Botsvana – Elephant Sands

Posted by

Botsvana’ya gitmeden önce Namibya’da birlikte çalıştığım Güney Afrikalı arkadaşımın “Kesinlikle en az 1 gece kalmalısın” tavsiyesi ile Kasane’den Okavango Delta’ya geçerken 1 gece Elephant Sand Camping’de kaldık. Ahşap bir platformun üzerine kurulmuş bildiğin gecenin bir vakti çadırda uyurken ağır ağır ilerleyen fillerin ayak sesleri ile irkilerek uyandık. Kampın ortasına gelip su içen vahşi filleri çocuklarla beraber seyrettik. Sanırım tüm Zambiya – Botsvana – Zimbabve turumuzun en ucuz ama en eğlenceli iki gününü burada geçirdik.

27.09.2016 Elephant Sands

Kasane’de sabahtan alışverişimizi yaptıktan sonra önce arabanın deposunu doldurup banka kartımın izin izin verdiği kadar bol bol para çektim. Malum bu sefer medeniyetten uzakta bir yerde çadır kampında kalacağız. Değil kredi kartının geçmesi belli bir saatten sonra elektriğin bile olmadığı bir yerde kalacağız. Çoluk çocukla nasıl olur diye düşünmeyin emin olun onlar doğada sizden daha çok eğleniyorlar.

Botsvana’nın en büyük gelirlerinden biri turizm ve adamlar doğal hayatı ellerinden geldiğince koruyorlar. Yollarda ilginç bir şekilde 50-100 kilometre aralıklarla hijyen kontrol noktaları var. Hem arabanın tekerlerini ilaçlı su dolu havuzdan geçirmeniz gerekiyor hem de arabadan inip herkes ayakkabılarını bu ilaçlı suyun olduğu paspasa sokuyor. Yüzme havuzuna girmeden önce ayakları ilaçlı suya koyar gibi bol bol dezenfekte olduk.

Yolda giderken sık sık fillerle karşılaşmak garanti. Daha önce sirkte, hayvanat bahçesinde ve Tanzanyadaki safaride filan fil görmüşlüğümüz var ama bildiğin karayolunda arabayla giderken yol kenarında fil görmek ilk defa nasip oldu. Arabayı durdurunca fil kardeş önce size bir bakıyor. Herhangi bir tehlike arz etmediğimize kanaat getirince yemek yemeğe kaldığı yerden devam ediyor. Biz de güvenini kazandıktan sonra hemen motoru durdurup hem fili izledik hem de sesini dinledik.

Elephant Sands 20 tane çadırı olan bir kamping. 14 tanesinin içinde tuvaleti, banyosu filan var. 6 tanesi ise birdiğin çadır. Biz çocuklar olduğu için family tent aldık gecelik 890P. Çadır dediysem içinde yatağı yorganı duşu havlusu olan lüküs çadır. Terasda dururken yanınızdan her an fil geçmesi garanti.

Amcalar kampın ortasına bir su kuyusu açmışlar doğal ortamdaki filler gelip lıkır lıkır su içiyorlar. Siz ise hemen kuyunun 20 metre yanındaki restoranın olduğu yerden filleri seyredebilirsiniz.

Hatta burada havuz bile var. İster biranı iç ister havuza gir ister kitap oku. Filler lambur lumbur gelip kapın ortasındaki kuyudan suyunu içiyor, tepişiyorlar, gidiyorlar.

Maalesef Botsvana yemek konusunda çok öyle muhteşem bir mutfağa sahip değil! Namibya’dan hallice. Nasıl Bodrum’da, Antalya’da yaz günü en kral öğlen yemeği patates kızartması ve bira ise aynı kural Botsvana’da da geçerli. Yerel biraları pek kuvvetli olmadığı için bizim Namibya’nın Windhoek birası bu bölgedeki en çok tüketilen bira. Almanlar sağolsun Namibyalılara bira yapmasını iyi öğretmişler.

Peki nasıl oluyor da filler platforma yaklaşamıyor diye sorarsanız cevap bu resimde. Platformun etrafında betondan yapılmış sivri ufak kalıplar var. Filler bu sivri kalıplara basamadıkları için platforma 2 metreden fazla yanaşamıyorlar.

Onlarca fili oturup seyretmek gerçekten çok ilginç. Biz zaten iki biradan sonra mest durumdayız ama çocuklar ayık kafayla çıldırdılar. Fillere nazır aile fotoğrafımızı da şuraya bırakalım.

Filleri bazıları yaşlı bazıları bebek. Hepsi sessiz sakin gelip suyunu içip gidiyor. Ama arada birbirlerine sataşma olmuyor değil. Durup dururken arkadan ittirmeler, birbirlerine bağırmalar, su fışkırtmalar oluyor. Tam tiyatro izler gibi oturup bütün gün izleyebilirsiniz. Bir daha gelirsem kessin 1 kilo ayçekirdeğimi kapar gelirim.

Yalnız bazı anlar var ki işte o zaman kendinizi tedirgin hisedebiliyorsunuz. Fillerle gözgöze geldiğiniz anlar! Kimbilir aklından ne geçiyordur. Eşit şartlarda yaşamadığınızı o da biliyor siz de biliyorsunuz. Aynı şartlarda olsak acaba bana ne yapardı bu arkadaş?

Tesadüfen biz gittiğimizde Botsvana’nın kurtuluşunun 50. yılına denk gelmişiz. Her yerde bayraklar vardı. Bizim çocuklar da bayrakları kaptığı gibi kıvama geldiler. Botsvana’nın daaaağlarında çiçekler açaaaaar.

Bütün gün fillere baktık, havuza girdik, yemek yedik, bira içtik, kitap okuduk (Özenç okudu) internet olmadığı için doya doya aile saadeti yaşadık. Gün batımına doğru güneş bizim çadırları daha bir güzel gösterdi. Bir yandan hayran hayran fillere baktık bir yandan da yemek öncesi Amarulla likörlerimizi yuvarladık.

Filler garip hayvanlar. Suratlarına bakınca bir yaşlanmışlık gözünüze çarpıyor. Derileri buruş buruş olmuş. Gidip sevesin geliyor şu hayvanları ama kesinlikle yasak. Neticede Tayland’da turist gezdiren işkence ile evcilleştirilmiş fillerden değil bunlar. Kampın ortasındaki su kuyusuna gelip gidiyorlar o kadar.

Tabii yine de hayvanatlar işi biliyorlar. Her ne kadar koruma amaçlı evlerin önündeki sivri kalıpların arkasında dursalar da kamp çalışanları ile oldukça sıkı fıkılar. Kuyuda su olduğunu bilmesine rağmen çalışanların yanına gelip su istemesi çalışanları musluğu açıp hortumla file su vermesi anlatılmaz yaşanır cinsten bir tecrübeydi.

Artık yemek varki. Odamıza pardon çadırımıza gidip duş almamız kıyafetleri değiştirmemiz lazım. Ama o da ne tam bizim çadırın yanında ufak bir misafir var. Millet kampta akrepten yılandan korkar biz filden korkuyoruz. Aderenaline gel.

Fiyatlara konaklama, sabah kahvaltısı ve açık büfe akşam yemeği dahil. Zaten gecenin bu karanlığında gibip başka bir yerde yemek yeme şansınız yok. En az 20-30 km gitmeniz lazım ama gece karanlık bastırdıktan sonra Afrika’nın güneyinde araba kullanmanızı hiç tavsiye etmem.

Açık büfe dediysem aslında çok da fazla bir seçenek yok. Soldan sağa patates kızarması, pop ve domates sosu. Şu sağdaki beyaz pop hakkında biraz bilgi vereyim. Kendisi bizim mıhlamaya benzer mısır unu ve su ile yapılan Afrika’nın Güneyinde ekmek niyetine yemeğin yanında verilen bir tür yancı. Ama içinde ne tereyağı var ne de peynir var. Bildiğin mısır unu ve sudan ibaret olduğu için lezzet için değil daha çok karnını doyurmak için. Biraz lezzet versin diye üzerine domates sosu ekleniyor.

Afrika’da mangalda et dedin mi illaki yanında Roosterkoek gelir yani mangalda pişen küçük ekmekler. Hamurlar top gibi hazırlanıp mangala atılmadan önce üzerine biraz bastırılıyor. Sonra mangalda kuzu pirzola pişirir gibi ekmek pişiriliyor. Hele bir de sıcak sıcak denk gelirseniz illaki içine tereyağı sürülüyor. Zaten tereyağını sıcak roosterkoekün içine sürünce ete bile gerek kalmıyor löplöp yersin.

Efendim ekmek dedik pop dedik (sol üstte) gelelim sadete! Bu akşam menüde steak var. Ama dana mı antilop mu belli değil. Ne çıkarsa bahtınıza. Şaka şaka elbette şansınıza kudu, springbok gibi antilop çıkma şansı var ama bizim şansımıza bugün dana pirzola var. Bildiğin kemikli dana pirzola ile şahane bir gece geçirdim. Tabii açık büfede bir kural var. Mal gibi herkesle sıraya girip pişirilip küvete konmuş etlerden almayacaksınız. Mangalın başına gidip ustayla iki laf edeceksiniz sonra ızgarasının üstündeki gözünüze kestirdiğiniz parçayı isteyip sıcak sıcak yeni pişmiş etinizi alacaksınız. Bu da benden size abi tavsiyesi olsun.

28.09.2016 Elephant Sands – Okavango Delta

Gecemiz gayet güzel geçti. Her ne kadar arada çadırımızın yanından geçip giden fillerin ayak seslerini duysak ta akşam gayet rahat uyuduk. Sabah kalktığımızda manzaramız buydu. Sabah normalde yataktan kalkmayan oülanlar bizde önce kalkıp terasta filleri seyretmeye çıkmışlardı bile. Bizim filler yine kuyuya gelmiş cok cok sularını içiyor erken kalkan misafirler de platforma gitmiş filleri izliyorlar.

Sabah kahvaltısında gittik baktık yine çok fazla bir alternatif yok. Dün akşamki etten dolayı biraz yüksek bir beklendi vardı ama sacda pişirilen yumurta ve domates ile kendimizi avuttuk.

Ha bak hakkını yemeyelim yumurtanın üzerine çedar peyniri koymuşlar. Tuzu karabiberi basınca gayet güzel oluyor. Altına da güzelce ısıtılmış bir dilim tost ekmeği üstüne de tereyağı  al sana Afrika’nın bağrına bulabileceğin az ama öz kahvaltı.

Botsvana turu yapacakları baştan uyarayım oteller aşırı pahalı olabiliyor. Önceden araştırıp rezervasyon yapmakta fayda var. Hatta bazıları ödemeyi bile önden istiyor. Bana sorarsanız mutlaka Elephant Sands’i listenize alın. Hem ortalama maliyetleri düşürürsünüz hem de fillere doyarsınız. Biz teee Namibya’dan kendi arabamız ile geldiğimiz için ulaşım masrafımız da pek olmadı.

İstikamet Maun! Kısmetse 2 gün Okavango Deltasını gezeceğiz.

Azzzz sonraaaa

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir