Hakkımızda

Gezmek ve yemek bizim için bir yaşam biçimidir. Zorlu bir haftadan sonra bir çok kişi 2 gün evde yatıp dinlenmek ister ama bizde öyle değil! Cuma akşamından bir yerlere kaçıp 2 gün yeni yerler, yeni lezzetler keşfetmek bizim için vazgeçilmez bir hobi. Çocuklar doğmadan önce İstanbul’da yaşarken yurt içi yurt dışı farketmez, her haftasonumuz böyle geçti. Ucuz uçak bileti bulduk mu bir haftasonu Tel Aviv’de yahudi yemekleri, diğer haftasonu Samsun’da kalkan, sonraki haftasonu da Köyceğiz’e mavi yengeç yemeye giderdik. Biz yemeğe düşkün gezginler için uçağın nereye gittiği önemli değil, biletin fiyatı önemlidir. İki tane de küçük löplöpçü var, Ege 2012 Tuna ise 2014’te aramıza katıldı. Biri brokkoli, karnabahar sever,  diğeri ise “Baba Et eeetttt” diye kuzu pirzolayı çekiştirir.

2006 yılında yurt dışından bir teklif gelince de içimizdeki o gezme tutkusunu kökten çözüp Kazakistan’a taşındık “At eti ile yapılan Beşparmak” diye bir yemek ile tanıştık. Yurt dışına bir kere kapağı atınca gerisi çorap söküğü gibi geliyor. Orta Asya’dan sonra rotamızı Uzakdoğu Asya’ya çevirip 2 sene Malezya’da karidesleri götürdük. Proje bitimine doğru çalıştığım şirket bu sefer Namibya dedi ve bize iki çocuk ile Afrika yolları göründü. 3 sene de Namibya’da zebra, antilop ne varsa sildik süpürdük. An itibariyle bizimiz Avustralya’da birimiz Amerika’da “Acaba ileride nerede yaşamak daha iyi olur” testi yapıyoruz. Aslında pek de farketmez gideceğimiz ülkelerde -etler yumuşak, biralar soğuk- olsun yeter. Heheh şaka bir yana, eğitim ve sağlık sistemi düzgün olsun yeter diyoruz.

-Urfa’ya gidecez ne yiyelim?
-Afrika’da safari için nerede kalalım?
-Hem vizesiz olsun hem yakın olsun ama neresi olsun?

Buna benzer yüzlerce soru gelmeye başlayınca, teker teker cevap vermek yerine bizzat yaptığımız seyahatlerimizi blogda yazmaya karar verdik. 14 Aralık 2007 yılından beri aktif olarak %70 yemek %30 seyahat üzerine yazıyoruz, yaşadığımız tecrübeleri paylaşıyoruz. Şimdiye kadar 4 kıta 64 ülke oldu. Yurt içi veya yurtdışı seyahatlerinizde nerede ne yenir diye merak ediyorsanız bizi takip edin.

Son olarak konuyu şöyle bağlamak istiyorum. Başka bir ülkede farklı insanlarla birlikte yaşamak, size yeni kültürleri tanıma fırsatı veriyor. Bu bir yemek olur, alışkanlık olur, gelenek olabilir. Sizin kendi ülkenizde ayıp olan şey başka bir ülkede çok normal olabilir. Böylece vizyonunuz ve hoşgörünüz artar, ön yargılarınız azalır. Bence çok gezen kişi, kendisine benzemeyenleri de oldukları gibi kabul eder, farklı yaşamlara saygı göstermeyi öğrenir, kendisiyle ve başkalarıyla barışık, meraklı olur. Tabii bütün bu tecrübeleri kendine saklamak olmaz, bilgi paylaştıkça güzeldir. O yüzden aktif olarak 10 senedir amme hizmeti yapıp sizler için bu blogda yaptığımız seyahatleri, yediğimiz yemekleri yazıyoruz. Zebra yahni, timsah sote, kanguru çevirme gibi değişik lezzetlere devam, ama çok dürüst olacağım! Hepsini toplasanız bir kuzu pirzola etmez.

Özenç & Semih