi garsonluk yaptı kimisi barmenlik.

Zambiya tarafından tecrübeliyiz birazdan filler çıkacak, hipopotamlar çıkacak diye çocukları oyalıyoruz bir de baktık şansımıza timsah çıktı. Çocuklar zevkten çıldırdılar. Bir yandan sevinç bir yandan korku her şey birbirine girdi. Bağrış çağrış eşliğinde bol bol timsah fotoğrafı çektik. Bizim Namibya’da yaşadığımız yer pek sulak olmadığı için Afrika’ya geldiğimizden beri ilk defa timsah görüyoruz.

Kalktıktan 15-20 dakika sonra nihayet ikram faslına geçildi. Yemeklerde pek bir numara yok en çok fıstıkları sevdik. Buz gibi soğuk Zambezi birası ile birlikte mis gibi gitti.

Zambezi nehri diyip geçmeyin maşallahı var. Bizim Fırat veya Dicle nehirlerinen bile büyük. Bizle beraber her gün benzer turu yapan bir sürü tekne var, geçişirken herkez birbirine el sallıyor. Hatta “İlerida sağda kocaman bir timsah var” şeklinde el kol hareketleri yapılıyor.

Ama siz siz olun bizim gibi en meşhur firma olan Searwaterile tekne turuna çıkmayın, ada vapuru gibi aşşırı kalabalıktı. Zambiya’daki Taonga’nın tekne turunu mumla aradık. Orada teknede toplam 10 kişi varken burada en az 80 kişi vardı.

Gerçi Afrikadasın tekne turu yapıyorsun daha bir gün öncefilleri, hipopotamları 5 metre dibine girip görmüşsün çok da fazla bir beklentimiz kalmamıştı. 2 kadeh pembe şarap ile kıvama geldik Zambezi nehrinin üzerinde güneşi batırmanın keyfi ayrı bir güzel.

Akşam yemeğine düzgün bir restorana gidelim de çocuklarında güzelce karnı doysun diye Palm Restaurant’a gittik. Resim kalitesi için kusura bakmayın ama görüldüğü üzere çocuklara Spagetti Bolognese yani kıymalı makarna söyledik. İkisi de amuduyla götürdü. Çocuklu ailelere önerimdir hiç şaşmaz yurt dışında hem çocukların severek yediği hem de besleyici yemektir Spagetti Bolognese.

Biz ise kendimize deniz ürünleri makarnası söyledik. Hoştu güzeldi aslında gerçekten çok güzeldi ama şimdi şu satırları yazarken düşünüyorum da denizden kilometrelerce uzağız arkadaş. Kim bilir o karidesler nereden çıktı, nerelerde bekledi,ne zaman nasıl pişti de tabağıma geldi.

Genel olarak Palm Restauranttaki yemek kalitesi Zambiya’da 2 gün boyunca yediğimiz yerlerden ve hatta Namibya’nın başkenti Windhoek’da yediğimiz bir çok yerden çok çok daha iyiydi. Zimbabve’de para birimi olarak US dolares kullanıldığı için Zambiya’ya göre biraz daha pahalı olduğunu söylememe gerek yok sanırım.

Zimbabve’de bir gece Pamusha Lodge’da konakladık. Çok şehir merkezinde değil sessiz sakin nezih bir mahallede. Altımızda araba olduğu için sorun olmadı. Otel çok lüks değil de bir aile işletmesi gibiydi. Gayet memnun kaldık.

25.09.2016 Victoria Falls – Chobe

Otellerde kahvaltı almayı pek sevmem. Eskiden kahvaltı olmayan ucuz otelleri seçip, yerel halk nerede kahvaltı yapıyorsa biz de orada yerdik. Ama çocuklar olduktan sonra en azından kahvaltıyı otelde yapmaya başladık. Yoksa ben istemezmiyim güne zürafadan yapılmış kelle paça ile başlamak.

Ben peynirli omlet söyledim. Özenç ise sacda domatesli yumurta sipariş verdi. Daha önce yumurtayı bu şekilde çırpıp sacın üzerindepişirildiğine şahit olmamıştım. Tavada pişirmeye göre biraz daha rahat. Ama lezzet açısından bir olayı var mı? Sanmam.

Benim peynirli omlet gele gele çırpılmış yumurta (Scrambled Egg) şeklinde geldi. Bildiğin yumurta işte pek bir özelliği yoktu amma velakin ekmekler çok çok iyiydi. Sordum kendileri mutfakta yapıyorlarmış. Malezya’da 5 çayı ile birlikte yediğimiz scones denenkurabiyelere benzettim. Taze ve sıcak ekmek mutluluktur, güne başlarken yaşama sevincini artırır.

Pamusha Lodge son derece basit olması, gerektiği kadar özelliklere sahip temiz bir otel. Havuzunu kullanmaya pek fırsatımız olmadı ama çocuklar bol bol bahçesinde koşuşturdular.

Kahvaltıdan sonra saat 10:00’da Shearwater ile Victoria Falls turu yaptık. Alttaki resimde gördüğünüz köprünün sağ tarafı Zambiya soltarafı da Zimbabve. Tabii bizim Zimbabve’li rehber elbette Zimbabve’den şelalenin çok daha iyi göründüğü Zambiya’dan çok çok az bir yerin göründüğünü iyiki bu tarafa geldiğimizi gururla söyledi.

Zimbabve tarafında şelalelere bakmak için milli parkagiriş 30USD. Bizim Namibya’da oturum iznimiz olduğu için 20USD ödedik, çocuklara ise beleş. Hakikaten adamın dediği kadar varmış bu taraftan şelale baya güzel görünüyor.

Eylül ayı kuru sezon olduğu için bu suyun az akan hali. Ocak ayında çok daha fazla su oluyormuş ama o zaman bu kadar yaklaşıp fotoğraf çekmek mümkün değilmiş. Mutlaka yağmurluk giymek gerekiyormuş. O da elbette ayrı bir fantazi.

Rehberimiz tabii sadece akan şelaleyi göstermiyor bir yandan da şelalenin nasıl keşfedildiğini, David Livingstone abimizin yaptığı misyonerlik ve keşifilerini filan anlattı. Ama bunlar kültür sanat işleri olduğu için benim bir kulağımdan girdi bir kulağımdan çıktı.

Her ne kadar öyle gümbür gümbür akmasa da şunu açıklığa kavuşturmak gerekir şelale çok geniş bir alandan dökülüyor. Örneğin bu resimde görülen ve Düden şelalesine benzeyen su şelalenin sadece çok küçük bir kısmı. Bunun gibi yanyana onlarca şelale var. Islak sezonda bunların hepsi birleşiyor ve ortaya devasa bir görüntü çıkıyormuş.

Parkın girişinden sonra ağaçlıklı bir yoldan parkın içinde yürüdük. Parkta 8-10 tane seyir noktası var. Her birinden faklı birmanzara ile karşılaşıyorsunuz. Bizim çocuklar biraz ufak olduğu için (2.5 ve 5.5 yaşındaları o zaman) biraz yürüdükten sonra “Kucaaak” demeye başladılar. Rehber arkadaşa cüzzi bir bahşiş vererek bu ufak sorunu da çözdük.

Örneğin bu izleme noktası en önemli yerlerden biri. Zira tam karşıda dün Zambiya tarafında benim de girdiğim Devils Pool var. Dikkatli bakanlar tam ortadaki amcaları görecektir.

Göremeyenler için şöyle bir güzellik yapalım. Şimdi bir üstteki resme tekrar bakın lütfen. Zimbabve tarafından bakınca dün yaptığım işin ciddiyeti biraz daha iyi anlaşılıyor.

Yerel dilde Mosi-oa-Tunya, İngilizce Victoria Falls ve Türkçe adıyla Viktorya Şelalerini 3 günde bitirmiş olduk. 15 senelik Baraj ve Hidroelektrik Santrali tecrübesine sahip bir Makina Mühendisi olarak ben şelaleden çok etkilendim. Ha bir daha aynı yere tekrar gidermiyim? Sanmam. Dünya turu yapıp da sonra bu gezme işini çok sevdiği için mesleği haline getirip, parayla tur götüren arkadaşlar gibi olmaz isem çok büyük bir ihtimalle bir daha oralara yolum düşmez. Ama her ne kadar turistik bir yer olsa da asla verdiğim o kadar paraya ve harcadığım zamana pişman değilim. Hatta 3 sene boyunca Afrika’da o kadar yer gezdik halen de aklımda kalan en keyif aldığımız yer yer buralardı. Mutlaka bir kere gidip görmek lazım.

Araba kullananları uyarayım Zimbabve’de hem şehir içinde hem de ana yollarda çok polis var. Her an ceza yiyebilirsiniz. Dur işaretindesadece 1 salise durmamı soteye yatmış polis beğenmeyince 20$ kaçtı bana. Kırmızıışığın olmadığı kavşaklarda “Dur İşareti” var. Yol boş da olsa önünüzdeki adamdurup geçse de siz mutlaka teker dönmeyecek şekilde en az 1 saniye durup beklemeniz gerekiyor. Yoksa öpüyorlar. Zimbabve öpücüğü 20$.

2 gece Zambiya tarafı, 1 gece Zimbabve tarafı derkenartık istikamet Botsvana. Gelsin filler gitsin hipopotamlar. Madem cezayı dayedik yolda bir şeyler atıştırmak için market alış verişi yaparken kendimize deyolluk bir şeyler aldık ve Kasane’ye doğru yola çıktık.

Bu rotadan giden herkesin internette yazdığı gibi sınıra 5 km kala “İlla bir eksik bulurlar” denilen resmi üniformalı polis durdurdu. Sırf bu ülkede arabada bulundurmak zorunlu olduğu için 1 adet yangın söndürücü ve 2 tane reflektörlü yelek bulundurmama rağmen adam uğraştı edindi, farları yaktırdı ve en sonunda arka plakanın lambası yanmıyor diye 20$ ceza kesmek istedi. Nasıl bir his geldiyse “Ben Namibya’da avukat olarak çalışıyorum ülke kanunlarınıza göre gündüzleri farları yakmak zorunlu değil o yüzden bu saatte bana arka plakanın lambası yaznmıyor diye ceza kesemezsiniz” diyip “Abi çocuklar uyuyor içeride uğraştırma beni şimdi” diye 10$’a bağladım. Siz siz olun torpido gözünde bol bol gıçır 5$’lık banknot bulundurun.

Botsvana yazısı azzzzz sonraaaaaaaaaaaaaa

3 comments

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir